1. YAZARLAR

  2. Didem KÖSEOĞLU

  3. Ya ölmeselerdi
Didem KÖSEOĞLU

Didem KÖSEOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Ya ölmeselerdi

A+A-

Tüm dünya için önem arz eden 25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü çeşitli etkinliklerle geride bıraktık.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; şiddetin cinsiyeti, yaş aralığı ya da hayvanı-insanı olmaz.

Benim için bir ağacın dallarını bilinçsizce koparmak da şiddettir.

Sırf canı öyle istiyor diye kedi tekmeleyenin yaptığı da şiddettir.

Neye ya da kime uygulanırsa uygulansın şiddetin tek bir ortak özeliği vardır; o da uygulayanın insan olmasıdır.

Bunun dışındaki her şey laf-ü güzaftır.

Lakin tüm dünyada daha yaygın olması nedeniyle, ister istemez şiddet gerçeğini en çok kadınla bütünleştiriyoruz. 

***

O kadar aşinayız ki kadına şiddete, kadın ölümlerine.

Artık çoğunun adını da sayısını da unuttuk.

O kadar çok sembolik ismimiz var ki isimlerini telaffuz ederken insanlığımızdan utanır olduk.

Oysa ki her kadının acı çekmemeye, istismar edilmemeye ya da çocuk yaşta evlendirilmemeye hakkı vardı.

Oysa ki her kadının hikayesi mutlu sonla bitmeyi hak ediyordu.

İşte bu 25 Kasım da İzmit Belediyesi tüm Türkiye’ye bu gerçeği gösterdi.

“Evet, kadınlarımız öldü, peki ya ölmeselerdi” dedi.

Bir düşünsenize hayatları kim bilir nasıl olurdu. 

“Ve sonra Emine, kızını okula uğurlayıp keyifle kahvesini yudumladı.

Ve sonra Özgecan, kepini fırlatıp gururla diplomasını havaya kaldırdı.

Ve sonra Şule, bir papatya koparıp baharın kokusunu içine çekti.”

Yaşananlar bu cümlelerdeki gibi olsaydı, nasıl olurdu.

Kadına yönelik şiddet ve ölümler hiç bu kadar doğru ve gerçekçi anlatılmamıştı.

Böylesi bir farkındalığın içerisinde yer alan billboardları asanından tutun da tasarlayan kişine varana kadar bilhassa da öncülük eden İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’e kısaca herkese çok teşekkür ederim.

Gazeteciler olarak hiçbir kadının hikayesinin sonuna BİTTİ yazmak istemiyoruz, bilakis her defasında yeni paragraflar açmak istiyoruz.  

Ve bir de tıpkı İzmit Belediyesi gibi “Mutlu sonlar sadece kitaplarda kalmasın diye” çalışanların sayısının çoğalmasını diliyoruz.

 

Ceviz kurdu olmak!

Geçen günlerde, nerede okuduğumu bilmiyorum önüme bir hikaye çıktı.

Nedendir bilinmez, çok etkilendim.

Yapı gereği biraz hırslı biri ya da fevri bir yapıya sahip olmamdan mıdır bilmem, bu hikayeyi kendime kıssadan hisse yaptım.

Öyle nasihat dolu bir hikaye ki alacağınız çoğu kararlar öncesi yol gösterici olabilir.

Uzun lafın kısası, gelelim biz hikayemize…

Hikayenin kahramanları, bir ceviz bir de kurt.

Ceviz kurdu, gireceği kadar bir delik açarak ceviz daha tazeykıen içine girer.

Sonra başlar, afiyetle onu yemeye.

Buraya kadar her şey normaldir.

Lakin yedikçe kurt şişmanlar, yedikçe büyür.

Yeterince karnını ve gözünü doyurduktan sonra ceviz kurdu gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz.

Başta açtığı delik ona dar gelir.

Daha da kötü olanı; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, o deliği genişletmek kurt için artık imkansızdır.

Kurtçuk oturup bakar, delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır: Zayıflamayı beklemek.

Aç kaldıkça zayıflar, güçsüzleşir.

Sonrasında da eski cılız haline döner.

Ve bir gün o delikten çıkar.

Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile içsiz bir ceviz kalmıştır.

İş işten geçmiştir.

Verilen mücadele de, duyulan mutluluk da hepsi yok olmuştur.

Ne diyeyim; umarım bu hikaye sizleri de en az benim kadar etkiler, sizin de kulağınıza küpe olur.

 

Haftanın Mottosu

Kalbinde sevgiyi koru. Onsuz bir hayat çiçekler öldüğü zaman güneşsiz bir bahçe gibidir.

(Voltaire)

Bu yazı toplam 1777 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.