1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. "Yalan söyleyen tarih utansın"
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

"Yalan söyleyen tarih utansın"

A+A-

Makalemizin başlığına koyduğumuz bu cümle, rahmetli Mustafa Müftüoğlu’nun kaleme aldığı dokuz ciltlik eserinin adıdır. Rahmetli yazar eserin birinci cildin önsözünde şunları yazıyor.

“ Esefle kaydetmek mecburiyetindeyiz ki, bugün tarih adına yazılanların –pek azı hariç-- gerçek tarihle alakası olmayan bu neşriyatlardır.  Tarihi, günlük politikaların oyuncağı haline getirip, ikbal sahiplerinin arzuları istikametinde yazmayı ve söylemeyi adet edinen sözde tarihçilerce yapılmış ve ortaya atılan o yalan laflar, yıllar boyu mektep sıralarından, gazete ve mecmua sütunlarına kadar, her yerde o kadar tekrarlamış ki, bugün o yalan lafların gürültüsünden gerçek tarihin sesi duyulmaz olmuştur.” ’14-Temmuz-1975)

Unutmayalım ki, şer güçler ve onların yerli işbirlikçileri, tarih boyunca kurduğumuz devletleri yöneten, devlet büyüklerimize,  insan onuruna ve haysiyetine yakışmayan alçak iftiralarda bulunmuşlardır halende aynı soysuzluğu yapmaktadırlar.  İyilerini tenzih ederek söylüyorum, şer güçlerin kültür emperyalizmi yoluyla yaptıkları tarihi saptırmalara, ihanetlere, yalanlara ve alçakça iftiralara, bilerek/bilmeyerek alet olan sözde aydın ve tarihçi kimi insanlar, tarihi kitaplar yazarak, gazete ve mecmua sütunlarında hainlerin yalanlarını neşrederek, genç nesillerimizi mazilerinden kopartmak suretiyle ecdatlarını küfrettirmişlerdir. 

Gerçek tarihçiler bilirler ki, Türk milleti İslam’dan önce ve İslam dinini kabul ettikten sonra ki dört bin yıllık tarihlerinde, yüz kızartıcı bir eylemde bulunmamışlardır. Türk milletini, İslam ümmetini karalamak için “Çamur at tutmazsa izi kalır” mantığıyla hareket eden soysuzlar, milleti aldatmak için utanmadan ve sıkılmadan her türlü iftirayı ve ahlaksızlıkta sınır tanımayan çirkinlikleri yapmaktan geri durmadılar, durmuyorlar.

 Üzülerek ifade edelim ki, şer güçlerin bu çirkinliklerini genç beyinlerimizin dimağına yerleştirmek için canla başla çalışan bazı şuursuzlar, kalemlerini satanlar, beyinlerini ve kalplerini şer güçlerin emrine verenler de utanmadan ve sıkılmadan tarih boyunca kurduğumuz devletlerin ırk temelinde kurulduğunu ve sömürgeci olduklarını söyleyecek kadar alçaklaşan insanlar aramızda rahatlıkla dolaşmaktadırlar.

Tarihimize,  devletimizi yöneten devlet büyüklerimize, mukaddes değerlerimize sözde demokrasi ve özgürlük adı altında insafsızca eleştirmenin ötesinde yalan ve iftiralarla hakaret edenler,  “Türkiye de özgürlüklerin kısıtlandığını fikir ve düşüncelere baskı yapıldığını” şer güçlere şikâyet edecek kadar alçalan basiretsiz insanların, sıkılmadan nasıl yalan söylediklerine şahit olmaktayız.

Cennet mekân Abdülhamit Han’a “Kızıl sultan” iftirasında bulunan hain şer güçlerin yerli maşaları, utanmadan ve sıkılmadan bu iftirayı ballandırarak genç nesillerimize anlatmaktan çekinmediler. Milli ve yerli düşünen Rahmetli Erbakan hocamız, bazı tarihçilerimiz ve aydınlarımız sayesinde tarihi büyüklerimizi ve zor dönemin padişahî Abdülhamit han’ı kısmen tanımaya başladık.

 Muhterem Cumhurbaşkanımızın cesur girişimleriyle, geçmiş tarihimizi TRT- 1 de yayınlanan “Diriliş Ertuğrul” dizisiyle,  şer güçlerin amansız saldırı ve hilelerine karşı devletimizi 33 sene yönetmeyi başaran, ülkenin geleceğine yönelik yaptığı hizmetleriyle ve bıraktığı eserleriyle, zamanın siyasi dehasını  “Payitaht Abdülhamit han” dizisiyle tanımış olduk.

 Medine savunmasını yapan Fahrettin paşayı, Sakarya meydan muharebesini yapan sakallı Nurettin paşayı ve diğer paşalarımızı bizlere tanıtmayanlar,  çok zor şartlara rağmen Irak cephesinde İngilizleri nasıl mağlup ettiğimizi bizlere anlatmayan sözüm ona tarihçilere inat, “Kut-ül amere” dizisiyle kahraman ecdadımızın manevi gücünü ve fedakârlıklarını öğrenmiş olduk.

 Bu milletin ruhunda kök salmış milli ve manevi ruhun kaybolduğunu sananlar gerçek tarihi okuduklarında bu sarsılmaz ruhu göreceklerdir. Bu ruh orta Asya da, kendini göstermiş, Malazgirt’e tarih yazmış, İstanbul fethiyle çağ açıp çağ kapatmış, Çaldıran da tefrikayı önlemiş, Mısır seferiyle hilafeti teslim almış, kutsal emanetleri İstanbul’a taşımıştır.

Çanakkale de haçlılara geçit vermemiş, kurtuluş savaşında yeniden ayağa kalkmış, Kıbrıs barış harekâtıyla biz ölmedik, buradayız diyerek uyuyan dev uyandırılmış.  Uyandırılan dev, 2002 yılından sonra ayağa kalkmış bıraktığı yerden tarih yazmaya başlamıştır.  Hedef ilahi kelimetullah olduğu surece bu ruh kıyamette kadar sönmeyecek, söndürülemeyecektir.

Bu ruhun yeniden şahlandığını,  Fırat kalkanı ve zeytin dalı operasyonlarında gördük. Yüce Allah’ın izni ve yardımıyla İslam dünyası da, ümmet bilinciyle şahlanarak yanımızda saf tutacağına şahit olacağız.  Bu şahlanışı görmek istemeyenler, destek vermeyenler hangi günü bekliyorlar. Yarın eyvah dememeleri için ellerini çabuk tutmalıdırlar. Şer güçler korkak oldukları için zalimdirler. Zalimlerle iş tutanlar, zulme rıza gösterenler, zalimlerin zehirli oklarından kurtulamayacaklardır. Zalimlerin merhameti adaleti, vicdanı yoktur. Menfaatleri uğrunda her türlü alçaklığı yapmaktan çekinmezler.

 Bilerek veya bilmeyerek, batının köhnemiş fikirleriyle zalim şer güçlere yardım ve yataklık eden yerli unsular, tarih de yapılan ihanetlerin nelere mal olduğunu kimlere yaradığını aklıselimle düşünerek fikirlerini beyan etmelidirler.  Rahmetli Erbakan Hocanın milli ve yerli çıkışını tenkit ederek, kimlere yardım ettiklerini düşünemeyenler,  Sayın Erdoğan’ı yıpratmak için “Erbakan milliciydi, Erdoğan millici değildir” gibi, basit tilki kurnazlığıyla hareket edenler, aslanlarla dans edemeyeceklerini bilmelidirler.

Makalemizi rahmetli Necip Fazıl Bey’in şu tespitleriyle tamamlayalım. “ Abdülhamit’i küçültmek, çürütmek, baltalamak ve engellemek isteyen her cereyanın ön planında kim bulunursa bulunsun, arka planında daima Yahudi’yi aramak lazımdır. Abdülhamit’in  en büyük düşmanı ne Ermeni, ne Moskof, ne İngiliz, ve ne de milli kök alakasını kaybetmeğe başlayan yarı aydın Türk zümresiydi..”

Dün rahmetli Abdülhamit Han’a ve Erbakan hocaya düşman olanlar bugün Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan’a düşmandırlar.  Sayın Erdoğan’ın şahsındaki düşmanlık ülkemize İslam coğrafyasına ve İslam ümmetinin inancına Kur’an ve sünnete yapılmaktadır.  Siyonist Yahudilerin batıl inancına göre kendi ırkları dışındaki insanlar, Yahudilere hizmet etmek için yaratılın insan kılıklı hayvanlardır. Yahudilere hizmet edecek sayıda insanları yaşatmak diğerlerini öldürmek, mallarını gasp etmek namuslarını kirletmek suç değildir. Bu zihniyetteki Siyonist Yahudilerin sinsi planlarına, Hıristiyanlar ve batı hayranı müslümanlar alet olmamalıdır.

Bu yazı toplam 1778 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.