• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Kocaeli 15 °C

Yaparsa Bulut yapar

İsmet ÇİĞİT
Ekmek fiyatı, sadece bizim şehrimizde değil; Türkiye genelinde tartışılıyor.. Fırıncıya sorsanız, zarar ediyor.. Tarım Bakanı “61 Kuruş’a malolan ekmek, 1.25’e satılmaz” diyor.. 
Kocaeli, Türkiye’nin nüfusu en hızlı artan şehri. Üstelik bu şehir, çok fazla gariban insanı, aileyi  göçle alıyor.. Kalabalık evler, günde  8-10 ekmek tüketen aileler var.. Çok uzun yıllar önce, İhsan Dede’nin valiliği döneminde İl Özel İdaresi’nin Halk Ekmek Fabrikası kurması projesi gündeme gelmişti.  Belki o yıllarda Özel İdare İzmit’te Halk Ekmek Fabrikası kursaydı, bu şehirde böylesine müthiş bir fırın enflasyonu yaşanmazdı.  Bu şehir, Türkiye’de ekmeği, Ramazan pidesini en pahalı yiyen şehir de olmazdı.
Ama lobiler devreye girdi. İl Özel İdaresi’ne Halk Ekmek Fabrikası kurdurulmadı. Bir ara Sefa Sirmen niyetlendi. Ama çok kısa sürede vaz geçti.  2002’en sonraki dönemde bu kentte Halk Ekmek hiç konuşulmadı. Bildiğim kadarıyla sadece Körfez Belediyesi’nin bir Halk Ekmek fabrikası var. O da pek doğru dürüst çalışmıyor.
Şimdi, Derince Belediye Başkanı Ali Haydar Bulut, Derince Belediyesi’nin ekmek fabrikası kuracağını açıkladı. Bulut, doğru bildiği yolda burnunun dikine giden, hiç bir engeli kabul etmeyen farklı bir adamdır. Günlük 100 bin üretim kapasiteli bir Halk Ekmek Fabrikası’nı Derinceli fırıncılarla birlikte ortak kurmayı istediğini açıkladı. Umarım, Derinceli fırıncılar bu teklife sıcak bakarlar. Derince bizim şehrimizin en çok göç alan, varoşlarında en kalabalık, en yoksul ailelerin yaşadığı bölgedir. Ali Haydar Bulut, fırıncılar ortak olmasa da Derince Belediyesi’nin Halk Ekmek fabrikasını kuracağını, ekmeği 75 Kuruş’tan satacaklarını söylüyor.
Bulut söylerse yapar.. Hele bir görelim bakalım. Bu şehirde Derince ve İzmit pazarına ucuz ekmek verecek bir Halk Ekmek Fabrikası kurulursa, ekmek ve Ramazan pidesi fiyatları bundan sonra nasıl etkilenecek. 

*Kendi adıma, elimden geleni yapıyorum
Belki gereğinden sık  yazıyorum.. Yemem, içmeme, sağlığıma hiç özen göstermem. Ama mutlaka haftada en az bir gün balık yemeye özen gösteririm. Çarşamba izinlerimin büyük bölümünde balık lokantalarını tercih ederim.  Balık yemenin insanın vücuduna da, zihnine de iyi geldiğine inanırım.
Türkiye, balık açısından dünyanın en şanslı ülkelerinden biri. Hele bu bölge; Marmara Denizi, Karadeniz, Boğaz’lar, İzmit Körfezi, dünyanın akvaryumu. Dünyanın en nadide, en lezzetli balıklarının üreme yeri.
1 Eylül’de başlayan balık av sezonunda son 50-55 güne geldik.  Nisan’da balık av yasağı başlayacak, Norveç somonu, Danimarka uskumrusu, Ege-Akdeniz levrek ve Çupra’sı gibi suni balıklara mahkum olacağız. 
Bu av döneminde en verimsiz sezon yaşanıyor. Denizlerimizde balık kalmadı. Lüfer’i neredeyse hiç görmedik. Palamut sezon başında biraz çıktı, sonra kesildi. Tezgahlarda minicik hamsiler, minicik tekirler,  “yaprak” olmaktan “çinakop” olmaya henüz geçmiş minicik balıklar var. Tanıyanlar bilir.. Küçük balık satandan alışveriş yapmam. Bu kadar balık hastasıyım; küçük balığı pişirip müşterisine veren lokantadan yemek yemem.
Satan balıkçıya “Neden bu küçük balıkları satıyorsun” diye sorsanız, “Tutulmuş. Ben satmasam çöpe gidecek” diye yanıt veriyor. Halbuki bu bir zincir.
Tüketici olarak siz gördüğünüzde küçük balığı almayacaksınız. Siz almayınca, balıkçı bunu mezattan alıp, tezgahına koymayacak. Mezatta küçük balık satılmazsa, balık avlayan da bu balıkları avlamayacak. 
Günümüz balıkçılığında, ağlardan tesadüfen balık çıkmıyor. Tekneler donanımlı. Reis’ler radardan suyun neresinde hangi balık var, bu balığın boy ortalaması nedir biliyor. Küçük balıklar hala alınıp satıldığı için, balıkçı büyük balığı bulamazsa, ağlarını küçüklerin üzerine atıyor, hepsini topluyor.
Ama bitti, bitiyor.  İstanbul Üniversitesi  Su Ürünleri Fakültesi Avlanma Teknolojisini Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Saadet Karakulak denizlerin tükenmekte olduğunu açıkça söylemiş. Yanlış avlanma, yasak avlanma, bilinçsiz avlanma nedeniyle denizlerimizde artık balık üremediğini anlatmış. Bu yıl balık azaldı, gelecek yıllarda belki hiç olmayacak.
İleride bizim torunlarımız Lüfer’in, Palamut’un, Kalkan’ın tadını bilemeyecek. Hatta belki Hamsi, İstavrit bile kalmayacak. Çiftlik balıklarını balık diye yemek zorunda kalacağız.
Bu konu çok önemli, çok hassas bir konu. Ben bireysel olarak elimden geleni yapıyor, küçük balık konusunda her yerde tavrımı koyuyorum. Ama benim çabam yetmez.  Herkesin bu bilinci göstermesi lazım. Balıkçı, kendi ayağına sıktığının farkında değil. Denizde balığı gördü mü, boyuna posuna bakmadan topluyor. Ama biz tüketiciler bu konuda hassas olmalıyız. Ne kadar balık seviyor olursak olalım, küçük balığı tüketmemeye özen göstermeliyiz.

*Parkomat saçmalığı 
8 Şubat Pazartesi… Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yazılı açıklama yaptı: ”İzmit ve Derince’de belli cadde ve sokaklarda paralı otopark hizmetini veren Parkomat A.Ş. firması ile ihaleden kaynaklanan sözleşme feshedilmiştir. Bu firmanın, artık park yapan araçlardan para toplama yetkisi yoktur. Halkımız, Parkomat A.Ş. firması elemanlarına kesinlikle oto park parası ödemesin. Bu işi makul bir süre içinde Belde A.Ş. şirketi üstlenecektir.”
Koskoca Büyükşehir Belediyesi.. Parkomat firması ile sözleşmenin iptal edildiğini, bu firmanın para toplama yetkisinin kalmadığını söylüyor. Ama o günden beri hala firmanın özel giysili elemanları, ellerinde aletleri ile caddelerde dolaşıyor, park yapan araçlardan para istiyor. Çok basit bir iş. Ama inanılır gibi değil, Büyükşehir’in sesi çıkmıyor.
Geçen gün, onlarca kişi aradı. Şehir merkezinde park yaptıkları araçları için yanlarına gelen şirket görevlileri para istiyorlarmış. Arayanlardan biri, değerli ağabeyim, Seka’nın eski emekli Özel Kalem Müdürü Nurettin Timur’du. “İsmet” dedi. Sanat Okulu bölgesinde arabamı park ettim. Para istediler. Gazete yazdı. Sözleşme iptal edilmiş. Size para vermem dedim, kavga çıktı” diye anlattı. 
Yerel basın olarak biz yalancı çıktık. Büyükşehir “Sözleşmeyi iptal ettim. Vatandaşım park parası ödemesin” diyor, firma çatın çatır para toplamaya devam ediyor. 
Bu kadar basiretsizlik, bu kadar sözünü geçirememek nerede görülmüş iştir. Allah aşkına, Büyükşehir ile Parkomat A.Ş. arasındaki ilişki nedir?.Parkomat’ın para toplamaya yetkisi var mıdır?. Yoksa hala nasıl elemanları şehirde çalışır?. Büyükşehir Belediyesi’nin Belde A.Ş. firması ne zaman hazırlıklarını bitirecek de bu işe el atacaktır? 

*Sayın Vali’nin hassasiyeti 
Valilerle, siyasetçilerle, kent büyükleriyle çok fazla samimi olmaktan hiç haz etmem. Kendi işimi yaparken, çok fazla gerekmedikçe protokol ile buluşmamaya, görüşmemeye de özen gösteririm. Ama bir konuyu açık açık belirtmekte sakınca görmüyorum: İlimizin mevcut Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nu, tanıdığım ilk günden beri çok seviyor, çok tutuyorum. 
Vali Güzeloğlu ile birkaç kez sohbet ettik. Samimiyetinden, insanlık kalitesinden en küçük bir şüphem yok. Bugüne kadar hiçbir devlet görevlisinden bu kadar elektrik almamıştım. Sayın Güzeloğlu’nu bir arkadaşım kabul ediyorum. 
Malum, Sarımeşe Hipodromu açıldığından buyana, bu tesisin Kartepe ve ilimiz için çok önemli olduğuna inandım ve destekledim. Geçen yıl Valilik Kupası yarışı yapıldığında, Vali’nin kupayı vermeye gitmemesini eleştirmiştim. Dün Sarımeşe Hipodromunda bu yılın Valilik Kupası koşusu vardı. Vali Güzeloğlu, geçen yılki koşuya gitmediği için eleştirdiğim yazıyı hatırlamış. TJK’yı aratmış. Yarışa kimin geleceğini sormuş. TJK’dan üst düzey bir yetkilinin gelmeyeceğini öğrenmiş.
Sabah Valilik’ten beni aradılar; “Sayın Valimiz bilmenizi istedi. Bugün Valilik Kupası koşusu için Sarımeşe Hipodromuna gidecekti.  Ama TJK’dan kimsenin gelmediğini öğrenince vaz geçti. Yoksa biz, hipodroma gidiş konusunda her türlü hazırlığı yapmıştık. Vali Bey yerine bir Vali Yardımcısı gidip kupayı verecek” dedi. 
Sayın Vali’nin geçen yılki yazımı hatırlamasından, bu nedenle dünkü Valilik Kupası koşusuna gitmek için hazırlık yapmasından gurur duydum. TJK’dan hiçbir üst düzey görevli gelmediği için hipodroma gitmekten vaz geçmesini de son derece haklı buluyorum. TJK, Sarımeşe’de sezonun en önemli koşusunu düzenliyor. Halis Karataş gibi Türkiye’nin en ünlü jokeyi bile bu yarışta at binmeye geliyor. Neden TJK’dan bir yetkili bu önemli yarış gününde Sarımeşe’ye gelmiyor?. Bunu da sorgulamak lazım.

*Şu promosyon işi artık bitmeli
Yıllardır konuşuluyor. Malum, bankalar çalışanların maaşlarını ödeme işini üstlenmek için birbirleri ile yarışıyorlar. 25-30 personeli olan bir şirketin maaş ödemesi için bile bankalar büyük promosyonlar ödüyorlar. Hele hele çok çalışanlı kamu kurumlarının maaş ödemeleri için promosyon çok daha büyük rakamlara çıkıyor.
Milyonlarca emeklinin her ay maaşlarını dağıtan bankalar, bu işten büyük para kazanıyorlar. Emekli vatandaş, maaşını aldığı bankanın müşterisi oluyor. Banka, o müşteriden kazanıyor. Hükümet, emekliler için de bankalardan promosyon talep etti. Emekli dernekleri bu konuda devreye girdi. Yıllardır emekliler için bu banka promosyonu bir umut olarak duruyor. Aslında en az bir maaş tutarında bir promosyonun ödenmesi lazım. Ama bankalar buna yanaşmıyor.
Hükümet yeniden bastırmış. Her emekliye,. Maaşını aldığı bankadan bir defaya mahsus 900 TL civarında bir promosyon ödenmesi gündemde. Artık bu işin emekli lehine çözülmesi lazım. Bankalar zaten çok yüksek karlar elde ediyorlar. Emeklileri kendilerine çekmek için yarışıp duruyorlar. Emekli vatandaşlar, yılda bir maaş da promosyon olarak alsalar çok rahat edecekler. Hükümetin bu konuda vatandaşa verilmiş sözü de var. Umuyorum ki, bu yıl içinde bu promosyon işi çözülmüş olsun. Her halde,  Ramazan Bayramı öncesi bütün emeklilerin bir de promosyon alması çok isabetli olacaktır. AK Parti iktidarının da emekliler nezdindeki itibari biraz daha yükselir.
*Çok görkemli bina oldu; ama neden açılmıyor? 
Geçen gün, birlikte bir öğlen yemeği için Ben, Metin Karan ve İlker Akşit, arabaya atlayıp, Santral bölgesine gittik. Yemek yedik. Dönüşte, Kadıköy Mahallesi, M.Alipaşa, Bulvar güzergahından geldik. 
Kadıköy Mahallesi’nde Büyükşehir Belediyesi’nin yaptırdığı “Kapalı Pazar ve kapalı otopark “ binasının önünden geçtik. Bitmiş halini görmemiştim. Gözlerime inanamadım. Belki de İzmit’teki en görkemli, en büyük bina olmuş.. Dış görünüşe göre herhangi bir eksiği de kalmamış..
Bölgede müthiş bir otopark sorunu var. Yüzlerce araç kapasiteli yeni Kapalı Otopark binası bomboş duruyor. Bölgede cumartesi günleri Cumartesi Pazarı sorunu var. Dev bina bitmiş. Pazarcılar için ayrılan bölümleri hazır. Büyükşehir Belediyesi karar alacak, “Artık cumartesi pazarı sokakta, caddede kurulmayacak” diyecek, kapalı pazar yeri açılacak. 
Ama Büyükşehir’den “Tık “ yok. Kocaman, görkemli, çok amaçlı bir bina. Bitmiş. Üstelik bölgede bu binanın otopark bölümüne de, kapalı pazar yeri bölümüne de şiddetle ihtiyaç var. Neden açılmıyor?. Ne bekleniyor?.. Anlamış değilim.. Eğer pazarcılar “Kapalı binaya girmek istemiyoruz. Bu şehrin caddeleri-sokakları bizimdir” diye ısrar ve inat ediyor da, Büyükşehir de buna boyun eğiyorsa inanın artık bu kentte söylenecek söz kalmamış demektir. Büyükşehir Belediyesi’nin bitirdiği görkemli bir tesisi, üstelik o bölgede çok ihtiyaç olmasına rağmen açmamış olmasını anlamakta zorlanıyorum. Biri bana gerekçesini anlatırsa, çok memnun olurum.
Bu yazı toplam 529 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37