• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli -5 °C

Yapıcı muhalefet güven verir, tutarsız muhalefet nefret getirir

Alaattin KÖKSAL
Siyaset; şahsi ikbal ve menfaatler için yapılması düşünülen sıradan bir görev değildir. Siyaset; İnsanları sevk ve idare etme sanatı olduğu kadar, aynı zamanda çevreyi, hayvanları, bitkileri ve insanları, her türlü tehlikelere karşı korumayı, milletin huzur ve barışını, refah ve mutluğunu temel insan hak ve özgürlükleri teminat altına alan,    sorumluğu ağır olan bir görevdir.
Siyasetçi; siyasetin özünde olmayan, gayri meşru işlere bulaşmayan,  görevini yaparken şahsi ikbal ve menfaatini düşünmeden her şart altında, önce ülkem ve milletim diyerek terleyen, elini taşın altına koyan fedakâr insandır.
İktidar ve muhalefet partilerine mensup siyasetçilerin ortak özelliği; millet adına ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak, fikir ve düşüncelerini toplumla paylaşarak, ülkenin ve milletin menfaatleri doğrultusunda iktidarın hayırlı icraatlarını desteklemek, yanlışlarını eleştirmek suretiyle,  yol gösterme, çözüm üretme sorumluluğunu taşıyan vatanperver insanlardır.
 TBMM'de grubu bulunan muhalefet partileri ve meclis dışında kalan diğer partiler,  ülkenin ve milletin yararına, iktidarı eleştirmek, uyarmak üzere, yapıcı bir muhalefet yaparlarsa toplumun güvenini kazanırlar.  Ülkenin ve milletin yararına olmayan, sadece iktidarı yıpratmak için, insan onuruna yakışmayan, tutarsız ve fütursuz eleştirileriler, milletin güvenini değil, nefretini artırır. Laf ebeliği yaparak, doğru ile yanlışı, birbirine karıştırarak siyaset yapmaya çalışanların, lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini bilmelidirler.
 Meclise girmek isteyen veya meclise girdikleri halde, iktidar olamayan partiler, sandığın dışında başka yol aramamalıdırlar. İktidar olmanın yolu sandıktan geçtiğine inanmalıdırlar. Muhalefet partileri iktidar olmam istiyorlarsa, mevcut iktidardan daha fazla hizmet yapmayı taahhüt eden, tutarlı projelere milleti ikna etmelidirler.
Dıştan içeriye doğru uzanan yalan haberlere, dış tezgâhlı iç operasyonlara, şer güçlere alet olan cemaatlere ve diğer bazı mahfillere, bel bağlayarak, muhalefet yapmaya çalışanlar, siyasi kıskançlık uğruna, kendilerini küçülmekte, iktidarı büyütmektedirler.
 İslami hassasiyetlere önem verdiklerini söyleyen bazı siyasi partiler, medya mensupları, AK partisine muhalefet olsun diye, mevcut muhalefetle paralel hareket ettiklerinden, piyasada dolaştırılan haberleri araştırmadan, olayların arka planın incelemeden, verdikleri siyasi beyanatlarla ilkesiz bir duruma düşmemelidirler.  
 Kör bir inat uğruna, AK Parti’nin doğruların görmeden, yapılan bazı yanlışlara, yüzyılın birikmiş yanlışlarını da ilave ederek,  iktidara yüklenmek ahlaki değildir. Sırtlarında yumurta küfesi olmadığından, istedikleri gibi atıp tutanlar,  Kıskançlık ve kötü hırs yüzünden, gözlerini perdeleyenler, milletin güvenini değil nefretini kazanırlar.
  "DÜŞMANIMIN DÜŞMANI, BENİM DOSTUMDUR" anlayışıyla muhalefet yapmaya çalışanlar, bilerek veya bilmeyerek, şer güçler tarafından kullanılmaya müsait hale gelirler. Bunlar; ister, siyasetçi, parti, cemaat, tarikat mensubu, ister aydın, yazar olsunlar, her şart altında kaybetmeye, mahkûmdurlar.
Sayın Erdoğan'ın aleyhinde beddualar yaptığı halde, PKK terör örgütüne ve dünyayı fesada veren Siyonizm'e beddua yapmayan, cemaat liderine yeter artık dön ülkene diyemeyenler milletin güvenini kazanamazlar.
AK partisine muhalefet yapma niyetiyle, basit bir siyasi getiri uğruna, kendilerine vazife çıkarmaya çalışanların cemaatle yan yana durmalarını, insafla, vicdanla, hukukla, adaletle ve millikle izah edemezler. Ülkeye sivil darbe yapacak kadar gücü olmayan cemaati,  bu kadar güçlü gösteren ve kullanmaya çalışan, gizli güçler hakkında bir çift laf etmeyenlere milletimiz itibar etmez ve güvenmez.
  Cemaati ve bir takım grupları kullanmak suretiyle, yapılan eylem ve operasyonların, ülkemizin siyasi ve ekonomik istikrarını bozmak isteyen şer güçlerin bir planı olduğunu, dağ başındaki sağır çobanımız anladığı halde, bazı siyasilerin ve yazarların anlamak istememeleri manidardır.  Ülkemde iddia edildiği gibi bir yolsuzluk yapıldıysa, İngiltere'yi,  Amerika'yı, Avrupa'yı, İsrail'i neden bu kadar ilgilendiriyor. İç işlerimize karışacak kadar küstah davranan hain şer güçlere, siz kimsiniz bu iş, bizim işimiz diyerek milli bir refleksle karşı gelemeyenleri milletimiz sandığa mahkûm etmiştir.
Siyasetin arka planını bilmeyen, bazı aklı evvel siyasetçiler kendilerini eleştirdiğimi zannedebilirler. Biliniz ki, eleştirmiyorum uyarıyorum, iktidar olmanın, meclise girmenin yolunu gösteriyorum. Hz. Peygamberimiz (sav) "Din nasihattir" buyurmuşlar. Bende âcizane nasihat etmeye çalışıyorum.  Velâkin ne fayda, "Vermeyince Mabut neylesin Sultan Mahmut"
Bazı siyasetçilerimiz özetle şu ifadeleri kullanıyorlar. " İktidarda bulunan arkadaşlarımız, bugün neden farklılar ve biz neden onlardan farklıyız, neden onların iktidar olmasına rağmen endişe taşıyoruz. Bunu mutlaka ve mutlaka gözden geçirmeye mecburuz." "Yaşanan olaylara teenni ile yaklaşmalıyız.  Biz ne şucu, ne bucuyuz. Biz hep Hakkın ve haklının yanında olduk, olmaya devam edeceğiz.  Biz tarafımızı 41 yıl önce seçtik bugünde ne yolsuzluk ve rüşvetin tarafında, ne de tehdit ve şantajın yanındayız"
 Birbiriyle çok fazla çelişmeyen bu ifadelerinizle, siyasetten hata yaptığınızı anlamakta geç kalmış olsanız da,  iktidardaki arkadaşlarınızdan neden endişe duyduğunuzu niçin farklı düşündüğünüzü, muğlâk ifadelerle anlatmaya çalışsanız da, bu meseleyi gözden geçirmeye mecbur olduğunuzu söylemeniz, manidaradır. Yaşanan olaylara teenni yaklaşmak gerektiğini ifade etmeniz, öz eleştiri olarak, partinizin selameti için güzel bir gelişmedir. İnşallah bu meseleyi aklıselimle istişare ederek kafasını karıştırdığınız gençlerin kalplerini huzura kavuşturursunuz.
Hakkın yanında olduğunuzu söylediğiniz halde,  haklı ile haksızı ayırmakta acele ederek, hükümeti haksız, cemaati haklı gösterme gayretinde oldunuz.  Hiçbir şey belli olmadan, masuniyet karinesi ihlal ederek "Tarihin en büyük yolsuzluluğu" manşetini attırtarak iktidarı zan adlında bıraktınız. "17ARALIK.. 25 ARALIK..VE 14 ARALIK " tarihlerini yan yana getirerek altına kocaman bir "KARANLIK!" yazarak, karanlığa taş atınız. Gün gelir vicdanlarınız sizi terk ederse, sizleri seven temiz dimağların yüzüne bakamazsınız.  
Anlaşılan o ki, 17 ve 25 Aralık 2013 tarihli operasyonlar, yolsuzluk kılıfı altında dıştan destekli sivil bir darbe teşebbüsüydü.  Planlanan sivil darbeyle o tarihlerde Başbakan olan Sayın Tayyip ERDOĞAN'I Başbakanlık makamından düşürmek suretiyle, Cumhurbaşkanı olmasına engel olmaktı.  Yüce Allah'ın lütfüyle, siyasi ahlaka uygun olmayan bu çirkin plana milletimiz müsaade etmemiştir. Çatı adayı etrafında birleşmeler, cemaatle seçim ittifakları yapmak, kendi kriterlerine uymayan adaylara oy vermemek için tarafsız kalmak hepsi bu oyunun birer parçasıydı. Oyun devam ediyor, millette olanları dikkatle, takip ediyor ve safını sıklaştırıyor.
Bu yazı toplam 7830 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37