1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Yargı ve reform
Yargı ve reform

Yargı ve reform

Şiir, Yavuz Bülent Bakiler’in, “Bir gün baksam ki gelmişsin Bir güvercin gibi uzaklardan yar Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik, Saçlarında ilk bahar.” Vatandaş, sağlıklı ve düz

A+A-

Şiir, Yavuz Bülent Bakiler’in,

“Bir gün baksam ki gelmişsin

Bir güvercin gibi uzaklardan yar

Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik,

Saçlarında ilk bahar.”

Vatandaş, sağlıklı ve düzenli işleyen bir yargı sistemini, benzer bir özlemle bekliyor.

Tablo çarpıcı:

• Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre, görüşülmek üzere bekleyen dava sayısı 10 yılda yüzde 29. 7 artmış.

2004 yılında ceza, hukuk ve idare mahkemelerinde toplam 4 milyon 787 bin dava görüşülmek için kayda girerken, 2009’da bu sayı 6 milyon 211 bine yükselmiş.

• Ceza mahkemelerine gelen davalar 10 yılda yüzde 3. 7 artış. 2000’de ceza mahkemelerindeki

dosya sayısı 2 milyon 844 bin iken, bu sayı 2009 yılında 2 milyon 949 bine yükselmiş.

• Hukuk mahkemelerine açılan dava sayısı ise yüzde 57. 9 artmış. 2000’de hukuk mahkemelerinin gündemindeki dosya sayısı 1 milyon 739 bin iken, 2009’da bu sayı 2 milyon 746 bine yükselmiş.

• İdare mahkemelerinin 2000’de görüşmek durumunda olduğu dava dosyası 203 bin iken, 2009’da yüzde 153 artarak 515 bine yükselmiş.

• 2000’de 418 bin dava dosyasının gündeme alındığı Yargıtay’da iş yükü 10 yılda yüzde 140. 7 artarak 1 milyon 7 bine çıkmış.

• Danıştay’da 200’de 150 bin olan dava sayısı 275 bine yükselmiş. Danıştay’ın iş yükü 10 yılda yüzde 83 artış göstermiş.

Bunlar, resmi veriler.

Konuyu tahlil etmek için, sorunun kökenindeki gerçekleri de bilmek gerek:

• Hakim sayısında iş yüküne uygun bir artış sağlanmadı. 2000’de hakim sayısı 5 bin 731 iken, 2009’da bu sayı 6 bin 203 olmuş. Yani 10 yıllık süreçte hakim sayısı, sadece yüzde 82 artmış.

• Hakim başına düşen dava sayısı 10 yılda yüzde 19. 9 artış göstermiş. 2000’de bir hakimin bakması gereken dava sayısı 835 iken, bu sayı 2009’da 1001’e yükselmiş.

• Yargılama süreci - geneli itibariyle- her bir dava için ayda bir celseyi gerektiriyor. Hakimin hastalık vb. sorunları olmadığı takdirde, bir iş gününde bakmakla yükümlü olduğu dava sayısı 46’yı bulmakta.

Yani,

Günlük 8 saat mesai dikkate alındığında, bir dava için 10 dakikalık sınırlı bir süresi var.

Bu koşullar altında objektif bir yargılama sisteminden bahsetmek bir hayli zor.

O zaman bir “Yargı Reformu”na ihtiyaç yok mu?

Özellikle baroların bu doğrultuda bir hazırlığının olması gerekir.

Tablo ortada.

Reform bir ihtiyaç!

Karşı çıkmak niye?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.