1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Yarım asra ulaşan örnek ortaklık
Yarım asra ulaşan örnek ortaklık

Yarım asra ulaşan örnek ortaklık

Geçen hafta içinde bu gazeteyi yayınlayan ve sahibi olan Koga Gazetecilik Matbaacılık Tic. A.Ş. isimli şirketin yıllık olağan genel kurulu vardı. Şirket ortakları olarak bir araya geldik. Ortaklar dediğim,

A+A-

Geçen hafta içinde bu gazeteyi yayınlayan ve sahibi olan Koga Gazetecilik Matbaacılık Tic. A.Ş. isimli şirketin yıllık olağan genel kurulu vardı. Şirket ortakları olarak bir araya geldik. Ortaklar dediğim, Çanakçılı, Çiğit, Özbay ve Çetin Ailelerinin fertleri.

Bizim şirketin genel kurulları, tamamen bir yasal formaliteyi yerine getirmek için yapılır. Hiçbir şey tartışılmaz, kimse hesap incelemez, kimse birbirine hesap sormaz.

Bu genel kurul yapılırken, düşündüm. Geçmişe gittim. KOGA (Kocaeli Gazetecilik) şirketinin temelleri 1970’li yılların ortalarında atıldı. Kurucu, Patron, Genel Müdür, Yönetim Kurulu Başkanı, her şey rahmetli Dündar Çiğit’ti. O günlerden bugünlere yaklaşık yarım asır geçti. Şirketin kuruluşu sırasında Dündar Çiğit’in yanında Cevat Çetin, Nazif Çanakçılı, Hazım Özbay, Sancar Şener vardı. Sancar Şener, 1979 yılında çok genç yaşlarda rahmetli oldu. Ben, henüz liseden üniversiteye yeni geçmiş bir genç olarak, Sancar Şener’den boşalan Spor Servisi Müdürlüğü için zorunlu olarak gazete işine bulaştım.

1991 yılında Dündar Çiğit rahmetli oldu. O tarihlerde, 1970’li yıllarda yayınlamaya başladığımız ilk gazeteden topluca ayrılmıştık. Ekip olarak boştaydık. Dündar Çiğit’ten sonra, bu ekibin lideri, reisi, patronu, ne derseniz deyin, ekibin başı Cevat Çetin oldu. Eylül 1991’de Cevat Çetin liderliğinde ÖZGÜR KOCAELİ’yi yeniden çıkartmaya başladık.

Aynı ekip; Nazif Çanakçılı, Hazım Özbay, artık üniversiteyi bitirmiş, evlenmiş bir yetişkin olarak ben ve henüz çok genç olan kardeşim Nahit Çiğit…

1999 yılında da Cevat Çetin’i kaybettik. Bu kez ekibin lideri, reisi, patronu, karar alıcısı Nazif Çanakçılı oldu. Bütün bu geçişler, tartışarak, oylama yapılarak, müzakere edilerek yapılmadı. Doğal akış, yaş büyüklüğüne dayalı hiyerarşi bunu gerektiriyordu, öyle oldu.

Aramızda tam bir iş bölümü yapıldı. Bütün idari kararlar, şirket yönetimi ile ilgili bütün kararlar Nazif Çanakçılı tarafından alındı. Personel maaşlarının bir gün, bir saat bile gecikmemesi, devlete ödenecek vergilerin bir kuruş aksamaması için Nazif Çanakçılı’nın çok uykusuz geceleri olmuştur.

Bütün teknik konular, gazetenin ihtiyacı için bütün alım satımlar, kağıt, kalıp, mürekkep temininden, bir raptiye alımına kadar bütün sorumluluklar Hazım Özbay’ın omuzlarına kaldı. Neredeyse tarihi eser niteliğindeki baskı makinesi arıza yaptığında, Hazım Özbay, tulumu üzerine geçirdi, sabahlara kadar makine başında gazete bastığı oldu.

Şirketin dışarıyla bütün ilişkilerini, ticari anlaşmaları, pazarlıkları Nahit Çiğit yürüttü.

Bana sadece gazeteyi hazırlamak, başyazıları yazmak, gazetenin politikasını belirlemek, başlıkları atmak kaldı. Ben de çok çalıştım, çok uykusuz, kabus dolu geceler geçirdim.

Nereyse yarım asırdır birlikte olan bu ekipte, kimse kimsenin işine, yetki alanına burnunu sokmadı. Ben belki de dünyanın en rahat genel yayın müdürlüğünü yaptım ve yapıyorum. Bir tek gün bile gazeteyi basacak kağıt depoda var mı? Aybaşında maaşlar ödenecek kadar para mevcut mu, emekli olan arkadaşımızın tazminatı ödenecek mi, baskı makinesi, ya da bilgisayar sistemi bozulursa ne olacak diye düşünmedim.

Diğer arkadaşlar, yarınki gazetenin manşeti ne olacak, başmakalede hangi konu yazılacak. Kim eleştirilecek, kim övgü alacak bilmediler, merak etmediler, karışmadılar.

Özellikle Dündar Çiğit’in, Cevat Çetin’in lider olduğu, başımızda bulunduğu dönemlerde iyi paralar kazandığımız da olmuştur. Sonrasında da mütevazı hayatımızı sürdürebilecek, evimizi geçindirecek kadar paramız hep oldu.

Bu şehir bizi hiçbir lüksün, hiçbir kirli çıkar pazarlığının içinde görmedi.

Bir tek kişi veya kuruluş çıkıp, “Bunlar benden zorla reklam istedi” diyemez.

Bir tek kişi, “Bu şirketin bana borcu var” diyemez. Ne banka kredisi, ne devlet teşviki, desteği.

Hep kendi yağımızla kavrulduk. Bence hepsinden önemlisi, yarım asra yaklaşan bu birliktelikte, bu ortaklıkta, neredeyse hiçbir zaman birbirimize karşı sesimizi bile yükseltmedik. Birimizin aldığı karara, diğerimiz itiraz etmedik.

Baba-oğulların, kardeşlerin, karı-kocaların bile sürdüremediği ortaklığı, biz yarım asırdır sürdürüyoruz. Şimdi üçüncü kuşak, bizim çocuklarımız. Dündar Çiğit’in torunları geliyor. Nazif Çanakçılı son genel kurulun ardından da şirketin Yönetim Kurulu Başkanıdır. Oğlu, Makine Mühendisi Tuna Çanakçılı yönetim kurulunun genç üyesi oldu. Ben, Hazım Özbay, Nahit Çiğit şirketin yönetimindeyiz. Benim büyük oğlum okul bitirdi gazete içinde yazı işleri hariç şirketin her işine koşturuyor.  Cevat Ağabey’in oğlu, İstanbul’a yerleşen ve çok başarılı bir avukat olan Cem Çetin, şirketin bünyesinde, denetçidir, murakıptır. Hazım Özbay’ın kızları büyüdü, biri avukat, biri mimar oldu. Şirketin ortaklarıdır. Benim eşim şirketin ortağı.

Yani bu gazeteyi yayınlayan şirketin tamamı, Çanakçılı, Özbay, Çiğit ve Çetin Ailelerine aittir. Yine gazetemizde fiilen çalışan Metin Karan ve Hikmet Kalemci’nin de hisseleri vardır.

Yarım asır… Dile kolay... Bu kentteki en karlı, sahipleri en çok para kazanan şirketlerden biri değiliz ama, bu kentteki en sağlam, kurulduğundan bu yana yapısı hiç değişmemiş, bir kuruşluk kredi kullanmamış, devlete bir kuruş kazık atmamış, bütün çalışanlarının emeğinin hakkını hep günü gününe ödemiş belki de tek şirketin ortaklarıyız.

Bu şirketten onlarca kişi emekli oldu. 20 yıl süreyle hiçbir işe yaramadan tembel tembel oturan, hani bir devlet dairesinde memur olsa, oradan bile kovulacak nitelikteki insanlara bile sabrettik. Emekli oldular, tazminatlarını ödedik.

KOGA A.Ş. bu yapı içinde daha ne kadar devam eder, bu konuda bir garanti veremem. Ama Dündar Çiğit’ten, Cevat Çetin’den sonra da bu şirketi ayakta tuttuk. Üstelik çok açık söylüyorum; öyle sürekli birbiriyle oturup kalkan, ailece hep bir arada olan, yediği içtiği ayrı gitmeyen insanlar da değiliz. Halen gazeteyi yöneten ve sahibi olan dört ortak, Nazif Çanakçılı, Hazım Özbay, ben ve Nahit Çiğit sosyal yaşamda da birbirinden çok farklı tarzlara sahip, her biri kendi dünyası içinde yaşayan insanlarız. Daha önce de belirtmiştim; açıkçası ben, çocuklarımın da bu kentte bu işi yapmasını, ömürlerini bu iş içinde çok büyük mücadele ile tüketmesini istemem. Başka alanlarda başarılı olsunlar, daha az yorulup, daha iyi para kazansınlar isterim.

Ama bu kent için benzerini imkansız gördüğüm bu ortaklık yapısının, bu iş bölümü anlayışının, bu gerçekten bağımsız, bağlantısız ve her türlü ahlaksızlıktan uzak yerel gazetecilik anlayışının, bu kent tarihinde iz bırakacağına da yürekten inanıyorum.

Saygılar, sevgiler, bize yarım asırdır inandığınız ve güç verdiğiniz için sonsuz teşekkürler.

-İsmet Çiğit-

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.