• BIST 74.462
  • Altın 132,735
  • Dolar 3,5172
  • Euro 3,7848
  • Kocaeli -1 °C

YAŞAM ÜZERİNE İYİ DÜŞÜNÜN..

Sevcan TAMER

    Kendimi   hiç  iyi  hissetmiyorum  bu  hafta.. Salgın  olduğunu  öğrendiğim,  vücudu  perişan  eden  soğuk  algınlığının  pençesine  düştüm  anlaşılan.. Çok  önemsediğim  ve  olmam  gerektiğine  inandığım  bir  çok  programa  katılamadım..Ayrıca telefonum  kırıldı..    Düştü.. Anlayacağınız   telefonumun  beşinci katın  balkonundan atlayarak  intihara  kalkışması da çok sıktı canımı..Haa çok  şükür ki ölmedi.. Sadece ağır yaralandı.. Bu  nedenle de  dostlarımla  doğru dürüst iletişim kuramıyorum.. Yakında yenisine kavuşacağım inşallah.. Tüm  bu  olumsuzlukların eşliğinde,  olabildiğince  sosyal  medyadan takip  etmeye  çalıştım  güzel  etkinlikleri.. Arkadaşlarıma “Dilerim  ve  kısmet  olursa  bir  diğerine”  diyerek  kutlamakla  yetinmek  durumunda  kaldım.. Ve,  onları  başarılarından  dolayı  bir  kez   daha   kutluyorum..

    Haftalardır  yaşam  üzerine  konuşulması   gereken  en  önemli  ve  özel değerlerden  ettik  ve  o  değerlere  uygulanan  duyarsızlıklara   sitemkar  olduk..  Kadın  dedik..   Çocuk  dedik.. Gençlik  dedik.. Sırası  geldikçe  diğer  olgulara da  yer  vereceğiz  sohbetlerimizde.. Ancak  söz  ettiğimiz  bu  değerler  ülke  güncelinden  hiç  düşmüyor ki.. Olumsuzlukları  o  kadar  fazla  taşıyorlar ki  bünyelerinde,  başka  hayati  bir  konu  işlemek  zor  geliyor  insana.. Türkiye’nin  siyasi,  ekonomik  veya  diğer  sosyal  konuları  her  gün  boy  boy  yer  alıyor  basında.. Yazılısıyla,  görüntülüsüyle..  Yazıp, konuşup,  kafalarına  göre  yorumluyor  işin  uzmanı  olduklarını  söyleyen  kişiler  ve  topluluklar.. İşte  bu  arada,  bizi   tedirgin  eden   değerlere  yönelik  çıkan  sesler  veya  yazılar,  cılız  kalıyor.. Diğer  baba  konuların  arasında  ezilip  yok  oluyor   ve  unutuluyor,  ya  da  erteleniyorlar..    Ta ki  yeni  bir  şiddete,  cinayete, tecavüze  veya  farkındalık  adına  yapılması  karara  bağlanan  komik  gün  ve  haftalara  kadar.. 

   Bizler,  toplumun çok   hassas  ve  duyarlılığa  muhtaç  kesiminin  en  yakınında  duran  kişiler  olarak  sorunların  daha  çok  bilincindeyiz.. Hatta,  bir  çoğunun da  canlı  şahidi  olmak  varmış  kaderde.. Hani  “Göz  görmeyince  gönül  katlanır” derler  ya.. Anlayacağınız  bizimki de  tam  tersi.. O  nedenle  belki de  bazı  olaylara  sessiz  kalamıyorum.. Ya da  sessizliği  kendime  yakıştıramıyorum. Küçük  büyük  o  insanların  elini  tutmaya  mecbur hissediyorum    kendimi.. Eğer  kadınlar  sürekli  dövülüyor,  yardım  derneklerinin  kapılarına  itiliyor  ve  öldürülüyorlarsa,  gençler  küçücük  yaşta  evlendiriliyor,  töre  cinayetlerine  kurban  ediliyor,  ve  madde  bağımlısı  olarak  ortada  ziyan  ediliyorlarsa,  çocuklar  tecavüze,  tacize  uğruyor, şiddet  görüp  öldürülüyor,  sokaklara  atılıp  sahipsiz  bırakılıyor  ve  kötü  alışkanlıklara  yönlendiriliyorlarsa,  susmak  çok  zor  dostlar.. Çözümsüzlüğü  çaresizce  beklemekse, ondan  daha  zor  inanınız..O  nedenle kendi  çapımızda, sabırla  hizmete devam edeceğiz.. Mutlaka  ve  mutlaka  belli  insanların  sevgiyi,  saygıyı, edebi, maneviyatı  öğrenmesine  katkı  sağlayacak,  belki de  öğreteceğiz.. Tabi ki  saygı  ve  sevgimizi  ve  insani  değerlerin  yok  edilemeyeceği  inancımızı  yitirmeden.. 

    Geçen  gün  internette  çok  güzel  bir  hikaye  okudum.. Adı  “ Çılgınca  Bir  Hikaye” idi.. Eğer  önemseyerek  okursak  içinde  çok  enteresan  duygular  saklı  olduğunu  anlarız..   Ben de  bu  yazdıklarımız  ardından  biraz  kafamızı  dağıtır  ve  sizleri  biraz  düşündürür  umuduyla  bu hikayeyi  sizlere de  anlatmak  istiyorum.. Bakalım  beğenecek misiniz.?  Yaşamınız,  çılgın  aşkların  heyecanıyla  dolsun.. 

  Uzuuun  zaman  önce,  daha  insanlar  dünyaya  gelmeden,  iyi  huylar  ve  kötü  huylar ne  yapacaklarını  bilemez  vaziyette  dolanıyorlarmış.. O  sırada  “Saflık”  ortaya  bir  fikir  atmış. “Arkadaşlar  neden  saklambaç  oynamıyoruz” demiş.. Bu  fikri  hepsi  beğenmişler.. Oradan  “ Çılgınlık”  bağırmış.. “ Ben  ebe  olmak  istiyorum,  ebe olmak  ve  saymak  istiyorum”.. Başka  hiç  kimse  çılgınlığı  arayacak  kadar  çıldırmadığı  için, kabul  edilmiş.. Çılgınlık  bir  ağaca  yaslanıp, saymaya  başlamış.. 1-2-3… Ve  o  saydıkça  iyi  huylar,  kötü  huylar  saklanacak  yer  arıyorlarmış.. “Şefkat”  ayın  boynuzuna  asılmış.. “İhanet”  çöp yığınının  içine  girmiş.. “ Sevgi”  bulutların  arasına  kıvrılmış.. “Yalan”  yanındaki  arkadaşına  taşın  altına  saklanacağını  söylemiş  ama  gölün  dibine  saklanmış.. “Tutku”  dünyanın  merkezine  gitmiş.. “Para  Hırsı”  bir  çuvalın  içine  girerken  çuval  yırtılmış.. Ve  Çılgınlık  saymaya  devam  etmiş..79- 80- 81-82… “Aşk” ın  dışında  bütün  iyi  ve  kötü  huylar  saklanmış.. Aşk  kararsız  olduğu  gibi, nereye  saklanacağını da  bilmiyormuş..  Ve,  Çılgınlık   100’e  vardığı  anda,  Aşk  sıçrayarak  güllerin  arasına  saklanmış.. Çılgınlık  bağırmış “ Önüm, arkam, sağım, solum  sobe, geliyorum” Arkasını  döndüğü  anda  “Tembellik” i  görmüş.. Çünkü  o  saklanacak  yer  arama  enerjisi  bulamamış  kendinde..

Sonra  Şefkat’i  ayın  boynuzunda  görmüş.. İhanet’i  çöplerin  arasında, Sevgi’yi de  bulutlarda.. Sonra  aramaya  devam  etmiş..Yalan’ı  gölün  dibinde,  Tutku’yu da  dünyanın  merkezinde.. Hepsini  birer  birer  bulmuş.. Ancak  biri  hariç.. “Aşk”.. Çılgınlık  umutsuzluğa  kapılmış.. Derken  “Haset” Aşk  bulunamadığı  için  haset  duyarak,  Çılgınlığın  kulağına  fısıldamış.. “Aşk  güllerin  arasında  saklanıyor”.. Çılgınlık  çatal  gibi  bir  sopa  almış  ve  güllerin  arasına  saplamaya  başlamış.. Ta ki  yürek  burkan  bir  haykırış  duyana  kadar.. Ve  bu  haykırışın  sahibi  Aşk,  ellerini  yüzüne  kapatmış  olarak  güllerin  arasından  çıkmış..Ama  parmaklarının  arasından  sicim  gibi  kan  akıyormuş.. Çılgınlık  Aşk’ı  bulmak  adına  ve  Haset’in  kışkırtmasıyla  Aşk’ın  gözüne  çatal  sopayı  batırmış  ve  kör  etmiş..

Durumu  gören  Çılgınlık  çok  üzülmüş  ve  ağlayarak “ Ne  yaptım  ben, ne  yaptım  ben, seni  kör  ettim.. Acaba  nasıl  onara  bilirim”  diye  bağırmış.. Aşk’ın  cevabı  “Çılgınlık  gözlerimi  geri  veremezsin.. Ama  sonsuza  dek  benim  kılavuzum  olabilirsin”  olmuş..  İşte o günden beri  aşkın  gözü  kördür.. Ve o  günden  beri,  çılgınlık  Aşk’ın  yanındadır..  

Bu yazı toplam 647 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    • Heyecan verici bir proje
    • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37