1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Yaşamak olduğumuz durumun çağrışımları
Yaşamak olduğumuz durumun çağrışımları

Yaşamak olduğumuz durumun çağrışımları

Hikaye uzun ama kısıtlı köşemde ayrıntıya girmeyeceğim. Hamidiye köyünde çocukluğumu yaşarken ve daha ilkokul çağında değilken, devlet okullarının tatil döneminde açılan Kuran kursuna, heves edip, ilko

A+A-

Hikaye uzun ama kısıtlı köşemde ayrıntıya girmeyeceğim. Hamidiye köyünde çocukluğumu yaşarken ve daha ilkokul çağında değilken, devlet okullarının tatil döneminde açılan Kuran kursuna, heves edip, ilkokul öğrencisi olan ablamın yanında ben de gittim. Arap A, B, C’sini ve hareke denilen işaretlerini işte o çağda tanıyıp öğrendim.

Sonrasında kente (İzmit’e) göç ettik. Ablam hatim indirmişti. Bense o öğrendiklerimle kalmıştım.

İlkokul, ortaokul derken, İzmit’te başladığım lise öğrenimimi İstanbul Vefa Lisesi’nde tamamladım. Bir yaz tatilinde İzmit’e geldiğimde aklıma esti, Kuran’ı Kerim’i elime aldım ve aklımda kalan bilgimle ve takıldığım yerlerde rahmetli annemden yardım alarak önce hecelemeyi, sonra okumayı söktüm.

Lisede ve yüksek öğrenim aşamasında felsefi düşünce bağlamında alt yapım oluşmuştu. Öğrenilmesi ve bilinmesi aklı eren her müslümana farz kılınan Kuran’ı, edindiğim bu bilinçle okudum.

İslam dininin tek kaynağı olan kitabın içeriğini anlamak için illa da arapçayı bilmeye gerek yok zira, çeşitli müellifler tarafından yapılan çeviriler artık elimizde.

Kitabı bilinçle okuyanlar hemen şunun ayırdına varacaklardır.

1. Kitabın buyruğunu yerine getirmek için ,önce dediğini anlamak gerekir. Aksi halde ciltlerle kitap yükünü taşıyan eşekten farklı olunmaz. (cuma süresi 5.ayet)

2. Kitaplar, ataları tarafından uyarılmadıkları için gaflet içinde kalmış kavmi (kavimleri) uyarmak için gönderilmiştir. Peygamberler, tebliğ ile görevli birer elçidirler. Ve peygamberler bu tebligatı, karşılaştıkları tüm zorluklara karşın yerine getirmişlerdir.

3. Kitabın muhatabı toplumu oluşturan bireylerdir. Sorumlusu olanlar da bireylerdir. Sonradan türemiş ve kerametleri kendilerinden menkul şeyhler, alimler (!) değildir. 14 asrı aşkın bir süre öncesi, cahiliye devri diye anılan toplumun anlayacağı dil ve anlatımla gönderilmiş bulunan kutsal kitabı 21.yüzyıl insanı neye anlasın ki!

Kitap, bir ve hiç değişmemiş iken ve Hz. Peygamberin ölümünden sonra, mezhepler bir yana, insanları (müslümanları) bölük bölük hale getiren ve öyle ki, ibadethaneleri bile ayıran ve daha da kötüsü siyasetin aracı kılan tarikatların ve cemaatlerin kitapta yeri yoktur.

Sonuç: Vakti ve saati gelipte kıyamet koptuğu ve herkes sorguya çekildiği zaman cennetin de cehennemin de kapılarına kapalı levhası asılı olmayacaktır. İkisinde de herkesin yeri olacaktır.

Şeyhi de, velisi de, herkes gibi kendi hesaplarını kendileri vereceklerdir.

Ölenlerin ardından Kuran okunup sonrasında dua edilirken, dualar öncelikle neden peygamberlere ve eshabı kirama, tabeine, velilere, şeyhlere, ulemaya (!) gönderiliyor!.

Onların duaya ihtiyaçlarımı var?

Kutsal kitabı, birilerinin tekelinden ve de ipoteliğinden kurtarmak için onu okumak ve anlamak gerek. Bu da, yukarıda değindiğim gibi zor bir şey değil.

Bu, farzın en basitidir. Bu farzı yerine getirmeyip, daha da kolayına kaçarak din istismarcılarına sığınmakla kuruluşa ereceğinizi sanıyorsanız, ancak kendinizi aldatmış olursunuz.

Not: 40 yılı aşkın bir süredir yazıyorum. Dinle ilgili olarak bu ilk ve son yazımdır.

Bu haber toplam 951 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.