1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Yavaş yavaş ısınıyorum
Yavaş yavaş ısınıyorum

Yavaş yavaş ısınıyorum

Biz gazeteciler, daha doğrusu ekmeklerini sadece gazetecilik yaparak çalışan kişiler, bu mesleğin itibarını korumak için azami gayreti göstermek zorundayız.

A+A-

Gazetecilik ülkemizde ve kentimizde çok yıprandı. Elbette bu yıpranışta meslek dışı etkiler, siyasi etkiler çok büyük rol oynadı. Ama meslek içinde yer alıp, bu mesleğin onuru ile bağdaşmayan davranışlarda bulunanlar da gazeteciliği ayaklar altına aldırdı.

Geçen 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler” günüydü. Hala bu mesleğin itibarının, saygınlığının bulunduğunu gördüm. İnsanlar hala ve her şeye rağmen basına, gazeteciye güvenmek istiyor. Ellerinden geldiği kadar da buna destek vermeye çalışıyorlar. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutlayan, gazetemize gelerek bütün arkadaşlara moral veren herkese ayrı ayrı teşekkür ederim.
……………….
Bana bu mesleğin itibarının devam ettiğini gösteren en önemli olay ise, geçirdiğim ağır ameliyat sonrası gördüğüm olağanüstü yakın ilgidir. Ameliyat sonrası, ziyaret yasağı vardı. Eşim de hastane kapısı önünde gelenleri yanıma sokmamak için direndi. Çünkü o ağır ameliyatın ardından enfeksiyon kapmamam önemliydi. Ama odanın kapısına da “Ziyaret yasaktır” yazılmasına rağmen, geleni gideni durduramadık. Hala telefonlarım susmuyor. Hiç tanımadığım insanlardan, okurlardan geçmiş olsun dilekleri alıyorum. Dualarını alıyorum. Prof Dr.Haluk Akbaş çok zor ve önemli bir iş başardı. Ama süratle iyileşiyor olmamda, beni seven insanların dualarının da büyük payı bulunduğuna inanıyorum.
……………..
Kalbimdeki dört damarın değiştirildiği ağır ameliyatın üzerinden henüz 3 hafta geçti. Hala göğsümün üzerinde kemikler biran önce kaynasın diye korse var. Ayaklarımda kalbime konulacak yeni damarları almak için kesilen yaraların çabuk kapanması, buradan pıhtı atmaması için bir de varis çorabı giyiyorum. Hem korse, hem varis çorabı, biraz sıkıyor. Ama o kadar da olacak. Bunun dışında günlük yaşantımda bir sıkıntım yok.

Bu nedenle işime de erken dönmek istedim. İki gün, sabahtan, akşama kadar kalmaya çalıştım. Baktım ki, gitmiyor. Belli bir saatten sonra pil bitiyor.

Bu arada, sadece kalp ameliyatı olmakla kalmadım. Değerli dost, Prof.Dr.İlhan Tarkun, yıllardır muzdarip olduğum şeker hastalığına el attı. Ameliyat sonrası bir türlü 400’ün altına inmiyordu. Sıkı diyet, artan insülin dozları, yeni ilaçlarla şimdi şeker de kontrol altına girdi.

Geceleri iyi uyumaya çalışıyorum. Sabahları oğlum gazeteye getiriyor. Kendi yazılarımı yazıyorum. Biraz gündemde ne olduğuna bakıyorum. Öğlen yemeği için bile eve gidiyorum.. Akşama kadar evde Seda Sayan senin, Hakan Ural benim bol bol magazin seyredip, kafayı rahatlatıyorum.

Sözü yine mesleğin itibarına getireceğim. Beni İsmet Çiğit olarak kim tanırdı. Gazeteci oldum. Bu işi hakkıyla yapmak, kent menfaatleri doğrultusunda yapmak konusunda en küçük taviz vermedim. Kimseye yukarıdan bakmadım. Zengin olmak, çok pahalı yaşamak gibi bir hırsım da olmadı.

Bütün bunları halk çok iyi algılıyor. Ameliyat olduğumdan beri,  bu şehirde nasıl sevildiğimi, ne çok insanın beni düşündüğünü çok daha iyi anladım.

Bu nedenle genç kardeşlerime tavsiyemdir. Eğer mesleğiniz sorulduğunda “Gazeteciyim” diyorsanız, hayatınızın her anına, attığınız her adıma dikkat edeceksiniz. Herkese eşit mesafede duracak, kimseye haksızlık yapmamaya özen göstereceksiniz.

Hep birlikte mesleğin itibarını arttırırsak, hepimizin itibarı artar. Toplum son derece bilinçli, duyarlı. Biz gazetecilerin bu dönemde siyaseten zor durumdan geçtiğimizi, belki istediğimiz her şeyi yazamadığımızı da insanlar gayet iyi biliyor. Bu konuda da destek bulduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.

Özellikle bu kentte hala, gazetecilik adına sansasyon peşinde koşan, sözde gazetecilik yaparak birilerini tehdit edip, para kazanmanın yollarını arayanlar var. Böyle yapınca sevilmiyorsunuz. Toplumdan dışlanıyorsunuz. Günün birinde gerçeği, doğruyu yazdığınız zaman bile kimseyi inandıramıyorsunuz.

Hayatta en büyük zenginlik, kişisel itibar ve saygınlık. Hiç tanımadığınız, görmediğiniz insanların bile sizi seviyor olması, inanın tarif edilemeyecek kadar özel ve güzel bir duygu. Bütün bunları, gazetecilik mesleği size kazandırabilir. Herkes, mesleğinin kıymetini bilmeli. Hem daha iyi gazeteci olmak, hem düzgün gazeteci olmak için özel çaba göstermeli.
…………
Aslında pek çok yazımda, internet dünyasının alabildiğine yaşamın içine girmesinden şikayetlerimi anlatırım. Ancak geçen hafta bir olay yaşadım ve internetin bazen ne kadar önemli olduğunu anladım.

Geçen hafta  “Ümit Sezer fotoğraflarını özledim” başlıklı bir yazı yazmış, yıllardır görmediğim Değirmendereli fotoğraf ustası Ümit Sezer’in 1980’li 90’lı yılların yılbaşı gecelerinde çektiği fotoğraflardan söz etmiştim.

Bu yazının çıktığının ertesi günü,  telefonum çaldı. Açtım, “Ben Ümit Sezer” dedi.  Ümit Sezer tam bir seyyahtır. Ne zaman nerede olduğunu bilemezsiniz. Bu nedenle kendisinin yerel gazete okuma yansı da yok. Ümit Sezer şöyle dedi:

“-ABD’de yaşayan oğlum aradı. Benimle ilgili bir yazı yazmışsın. Orada okumuş, bana bildirdi. Ben de bulup okudum. Çok mutlu oldum”

Ümit Sezer iyi fotoğrafçı, iyi dosttur. Yıllar sonra sesini duymaktan çok mutlu oldum. İzmit’te yazdığınız bir yazının, internet aracılığı ile ABD’de okunup, muhatabına bildiriliyor olmasından da ayrıca memnunluk duyuyorum.
…………….
Değerli okurlar. Biliyorum, geçirdiğim ağır ameliyatın ardından bana geçmiş olsun ziyareti yapmak, sarılıp, öpmek isteyen pek çok dostum, okurum var. Ama doktorlarım en çok “Aman grip konusuna dikkat et. Mikrop kapma. Kimse ile görüşme “ diyorlar. Gelecek pazartesi günü bir genel kontrolüm daha var. Her halde o kontrolden de iyi notla çıkarsam kısıtlamalar biraz daha kalkacak.

Kalplerimiz bir. Gönlümüz bir. Ama bir süre daha beni ziyaret için kendinizi zorlamayın. Hele şu sıkıntılı günleri tamamen bitireyim, kapımı herkese açacak, her geleni sarılıp, öpeceğim. Ama bir-iki hafta daha telefonla görüşelim çok daha iyidir.

Mutlu, sağlıklı bir hafta dileğiyle saygılar, sevgiler sunuyorum.
 
 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.