1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. YAZSAM MI, YAZMASAM MI DERKEN, 18 YILDIR YAZIYORUM
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

YAZSAM MI, YAZMASAM MI DERKEN, 18 YILDIR YAZIYORUM

A+A-

Bizleri yakınan tanımayan yeni nesil gençlerden bazıları benim kim olduğumu sorduklarından bugünkü makalemizin giriş bölümünde kısaca kendimi tanıtmak istiyorum. Bana göre işlerin en zoru insanın kendisini tanıtmasıdır. Hayatı boyunca milli bir duruş ve İslami bir anlayışla hareket eden merhum Erbakan Hocamızı takip ederek, bir fiil yanında siyaset yaparak kendimi yetiştirmeye çalıştım.

1999 yılında rahmetli Erbakan Hocamızın teşvikiyle, Milli gazete de siyasi ve kültürel makaleler yazmaya başladım. Rahmetli hocamızın vefatından sonra, her ne hikmetse milli gazete yazılarımızı yayınlanmaz oldu. Bir ara Vakit ve kırmızı Kocaeli Gazetesinde yazdım. 16 Temmuz 2014 tarihinden itibaren her Çarşamba günü Özgür Kocaeli Gazetesinde, ayda bir Yeni Akit gazetesinde yazmaya devam ediyorum.

Siyasi hayatıma gelince, MNP’si hariç, MSP, RP, FP ve Saadet partisinde aktif görevler aldım. Gençlik kolları başkanı, İl hatibi, il öğretmeni teşkilat başkanı, il başkanı, MKYK ve GİK üyeliği, Belediye başkan adayı her dönem milletvekili adayı görevlerinde bulundum. 07-Haziren 2015 seçimlerinde AK Partisinde milletvekili aday adayı oldum, aynı mekân içinde saf tutan bir saftan diğer safa geçtim.

Konumuza dönersek, yazmak sanıldığı kadar kolay değildir. Bilgisi olanın fikri olduğuna göre, fikri olanın da zikri olması lazım. Yazarlar ve aydınlar fikirlerini toplumla paylaşmazlarsa, o bilgiler ve fikirler, sinede bir yük olmanın ötesinde, adeta zincire vurulmuş birer mahkûm durumuna düşürülmüş olurlar.

Bilgiyi ve fikri toplumla paylaşabilmek hususun da iki şeye dikkat edilmelidir. Birincisi bilgi sahibi fikrini güzel bir usul ve üslupla, halkın anlayacağı bir şekilde arz etmeyi bilmelidir. İkincisi topluma arz edilen bilgi ve fikir halkın talebini karşılamalıdır. Marifet iltifata tabidir kaidesi de unutulmamalıdır.   

Bu özet girişten sonra bugünkü makalemizi kimseyi incitmeden, hakaret etmeden, kırmadan ve dökmeden, birlikte gördüğümüz ve yaşadığımız olayların kısa bir analizini yapmaya çalışacağım. Önce şu Kürt meselesini ele alalım.  Bazı gerçekleri net olarak ortaya koymalıyız. AK partisi iktidarından önce, Kürtlere yapılan sosyal ve kültürel baskılar, aynı şekilde diğer etnik kökenli vatandaşlarımıza da yapıldığı unutulmamalıdır.

Merhum Erbakan hocamıza ve onu destekleyen milyonlarca inançlı vatandaşlarımıza yapılan baskı ve zulümleri görmeden sadece Kürtlere zulüm yapılmıştır demek, ülkenin aleyhinde yapılan en büyük istismardır. Bölgenin asayişini sağlamaya gayret eden, polis ve jandarma güçlerimizi, kalleşçe öldüren dış şer güçlerin maşası olan, PKK terör örgütünün, ülkeye ve Kürtlere vermiş olduğu maddi ve manevi zararı bilmeyenimiz kalmamıştır.  

Halkı sokağa çağırıp şiddet eylemleri yaparak, bölgede yaşayan mütedeyyin insanları kahpece ve alçakça kurşunlayarak ve binaların üst katlarından atarak, sonrada üzerlerinden otomobillerle geçerek acımasızca ve vahşice öldürenler, okulları, camileri yakanlar yıkanlar Kur’an-ı kerimi yere atanlar, müslüman Kürt halkının temsilcileri olamazlar. 

Sözde Kürt halkının ve diğer insanların haklarını koruma adını kurulan siyasi parti mensuplarından bazı seçilmişler; “T.C devletine terör devletidir. PKK, Türkiye’ye ve Ortadoğu’yu güller bahçesine çevirmek için ortaya çıkmış bir harekettir. PKK’nın öyle bir gücü var ki,  sizi tükürüğü ile boğar. Biz sırtımızı YPG’ ye, PYD’ ye dayatıyoruz. Korucular bu memleketken defolup gideceksiniz. Bize uzattığınız o keleşi size çevirmesini çok iyi biliriz.” İfadelerini kullanan siyasilerden ülkeye ve millette fayda gelmeyeceğini, seksen milyon insanımız çok iyi anlamıştır.

Vatansever inançlı Kürt halkının, bu vahşi plana ve PKK terörüne kurban olmamaları hususunda, kardeşkanının dökülmemesi için Sayın Cumhurbaşkanımız vücudunu taşın altına koyduğunu öncelikle Kürtler görmeli ve ona göre siyasi kararlarını vermelidirler.

Vesayet savaşları marifetiyle, terör örgütleriyle, ekonomik ve siyasi krizlerle, ahlaktan ve hukuktan yoksun asimetrik savaş taktikleriyle,  ülkemizi siyasi, sosyal ve ekonomik yönden çökertmek isteyen şer güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerin sinsi hain planlarını görmeyen ve bilmeyenimiz yoktur. 

 AK partisi muhalifi olan sözde bazı aydın yazar ve siyasetçilere, milletimiz haklı olarak şu soruları soruyor. Ak partisinin yaptığı maddi ve manevi hizmetlerin hangisini beğenemiyorsunuz? AK partisinin hizmetlerini yeterli veya faydalı görmediğinizi söylüyorsanız toplumun önüne hangi projelerinizi sunabildiniz?  Sözünü ettiğimiz beylerin tek görevi kalemlerini ve dillerini şer güçlerin istekleri doğrultusunda kullanmak suretiyle Cumhurbaşkanına hakaret etmek, kendileri gibi düşünmeyen insanlara ahlaksızca saldırmaktan ibarettir.

Her türlü hakareti yapmayı yalan, yanlış haber üretmeyi kendileri için demokratik bir hak olduğunu söyleyen omurgasız zirzoplara, hop hemşerim! bu ülke yol gecen hanı değildir. Demokratik özgürlüğünüzün sınırları, başkalarının demokratik özgürlük sınırlarını aşamaz dediğimizde, bir yerlerine biber sürülmüş gibi viyaklamalarını milletimiz çok iyi anlamıştır. Saltanatçıların saltanatı, vesayetçilerin vesayeti yıkılacağından, kölelik yapacakları efendiler bulamayacaklarından dolayı köle ruhlu çukurların çırpınışlarını milletimiz ibretle seyrediyor.

 Kendileri gibi düşünmeyen siyasilere, aydın ve yazarlara seviyesizce ve namussuzca hakaret eden insan görünümlü mahlûkatlara verilecek çok ağır cevaplarımız vardır. Bizim ve bizim gibi düşünen insanlar, fikir namusundan haber olmayan sözünü ettiğimiz ve milletinde itibar etmediği bu beylerin seviyesine inmek onurlu ve haysiyetli insana yakışmaz.  Efendilerine köle ruhuyla bağlı çukurlara, meydan bırakılmamalı, hukuk içinde herkesin haddi bildirilmelidir.

   Ülkemizin bir anayasa değişikliğine ihtiyacı olduğunu tüm siyasiler söylediği halde,  yapılan mini bir anayasa değişikliğine katkı vermeyen siyasi partilerin referandumda hayır söyleyeceklerini ifade etmeleri en doğal hakları olduğu gibi anayasa değişikliğine evet diyecek olan siyasi partilerinde, aynı hakka sahip olduklarını da kabul etmeye mecburuz.

 Anayasa değişikliğine kabul etmeyenler,  medenice toplumun önüne çıkarak neden bu değişikliğe hayır diyeceklerini millette anlatarak ikna ederlerse, sandıktan hayır çıkmasını sağlarlar. Aynı şekilde anayasa değişikliğin neden evet denmesini isteyenler gerekçelerini halka anlatarak sandıktan evet çıkmasını sağlamaya çalışacaklar. Nihayetinden her ki taraf sandıktan çıkacak sonuca eyvallah diyerek, millettin kararına saygı duyma erdemini göstermek suretiyle demokrasinin güçlenmesine katkı sağlamış olacaklardır.  

Siyasilerin yapacakları evet, hayır kampanyasında birbirlerini yakışmayacak şekilde hakarette bulunmaları, evet veya hayır diyecek olan insanları, vatan haini, rejim düşmanı, yalaka, dalkavuk, satılmış gibi insan onuruna yakışmayacak kelimelerle hararette bulunmak medeni olduğunu söyleyen hiçbir insana yakışmaz. Yolun en güzeli hayırcılar ve evetçiler diye bir gerilime meydan vermeden, birbirimizin fikirlerine tahammül ederek medeni bir şekilde halkı ikna etmenin yolunu tutmalıyız. Sonuçta kararı millet verecektir. Milletin kararına saygı duymayanlar, özgürlükçü elbisesi altında kendilerini saklayan, köle ruhlu diktatör âşıklarıdır.

Gerçekleri görmemek için, deve kuşu gibi başını kuma sokanlara diyecek birkaç sözümüz vardır. Ülkemizin ve milletimizin düşmanlarına av olmayınız. Basit siyasi getiri uğruna ülkenin istikrarını bozmak isteyen dış şer güçlerin dayatmalarına içteki işbirlikçilerin algı operasyonlarına alet olmayınız.

                                                                  

 

Bu yazı toplam 1433 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum