• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Kocaeli 3 °C

YEDİ ŞEHRİ İLE İRAN “Tebriz”

H.İbrahim KAHRAMAN

Yedi şehrini gezip gördüğümüz İran, uzun zamandan beri görmek ve tanımak istediğim bir ülke idi. Bu gezimizde, merak ettiğim yönleri ile İran’ı ülkesiyle, halkıyla tanımaya ve öğrenmeye fırsat bulmuş oldum. Bu yazı aracılığı ile de İran hakkında görüp, öğrendiğim ne varsa sizlerle paylaşacağım.


‘GEZDİK GÖRDÜK’
Gezi programımızda güney Azerbaycan’ın en büyük şehri Tebriz, İran’ın başşehri Tahran, Büyük Selçuklu Devleti’ne baş şehirlik yapmış olan Rey, dünyada büyük meydanları ile şöhreti olan İsfahan, ateşperestlerin merkezi Yezd, Pers İmparatorluğu’nun baş şehri Persepolis, Türk Edebiyatı’nda da önemli etkileri olan doğu klasiklerinden Bostan ve Gülistan isimli eserin Yazarı Şeyh Sadi’nin memleketi olan Şiraz’ı gezip gördük.


‘PEŞİN HÜKÜMLERLE KARŞILAŞTIM’
Ülkemizde ve insanlarımızda bazı inanç farklılıkları sebebiyle olsa gerek, İran’a gitmek ve oraları tanımak fikrimi açtığım dostlarımdan, genel olarak ‘Ne gereği var.’, ‘O ülke insanları bize uzaktır’ şeklinde peşin hükümler ile karşılaştım. İzmit’imizin esnaflarından olan Haluk Ercan’ın sahibi olduğu Ercan Tur ile bu geziyi yaptık. Yirmi beş İzmitli hemşerimizle bu geziye başlamak üzere İzmit Perşembe Pazarı Meydanı’nda buluşarak,  bize tahsis edilen otobüsle, İstanbul Atatürk Havaalanı’ndan hareket ettik. Türk Hava Yolları’nın bir uçağı ile Tebriz’e gitmek üzere havaalanına ulaştık. 


‘THY ÖVÜNÇ VE MUTLULUK KAYNAĞIMIZ OLDU’
İstanbul trafiğinin bir azizliğine uğramamak için, Haluk Bey’in tecrübesinin getirdiği tedbirle zamanında havaalanına gelip, resmi işlemlerimizi tamamlayarak dış hatlar bölümüne sorunsuz bir şekilde geçtik. Zamanından önce geldiğimiz için bekleme süresindeki gözlemlerimi paylaşmak isterim. Havaalanımızda uçaklarını bekleyen her ülkeden, yoğun bir insan kalabalığı mevcuttu. Dakika başı inen ve kalkan uçaklarla kimisi Avrupa’ya, kimisi Afrika’ya, kimisi Orta Asya’ya, kimisi Amerika’ya gitmek ya da gelmek için, her renkten ve ırktan insanlar,  uçuş saatlerini beklemekteydiler. Kimisi ticaret,  kimisi sağlık, kimisi gezmek için ülkemize gelmiş bu insanlardan uçuş saatleri gelmiş olanlar giderken koridorlar,  alışveriş yerleri, yeme içme yerleri yeni gelenler ile dolmaktaydı.  Çoğunlukla Türk Hava Yolları ile yapılan uçuşlar ve havaalanının, bu kalabalığa rağmen herhangi bir kargaşa ve düzensizliğe yer vermeden tüm hizmetlerin yerinde ve güzelce yürütülüyor olması,  bir Türk Vatandaşı olarak övünç ve mutluluk kaynağımız olmuştur.

 
‘İRAN’I GÖRMEDEN ANADOLU’YU ANLAYAMAZSINIZ’
Oysaki İran, köklü bir devlet geleneğine sahip olan, Pers İmparatorluğu gibi milattan öncesine giden bir medeniyete ev sahipliği yapan, önemli tarihi geçmişe sahip ve nüfusunun yarısına yakınının Türk Milleti ile akraba ilişkisi kuran bir ülkedir. Nitekim Prof. Dr. Halil İnalcık, bu sözlerimi doğrulayacak nitelikteki, “Türkler Orta Asya’dan Anadolu’ya, İran koridorundan gelmiştir. İran’ı görmeden Anadolu’yu anlayamazsınız.. Edebiyatımız, genel kültürümüz ve mimarimiz İran’sız anlaşılamaz” tespitini yapmıştır. 


HUMEYNİ’NİN PORTRESİ DİKKAT ÇEKTİ
Atatürk Havaalanı’mızın tuvaletlerinde, abdest alma yerinde ve mescidinde de aynı temizlik ve tertip mevcuttu. Her milletten insanların oluşturduğu kalabalık bir cemaat ile mescidinde akşam namazını kılıp uçuş saatimiz geldiği için uçağımıza binmek üzere verilen kapıya geçtik. Tebriz’e uçuyoruz. Uçağımız tam zamanında saat 20.50’de kalktı. THY uçağı ile güzel bir yolculuk sonucunda, iki buçuk saat süren bir uçuşla Tebriz Havaalanı’na indik. Bir buçuk saatlik zaman farkından dolayı Tebriz’de saat 00.30 oldu. Tebriz Havaalanı’nda ilk dikkatimizi çeken şey İran’ın dini liderlerinden İmam Humeyni’nin büyük boy portresiydi. 


‘2 BUÇUK MİLYON NÜFUSLU ŞEHİR: TEBRİZ’
Tebriz Havaalanı’nda bizi, İran’daki bu seyahatimizde rehberliğimizi yapacak olan, Hüseyin Zamanoğlu adındaki İran’lı bir Azeri kardeşimiz karşıladı. Hüseyin Bey İstanbul’da eğitimini tamamlamış Anadolu Türkçesi’ni de çok güzel konuşan genç, güler yüzlü, bütün seyahatimiz boyunca ekibimize İran’la ilgili bilgilendirmeler yapan, ekibin gönlünü kazanan bir rehber oldu. Bize tahsis edilen otobüsümüz ile Tebriz’deki otelimize geldik. Otelimiz şehre hakim bir tepe üzerinde, büyükçe bir yeşil alan ortasında yapılmış Pars Oteli’ydi. Tebriz iki buçuk milyon nüfusu olan bir şehir olup İran Azerbaycan’ının merkezidir. Ateş düşüren manasına gelen bu şehir, etrafı dağlarla çevrili bir düzlük üzerine yerleşmiştir. Çevre dağları çıplak ve ağaçsız olmakla beraber, Tebriz şehri gerek yol kenarlarındaki yeşillikler, gerekse şehrin belirli merkezlerindeki parklarıyla yeşil alanları da yeterince olan bakımlı bir şehirdir. 


400’E YAKIN ŞAİR
Sabah kahvaltımızı erkenden yaparak Tebriz gezi programına başladık. Ekibin uyumlu ve zamanı doğru kullanabilmesi adına, Haluk Ercan Bey prensip olarak beş dakikadan daha fazla gecikme olmaması şartını koymuştu. Daha uzun gecikmelerde geciken, guruba uygun bir ikramda bulunarak bunun karşılığını verecekti. Birinci gün, geciken eşimle ben olduğum için o günkü El Gölü’nde dinlenme molasındaki çay ve kahve ikramını karşılamak bize düştü. İlk gittiğimiz yer şairler mezarlığı oldu. Dört yüze yakın şair ve edebiyatçının mezarlarının olduğu bu alan, güzel bir anıtla şekillendirilmiş ve çevre düzenlemesi yönünden bakımda idi. Anıtın içerisinde bazı meşhur şairlerin resim ve heykelleri mevcuttu. 


KONAK EVİ 
Şairler mezarlığından sonra ikinci adresimiz meşrutiyet evi idi. Burası, İranlı bir tüccar tarafından bağışlanmış ve müze haline getirilmiş bir konak evdir. Tebriz, 1890-1920 tarihlerindeki İran Meşrutiyet hareketin en önemli merkezidir. Bu konu ile ilgili bilgi ve belgeler, bir müze haline getirilmiş olan bu evde gelenlere gösterilip anlatılmaktadır. Bu hareketin sonunda İran’da Kaşgar Hanedanlığı yıkılmış ve Pehlevi Dönemi başlamıştır. Tebriz Çarşısı’nı gezdik.. Akşam oldu. Tebriz’de akşam yemeği yemek üzere şehrin dışında bir yere götürüldük. Bizim mutfağımız ile uyumlu olan, herkesin beğendiği bir akşam yemeği yedikten sonra otelimize döndük. Ertesi sabah Tebriz’den, Tahran’a gitmek için dinlenmeye başladık. 
 

tebb.jpg
TEBRİZ –  Gezimiz boyunca gezip gördüğümüz Tebriz’in, 2018 yılı için dini turizm yeri ilan edildiğini öğrendik. 

yerss.jpg
YER SOFRASI – Ahmet-Mualla Tabanlı, Nurten Canayakın, Ahmet Baydar, Hüseyin Zamanoğlu Berke Restoranın yer sofrasında bir arada görülüyor.

err1.jpg
ERKEKLER GRUBU - Ekibin erkekler grubu hem dinleniyor hem de değerlendirmeler yapıyor. Abdullah Köktürk Bey ise minberden ekibe bildiklerini anlatıyor.

satt.jpg
SATTAR HAN - Meşrutiyet hareketi kahramanlarından biri olarak bilinen Sattar Han’ın temsili heykeli.

bustt.jpg
BÜST - Fatma Kahraman, Suzan Çelik, Nurten Canayakın ve Mualla Tabanlı Şair Hakani’nin büstünün önünde hatıra fotoğrafı çektirdi. 

mm3-001.jpg

ŞEHRİYAR BÜSTÜ -  Gezimiz sırasında İran Türkleri’nden birisi olan, Şair Şehriyar’ı temsil eden büstü de görme şansı bulduk.

cars.jpg
ÇARŞI – Ortadoğu ve dünyanın en büyük kapalı çarşılarından birisi olan Tebriz Çarşısı’nda alışverişlerimizi yaptık, akşam yemeğimizi de burada yiyerek çarşıdan ayrıldık. 

 

Bu yazı toplam 958 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37