• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 1 °C

YEMEYENİN MALINI YERLER…

Sevcan TAMER

Bahar  aylarında  tüm  canlıların  içi  kıpır  kıpır  olduğundan mı  bilemem  ama,  insanlar  gezerek  değişik  yerlerde  zamanlarını  değerlendirmeyi   çok  seviyorlar.. Bilhassa  insanoğlunun  doğayla  bütünleşme  ve  tabiatı  çok  daha  yakından  keşfetme  isteği  en  üst  seviyelerde   etkisini  sürdürüyor..Geçen  hafta  sonu   İstanbul’un   dayanılmaz   karmaşasından   kaçıp   ziyaretimize  gelen  sevgili  dostlarımız,   doğanın   ruhu  motive    eden  cazibesini  yakından  hissetmekle   beraber,  birazda   meraklarını  gidermek   adına  benden  ve  eşimden  özel  bir   talepte  bulundular..

“Lütfen,  biz  sizin   Sapanca’ya  gitmek  ve  oranın  çok  met  edilen  doğasını,  akarsularını,  çeşit  çeşit  ağaç  türlerini  görmek   ve  balık  yemek  istiyoruz.. Bizi  Sapanca’ya   götürür müsünüz” ? dediler..

Haydaa.  Buradaki  arkadaşlar  bizim  Kocaeli’ li  olduğumuzu  bilmelerine   rağmen  “Sizin  Sapanca”  diye  hitap  ediyorlardı.. Doğrusu   bu  bakış  açısı  hem  hoşuma  gitti,  hem de  üzdü  beni.. Çünkü  ben  Sapanca’yı  gerçekten  sevenlerdenim.. Yakınlarımızın  orada  oturması  dolayısıyla  sık  sık  gittiğimizi  ve  o  meşhur  elma   kokusunu  unutmam   mümkün  değildir.. Bu  arada  yaşadığım  bölgeyle  bir  kez  daha  gururlandım.. Aslında,  anlatılması  zor  bir  sahiplenmeye  dönüşen   ruh  haliydi  benim ki.. Tabi ki   talep  uygun  bulundu  ve  biz  iki  araba  misafirle  erkenden  yola  çıktık.. İki tarafı çeşitli  ağaçların  ve  meyve  bahçelerinin  çevrelediği   o  güzelim  yol,  keyiflerini    oldukça   arttırmıştı.. Aralarında  daha   önce   Sapanca’ya  gitmiş  olan  olduğu  gibi,  ilk  gidenler çoğunluktaydı.     Ve  O  güzelim  ağaçların  altında  veya  köylü  pazarlarının  yakınında  verilen  her  mola da  bana  Sapanca’yla  ilgili  bir  sürü  sorular  soruyorlardı.. Ben de,  üzerinde   ihtisas  yapmış  bir  hoca       edasıyla    cevap  vermeye  çalışıyordum   kendilerine..  Sonunda  baktım  olmayacak..                                         “Ben  sizlere  daha   doyurucu  bilgi  vermek  için  biraz  araştıracağım  ve   yazacağım.. Oradan  okursunuz”  dedim   ve  belli  bir  süre  Sapanca  sorularından  kurtulmuş  oldum.. Beni  en  çok  zorlayan da  “ Ya  Sevcan  hanım,  neden  Kocaeli   Sapanca’yı  Sakarya’ ya  kaptırmış   çok  yazıkkk “ sorusu  oldu  inanınız.. Tabi ki  bu  soruya  verecek   çok  cevabım   olmasına  rağmen   kem  küm  ettim  ve   içimden   geçen   gerçek   cevabı  veremedim.. Eh  ne  yapalım,  bu  durum  Kocaeli   yetkililerini  de  üzüyordur  mutlak  mutlaka.. Ama  yenenle,  ölene  çare  yok  ne  yazık ki,  düşüncesi  eşliğinde,  derin  derin  bir  iç  çektim..

    SAPANCA:  İki  tarafı  saran  ve   yeşil  yolu  andıran  ağaç  seremonisinin    arasında  ilerledikçe   doğayı  ruhunuzda  hissediyorsunuz  gerçekten.. Sapanca  merkezine  gidene  kadar    dinlene bileceğin   veya  mola  vermeni  sağlayacak  o  kadar  çok  mesire  yeri  ve  yeme,  içme  noktası  var ki.. Yeter ki  hangisini  seçeceğine  karar    verebilesin.. Arkadaşlar  görmek  istemekte  haklılar.. Çünkü  bu  bölgede  oluşan  ağaç  türleri,  ülkenin  az  yerinde  mevcut tur..  Bakınız  şu  ağaçların  çeşit  zenginliğine.. Meşe,  kayın,  gürgen,  kestane,  kızılağaç,  kavak,  dişbudak,  ıhlamur,  akçaağaç,  huş,  çınar.. İğne  yapraklılardan  ise  sarıçam,  kızılçam,  karaçam,  fıstıkçamı,  göknar,  ladin,  sedir,  ardıç, selvi   türü  ağaç  ve  onlarca  değişik  süs  bitkisi  birlikte  yükseliyor  göklere.. Ve  beraberlik  içinde  oluşturuyorlar  o  eşsiz  renk  cümbüşünü.. Ya  Maşukiye’ ye  ne  demeli.?   Nasıl  anlatmalı.?             Yeşilini mi.? Şırıl  şırıl  akan  şelalelerini,  çağlayanlarının  ve  onlara  eşlik  eden  kuş  seslerini mi.?  Yoksa  kokusu   etrafa  mis  gibi  yayılan  lezzetli  Alabalığını mı.? Evet..  Hangisini.?                                 Sapanca:  Gölü  dağlarla  dans  eder  adeta.. Kıyıları  doğuda  Sakarya,  batıda  Kocaeli’ ne  ulaşarak  kucaklaşır.. Yani  iki  tarafla da  nazik  bir  flört  içindedir  berrak  sular.. Eğer  sizlere  Sapanca  ile  ilgili  daha  derin  bilgi  vermemi  istiyorsanız  (meraklılarına)  ünlü  seyyah  Evliya  Çelebinin    o  tarihte   yaptığı  tespitlerini  okumanızı   öneririm.. Sadece   özetle  aktarmam  gerekirse,   bakınız  ne  demiş  Evliya   Çelebi.. “ Sapanca  gölünün  çevresi  dört  mildir.. Dört  çevresinde  kasaba  gibi  76  köy  vardır.. Cümle  halkı  bu  Haliç’in  suyundan  içtiklerinden  yüzlerinin  rengi   kırmızıdır.. Ürünleri  oldukça  boldur..Bahçeleri  hadden  aşkındır.. Bu   gölün  kenarında  öyle  bir  kavun   karpuz  olur ki,  ancak  ikisini  bir  eşek  çekebilir..  Bu  gölde  bulunan  70,  80  çeşit  balıktan  avlanıp  kar  ederler.. Alabalığı, sazan  balığı,  turna  balığı  gibi  tatlı  su  balıkları  gayet  lezzetli  olur..Gölün  suyu  gayet  temiz  ve  berraktır..Kadınlar  elbise  yıkadıklarında  asla  sabun  sürmezler..Bu  göl  İzmit  Körfezine  üç  saat  kadar  yakın  olduğundan ( yürüyerek)  ayağı  İzmit  Tuzlası  önünden  deryaya  karışır..Hatta  bir  asırda  bunu  İzmit  Körfezine  katmak  için  yüzlerce  kazma  ve  çapalı  ırgat  toplattırılmış  ise de,  İzmit  halkının  “ Buna  bir  çok  hazineler  ve  Nuh   ömrü  gerektirir”   diye  gevşeklik  göstermesi ,  işin  tamamlanmasına  engel  olmuştur..”

  Ya  işte  böyle  sevgili  dostlar.. Evliya  Çelebi  daha  o  gün  yapmış  tespitini  ve  vermiş  bizim  laf  bulup da  anlatamadığımız   sorularınızın  cevabını..                                                      Her zaman ki  adamsendeciliğimiz,  vurdum  duymazlığımız   ve   elimizde ki  değerleri  altın  tepsiye  koyup  bir  başkasına  sunuşumuz.. Daha  ne  demeli  bu  işe.. Diyebileceğim  sadece,  “Gölüyle,  dağıyla,  tepesiyle,  bin bir  çeşit  ağacıyla,  mis  kokan  balığıyla  ve  az  bulunur  doğasıyla   Sapanca  size  helal  olsun  Sakarya.(Adapazarı)  Ne  demişler  “Yemeyenin  Malını  Yerler,  Ardından  Katıla  Katıla  Gülerler”.. Size  afiyet, bal,  şeker  olsun.!!..

                                  

 

                                     

 

Bu yazı toplam 1163 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37