1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. YENİ BİR PARTİ: “İP” İYİ PARTİ!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

YENİ BİR PARTİ: “İP” İYİ PARTİ!

A+A-

Siyasi hayatımıza yeni bir parti daha eklendi. Kısa adı “İp” olan “İyi” parti. Öncelikle hayırlı olsun.
Değerli dostlar ülkemizde siyasi partiler ya kızgınlıktan ve küskünlükten doğuyorlar, ya muktedir olma ya da genel başkan olma hırsından doğuyorlar; ya da toplumsal talep ve beklentilerin bir sonucu olarak doğuyorlar. Bunlardan ilk ikisi saman alevi gibi bir anlık parlarlar ve anında sönerler. Örneğin, Abdüllatif Şener’in partisi, Emine Ülker Tarhan’ın partisi, Yusuf Bozkurt Özal’ın partisi, Sadettin Tantan’ın partisi falan filan… Listeyi uzatmak mümkün… Kaldı ki bu örnekler aşağı-yukarı son yirmi yılın örnekleri. İnanın birçoğunun partisinin ismini bile hatırlamıyorum.
Bir de, toplumsal talep ve beklentilerin bir tezahürü olarak ortaya çıkan ve kısa zamanda neş-u nüma bulan ve toplum tarafından benimsenen partiler var. Bu partilere halk her zaman sahip çıkmıştır, bağrına basmıştır ve omuzlayıp ayakta kalmalarını sağlamıştır. Çünkü bu partiler, bir ihtiyaca binaen halkın sahiplenmesiyle varolagelmişler. Bunun en canlı iki örneği var. Biri, rahmetli 8.Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın kurduğu “Anavatan Partisi” diğeri de, mevcut cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının kurduğu “Adalet ve Kalkınma Partisi” Zamanımız ve köşemiz müsait olmadığından ve diğer partiler bu manada numune-i imtisal olamayacakları açısından onlara girmiyorum.
Anavatan Partisi, rahmetli Özal başında olduğu sürece, ülke ciddi bir takım değişim ve dönüşümlere sahne oldu. Ekonomi canlandı, ülke bir çok sahada rahmetli Özal’ın tabiri ile “transformasyon” yaşadı. Belki cumhuriyet tarihinde ilk defa adem-i merkeziyetçi yapıya, yani yerinden yönetime, yerel yönetime gereken önem verildi ve onların elleri güçlendirildi. Belediye başkanları yapacakları en ufak bir hizmet için Ankara’nın o derin dehlize dönüşen bürokrasinin kapılarını aşındırmaktan bir nebze olsun kurtuldular ve halk da rahat bir nefes aldı. Ne zaman ki, Özal cumhurbaşkanı oldu ve partisi üzerindeki etkisi azaldı, Yıldırım Akbulut ve Mesut Yılmaz gibi vizyon yoksunu insanlar partinin başına geçtiler, yakalanan o ivme kısa sürede akamete uğradı ve Anavatan Partisi kısa sürede misyonunu tamamlayarak siyasi mezarlıktaki yerini aldı.
Daha sonra merhum başbakan Erbakan’ın kurucusu olduğu siyasi partiler tedricen de olsa halk nezdinde karşılık bulmaya başlayınca, 28 Şubat 1996 yapılanmaları bir türlü nefes aldırtmadı ve her seferinde merhumun partisi kapatıldı ve hizmet etme fırsatı verilmedi. Bir yıllık Refah-Yol hükümetinin ülkeyi huzura kavuşturan çalışmaları bu 28 Şubat mimarlarının uykusunu kaçırttı ve bu şen’i yapı, mütedeyyin insanlara Türkiye’de siyaset yapma imkanı tanımayınca, bunu fark eden partinin içindeki bazı insanlar, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Bülent Arınç ve Abdullah Gül ve arkadaşları Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdular. Kurdular ama bu kuruluş, tamamen tabandan gelen bir arzu ve istek idi. Halkın kahir ekseriyetinin düşüncesiyle paralel olan siyasi oluşumlara izin verilmeyince, bir zaruretten doğan bu siyasi hareket tamamen halk destekli olup ve kısa sürede tek başına iktidara gelmesi de an meselesi oldu. O gün bu gündür bu siyasi hareket zaman zaman kulak çekmelere maruz kalsa da halkımız yine kendisine fırsat veriyor. Bunun sebebi de, yaptığı hizmetler ile birçok alanda gerçekleştirdiği radikal devrimci değişim ve dönüşümlerdir. Halkımız, bu değişim ve dönüşümleri benimsedi. Yaptığı hizmetlere girmeyeceğim, zaten halkımız biliyor ve gereğini yapıyor. Yazmaya kalksam, ciltler dolusu kitaplar buna yetmez.
Şimdi, Meral Akşener’in başında bulunduğu ve kısa adı “İp” olan “İyi” Parti, bu iki örnekten (Anap ve Ak Parti) yola çıkarak bakıldığında bir zaruret sonucu doğmuş değil. Elbette ki, bir nebze oy alacaklardır. Siyaset sahnesinde “ben de varım” diyebileceklerdir. Lakin, siyasette el’an her hangi bir vakum yok ve o vakumu doldurabilecek yapıda bir siyasi oluşum değiller. Çünkü, rahmetli Özal’ın iki elini birleştirerek “dört eğilimi” bir potada eriten o çıkışı, bu “İp”in yapma ne imkanı var ve ne de şartlar o açıdan buna müsait. “İp”in ayrıldığı MHP dimdik ayakta ve siyasi misyonunu idame ettiriyor ve hem de Sayın cumhurbaşkanının o güçlü desteği ile. Mütedeyyin kesimi temsil eden Adalet ve Kalkınma Partisi zaten 15 yıldan beri iktidarda. Sol cenahta CHP tüm varlığını sürdürüyor. Dolayısıyla bu “İpe”e sarılmayı gerektirecek bir siyasi ortam hiç yok.
İlimizdeki yapılanmayla ilgili bir örnek ile yazımı bitireyim. Aynı zamanda bir Kocaelili olan Sayın Akşener’in amiral gemisi sayılabilecek ilimize halktan kopuk, lort ve rotaryen olduğu söylenen ve siyasetten anlamayan acemi bir il başkanını atamakla sakat bir doğum ile işe başlaması işin rengini ortaya koymaya yetiyor. Oysa ki, siyaset sahnesinin yabancı olmadığı, halk ile ünsiyet içerisinde olan ismi geçen birkaç insandansa, bu tercihte bulunması, bence siyasi hatasının ilk örneği olarak tarihe geçecektir. Tabi, uzun uzadiye bir siyasi analiz yapılabilir. Lakin ne köşemiz buna müsait ve ne de zamanımız. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin buyurduğu gibi “Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler”

Bu yazı toplam 2245 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum