1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. YENİ DÜNYA SİSTEMİNDE TÜRKİYE'NİN ROLÜ
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

YENİ DÜNYA SİSTEMİNDE TÜRKİYE'NİN ROLÜ

A+A-

Bu kadar geniş ve kapsamlı bir konuyu elimden geldiğince özetlemeye çalışarak, bu husustaki şahsi fikirlerimi ve inancımı değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyorum.  Sovyet birliği dağıldıktan sonra dünya iki kutuplu siyasetten tek kutuplu siyasette geçmiştir, cümlesi tatmin edici bir ifade olmadığı gibi isabetli de değildir.

 Kim ne derse desin, ne konuşursa konuşsun, gerçek olan ilk insan Âdem(AS) başlayan insanlık tarihi, iki kutuplu dünyaya sahne olmuştur. Birbirinden farklı olan, bu iki kutuplu dünya sistemine Hak ve Batıl denilmiştir. Bu hayatı Âdem (AS) başlayıp, günümüze kadar devam etmiş ve kıyamette kadar devam edecektir. Tarihe baktığımızda bu iki sistem birbirleriyle mücadele ederek bazen Hak bazen Batıl sistem dünya siyasetine yön vermiştir.

 Hak sistem yönetimde olduğu zamanlarda, teknolojik imkânları insanlığın hizmetine sunulmak suretiyle, kan, gözyaşı ve sömürü durdurulmuş, dünya insanlığı barış ve huzura kavuşmuştur. Batıl sistem yönetimde, teknolojik imkânlar insanlığın tepesinde ölüm makinesi olarak kullanıldığından, dünya insanlığı, özelikle müslümanlar her türlü ahlaksızlıklarla huzursuz edilmiştir.  Mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insan, hür iradesiyle bu iki sistemden birini seçerek, ebediyen yaşayacağı cennet veya cehennemdeki yerini hazırlamak için fani olan bu dünyada imtihan olmaktadır.

Bu özet girişten sonra, dünya söylendiği gibi hiçbir zaman tek kutuplu olmamıştır ve olmayacaktır. Materyalist bir kafa yapısıyla dünyaya bakanlar, Sovyetlerin dağılmasıyla maddi güç, kuvvet ve imtiyaz’ın tamamıyla Siyonizm’in emrinde olan Amerika’nın eline geçtiğini düşündüklerinden, dünyanın tek kutuplu bir sisteme geçtiğini söylemeye başladılar. 

Batıl sistemden başka bir sistemi görmek istemeyen materyalistler, zaman geçtikçe batıl kutbun içinden yarışan Çin, Hindistan, Rusya, Avrupa gibi ve benzeri güçlerin ortaya çıkmasıyla dünyanın yeniden iki kutuplu bir hale geldiğini söylemeye başlamalarının hiçbir tutarlılığı yoktur. Materyalistler ve onların hocası olan Siyonistler, dünyayı huzura kavuşturacak olan Hak sistemin yönetime gelmesine engel olmak için, sinsice ve alçakça İslam dünyasına saldırmaları, nöbet değişiminin yakın olduğuna işarettir. 

Dünya üzerinde 196 bağımsız devletin var olduğu bilindiği halde,  bu devletlerden 191’nin dünya siyasetinde söz hakkı yoktur. Dünya siyaseti birleşmiş milletler teşkilatının 5 daimi üyesi olan ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin tarafından şekillenmektedir.  Bu beş ülke birbirlerinden farklı ülkeler olsalar da batıl sistemin alt şubeleri olduklarından, Hak sistemin karşısında tek kutbu temsil eden batıl güçlerdir.

Meseleye beşer açısından bakarsak, son üç yüz yıldır dünya tek kutuplu yanı batıl sistemle yönetilmektedir. Batıl sistemi, kendi arasında,  Siyonist güç, Vatikan güç,  Budist güç olarak ayırabiliriz.  Sözünü ettiğimiz bu güçler, menfaatleri gereği kendi aralarında çatışma halinde oldukları halde, dünya insanlığını huzura kavuşturacak, zalimlerin işgallerini durduracak, dünyanın diğer kutbu olan İslam gücüne karşı, birlikte mücadele vermektedirler. 

Zalimlerin karakter yapılarını Yüce Allah (CC) bizlere şöyle haber vermektedir.   “o inkâr edenler, bir gurur ve ayrılık içindedirler.” (Sad 2) “…Bununla beraber biz kıyamete kadar onların arasına kin ve düşmanlık attık.. Her ne zaman savaş için bir ateş tutuşturdularsa Allah onu söndürdü.  Yeryüzünde hep bozgunculuk için koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez” ( Maide 64)

  Üç asırdır dünyayı yönetmeye çalışan batıl sistem, İslam dünyasını uyutmak ve yok etmek için ellerinden gelen her alçaklığı yapmaktan geri durmadılar ve durmuyorlar.  İslam dünyasını kendi zalim elleriyle uyandırdıklarından haberleri yoktur. Bu hususta üç ayeti kerime nakletmek istiyorum.  “Gevşemeyin üzülmeyin, eğer gerçek mü’minlerseniz, sizler daha üstün geleceksiniz.” “ Eğer size bir yara dokunduysa, o adamlara da öyle bir yara dokundu, o günler var ya, işte biz onları, Allah’ın iman edenleri bilmesi ve sizden şehitler alması, şahitler tutması için,  insanlar arasında (Dünya yönetimini) evirir çeviririz. Allah zalimleri sevmez.”(Al-i İmran 139, 140) “..Kafirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlamak istiyor.” (Tevbe 32)

Üç asırdır nöbette değiliz. Nöbette olmadığımızdan İslam dünyası olarak ezildik,  sömürüldük, birçok günahımıza rağmen imanımızı kaybetmedik. Dinimiz İslam’dan, Kitabımız Kur-an’dan uzaklaşmadık, Hz Peygamberimizi unutmadık, günahlarımıza tövbe ederek nöbeti almaya hazırlandığımızı dost düşman görmeli ve ona göre safımızı belirlemede acele etmeliyiz.

Bazı sahtekâr ve şarlatan din bezirgânlarının söylediği gibi, ecdadımız sömürüye dayalı bir imparatorluk kurmamıştır. Tarih boyunca kurduğumuz 17 devletin hiç biri, ırk temelli üzerine kurulmamıştır. Ümmet bilinciyle hareket ederek, çağ açıp, çağ kapatmıştır. Yönetimde emanetleri ehline veren, İslam anlayışıyla hareket ederek, mazlumun ve mağdurun hakkını verirken kişilerin inancına ırkına, imtiyazına, mezhebine, meşrebine bakmadan herkesin hakkını adaletle vererek dünya insanlığına huzur ve barış getirmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan  “Dünya beşten büyüktür” sözünü çok iyi anlayan, veto hakkına sahip olan beş daimi üye bu sözünün ağırlığını boşa çıkarmak için İslam dünyasını karıştırmaya yönelik tüm çabaları beyhudedir. Ok yaydan çıkmıştır er veya geç hedefine ulaşacaktır. Bu söz, tüm dünyanın mazlum ve mağdurlarını uyandırmıştır.  Gaybı Yüce Allah bilir.  Gözüken işaretlere bakılırsa,  İslam dünyası ve diğer mağdur ülkeler Türkiye’nin öncülüğünde bir araya gelerek, yeni Dünya sistemin de, güçlü bir söze sahip olmaya aday Türkiye’nin yanında yer alacaklardır.

Makalemizi nakledeceğimiz şu ayeti kerimelerle tamamlayalım.  “ Savaş size hoş gelmese de üzerinize yazıldı. Fakat olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız. Oysa hakkınızda o bir hayırdır. Olur ki bir şey seversiniz, oysa o hakkınızda bir kötülüktür. Allah biliri siz bilemezsiniz” ( Bakara 216)

[“Herhangi bir toplumun hainliğinden endişe edersen, evvela anlaşmalarını reddettiğini açıkça kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri sevmez.” “ o inkar edenler, ileri gittiklerini asla sanmasınlar, çünkü onlar aciz bırakamazlar” “ Sizde onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet toplayın hazırlık yapın…. Allah yolunda her ne masraf yaparsanız, mükâfatı tamamen ödenir. Hiç de zarar etmezsiniz.” Eğer barışa yanaşırlarsa sende ona yanaş ve Allaha dayan..  (Enfal 58.59.60.61]

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) tarafından methedilmiş bir milletin torunları olarak, yenidünya sisteminde etkili bir şekilde yerimizi alacağımızdan emin olmalıyız.  Anlatmaya çalıştığımızı, Katar halkı söylemiştir “SELAM SANA EY OSMANLI”  Bu arzu ve bekleyiş İslam dünyasının kalbinden silinmemiştir.                                                                                                

Bu yazı toplam 1838 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.