1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. YENİ SİYASİ ARAYIŞLAR ÜZERİNE…
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

YENİ SİYASİ ARAYIŞLAR ÜZERİNE…

A+A-

S-400’lerin teslim edilmemesi üzerine siyasi varlıklarını oturtturan yerli Trump’çılar Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Trump ve Putin ile yaptığı temaslardan umduklarını bulayamayınca, Sayın Erdoğan’ı bırakıp Trump’a veryansın etmeye başladılar. Nasıl olur da bizi hayal kırıklığına uğratır, doları fırlatacak açıklamalarda bulunmaz, S 400 krizi çıkarmaz diye…

Ne hikmetse, bir güruh var ki, varlığını Sayın Erdoğan’ın yokluğu üzerine bina etmişler ve her ne pahasına olursa olsun, isterse ülke batsın hiç önemli değil, yeter ki, Erdoğan gitsin de ne olursa olsun. Öyle ki, Türkiye’nin ABD’nin bir eyaleti olmasını dahi isteyenler pek azda değil yani.

Enflasyonun ve döviz kurlarının biraz aşağılarda seyretmesi de, bu güruhun moralini fena halde bozuyor. İstiyorlar ki, ekonomi darmadağın olsun, İtibarımız yerlerde sürünsün, yeter ki Erdoğan gitsin de ne olursa olsun. Bu tayfaya, bir de içimizden bazı fırsatçılarda aynı beklenti içerisine girince, yıkım ekibi her geçen gün palazlanıyor ve muhalefet duygularının yerini giderek kin ve nefret almaya başlıyor. Bu da, siyaset kurumu açısından pek de iç açıcı bir durum değil tabi.

İstanbul seçim sonuçlarının ardından bölünerek varlık gösterebileceklerini zanneden içimizdeki bazı ayrılıkçı tayfa, memnuniyetlerini gizlememekle beraber, bölünmenin temellerini atmanın gayreti içerisine girmiş vaziyetteler. Tabi, bunu yaparken de kendi aralarında anlaşmazlığa düştüklerinden, l nolu koltuğu paylaşamama krizini henüz aşmış değiller. Koltuk sevdası memleket sevdasının önüne geçince, söylemlerin ve sözde çözüm önerilerinin ciddiyeti pek de inandırıcı gelmiyor. Ne demek istediğimi, kimlere göndermelerde bulunduğumu anlamışsınız sanırım. Doğrusu, hiç evelemeden- gevelemeden söyleyivereyim. Elbette ki, Sayın Davutoğlu ve Sayın Gül destekli Sayın Babacan hareketinden bahsediyorum.

Evet değerli dostlar, Ak Parti’de her şey güllük gülistanlıktır demiyorum. Elbette ki, eleştiriye muhtaç onlarca mesele vardır ve düzeltilmesi gerekir. Lakin, olması gereken şey, bölünüp, parçalanıp siyasi muarızlara alan açmak değildir esas olan. Böylesi bir girişim ancak, rakipleri güçlendirir ve hizmetleri akamete uğratır. Yoksa bekledikleri gibi, Altın tepsi içerisinde darbeci generaller tarafından sunulan Milliyetçi Demokrasi Partisi (Turgut Sunalp’ın MDP’si)’nin dayatmasından doğan Anap gibi ve Fazilet Partisinden doğan Ak Parti gibi, güçlü kuvvetli bir siyasi yapı ufukta gözükmüyor. Neden? Çünkü, bu partiler ihtiyaca binaen adeta halk tarafından kuruldu, sahiplenildi ve yaşatıldı/yaşatılıyor. Yaşamayanlar da, dünyevileşme temayülüne doğru evirildiler, içlerine virüs bulaştı ve darmadağın olup gittiler. Siyasi arenada esamesi bile okunmayanları hep birlikte görüyoruz.

Şimdi, dizayn edilmeye çalışılan bu girişim de, olsa olsa, iki ya da üç tarafta bölünmüş, gücü dağılmış ve heyecanı kaybolmuş parçalı bir yapı ile CHP ve türevlerine memleketin yönetimini teslim etmiş olur ki, bunun müsebbiplerinden hiç kimse bu vebalin altından kalkamaz.

Olması gereken şey, dağılmadan ve çekinmeden, aynı çatı altında kalınarak korkmadan ve ürkmeden doğruları söyleme ve mücadeleyi sürdürmek daha akıllıca olur diye düşünüyorum. Yoksa bu güne kadar onlarca kademede üst düzey görev almış olmalarına rağmen, bu gün nöbeti bir şekilde başkasına devretmiş siyasi aktörlerin ilanihaye işgal ettikleri koltuklarda kalma sevdası uğruna masum söylemler geliştirerek ve onun arkasına saklanarak yol haritası çizmeleri, pek de inandırıcı gibi gelmiyor. Hah; şayet halk ihtiyaç duyarsa, elbette ki siyasi tıkanıklığı giderme ve hizmet üretme sevdalısı insanları imbikten geçirerek emaneti ehline teslim etmeyi de bilir.

Yakın siyasi geçmişe bir göz atın. Turgut Sunalp’lar, Sadettin Tantan’lar, Yusuf Bozkurt Özallar, Emine Ülker Tarhan’lar, Hüsamettin Cindoruk’lar, Hasan Celal Güzel’ler ki, bunların içerisinden belki de en ideali olması gereken Hasan Celal Güzel olmasına rağmen bir türlü toplumdan karşılık bulamadılar. Daha onlarcasını sayabilirim…

Evet;

Kine, nefrete ve hırsa binaen parti kurulamaz, kurulsa da karşılık bulamaz. Halk, hangi partinin sadr-e şifa olacak söylem ve eylemleri varsa, ihtiyaçlara cevap verecekse ve çözüm üretecekse onu kurar ve yaşatır. Bence siz önce halkın gönlüne girin, halk sizi zaten bağrına basar ve sahiplenir.

Bu yazı toplam 812 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum