1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Yeni Türkiye için büyük fırsat yakaladık
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Türkiye için büyük fırsat yakaladık

A+A-

Kabus gibi bir Cuma gecesiydi. Hafta sonu, bunaltıcı sıcaklar altında hepimiz için karmaşık, uykusuz ve  heyecanlıydı..

Herkesin aklından pek çok şey geçti. Herkes biraz veya çokça korktu. Türkiye’de bir askeri darbe girişiminin başladığı yolundaki haberlerin kesinleşmesiyle birlikte, iktidar partisine mensup siyasetçilerin, iktidara yakın işadamlarının, bürokratların, belediye başkanlarının kendileri ve aileleri için çok ciddi korku yaşadıklarını söylemek yanlış olabilir mi?..

Bu hükümetten adeta nefret eden çevreler cuma gecesi erken saatlerde, “Darbe oluyor” diye  sevinmeye başlamadılar mı?.. Farklı duygular yaşandı. Büyük gelgitler oldu. Ama cuma gecesi ilerleyen saatlerde iki önemli gerçek ortaya çıktı:

Birincisi, bu koskoca Türkiye’de darbe ile yönetimi ele geçirmek isteyenler, gerçekten çok acemiydi ve küçük bir azınlıktı. Nasıl bir plan yapmışlarsa, her şeyi eksik yapmışlardı.

İkincisi, bu millet artık demokrasiyi özümsemişti. Bu millet, bu devleti, bu demokrasiyi, öyle üç beş çapulcuya bırakmayacaktı.

Türk medyası, kim ne derse desin, cesurdu. Türk medyası, darbecilere karşıydı. Bunu da hesap edemediler. Cumhurbaşkanı dik durdu. Hükümet dik durdu. Türk Silahlı Kuvvetleri, kendi içinden çıkan hainlere geçit vermedi. Emniyet dik durdu.

……….

Yaşananlar yaşandı ve yeni bir hafta başladı. Geçen hafta sonu yaşananlardan ülkemin önemli kazanımlar elde edeceğini, bu olup bitenlerin bir fırsat olabileceğini düşünüyorum. Cumartesi günü, darbeci savaş uçaklarının bombaladığı TBMM’de tarihi toplantı yapıldı. Meclis’teki bütün partiler demokrasiye sahip çıktılar. Hemen her gün farklı partilerden milletvekillerinin birbirini yediği Meclis’te bu kez herkes aynı şeyi söylüyor, herkes demokrasiye sahip çıkıyor, herkes birbirini alkışlıyordu.

Artık, toplum ile medya arasında da yeni bir güven ilişkisinin başladığına inanıyorum. Açıkça görüldü ki, hepimiz farklı fikirleri savunuyor olabiliriz. Ama mevzu vatansa, mevzu demokrasiyse, hepimiz aynı taraftayız. Hepimiz aynı şekilde düşünüyoruz.

Gelin artık, bu ülkede gerçek demokrasiyi kuralım. Yeni Türkiye’ye yakışan bir Anayasa’yı yapalım. Bu yeni Anayasa’da Başkanlık Sistemi de olabilir. Oturup, hepsini insan gibi tartışalım.

En önemlisi, yargının bağımsızlığını kesin teminat altına alalım. Bu yargının bir gün herkese lazım olacağı gerçeğini daha yakından görmeye başlayalım. Demokrasi standartlarımızı değiştirelim, geliştirelim.

15 Temmuz gecesi ve geçen hafta sonu yaşananlar, bu ülkede pek çok konuda farklı düşünen insanların demokrasi adına kucaklaşmış olması, Türkiye’nin geleceği için çok büyük bir fırsattır. Gelin bunu, hep birlikte değerlendirelim. Türkiye’yi, bütün vatandaşlarının huzur ve güven içinde yaşayabileceği gerçek bir demokrasi ve hukuk devleti haline getirelim. Önümüze çok büyük bir fırsat, çok olumlu bir ortam çıktı. Darbeyi önleyen millettir. Darbeye karşı duran Türk Basını’dır. Bu yaşananlardan yeni kahramanlar yaratmak gayreti yerine, hepimiz birlikte olduğumuz zaman ne kadar güçlü olduğumuzun farkına varıp, birbirimize karşı saygıyı öne çıkartalım. 

Eskiden Köy Hizmetleri vardı

2009’daki yerel seçimlere kadar Türkiye’de illerin yönetim şekli farklıydı. Beldelerin bile belediyeleri vardı. Elbette sakıncaları bulunuyordu. Ama faydaları da vardı.

Ayrıca, İl Özel İdaresi, seçilmiş üyelerden oluşan İl Genel Meclisi vardı. İl Özel İdaresi’nin bütçesini Vali ile birlikte İl Genel Meclisi yönetirdi.  Özel İdare’ye bağlı Köy Hizmetleri Müdürlüğü vardı. Belediyeler kendi sorumluluk alanına,  İl Genel Meclisi, Köy Hizmetleri aracılığıyla belediye olmayan kırsal alanlarda, köylerde hizmet yaparlardı.

Çok uzun yıllardır gazetecilik yapıyorum. Mayıs ayı geldiğinde,  havalar ısınmaya başladığında, büyük bir tören olur. Köy Hizmetleri Müdürlüğü hizmet sezonunu açardı. İl Genel Meclisi Üyeleri, hemen her partide köylerden seçilen kişilerdi. Köylerin dertlerini, sorunlarını bilirler, takip ederlerdi. Köy muhtarlarının İl Genel Meclisi Üyeleri üzerinde, Köy Hizmetleri üzerinde etkisi vardı.

Köy Hizmetleri, kalabalık kadrosu, iş makinaları ile sezon açılış töreni düzenler, yaz aylarına yapılan hizmet programını açıklardı. Köy yolları bakımdan geçer, gerekenler asfaltlanır, yeni köy yolları açılır köylerdeki alt yapı ve diğer hizmetler planlanırdı.

Her şey dört dörtlük olmazdı. Ama Köy Hizmetleri Müdürlüğü, İl Genel Meclisi varken, bir plan, program olurdu. Köylerin belli bir bütçesi olurdu.

2009 Seçimleri ile birlikte kent sınırlarının tamamından sorumlu Büyükşehir Belediyesi uygulaması başladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ilk yıllarda olağanüstü hizmetler verdi. İlimizde bırakın bütün köy yollarını, köylerde tarlalara, meyve bahçelerine giden yollar bile asfaltlanmıştı. Köy Hizmetleri bütün personeli ve makinaları ile Büyükşehir’e devredilmişti. O ilk yıllarda, “İyi ki bu model geliştirilmiş. Büyükşehir Belediyesi köylere Köy Hizmetleri’nden çok daha iyi hizmet veriyor” diyorduk. İlimizin pek çok köyüne doğalgaz da bu dönemde gitmişti.

BU YIL HALA “TIK” YOK

Ancak son birkaç yıldır, eskiden Köy Hizmetleri Müdürlüğü’nün çalışma sezonu denilen yaz aylarında bizim elimizde hiçbir şey yapılmıyor. Bakın, Ramazan geçti. Bayram geçti. Büyükşehir Belediyesi, kışın çok yıpranan, birkaç yıldan beri de hiç el atılmayan köy yollarını onaracak, asfaltlayacaktı. Henüz hiçbir şey yapılmadı.

Şimdilerde de bu başarısız cuntanın darbe girişimini önlemekten kaynaklanan büyük coşku ve sevinç gösterileri yüzünden ne kadar zaman kaybedeceğiz merak ediyorum. Temmuz bitiyor. Köy yolları harap durumda. İzmit’e, Kartepe’ye, Gölcük’e, Başiskele’ye, Karamürsel’e bağlı köy yollarında sorunlar var. Alt yapı nedeniyle kazılmış. Berbat edilmiş köy yollarının elden geçmesi gerekiyor.

Köylü hizmet bekliyor. İlimizin pek çok köy yolu bu yaz onarılmazsa, önümüzdeki kış kullanılamayacak hale gelecek. Bizim buralarda hala büyük bir durgunluk, boş vermişlik var. Büyükşehir Belediyesi’nin artık bu hafta işe başlaması, yapılan ihaleleri kazanan müteahhit firmaların köy yollarına artık girmesi gerekiyor. 

MİA İzmit için önemli ve çok gerekli projedir

Türkiye’nin ve doğal olarak kentin gündemi, cuma gecesi değişti. Bu nedenle, kent gündemindeki pek çok konu da arka planda kaldı.

Geçen perşembe günü Büyükşehir Belediye Meclisi’nin temmuz ayı toplantısı vardı. Belediye Meclisi’nde, uzun süredir gündemde olan MİA Projesi ile ilgili imar planı taslakları kabul edildi. CHP’liler öteden beri bu MİA projesini karşı çıkıyordu. Son Meclis toplantısında da karşı oy verdiler.

MİA Projesi’ne objektif bakmak lazım. İzmit doldu. Yer kalmadı. İzmit şehir merkezinde çok katlı binaları hiçbirimiz istemiyoruz. Ama İzmit’in yeni iş merkezlerine, bunun için de yeni bir alana ihtiyacı var. Şehrin hemen yakınında bulunan, mevcut İzmit sanayi Sitesi’ni de içine alan, bomboş bataklık bir alan var. Günümüz teknolojileri ile bu alanda yüksek katlı binalar yapmak mümkün. MİA Projesi, bu alanı yapılandırıyor. Bu alanda yeni büyük iş merkezleri yapılmasını hedefliyor. Proje uygulanırsa, bankalar, teknoloji şirketleri, lojistik merkezleri, büyük sanayi kuruluşları ile ilgili yönetim merkezleri bu alana yapılacak.

Buna karşı çıkmanın ne anlamı var anlayamıyorum. Elbette önümüze çıkan bir trafik ve ulaşım sorunu var. Eski Gölcük Yolu da, mevcut yeni Gölcük yolu da, bu alanın trafik yükünü kaldıramaz. MİA alanında 60 bin kişinin çalışması hedefleniyor. Öncelikle yolların yapılması gerektiğini söylemek, İzmit şehir merkezinden bu alana viyadükle gidilmesini önermek elbette akılcı işlerdir. Ama MİA Projesi’ne komple karşı çıkmak bence çok yanlış.

Kimsenin bir hak kaybı olmayacak. Şehir merkezinde yüksek yapılara izin verilmeyecek, bu alanda planlı şekilde yüksek binalar, iş merkezleri yapılacak. MİA Projesi, en azından kâğıt üzerinde doğru projedir. Bu konuda, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili, Mimar Zekeriya Özak’ın çok geniş bir ekiple çok detaylı çalışma yaptığını da biliyorum.

MİA Projesi’yle ilgili trafik sorununu, yol sorununu hep birlikte ve ısrarla tartışalım, gündemde tutalım. Ama İzmit bu kadar sıkışmışken, İzmit bu kadar daralmışken, şehrin yanı başındaki çok geniş bir alanı bataklık olarak bırakalım gibi bir gerici yaklaşım içinde de lütfen olmayalım. 

Gurur duyduğum bir ziyaret

Aslında bu konuyu, dünkü gazetedeki sütunlarımda gere gere yazmayı planlamıştım. Ama cuma gecesi ülkenin gündemi değişti. Dün, farklı konular yazdım.

Cuma günü o Türkiye’yi ayağa kaldıran olaylar başlamadan saatler önce gazetede çok değerli konuklarım vardı. Sefa Sirmen’i cezaevinde ziyaret için İzmit’e gelen eski Başbakan Yardımcısı, eski Dışişleri Bakanı, Ankara Belediyesi eski Başkanı Sayın Murat Karayalçın ile çok sevdiğim, her hafta düzenli olarak en az bir kez görüşüp bilgilendiğim ağabeyim Kültür Bakanlığı eski Müsteşarı, İSU’nun eski Yönetim Kurulu Üyesi Halit Toraman, cezaevi ziyareti sonrasında gazeteye geldiler.

Karayalçın ve Toraman ile birlikte, CHP İl Başkanı Sarıbay, Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, CHP’nin eski bazı il başkanları ve partililer de gelmişlerdi. Karayalçın ile yıllar önce yine İzmit’te bir toplantıda tanışmıştık. Sonra, 2014 yerel seçimleri öncesi, ben Kocaeli Büyükşehir ‘e CHP adaylığı için adını gündeme getirmiştim. O dönemde de arayıp teşekkür etmişti.

Murat Karayalçın gibi insanlarla görüştüğünüzde, oturduğunuzda bu ülkede devlet ve siyaset zarafetine sahip çok önemli insanlar olduğunu görebiliyorsunuz. Murat Karayalçın, hiç öyle afaki siyasi konulara girmedi. Bakan olduğu dönemlerde, Süleyman Demirel ile ilişkilerini anlattı. Rahmetli Demirel’in devleti, milleti ne kadar iyi tanıyan, devlet kurumlarını ne kadar iyi yöneten bir lider olduğundan, zekasından söz etti.

O gece Türkiye’de darbe girişimi olacağını elbette hiçbirimiz bilmiyorduk. Tesadüf, Murat Karayalçın, kendisinin Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, Azerbaycan’da yaşanan bir darbe girişimini anlattı. Aliyev’e karşı o darbe girişimine, Türkiye’nin Bakü’ye gönderdiği bir görevlinin adının karışmasıyla ortaya çıkan skandalı anlattı. Dışişleri Bakanı Karayalçın’a Bakü’deki darbe girişimi, ABD ziyareti sırasında bildirilmiş,. Hemen uçağa atlayıp Ankara’ya dönüşünü, dönemin Başbakan’ı ve Cumhurbaşkanı’na konuyu aktarışını, Azerbaycan’daki darbenin nasıl önlendiğini anlattı.

Murat Karayalçın’ı siyasetteki, devlet yönetimindeki anılarını anlatırken, ağzım açık dinledim. Türkiye’de gerçekten çok değerli, çok zarif, çok önemli devlet ve siyaset adamlarının bulunduğunu Keskiden Köy Hizmetleri vardı. Karayalçın’ın şahsında bir kez daha görmek ve anlamaktan da büyük mutluluk duydum. 

img_3956.jpg

BENİM İÇİN ÖNEMLİ ZİYARET- Eski Bakan, eski Genel Başkan, Türk Siyaseti’nin örnek isimlerinden biri Murat Karayalçın ile  Kültür Bakanlığı eski Müsteşarı değerli ağabeyim Halit Toraman, cuma günü başarısız darbe girişiminden birkaç saat önce gazetede benim konuğumdu. Karayalçın ve Toraman’ın ziyaretinden büyük onur duyduğumu belirtmek isterim.

Bu yazı toplam 2088 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.