1. YAZARLAR

  2. Didem KÖSEOĞLU

  3. Yere batsın zihniyetiniz!
Didem KÖSEOĞLU

Didem KÖSEOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Yere batsın zihniyetiniz!

A+A-

Her yeni doğan güneş başka bir gün.

Bugün ise bambaşka bir gün.

Bugün; 30 Ağustos Zafer Bayramı.

Hürriyetini elde eden bir milletin, zaferini kutlamaktan daha özel bir günü olabilir mi…

Bundandır ki 30 Ağustos’lar; her yıl daha büyük bir coşkuyla kutlanmalı, daha büyük bir gururla.

***

Bu yıl İzmit Belediyesi de zaferin coşkusunun hakkını verdi.

Birçok değerli ismi kentimize getirip, Kocaelililerle buluşturdu, çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi.

Bu gece de finali Kuzeyin Oğlu Volkan Konak konseriyle taçlandıracak.

Ama ne yalan söyleyeyim, bu kadar programın içerisinde benim yüzümü gülümsetip, heyecanlandıran ‘Cumhuriyet Valsi’ oldu.

İzmit sokaklarında dans eden kadınlar-erkekler…

Memleketim adına uzun zamandır gördüğüm en güzel kareydi diyebilirim.

Sırf bunun için bile olsa İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’e minnettar olabilirim.

Var olsun, sağ olsun.

***

Valsin ertesi günü gazetede gündem toplantımızı yaparken, hepimiz ortaya çıkan manzaradan bir hayli mutlu olduğumuzu dile getiriyorduk ki; gazetemizin editörlerinden Erdin Ağdede’nin bir paylaşımı söylemesiyle hepimizin yüzleri asılıp, “Yok artık” diye bizi isyan ettirdi.

Paylaşım tam olarak şöyleydi: “Nasıl iyimi…? 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı gavur dansı ile kutlamak nasıl güzel mi? Acaba eş değiştirmede var mı?.”

Cümlelerin hiçbirini yanlış okumadınız.

Bu cümleler, kentimizde gazetecilik yapan (tanımadığım) bir şahıs tarafından, kendi sosyal medya hesabından sahibi olduğu haber sitesinin linkiyle paylaşıldı.

Bu şahsın tabii ki de ismini sizinle paylaşmayacağım. Bunun iki nedeni var.

Bir- Dünyada bir şekilde yer edinmiş olmasına anlamlar yükleyip, ismini geçirirsem ona cevap hakkı doğmasından.

İki- İsimlerin herhangi bir öneminin olmadığından.

İster Ahmet olsun, ister Mehmet ne önemi var ki…

Sonuçta bu şahsın temsil ettiği, tıpkı onun gibi düşünen binlerce acınası insan var.

Bizim hedefimiz isimler değil, onların zihinlerinde taşıdığı bu anlamsız, örümcek ağı tutmuş düşünceler olmalı.

Çünkü bu düşünceler, geçtiğimiz günlerde feryadıyla hepimizin ciğerini yakan Emine Bulut cinayetinin failleri.

Çünkü bu düşünceler 5 yaşındaki çocuğun ırzına geçmeyi iyi halleştiriyor.

Çünkü bu düşünceler, kız çocuklarını üniversitelere yollamayıp, kadınlarımızın kaderlerini erkeğin iki dudağının arasına sıkıştırıyor.

Çünkü bu aşağılık düşünceler, mini etek giyen ya da yüksek sesle gülen kadına tecavüzü meşrulaştırıyor.

Ve bu düşüncenin en kabul edilemez yanı ise; bunu gelenek göreneklerimizin ya da İslamiyet’in arkasına sığınılarak yapılmış olması.

Adi düşüncelerin dinimizle ya da milli duygularımızla temizlenmeye çalışılıp, yüceltilmesi.

Yere batsın zihniyetiniz.

Mümkünse battığı yerde kuruyup, yok olsun.

***

Umutluyum.

İnanıyorum.

Kısa bir zaman içerisinde bu zihinlerin zerresi bir karış toprağımızda bile yer edinemeyecek.

“Bir zamanlar böyle düşünen insanlar da varmış” cümleleriyle tarihin kara mahzenlerine kapatılacak. 

Çünkü bizler, kadınlı-erkekli dans etmeye ve Cumhuriyet Valsi yapmaya devam edeceğiz.

Hazır konusu olmuşken, dostum gazeteci Suriye Çatak Tek ile aldığımız bir kararı da paylaşmak istiyorum.

Çiftetelli bile oynamasını beceremeyen ben, Suriye ile birlikte kursa gidip, gelecek yıl İzmit’in ortasında Cumhuriyet Valsi yapacağız.

Sırf müziğin sesinden, bu aşağılık düşünceleri işitmemek için.

BİR HOŞGELDİN

BİR HOŞÇA KAL

Bu hafta benim için biraz vedaların biraz da hoş geldinlerin haftası oldu.

Önce güzel şeylerden bahsedelim.

Mesleğin başlarında bir türlü anlaşamadığım, sonrasında da birbirimizin müptelası olduğumuz sevgili dostum Suriye Çatak Tek, 1 Eylül tarihiyle artık gazetemizde mesleğine devam edecek.

Daha işe başlamamış olsa da, başlayacak olmasının verdiği keyif cidden paha biçilemez.

Şimdiden havam değişti bile.

Gelişinden dolayı çok mutluyum.

Hoş geldin dostum.

***

Hayat bir eşitlik kavgası; güzel şeyler olduğu kadar, bizi üzen şeylerde olmuyor değil.

Gazetemizin emektarı, spor servisimizin müdürü canım Hayrettin Albayrak abime veda ettik.

Hayrettin Abi; neşeli, kıvrak zekalı, sevecen, gülmesini çok seven bir adam.

Gidişini öğrenir, öğrenmez direk yanına koştum.

İlk söylediğim; “Sen gidince, ben şimdi kiminle uğraşıp, didişicem” oldu.

Onun gibi kente mal olmuş birisiyle 2 yıldan fazla bir süre çalışmaktan onur duyuyorum.

Her zaman bir şekilde beni güldüren Hayrettin abi, hiç kusura bakma bu sefer güldürmedin.

Hem cüssenle hem de yüreğinle kolay kolay kimse yerini dolduramayacak.

Seni özlememem için Pazartesi akşamları Tavukçu Necdet programlarına artık beni de davet etmek zorundasın.

Hoşça kal.

Haftanın Mottosu

Biliyorsun çünkü yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür.

(Hermann Hesse)

Bu yazı toplam 2081 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum