1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Yeter ama, bırakın kadının yakasını
Yeter ama, bırakın kadının yakasını

Yeter ama, bırakın kadının yakasını

“KADIN” son günlerde, önemli değerleri adına yine tartışılıyor. Hatta ülke gündemini değiştirecek derecede ses getirici ve düşündürücü bir biçimde. Dünyada bir çok ülke cadı kazanı gibi

A+A-

“KADIN” son günlerde, önemli  değerleri  adına  yine tartışılıyor. Hatta ülke gündemini değiştirecek  derecede  ses getirici ve  düşündürücü bir biçimde.

Dünyada bir çok ülke cadı kazanı gibi fokurdarken. Yanı başımızdaki komşu ülkeler  özgürlük  sloganları  eşliğinde, demokrasi savaşına soyunmuşken, biz daha kadının üzerine oynamaya devam ediyoruz. Çevremizde alicengiz oyunları  hızla gelişirken, güçlünün  zayıfı yenme ve midesine indirme planlarının hat safhalara çıktığına şahit olduğumuz şu  ortamda,  günün konusu bu mu olmalı Allah aşkına.?

Dünya bu gerçeğin  bilinciyle sıkı bir  güçlenme arayışının  derdinde  kafa yorarken, bakın siz bizim kadın  üzerine ahkam kesen ilim, bilim ve devletin bazı kademelerinin  içinde yer alan şahsiyetlerimize. Yani inanınız ki insanın hem zoruna gidiyor, hem de bitmeden devam edip giden bu  lüzumsuz  tartışmaları duydukça  söyleyecek söz  bulamıyor.

Yeter ama artık. Eğer toplumu aydınlatmak amacıyla  güzel veya  faydalı, ya da bir bölgenin  kültürel yapısına  dayanarak  bilgi verecekseniz, daha usturuplu bir şekilde ve daha özenle seçilmiş kelimeler kullanarak  yapmalısınız açıklamalarınızı. Aslında  kadınlarımızın ve belli etnik gurupların  hassas olduğu bir dönemde, böylesi gereksiz açıklamalara ne ihtiyaç varsa.?

Sayın okurlar, kadın hemen hemen yaradılışından bu yana, üzerinde taşıdığı çok kıymetli ve çok kutsal değerler nedeniyle  sürekli gündemde kaldı. Gün geldi baş tacı edildi, gün geldi itilip kakılarak  sokaklara atıldı. Ki, bizim milletimize  dini ve  kültür  yapımız açısından vasiyet edilen, kadının çok kıymetli bir değer  olduğu, sakınılması, hassasiyetle  korunmasıdır.

Şimdi kadını  ulu orta tartışarak böylesi büyük tepkilere yol açan kişilerin yanında bu tezi savunsak, inanınız ki bizden çok sahiplenirler.  Sanki o gereksiz gafları yapan veya benzetmeleri ortaya atan onlar değillermişçesine. Zaten birinci problem burada değil mi.? Düşünmeden konuşarak tüm şimşekleri üzerlerine çektiklerini görmelerine rağmen “yok öyle demek istemedim, yok yanlış anlaşıldı” kıvırmalarıyla bocalayanlar, kendilerini başka bir  ifadeyle açıklayabilseler, belki ateşi biraz küllendirebilirler.

Şimdi, kadınlar üzerine  erişilmez bilgileri ve hükümleri ile son bombayı patlatan  önemli bir Üniversitemizin Ana Bilim Başkanı “ Orhan Çeker”  hocamız.

Geçen hafta  Erzurumlu kadınlarımızı rencide edici  yazısıyla ayağa kaldırarak çok üzen, Ulaştırma Bakanlığının  önemli konumunda görevli bir yetkili. Ve ne enteresandır ki, bu düşüncelere destek  verdiğini  açıklayan  ilim, bilim ve basın  dünyasından  onlarca  tanınan isim. Kendileri ne derece hassas bir dönemden geçtiğimizi  en net görmesi  gereken konumdaki insanlar aslında. Ama ne yazık ki, artık bu konuların aşılması  gerektiğini  sağır sultanın dahi duyduğu   bir ülkede,  onlar bıkmadan usanmadan kadın üzerine hükümler  buyuruyorlar.   Aslında  düşüncelerini  biraz daha yumuşak ve incitmeyecek  bir dille aktara bilseler, belki  bir bilim adamı dışında, bir büyük  hatta  bir baba nasihati gibi  algılayabiliriz.

Örneğin, bilhassa “ Selçuk  Üniversitesi  İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim  Dalı Başkanı Pof. Dr. Orhan Çeker” kadınlarımız adına bu  derece  katı konuşmamalıydı. Kendisi bir eğitimci ve mutlaka  insan psikolojisini gayet iyi biliyor. Anlatmak istediği eğer mesleğinin  gereği  ise, İnsanlar bu tür konuları, yani dinen neyin doğru, neyin yanlış olduğunu  öğrenmek isteyebilirler. Ancak  ne yazık ki en üst bilgi verme ehliyetine sahip din adamlarımızın, hiç bir konuda hem fikir olamamaları,  bilgi arayan çok  vatandaşımızın kafasını karıştırıyor. Üstüne üstlük birde bu tür katı ve küçümseyici bir dille bilgi aktarmak, sadece  kendileri adına saygı kaybı yaratır. Hatta birçok dini değerden soğutur. Evet, Hoca efendi,  güya toplumu  aydınlatmak  düşüncesiyle kadına seslenmiş  ve onlara “ Bakın haaa, dekolte, açık saçık giyinirseniz tacize uğrarsınız ve o kişiden çok suçlanırsınız” diye çıkışarak akıl vermiş.

Ancak görmezler mi ki,  tacize ve tecavüze uğrayan, hatta  öldürülen  kadınlarımızın  çoğu  kapalı. Her gün televizyonlarda izliyoruz. Bu tür düşündürücü olayların tarafları, çoğunlukla kırsal kesimden veya  varoşlardan. Şimdi o kadınlarımızı mı suçlamalıyız. Olacak iş değil doğrusu. O nedenle toplumu  açık , kapalı tecavüzü söylemleriyle ayırıp  parçalamaktan ziyade,  insani ve kutsal değerlere saygı duyan, koruyup  gözeten  yapıya çekecek eğitime yöneltmeliyiz. Yine  inançlarımız ve kültürel yapımız doğrultusunda,  toplumsal  yaşamımızda  etkili  olacak hiç bir  aşırılığa kaçmadan  yaşamamız,  ayrımcılığa ve  şekilciliğe yol açanlara da ders olacaktır.  Ama yeter.  Gerçekten yeter.  Kadınla gündeme gelmek isteyenler.  Artık  çeksinler ellerini yakalarımızdan.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.