1. HABERLER

  2. İNSAN HİKAYELERİ

  3. Yetişene aşk olsun
Yetişene aşk olsun

Yetişene aşk olsun

Fırtınalı hayatı ile bu ülkenin en farklı gazetecilerinden biri Tanju Cılızoğlu, 85 yaşında. Buna rağmen onun hızına ne sokakta ne de gazetecilikte yetişine aşk olsun.

A+A-

İhtiyar delikanlı lafını en iyi taşıyan Cılızoğlu’nu her an bir köşede hızlı adımlarla çantasındaki gazeteleri okuyucuları ile buluşturuyor.

 

ÖYLE RAHAT KONUŞAMAZSINIZ

Tanju Cılızoğlu bu ülkenin yetişmiş önemli gazetecilerinden biri. Onun yaşamından kısa bir kesit yazmak benim için çok büyük heyecan. Onun karşısında soru sormak bile benim için çok kıymetli. Çünkü haberi iyi koklayan, anlayan, takip eden, iyi yazan, kafası başka çalışan biri. O yüzden karşısına geçip “Abi senin hikayeni yazacağım” demek öyle rahat olmuyor. Sohbetleri çok keyifli, dinlerken bu memlekette yaşananların ne kadar ironik olduğunu göreceksiniz.

 

tanju-cilizoglu.jpg

TANJU CILIZOĞLU: Gazeteci-Yazar Tanju Cılızoğlu, fırtınalı yıllarının kısa bir özetini yaptı. Ama hayatını değiştiren hikayesi onun için bir dönüm noktası. Yılmaz Güney’le mahkum olan, Atilla İlhan, Yaşar Kemal gibi önemli isimlerin sahip çıktığı biri o.

 

BİR KEZ DİNLEMELİSİNİZ

Sokakta gördüğünüzde koltuklarının altında bir çanta gazete ile hızlı hızlı dolaşan Cılızoğlu’na yetişmeniz imkansız. O azmi, yaşına rağmen genç kalışı hep yaşama sevincine bağlı bence. Yaşamayı seven, yaşamaktan zevk alan ve her gün yeni bir şey öğrenmeye açık biri. Bence bu yüzden yaşlanmıyor. İnsanlara karşı tavrı da ayrı bir güzel. Bence hepinizin bir kez olsun dinlemesi gereken biri.

 

ZOR YILLAR

“Fırtınalı bir hayat yaşadım” diyerek kendi yaşamının küçük bir hikayesini anlatan Cılızoğlu, Haydar Paşa Lisesi’nde onun hayatını değiştiren olayı anlattı. 1950 yılında Haydar Paşa Lisesi’nde okumaya başlayan Cılızoğlu’nun hayatını değiştiren olayı şöyle anlattı: Ben Atatürk’ü benimsemiş bir ailenin çocuğuyum. Liseye gittiğim yıl 14 Mart’a Demokrat Parti iktidarı ele geçirdi. O yıllar Amerika’nın her şeyimize el koyduğu, eğitim sistemini düzenlediği yıllar. Türkiye Komünizmin kucağına düşmesin diye bize Marshall Planı ile yardım edecek ve bizi demokratik bir ülke yapacak.

 

İLK SEÇİMİNİ KAZANDI

O dönem liselerde kollar var. Her öğrenci kendi sınıfında istediği kola aday olabiliyor. Sınıflardan seçilen kollar okulun kol başkanını seçiyor. Ben 4-B sınıfında edebiyat koluna aday oldum ve seçildim. Sınıflarda seçilen kol başkanları okulun edebiyat kolu başkanını seçmek için toplandı. O dönem lisede 4 ve 5’inci sınıflar çoğunlukta. Edebiyat ve fen bölümleri var okulda. Son sınıflarda sadece 2 sınıf var. Seçimde nereden aklıma geldiyse kol başkanı 4’üncü sınıflardan seçilsin dedim. Önerim tuttu. Aday oldum ve seçildim.

 

cantasi-hic-eksik-olmaz.jpg

ÇANTASI HİÇ EKSİK OLMAZ: Yolda hızlı adımlarla giden ve gerçekten yetişmek için çaba göstermeniz gereken Tanju Cılızoğlu, bu hızının asıl nedenini tembellik olduğunu söylüyor: “Ben öyle çalışkan biri değilim. Benim hızım işten kurtulmanın çalışkanlığı. İşi hemen yapıp bitirmek istiyorum.”

 

LAF ANLAMAZ ÇOCUKLAR

Ertesi günü okul müdürü hepimizi topladı “Çocuklar bunu seçmişsiniz ama edebiyat kolu başkanını edebiyat bölümü ve son sınıftan olması gerekiyor” dedi. Biz bir daha seçim yaptık 1 oy daha fazla aldım. Müdür tekrar çağırdı. Son derece kızgın ve öfkeli. “Ne laf anlamaz insanlarsınız. Böyle olması lazım” dedi. Çocuğun biri kalktı, “Siz kimi istiyorsanız söyleyin onu seçelim. Ama bize seç diyorsanız biz bunu seçtik” dedi. Bunun üzerine çok değerli bir hoca olan Nahit Cemal Toker araya girdi. “Müdürüm istiyorlarsa kalsın. Ben başkanın eksiklerini tamamlarım” dedi. Böylece edebiyat kolu başkanı oldum.

 

ÇOK RENCİDE OLDUK

Bir gün müdür beni çağırdı. Tüm edebiyat kolu öğrencilerini toplamamı istedi. Bir Amerikalı eğitmen gelecekmiş. Biz söylenen gün ve saatte gittik. Eğitmen geldi Amerika’da bir kolej öğrencisinin nasıl eğitildiğini anlattı. Sonra çantasında kuşe kağıda basılmış bir yıllık çıkardı. Şiir yazanların şiirleri, karikatür çizenlerin karikatürleri vardı. Hayran kaldık. Eğitmen bizim bir yayınımız olup olmadığını sordu. Müdür “git getir” dedi. Bizim sarı kartona basılmış okul gazetemizi duvardan söküp getirdim. Adam bakıp irkildi. Çok rencide olduk.

 

GECE EVİNE GİTTİK

Toplantı bitti edebiyat kolları başkanlarını toplantıya çağırdım. “Basılı yayın organı yapalım” dedim. Gece saat 22.00’de son etüt bitiyor. 21.00’a kadar herkes yatıyor. Etüt biter bitmez müdürün evinin kapısını çaldık. Kapıya pijaması ile çıktı. “Gidin yarın gelin” dedi. Müdürümüzde durumdan rahatsız olmuştu. Sabah durumu anlattık. “Kendiniz yapın yapabiliyorsanız, okul olarak yaparsak bir sürü izin almamız gerekiyor” dedi. 13 kol başkanı kendi aramızda para toplayıp dergi çıkardık.

 

kentin-ruhu-yok.jpg

KENTİN RUHU YOK: Kocaeli’nin son 15 yılda sonra ruhunu kaybettiğini söyleyen Cılızoğlu, ayda bir sinemaya, tiyatroya, konsere, sergiye gitmeyen kişilerin belediye başkanı olmasının kentlerin ızdırabı oluğunu söylüyor.

 

13 EDEBİYAT SANAT DERGİSİ

Ahmet Kaya Tirali diye bir arkadaşımız vardı, Giresunlu. Naim Tirali’nin kardeşi. Onların matbaası vardı. 16 sayfa renkli kapak 130 liraya, öğretmenimiz Mehmet Pesen beraberliğinde 13 Edebiyat Sanat Dergisini çıkardık. Dergimizi edebiyat matinelerine, okulların balolarına götürüyoruz. Çamlıca Kız Lisesi gibi liselere gidiyor. Haydarpaşa Lisesi’nin 1’i 10 geçe vapurunda satıyoruz. Dergi kendi parasını çıkarttı. Mayıs ayı geldiğinde okulun iletişimi koptu ve paralar toplanmadı. Ama ben dergiyi çıkarmaya devam ettim.

 

YILMAZ GÜNEY İLE YARGILANDI

O arada Adana’dan “3 bilinmeli eşitsizlik sistemleri” başlıklı bir hikaye dergiye yollandı. Yollayan Yılmaz Pütün yani Yılmaz Güney. Hikayeyi bastık. Okulumuzda Tahir Kutsi Makal diye bir arkadaş vardı. MHP’liydi. Bizim dergimizin lehine yazı yazdı. Yılmaz Pütün’ün yazısı ile ilgili İstanbul Basın Savcılığı Komünizm propagandası yaptığımız için dava açtı. Yazı işleri müdürü olarak ben ve yazının sahibi Yılmaz Pütün yargılandık. 5 yıl Yılmaz ile yargılandık. 7,5 yıl hapse, 2,5 yıl da Konya da sürgüne mahkum edildik birlikte. 27 Mayıs ihtilalinde Yargıtay’dan mahkumiyetimiz onandı geldi.

 

BERAAT ETTİ

O zaman Yeni Tanin gazetesinde çalışıyorum. O arada da Milli Birlik Komitesi, Menderes’in değiştirdiği Basın Kanununu iptal etti ve yeniden eski haline çevirdi. Suç unsuru yazının sadece sahibi ceza alacak denildi. Tutuklama kararım geldi. İstanbul Emniyet Müdürlüğüne atanan Albay Kara Vahit’ten gazetenin polis muhabiri arkadaşımız bana 15 gün izin aldı. Ben Ankara’ya gidip tahsih karar talebinde bulundum. Yeniden yargılanma istedim. Yargıtay kabul etti. Yargılandım ve beraat ettim. Sadece Yılmaz ceza aldı.

 

RUS CASUSU DEDİLER

Bu olayı yaşayana kadar komünizmin k’sini bilmiyordum. Komünizmle ilintim yok. Ama Hürriyet gazetesi polisten aldığı bülten ile “İki Rus casusu yakalandı” diye verdi. Bu haber üzerine ailem ve ben çok sıkıntılı zamanlar yaşandık. Bende komünizmin ne olduğunu öğrendim. Gerçekten okudum. Marksizm bana da uygun geldi. Benim hayatıma bu sürpriz olay yön verdi. Tabi davanız varsa iş bulmanızda zordu. Avukat tutmakta zordu. Avukat tutacaksanız Milli Emniyetin bu davalara kabul ettiği avukat listesinden seçim yapabiliyordunuz. Böyle günlerden geçip geldik.

 

Sansaryan’da 32 gün

Yaşamının 8,5 ayını cezaevinde geçiren Tanju cılızoğlu 32 gün de 70’lerin ünlü ‘Sansaryan Zindanı’nda kalmış. Cılızoğlu, TİP’li olmasına rağmen TKP davasının içine alınıp yargılanan isimlerden biri.

 

DEVRİMCİLERİN HABERLERİNİ YAPTI

Zor yıllardan geçip bugüne gelen Cılızoğlu’nun 8,5 aylık bir cezaevi geçmişi de var. TKP davasında yargılandı, Sansaryan zindanında kaldı. 68 olaylarının olduğu dönemde devrimci öğrencilerin haberlerini yapan Cılızoğlu, Türkiye İşçi Partisini tutan Akşam Gazetesinde çalışıyor. Faruk Yalnız o dönem eylemler yapıyor ve hakkında tutuklama kararı var. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığına Yalnız’ın İstanbul’da olmadığını yazmış.

 

O RÖPORTAJ İSMİNİ MİMLEDİ

Bunun üzerine gazetenin isteği üzerine Cılızoğlu. Taksim Atatürk Anıtı önünde Faruk Yalnız ile röportaj yapıyor. Bunun üzerine polisin gazeteye geldiğini söyleyen Cılızoğlu, “Genel yayın yönetmeni Doğan Koloğlu’ndan benim Faruk Yalnız hakkında bilgi vermemi istemiş. Koloğlu gidin kendiniz söyleyin demiş. Benimle konuşmadılar. O zaman adımın altına mim koydular. Ben TKP’ye karşı değilim ama TKP’nin Türkiye’de bir şey yapamayacağına inananlardanım. TİP’liyim, o dönem. Polis ve MİT beni TKP davasının içine katmış, 32 gün Sansaryan hücrelerinde kaldım. 8,5 ay sürdü dava. Beraat ettim” dedi.

 

Günaydın kollarımda öldü

Komünizmden korunmak isteyen devletin kendisini komünizmi öğrenmeye zorladığını söyleyen Cılızoğlu, “Devlet beni baskıyla solcu yaptı” dedi.

 

ÇOK EMEKLERİ VAR

Yılmaz Güney ile yargılandığı yıllarda kendisine solcuların sahip çıktığını söyleyen Cılızoğlu, “O dönem A. Kadir, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Atilla İlhan, Hasan İzzetin Dinamo bana sahip çıktı. Onların üzerimde çok emeği var, çok şey öğrendim. Hayatıma yön veren olay beni bu noktaya getirdi. Sonradan öğrendim demokrasi öyle çok iyi bir şey değil. Gerçekten Edebiyat kolu başkanı edebiyat son sınıftan seçilmeliydi. Ama bir dördüncü sınıf şovenizmi ile seçildim.

 

KOLLARIMDA ÖLDÜ

Hayatım boyunca Yeni Tanin, Ekspres, Tercüman, Akşam, Yeni Gün, Milliyet, Güneş Gazetesinde çalıştım. Türk Haberler Ajansının Haber Müdürlüğü yaptım. Milliyet’e yaptığım bir röportajdan ödül aldım. Günaydın gazetesinin son döneminde Genel Yayın Yönetmenliği yaptım. Sonra o gazete de kollarımda öldü.

 

Yanılmışım

2004 yerel seçimlerinin ardından Değişim 41 gazetesini CHP’nin muhalefeti ile birleşen bir gazete oluşturmak amacı ile çıkardığını söyleyen Cılızoğlu, burada yanıldığını söyledi.

 

KENTLİ SAHİP ÇIKMIYOR

Tanju Cılızoğlu’nu tanıyanlar her zaman onu koltuk altındaki Değişim 41 Gazetesini bilir. Gazeteyi neden çıkardığını da anlatan Cılızoğlu, “2004 yılında belediye değiştiğinde burada yayınlanan gazeteler iktidardan yana olmak zorundaydı. Bu durum gazetelerin suçu değil. Kente yaşayanların suçu. Bir kentin üst yapı kurumlarına kentte yaşayanlar sahip çıkmayı. Eğer sahip çıkılmıyorsa burası bırakın büyükşehir olmayı kent olamaz. Böyle olunca ben de ‘kökeni demokrat ve işçi kenti olan burada bir gazete lazım’ dedim.

 

ÜZÜLÜYORUM

CHP’nin yapacağı muhalefet ile gazeteyi buluştururuz dedim. Burada yanılmışım. CHP’nin duayenleri çok çeşitli nedenlerle hemen iktidarın manyetik alanına girdi. CHP’de hala kaybettiğini tekrar alma bilinci yok. Buna çok üzülüyorum. Son seçimlerde alınan başarı da iktidarın irtifa kaybetmesinden kaynaklı. Kim aday gösterilse kazanırdı. Hatta 3-4 yer daha alınabilirdi ama İYİ Parti ve CHP’nin yanlışları bu yerleri AK Parti’ye altın tepsi ile sundu” dedi.

 

Bir boşluk onu Kocaeli’ye getirdi

1991 yılında yaşadığı bir boşluğun kendisini Kocaeli’ye getirdiğini söyleyen Cılızoğlu, Tüpraş’taki basın danışmanlığının ardından burada evlendiğini ve kaldığını söyledi.

 

SADECE İKİ KİŞİYİ TANIYORUM

Kocaeli’ye nasıl gelip yerleştiğini de anlatan Cılızoğlu, daha önce Hakkari’ye 14 kez gitmesine karşın Kocaeli’ye hiç gelmediğini söyledi. 1991 yılında eşinden boşanma kararı aldığında annesinin evine dönmek istemediğini ve bu noktada ciddi bir boşluk yaşadığını söyleyen Cılızoğlu, “Kocaeli’de bir tek Kiraz Festivalinden dolayı Hüseyin Avni Şirin ve Şair Yazar Ruşen Hakkı’yı tanıyorum. Hüseyin Avni Şirin’e geldim 1991 yılında. Kemal Işık da o zaman Tüpraş Genel Müdürü. Onu da ziyaret ettim.

 

SADECE TESADÜF

Kemal Işık ile konuşuyorduk. ‘Bana bir basın müşaviri bulamadınız’ dedi. “Ne veriyorsunuz basın müşavirine” diye sordum. “Lojman veriyoruz” dedi. Lojmanı duyunca “ben geleyim” dedim. “Sen gelmezsin” dedi. “Yok, geliyorum” dedim. Onun üstüne “Hemen işlemlerinizi yapın, Pazartesi gelin başlayın” dedi. Odamı gösterdi. Böylece Tüpraş’a geldim. Boşandım ve burada evlendim. Burada kaldım” dedi.

 

Cumhuriyetin top seslerine avazı karıştı

1930’lu yıllarda Cumhuriyet Bayramı tüm illerde 21 pare top atışı ile başlarmış. 29 Ekim 1935 yılında Sivas’ta dünyaya gelen Cılızoğlu’nun annesi de onun doğumunu “Cumhuriyetin top seslerine avazın karıştı” diye anlatırmış. Tam bir Cumhuriyet insanı. Babası Orman Mühendisi olan Cılızoğlu, ailesi ile birçok ile gitmiş ve lise öğrenimini Haydarpaşa Lisesi’nde yatılı olarak tamamlamış. Hayatını değiştiren olayı da burada yaşamış.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.