1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. ‘Yetmez ama evet’ diyenlere
‘Yetmez ama evet’ diyenlere

‘Yetmez ama evet’ diyenlere

Kendilerine devrimci adını takan bazı sol gruplar, Anayasa’nın bazı maddelerini değiştirmek için 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylamasında ‘yetmez ama evet’ sloganı ile AK Parti’nin tek başına y

A+A-

Kendilerine devrimci adını takan bazı sol gruplar, Anayasa’nın bazı maddelerini değiştirmek için 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylamasında ‘yetmez ama evet’ sloganı ile AK Parti’nin tek başına yapmış olduğu Anayasa değişikliklerine ‘evet’ demişlerdi.

Evetlerine gerekçe olarak da 12 Eylül 1980 ihtilalını yapanların, kendilerini her türlü yargılamadan korumak için 1982 Anayasa’sına geçici madde ile koydukları dokunulmazlık zırhlarının bu Anayasa değişikliği ile kaldırılacağını, sırf bu nedenle bile bu Anayasa değişikliklerine ‘evet’ denilebileceğini söylemişlerdi.

O günlerde birçok kişi gibi bendeniz de 12 Eylül 1980 askeri müdahalesini yapanların, üzerlerindeki koruma zırhı kalksa bile hukuki olarak yargılanmalarının mümkün olmayacağını söylemiştik.

Ayrıca, AK Parti’nin, değişiklik paketindeki asıl hedefinin yargıyı ele geçirmek olduğunu, mecliste destek bulamayan iktidar partisinin bazı grupların desteğini almak için bu maddeyi bu değişikliğin içerisine koyduğunu da yazmıştık.

Bildiğiniz gibi 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa’nın bazı maddelerini değiştiren değişiklik teklifi, yapılan halk oylaması sonucunda yüzde 42 ‘hayır’ oyuna karşın yüzde 58’i ‘evet’ oyu ile kabul edilmişti.

Gelinen süreçte ‘yetmez ama evet’ diyenlerin 12 Eylül 1980 askeri müdahalesini yapanların yargılanması beklentisinde, sadece Kenan Evren’in ifadesinin alınması dışında hiçbir gelişme olmamış. Buna karşın yargının bağımsızlığı ile ilgili bir önceki duruma göre geriye doğru çok önemli gelişmeler olmuştur.

Şimdi, ülkede yaşanan bu gelişmelerin birkaçını bilgilerinize sunmak istiyorum;

Yasa dışı dinlemeler ve yasa dışı elde edilen deliller ile kişilerin tutuklanmaları hızlanmış, basılmayan kitapların yazarları tutuklanmış, yüz kızartıcı suçlardan mahkûm olanlar ile PKK itirafçılarının gizli tanıklıkları ile birçok kişi tutuklanarak hapse konulmuş, bu tutuklanmalara itiraz eden hâkim ve savcılar görevlerinden alınarak başka yerlere tayin edilmiştir.

Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’da bir toplantıya giderken “parasız eğitim istiyoruz” diye pankart açtıkları için bir buçuk yıldır hapiste bulunan gençlerin, “parasız eğitim talebinin dile getirmenin kişi hak ve özgürlüğü olduğunu” gerekçe göstererek beraatlarını isteyen savcının görev yeri değiştirilmiştir.

Ülkede bunlar olurken Kocaeli’nde Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun önce şikâyetçi olup yargılama aşamasında bilin(en)meyen nedenlerden şikâyetinden vazgeçtiği, annelere dağıtılan Süt Alımı İhalesi başta olmak üzere, Akıllı Kart Basımı, Madeni Yağ, Forktif Kiralama, Antik Pass İhalelerine fesat karıştırılmasının yargılanması beraat ile sonuçlanmıştır.

Bu davada, ihaleyi alan ile ihaleyi veren arasındaki rüşvet trafiğinin açıkça tespit edilmesine rağmen(suçüstü yakalanmışlardı) bu davanın gerekçeli kararında “hayatın olağan akışı içerisinde rüşvetin açıkça verilemeyeceğinin, bu nedenle taraflar arasında banka yolu ile gönderilen paranın rüşvet sayılamayacağının” belirtilmesi ayrıca düşündürücüdür.

Başta eski ve yeni genel sekreterler olmak üzere 27 kişinin yargılandığı ve Büyükşehir Belediyesi’ni 20 milyon lira zara sokulduğu Kocaeli Merkez Parkları’nın Bakımı İhalesi’nde; yaklaşık maliyetin hesabından başlamak üzere, ihale safhasının her aşamasında ihaleye fesat karıştırma eyleminin yapıldığı kamuoyunda Belde A. Ş davası olarak bilinen dava, savcının da talebi üzerine beraat ile sonuçlanmıştır.

Belsa Plaza’nın satışı ihalesinde ihaleye giren firmadan sahte teminat mektubu alarak belediyeyi 1 milyon 244 bin lira zarara sokan, başta Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve 14 arkadaşı hakkında Danıştay’ın soruşturmaya gerek var demesine karşın, öncesinde soruşturma isteyen Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı bu defa soruşturmaya gerek görmemiştir.

Değerli okuyucular daha bitmedi. Bu iki davada da soruşturmayı yürüten ve beraat ile sonuçlanan Antikkapı Davası’nda davanın tekrar görülmesi için Yargıtay nezdinde temyiz eden Başsavcı Vekili Sayın İsmet Acar, yakında kapanacak olan Sultanbeyli Adliyesi’ne savcı olarak atanmış, Belde A. Ş davasında beraat isteyen savcı ise Sayın İsmet Acar’ın yerine Başsavcı Vekili atanmıştır.

Öte yandan, Belsa Plaza kararının bu şekilde çıkması nedeniyle bu konuyu yargıya götüren CHP’lilerin suçlanmasını, haksızlıksızlığın ötesinde art niyetli olarak görüyorum.

Bu olayda görevini yapmayan CHP’liler değil, bir telefon uzaklığındaki gerçeği öğrenmeyerek sahte teminat mektubunu kabul eden o günkü ihale komisyon başkanı Münir Karaloğlu ile komisyonun diğer üyeleri ve Danıştay’ın kararına rağmen soruşturmaya gerek görmeyenlerdir.

Bütün bunları “yetmez ama evet” diyenlere ithaf ettikten sonra bu olaylar ile ilgili bir başka konudan bahsetmek istiyorum. Sahte teminat mektubunu vererek Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni zarar uğratan Maan Guarantee Şirketi’nden bu paranın tahsil edileceği hayalini kuranlar boşuna heveslenmesinler.

Çünkü atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiştir. Eğer Kocaeli Başsavcılığı cesaret edip de bu davayı açabilseydi veya Büyükşehir Belediyesi ihale tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ilgili şirket hakkında dava açabilseydi, Maan Guarantee Şirketi’nden alınamayacak olan teminat parası, bu işe sebebiyet veren yöneticilerden alınmasının önü açılacaktı. İşte değerli okuyucular, savcılık soruşturmaya devam etseydi yukarıda belirttiğim sonuca ulaşacaktı. Ne yazık ki, bu şans kaybedilmiştir. Ne diyelim.

Bu haber toplam 907 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.