1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Yine yüz yüze bakacağız
Yine yüz yüze bakacağız

Yine yüz yüze bakacağız

Büyük seçime yaklaşık bir ay kaldı. 24 Haziran’da nasıl bir sonuç çıkacağını kestirmek çok zor.

A+A-

Belki, Recep Tayyip Erdoğan ilk turda yüzde 50’nin çok üzerinde oy alıp, çok güçlü bir Cumhurbaşkanı olarak yoluna devam edecek. Cumhur ittifakı da Meclis’te rahat bir çoğunluk kazanacak. 
Bu bir ihtimal. İkinci olasılık, yine Recep Tayyip Erdoğan birinci turda Cumhurbaşkanı seçilecek, ama Cumhur İttifakı, Meclis’te çoğunluk alamayacak. 
25 Haziran sabahı için en çok konuşulan iki senaryo bu gözüküyor.

Başka ne olabilir? Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalabilir. Seçimden birinci çıkan aday elbette Recep Tayyip Erdoğan olabilir. İkinci sırayı Muharrem İnce veya Meral Akşener alabilir, 8 Temmuz’da kıran kırana bir ikinci tur yaşanır. 

Böyle bir olasılıkta, Saadet Partisi ve HDP seçmenleri ikinci turda nasıl bir tavır takınır. Birinci turda Cumhurbaşkanlığı adayları yüzde 50’yi geçemez, Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırken, Meclis tablosu nasıl oluşur? Ortaya çıkan Meclis tablosu, 8 Temmuz’daki ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimini nasıl etkiler?
………….
24 Haziran için bunların hepsi, kafalarda dolaşıp duran sorulardır. Düşünen beyinler, 25 Haziran sabahı için senaryolar üretiyorlar. Gerçekten seçenekler çok fazla. 
Bugün, seçime giren siyasi partilerin aday listeleri de netleşecek. Biz gazeteciler için de aday adayları için de uzun ve gergin bir gün olacak. 
Yarın sabahtan itibaren kesinleşmiş bütün adaylarla birlikte tam anlamıyla seçim ortamını solumaya başlayacağız. Siyasi gerilim artacak. Herkes daha fazla politize olmaya başlayacak. 
Yaklaşık 40 yıldan beri, bu mesleğin içindeyim. Çok genel seçim, çok yerel seçim gördüm. Ne favori isimlerin kaybettiğine, ne sürpriz isimlerin seçim kazandığına tanık oldum. Seçim, demokrasinin en önemli kurumudur. Elbette sonuçları son derece önemlidir. Hepimizin geleceğini, yaşam biçimini etkiler. Ama hiçbir seçim dünyanın sonu değildir. 
Kazanacak zannettikleriniz kaybedebilir; kesin kaybeder gözüyle baktıklarınız kazanabilir. Seçimin ertesi günü, güneş yine doğudan doğar, batıdan batar.
…………..
Ben özel sohbetlerimde de dile getiriyorum. Elbette kimse ne yazacağıma, ne yazmayacağıma karışmıyor. İmada bile bulunmuyor. Ama bu seçim döneminde gönlüme göre, kalbime göre gazetecilik yaptığımı da söylersem, yalan söylemiş olurum. 

Ülkenin ve kentin içinden geçtiği şartlar var. İster istemez hepimizi etkiliyor. Ama en fazla biz gazetecileri etkiliyor. 
Gazeteciler de çok rahat değil. Gazete sahipleri de çok rahat değil. Biz ÖZGÜR KOCAELİ olarak her şeye rağmen, çıkar beklentisi olmadan, kimse ile para pazarlığı yapmadan gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. 

Bu dönemde kişisel bağlamda kimseyi kırmaya niyetli değilim. Mümkün olduğu kadar ortadan, olabildiğince herkese beklediğini vererek, kişisel görüşlerime ve hırslarıma kapılıp, sevmediklerimi karalayarak gazetecilik yapmak niyetinde değilim. 
Dedim ya, kimler geldi, kimler geçti. Ne güçlü Belediye başkanları gördük. İki dudağının arasından çıkan bir sözle trilyon lirayı oradan oraya aktarabilecek kadar güçlüydüler. 
Ne milletvekilleri, ne bakanlar, ne il başkanları gördük. İki dudaklarının arasından çıkan bir cümle ile hastane başhekimlerini, tapu müdürünü, sağlık müdürünü, hatta okul müdürlerini değiştiren, kendisine ceza kesen trafik polisini ertesi sabah güneydoğuya sürdüren siyasetçiler gördük. 
Şimdi neredeler? Kimi toprak oldu. Kimi, sıradan insanlar olarak aramızda dolaşıyor, kimilerinin siyasi sıfatı bitmiş olsa da karşılarında hala ceket ilikletecek saygınlıklarını koruyorlar. 
25 Haziran sabahından itibaren herkesle yeniden selamlaşacağız. Fevziye avlusunda cenazede buluşacağız. Yürüyüş yolunda karşı karşıya geleceğiz. Belki bir iftar sofrasında, belki bir kebapçıda, belki bir balıkçıda karşı karşıya geleceğiz. 
Düşman mı olacağız birbirimize hayır… Selamlaşacak, karşılıklı hatır soracağız. O günkü şartlar içinde kentin, memleketin sorunlarını yine tartışacağız. 
……………….
Bu dönem dedikodunun, gıyapta suçlamaların çok sık yapıldığı dönemdir değerli okurlar. Herkes, bütün siyasetçiler kendilerinden yana olmanızı, rakiplerini zor durumda bırakmanızı bekler. 
Bizim gençlik yıllarımız, eski afacan, acar, kavgacı günlerimiz geride kaldı. Kalbimin dört damarı değişti. Bu meslek içinde öpülmedik bir kulağımızın arkası kaldı. 
Benim hakkımda da sağda solda atıp tutuyorlar. Duyuyorum, kimseye kızmıyorum. Tam istediğim gibi bir gazetecilik yapamadığımı ben kendim de söylüyorum. Ama alnıma leke sürdürmem. Çocuklarıma kirlenmiş bir ismi miras olarak bırakamam. 
Halim, vaktim, yediğim, içtiğim ortada. 
Kimseyle dalaşmayacağım. Kimseye iyilik, kimseye de kötülük yapmayacağım.  
25 Haziran’dan sonra seçilenler de bizimdir, kaybedenler de… Kimse ile seçimi kazandı diye samimiyeti sulandırmayacak, kimseye seçimi kaybetti diye arkamı dönmeyeceğim. 
Her zaman dostum dost kalacak, her şart altında sevmediğim insanlar sevmediğim insanlar olarak kalacaktır. 
Benim kapım, herkesin kapısı. Herkese açık. Ben MHP’li, BBP’li ile de HDP’li ile de arkadaş gibi konuşabilen; tartışabilen, yanlış bulduklarımı herkesin yüzüne söyleyebilen bir adamım. 
Daha kaç seçimde varım? Mesela 2019’un Mart’ındaki yerel seçimlerde hala gazeteci miyim bilemem. Son 15 yıldır, her seçimden sonra, “Bir sonraki seçimde gazeteci olmayayım” diye Allah’a dua ettim, kabul olmadı. İçinde bulunduğum şartlarda benim, “Bu işi bırakıp gidiyorum” deme lüksüm yok. Hoş, ölene kadar bu koltukta oturmak gibi bir saplantım da yok. 
Kim ne derse desin. İçinde bulunduğum şartlarda elimden gelenin en iyisini, en dürüst gazeteciliği yapacak, kimse ile kötü olmayacağım. 25 Haziran sabahı farklı bir ülkede ama ben herkesle selamlaşabilir olarak yaşamak istiyorum. 

Saygılar, sevgiler.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.