• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli -2 °C

Yoksulluk beyin gelişimini etkiler mi?

Şükrü HATUN
Çocukların gözlerindeki ışığın sönmesine neden olur mu?(1)
Dünyada her gün  yüzlerce  bilimsel araştırma yayınlanır ama bunlardan çok azı geçen hafta “Yoksulluk beyin gelişimini etkiliyor” başlıklı haber gibi ülkemiz medya organlarında, politik haberlerin gölgesinde kendisine yer bularak topluma ulaşır (http://t24.com.tr/haber/yoksulluk-beyin-gelisimini-etkiliyor,292187). Oysa bu haberde sözü edilen  ve  “NatureNeuroscience” gibi çok önemli bir dergide yayınlanan araştırma, çocuk yoksulluğu ile uğraşanların çok uzun süredir  üzerinde durduğu yoksulluğun çocukların  davranışları ve entelektüel gelişimleri üzerine olumsuz etkisi konusunda sağlam veriler sunmaktadır. Bunun ötesinde elde edilen veriler, Amerikan ırkçılarının  “zenciler zihinsel olarak yetersiz olduğu için yoksuldur” tezinin tam tersini kanıtlamakta ve çocukların yoksulluğun etkilerinden korunması mücadelesine önemli bir katkı sağlamaktadır. 
Sosyoekonomik eşitsizlikler ile  zihinsel gelişimdeki farklılıkların  bağlantılı olduğu konusu uzun zamandır biliniyor. Bununla birlikte bu bağlantının beyin yapısında nasıl kendini gösterdiği olduğu açık değil.Habere konu olan araştırma, farklı sosyoekonomik gruplardan 3-20 yaş arasındaki 1099 çocuğun beyin morfolojileri ve bilişsel fonksiyonlarının, ırk  ve genetik faktörlerden bağımsız olarak incelenmesine dayanıyor. Araştırmanın sonuçları, gelir düzeyi ile beyin yüzey alanı arasında logaritmik bir ilişki olduğunu,varlıklı ve iyi eğitimli ailelerin çocuklarının beyinlerinin, daha alt sosyal tabakadan gelen yaşıtlarına göre daha büyük olduğunu, bu çocukların zeka testlerinde daha başarılı olduğunu ve  aradaki farkında beynin, özellikle konuşma ve okuma, bellek, kararlılık ve mekan algılama becerilerini belirleyen bölgelerinde daha belirgin olduğunu gösteriyor. Araştırma verileri, gelir düzeyi düşük  ailelerden gelen çocuklarda, gelir düzeyindeki küçük farkların, beyin yüzey alanında büyük değişikliklere yol açtığını, yüksek gelir düzeyli ailelerden gelen çocuklarda ise bu farkların beyin yüzey alanında daha küçük değişikliklere yol açtığını da ortaya koyuyor. Bu araştırmanın en önemli sonucu olarak  gelir düzeyinin, durumu en kötü olan çocuklarda beyin yapısını güçlü bir şekilde etkilediğini söyleyebiliriz.
Günümüzde yoksulluk nasıl bir sorundur?
Günümüz toplumlarının bütünlüğünü tehdit eden en büyük sorunlardan  birisi yoksulluktur. Günümüzde  emek ile sosyo-ekonomik güvence arasındaki bağ zayıflarken, nesiller arası dayanışmaya ve toplumsal risklerin ortaklaşa karşılanmasına dayanan sosyal devlet yaklaşımı büyük ölçüde etkisiz hale gelmiştir. Bu şartlar altında, yoksulluk,ekonomik koşullara bağlı, gelir yetersizliği ile açıklanabilecek geçici bir toplumsal sorun olmaktan çıkmıştır. Yeni yoksulluk, sosyal güvenceden yoksun bireylerin, ekonomik, sosyal ve kültürel kaynaklara ulaşamaması ve toplum ile bağlarını gitgide yitirmesi yani, çok boyutlu bir sosyal dışlanma sürecidir.
Yoksulluk en fazla çocukları,  kadınları, yaşlıları ve özürlüleri sosyal dışlanma riski ile karşı karşıya bırakmaktadır. Yoksulluğun çocuklar üzerindeki en belirgin etkisi beslenme yetersizliği ve açlıktır. Yoksulluk, eve giren kaliteli besinlerin yetersizliğine, ev içi stres ve annenin kronik yorgunluğu nedeniyle anne sütünün erken kesilmesine, annenin beslenme yetersizliğine ve bebeklerin düşük ağırlıklı doğmasına, sağlıksız fiziksel ortama ve yetersiz sağlık hizmetine neden olarak çocuk sağlığını doğrudan etkilemektedir. Yoksul evlerde  büyüyen çocuklar, sağlık ve eğitim gibi toplumsal kaynaklara ulaşmakta güçlük çekmekte, bu durum onların daha küçük yaşlarda birey olarak toplum ile kurdukları ilişkileri zedelemektedir.
UNİCEF tarafından  geçen yıl Eylül ayında yayınlanan ve ekonomik resesyonun çocuklar üzerine etkisini inceleyen raporuna göre, son 4 yılda bir miktar düzelme olmasına rağmen ülkemizdeki çocukların yüzde 30.2’si  yoksulluk sınırı altında bir yaşam sürdürmektedir.Bununla birlikte ülkemizde 18 yaş altındaki nüfus (çocuklar) için ailelerin gelir düzeyine bakılmaksızın sağlık güvencesi sağlanması çok önemli bir toplumsal ilerlemedir.Özellikle son 20 yılda arka arkaya gelen ekonomik krizlerin ve doğu bölgesindeki sorunlardan kaynaklanan göçlerin etkisiyle yoksulluk çocuklar için açık bir tehdit haline gelmiş, okuldan ve aileden kopan çocuklar, sokak  çocukları ve çocuklardan kaynaklanan şiddet olayları, çocuk işçiliği, çocuk fuhuşu, kurum bakımına ihtiyaç duyan  çocuk sayısındaki artış, özürlü çocuklar gibi  sorunlar nedeniyle   sürekli kamuoyunun gündeminde kalmıştır. Buna karşın yoksulluğun çocuklar üzerindeki zararlarını  engelleyen, çocuğun ağır iş koşulları, sokak, fuhuş ile tanışıp kendi çocukluğu ve içinde yaşadığı toplum ile bağlarını koparmasına izin vermeyen çocuk odaklı sosyal içerme politikaları geliştirilememiş, daha çok Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde yürütülen ve yoksulluğun sonuçları en ağır şekilde yaşanmaya başlandıktan sonra devreye giren koruma programları ile yetinilmiştir. Geçen yıl kapatılan il özel idaresi ve belediye yasalarındaki  açık hükümlere ve bu kuruluşların bütçelerindeki önemli  artışlara karşın yerel yönetimler,  çocuklara yönelik sosyal programlara yeterli kaynak ve insan gücü ayırmamıştır.
Ülkemizde 6-14 yaş arasında 1 milyon özürlü  çocuk olduğu tahmin edilmektedir. Özürlülüğe  neden olan hastalıklar yoksul ailelerin çocuklarında daha sık görülmekte ve her özürlü çocuk ailenin yoksulluğunu derinleştirmektedir. Bu yaş grubundaki  özürlü nüfusunun en fazla %5’i eğitime devam etmekte, özürlü çocukların eğitimden rehabilitasyona; sosyal bakım hizmetlerinin  yetersizliğinden iş bulmaya bir çok sorunu çözüm beklemektedir. Son yıllarda sosyal güvenlik kuruluşlarının zihinsel özürlüler için hizmet satın alma yoluyla yaptığı katkılar, yeterli eğitilmiş insan gücü olmayan ve denetlenmeyen “özel” eğitim kurumlarında  özürlü çocukların üzerinden yaygın bir kazanç istismarına neden olarak çok büyük bir kamu kaynağının israf olmasına neden olmaktadır.
Yoksulluk, eğitimden uzaklaşma, hazırlıksız göç olgusu ve kentteki dışlanma, ebeveynlerde beceri yoksunluğu ve ailenin çocuğuyla ilişkisinin zayıf kalması, çocukların sokakta çalışmaya yönelmesi, ailenin çocuğu çalışmaya zorlaması, destek mekanizmalarının zayıf olması, cep telefonu salgını örneğinde olduğu gibi tüketimin özendirilmesi,okullardaki çeteleşme ve bunlarla birlikte grup kültürüne bağlanma dinamikleri gibi nedenlerle suça itilen, madde bağımlısı olan ve/veya  sokaklarda yaşayan/çalışan çocuk sayısının hızla artmasına neden olmaktadır.Bütün araştırmalar yoksulluk ile çocuk istismarı  arasında da yakın bir bağ olduğunu göstermektedir. Öte yandan yoksulluk, çocuk işçiliğinin en önemli nedenidir ve her türlü yasal mevzuata rağmen çocuklar ayrıştırmalı çöp işçiliğinden sanayiye çeşitli sektörlerde bir çok tehlikeli işlerde çalıştırılmaya devam edilmektedir.
Bütün bu sorunlara son  bir kaç yılda Suriye’li göçmenlerin çocuklarının yol kenarlarında her gün şahit olduğumuz o dayanılmaz yoksulluğu eklenmiştir ve bu sürecin iyi yönetilememesi durumunda göçmen çocukların büyük çoğunluğunun ülkemizde kalacağı tahmin edilmektedir. Geçen yıl Bahçeşehir Üniversitesi ekibi ile kamplardaki 500 çocuk üzerinde araştırma yapan NewYork Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr.Selçuk Şirin, “Her dört çocuktan üçünün ailesinden yakın birini savaşta kaybettiğini, her üç çocuktan birinin fiziksel şiddet mağduru olduğunu ve her üç çocuktan ikisinin ailesinde bir yakının fiziksel şiddete maruz kaldığını gördüğünü tespit ettiklerini, bu çocukların tedavi edilmedikleri taktirde, uzun vadede bir başka seçenekleri kalmayarak şiddete başvurmayı tercih edeceklerini, bunu kırmak için kendilerine profesyonel yardım yapılması ve kaliteli öğretmenler sağlanması gerektiğini” belirtiyor. Bu çocukların ne kadar ağır bir “postravmatik stres bozukluğu” sorunu yaşadıklarını anlamak için fotoğraf makinasını silah sanıp, ellerini havaya kaldıran Suriye’li çocuk haberini okumak yeterlidir(http://t24.com.tr/haber/suriyeli-cocuk-olmak-fotograf-makinasini-silah-sandi-teslim-olmak-icin-ellerini-kaldirdi,292579).
Bu yazı toplam 339 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37