1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Yorgo Amca ile ekonomi ve siyaset
Yorgo Amca ile ekonomi ve siyaset

Yorgo Amca ile ekonomi ve siyaset

Dün sabah bilgisayarın başında “Bugün ne yazsam” sorusu kafamın içinde dolaşıp, kendime konu ararken, hiç beklemediğim bir misafir geldi. Ali Şentürk’ü çok kişi tanır. Rahmiye Köyü’ndendir. Gençlik yıl

A+A-

Dün sabah bilgisayarın başında “Bugün ne yazsam” sorusu kafamın içinde dolaşıp, kendime konu ararken, hiç beklemediğim bir misafir geldi.

Ali Şentürk’ü çok kişi tanır. Rahmiye Köyü’ndendir. Gençlik yıllarında çalışma hayatına, bizim yanımızda bu gazetede başlamıştı. Şimdi İgsaş’ta çalışıyor. Çok düzgün, çok dürüst ve çok hareketli bir çocuktur. Yıllar önce gazeteden ayrılmıştı ama, hala gelir gider, haberlik bir şey görür veya duyarsa mutlaka gazetecilik damarı kabarır ve bildirir.

Şentürk Ailesinin, özellikle Ali’nin babasının Yunanistan’da çok eski yıllara dayanan kuvvetli dostlukları var. Sık sık birbirlerine gider gelirlermiş. Bu dostluğun nasıl başladığını da Ali anlattı ama, uzun hikaye.

Yanında 60’lı yaşlarda, son derece mütevazi görünümlü bir amca ile ofisime geldi Ali.. Yanındaki kişiyi, “Bizim Yorgo Amca” diye tanıttı. Yunanistan’daki dostlarından biri. Ali’nin babası geçenlerde hastalanmış, önemli bir ameliyat geçirmiş. Yunanistan’daki Yorgo Amca hastalığı duyar duymaz, hemen kalkıp, ziyaret için gelmiş.

Yorgo Amca, 1920’li yıllarda mübadele sırasında Türkiye’den göç eden ailenin çocuğu. Selanik’in 100 kilometre batısında bir köyde yaşıyor, çiftçilik yapıyormuş. Rum şivesiyle, çok güzel Türkçe konuşuyor.

Ali Şentürk, misafir gelen Yorgo Amca’yı İzmit’te gezmeye getirmiş. Sıcak havada biraz dolaştıktan sonra, “Gel seni benim ilk patronumla tanıştırayım” diyerek bana getirmiş. İki çay içimlik sürede sohbet ettik.

Yunanistanlı Yorgo Amca’ya “Bu kadar iyi Türkçe nasıl öğrendiniz” diye sordum.  “Benim annem İstanbul’dan göç ettiğinde su ve ekmek dışında Yunanca bir tek kelime bilmiyormuş. Annem, başında yazması, ayak bileklerine kadar entarisi ile yaşadı. Bizim evimizde hep Türkçe konuşuldu. Mutfağımızda hala sadece Türk yemekleri pişer.” diye anlattı. Türkçe’yi konuşuyor ama, Latin harflerini tanımadığı için okuyup, yazamıyor. “Olsun, rakamlarımız ortak” diyerek, bunu da önemsemediğini söyledi, “Ama bir daha gelişimde mutlaka Türkçe okuyup, yazmayı da öğreneceğim. Evimde hep Türk televizyonları izliyorum. Türk gazetelerini de okumak isterim” dedi.

Yunanistan’daki ekonomik krizi, bunun sonuçlarını televizyonlarda üzülerek ve merakla izlerdim. Hazır “Tanrı misafiri” Yorgo Amca’yı bulmuşken, “Ne oldu size böyle. Yunanistan nasıl battı” diye sordum.

Yorgo’nun yarasına tuz basmışım. O Rum şiveli güzel Türkçesi ile anlatmaya başladı:

“- Borç yiyen kesesinden yer diye bir laf vardır. Bizimkiler bunu anlamadı. Avrupa Birliği’ne girdik, Euro’ya geçtik. Avrupa’dan çok para geldi. Hepsi borçtu. Bizim politikacılarımız avanta yediler. Halkımız, çalışmadan para sahibi olmanın keyfini sürdü. Üretmedik. İnsanlar bankalardan borç alıp, araba satın aldı. Kumar oynamaya, tatile bile bankalardan borç alarak gittiler. Sonunda bu hale geldik.”

Yorgo Amca, ülkesinde tarım emeklisiymiş. Kendisinin aylık 500 küsur Euro, eşinin de 400 küsur Euro emekli maaşı aldığını anlattı. Yani evlerine ayda yaklaşık 1000 Euro emekli maaşı giriyor. Bizim paramızla neredeyse 2. 500 TL. Bizim ülkemizde tarım emeklisinin maaşının 500 TL civarında olduğunu söyledim. “Biliyorum” dedi.  “Belki de doğrusu buydu” diye ekledi.

Türkiye’ye 7 nci gelişi olduğunu, hem Türkiye’nin, hem İzmit’in olumlu yönde çok hızlı değişip, geliştiğini gördüğünü söyledi, “Sizin Tayyip Erdoğan gibi çok önemli ve düzgün bir lideriniz var. Bizim Yunanistan’ı, yiyici siyasetçiler bitirdiler” diye Türkiye’ye imrendiğini söyledi.

Türkiye’nin komşu Yunanistan’da yaşanan ekonomik krizi çok iyi izlemesi ve incelemesi gerektiğine inanıyorum. Bir ülkede üretmeyen, hazır yiyen, sürekli borçlanan insanlar varsa, Yunanistan durumuna düşmek de kaçınılmaz.

Avrupa Birliği üyesi olmak, ekonomik manada ne getirir, ne götürür bunu da iyi değerlendirmek lazım. Yorgo Amca, Yunanistan’da ekonomik kriz ile birlikte başlayan toplumsal olayları önemsemiyor.

“-Bağırır bağırır susarlar. Bu duruma gelinmesinde politikacılar kadar halkın da suçu var. Kimsenin çok fazla bağırmaya hakkı yok” diye izah etti. Yunanistan’daki krizin derinleşeceğini ve çok uzun süreceğini tahmin ediyor. “Ben hala köyümdeki toprağımda kendim üretiyorum. Hayvan besliyorum. Bir de emekli maaşım var. Bana bir şey olmaz” dedi, ekledi, “Çok sıkışırsam, Rahmiye’de dostlarım var. Her şeyi satar savar, gelip buraya yerleşirim” diye anlattı.

Yunanistanlı Yorgo Amca, “Biz Yunanlılar ile siz Türkler aslında tek millet gibiyiz. Din farklılığı hiç önemli değil. Biz birbirimize benzeriz.” diye devam etti.

Yunanistan, 2000’li yılların başında, ekonomisini, istikrarını, refah seviyesini kıskandığımız komşumuzdu. Şimdi, çok büyük ve neredeyse çözümsüz gibi gözüken bir krizle boğuşuyor. Ülkede siyasete, siyasetçiye güven kalmamış. Türkiye ise, Avrupa’nın ve dünyanın yükselen gücü haline geldi. Yorgo Amca’yı dinlerken, Yunanistan’a ve halkına olan acıma duygum, ülkeme olan güvenim arttı.

Şu sıralar, Türkiye Başbakanı KKTC’de bulunuyor. Hazır Yunanistan krizde. Güney Kıbrıs Rum kesimi, askeri tesisteki patlama ile birbirine girmiş, elektriğe muhtaç hale gelmiş. Bu ortam, Türkiye için Kıbrıs sorununu çözmek açısından da önemli bir fırsat olabilir. Türkiye bir de şu terör belasını ortadan kaldırabilse, eminim çok hızlı yükselecek, sadece doğudaki ve güneydeki komşuları için değil, batıdaki komşuları ve Avrupa için de bir model ve kıskanılan ülke haline gelecektir.

Bu haber toplam 1259 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.