• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Kocaeli 31 °C

Yunus Arena’yı da böyle açarız inşallah

İsmet ÇİĞİT
Dün Bursa’da görkemli bir tören vardı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’da yaptırdığı, Timsah Arena adı verilen yeni ve modern stat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir törenle resmen açıldı.
Geçen ekim ayında bir hafta sonu gezisi için Bursa’ya gittiğimde şehrin biraz dışında, Bursa’nın eski stadının biraz ilerisinde inşa edilen Timsah Arena’yı dışarıdan görmüştüm. Bursa kenti gerçekten çok güzel bir stadyuma kavuştu. Bursa Stadı'nın inşaatı 4.5 yıl sürdü. Bizim stadımız umarım zamanında tamamlanmış olacak. Bursa stadı 44 bin kişi kapasiteli. Bizimki 33 bin kişilik olacak.
İzmit’in yeni stadyumu da benim gözümün önünde yükseliyor. Alikahya’da Kavanium sitesindeki evimin balkonundan, hem Çöp Fabrikası’nı, hem yeni stadı aynı anda görebiliyorum. Bizim stadımız da görünen o ki ve umuyorum ki zamanında (2016’nın sonlarında) tamamlanmış olacak. İzmit’teki yeni stadın henüz adı yok… Saçma sapan bir isim olsun istemiyorum. Öteden beri Kocaelispor için benim düşündüğüm sembol Yunus Balığı’dır. İzmit Körfezi, Kocaelispor’un doğduğu yıllarda ve sonrasındaki uzun süre Yunus’ların dans ettiği bir alandı. Son yıllarda Yunuslar yeniden Körfez’e dönmeye başladı. Stadımıza saçma sapan bir isim yakışmaz. Şahıs ismi de olmaz. Ya yıkılacak olan İsmetpaşa Stadı'nın adını bu stada vermemiz, ya da orijinal bir isim bulmamız gerekiyor.
Bursa’nın Stadı "Timsah Arena"ysa, bizim stadımız da "Yunus Arena" olabilir. Eminim yeni stadımız açılırken, Kocaelispor da bir üst ligde olacaktır. Dilerim, bizim stadımızın açılışına da Cumhurbaşkanı gelir. AK Partili yöneticilerin yüzüne bakıp, “Ben size Kocaelispor’u Süper Lig'e çıkartın demiştim. Hala neden 3'üncü Lig’de?” diye de sorar…
Birlikspor masalını anlatmaya çalışacaklardır. Oysa o Birlikspor kirli. Hiçbir zaman Kocaelispor’un yerini alamayacak.

*Gerçekten örnek olabiliriz
Marmara Belediyeler Birliği’nin düzenlediği "2'nci Marmara Denizi" Sempozyumu, bugün İstanbul’da Kadir Has Üniversitesi’nde başlıyor. İki gün sürecek sempozyuma, Marmara Bölgesi'ndeki belediyelerin başkan ve uzmanları, sivil toplum örgütü ve iş dünyası temsilcileri katılacak.
Sempozyumun tek gündemi var: "Marmara Denizi’ni temiz tutmak." Konu bu olunca, elbette bu toplantıların yıldızı da Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olacak.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2004 yılından buyana kullandığı görkemli bütçe, neredeyse sınırsız yetkiye rağmen, bu kentte yaşamı daha renkli, daha cazip hale getiremedi. Trafik ve ulaşım sorunundan tutun, sokak köpeği sorununa; spordaki çöküşten tutun kent esnafını kollamaya kadar pek çok konuda Büyükşehir Belediyesi bence sınıfta kalmıştır. Ama bir konu var ki, Türkiye’de kimse Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin eline su dökemez.
İbrahim Karaosmanoğlu liderliğindeki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çevre konusunda çok büyük işler yaptı. Bu kentte milyonlarca ağaç dikildi. Hala taş ocakları, kömür depoları kaldırılamadı. Ama çevre konusunda önemli adımların atıldığını, Marmara Bölgesi ve Türkiye’deki en güzel, en doğal yürüyüş parkurlarının, mesire alanlarının ilimizde yapıldığını söyleyebiliriz.
Bir de İzmit Körfezi’ndeki temizlik konusu var. İzmit Körfezi 1990’lı yıllarda bitmişti, tükenmişti. Rengi kaçmış denizanaları dışında Körfez’de canlı göremezdiniz. 17 Ağustos 1999 büyük deprem felaketi, İzmit Körfezi’nde denizin altını üstüne getirdi. Bu büyük hareket sayesinde Körfez’in temizlenmesi için de bir fırsat ortaya çıkmıştı. Başkan Karaosmanoğlu ve ekibi, bu fırsatı iyi kullandılar. Yıllardır şu Körfez’de deniz ulaşımını bir türlü başaramadılar ama İzmit Körfezi’ni temizlemeyi başardılar.
Yeni arıtma tesisleri yapıldı. Mevcut arıtma tesislerinin tamamı tam kapasite çalıştırıldı. İzmit Körfezi’ne sanayi atıklarının girişi önlenirken, bu kentteki evsel atıkların da yüzde 99’u arıtılır hale getirildi. İzmit Körfezi’ne girip çıkan, sayıları her geçen gün artan gemilerin sorumsuzca pisliklerini bırakması önlendi. Körfez, havadan, denizden sürekli denetlendi, kirletene ceza yapıştırıldı.
Çok radikal bir kararla, İzmit Körfezi’nde profesyonel balık avı da yasaklandı. Bütün bunların sonunda bugün İzmit Körfezi yeniden 70’den fazla deniz canlısının yaşadığı, pek çok balık türünün yumurtalarını bırakmak için girdiği bir akvaryum haline geldi. Bu tespit palavra değildir. İzmit Körfezi’nde amatör balıkçılık yapan tanıdıklarım var. Körfez’in eskisinden çok temiz, balık türünün çok fazla olduğunu teyit ediyorlar.
Zaman zaman mevsim değişimlerinde sıcaklık farkından dolayı denizin renk değiştirdiğini görmeye devam edebiliriz. Ama Kullar’da yapımı süren yeni arıtma tesisi de bittikten sonra İzmit Körfezi’ne bütün atık sular en iyi şekilde arıtılmış olarak girecek. Körfez giderek kendini toparlayacak.
Ben çocukluğumda, yaz aylarında Değirmendere’den denize dalardım. Elimde zıpkınla, kocaman balıklar vururdum. Deniz dibinde dolaşırken çok çeşitli denizatlarını, denizkestanelerini, denizyıldızlarını görürdüm. Sandalla açılınca bu denizde Lüfer tutardık. Yeniden o günlere dönüyoruz.
Bugün İstanbul’da başlayacak Marmara Denizi Sempozyumu’nda Büyükşehir Belediyesi, İzmit Körfezi’ni temizlemek adına neler yapıldığını detaylı bir sunumla anlatacak. İzmit Körfezi kurtuluyor ama Marmara Denizi yok oluyor. Marmara’ya kıyısı bulunan yerleşim alanlarının yerel yönetimleri, bizim Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarını örnek alabilir. Marmara Denizi'nin her noktasından denize kirlilik akmasını önlemek gerekiyor. Aksi halde, bizim İzmit Körfezi’ni temizlememizin bir önemi kalmayacaktır. Hatta belki, birkaç yıllığına, Marmara’nın tamamında profesyonel teknelerle balık avının yasaklanması bile düşünülebilir. Bu bölgede yaşayan insanlar olarak elimizdeki en önemli miras Marmara Denizi’dir. Hep birlikte bu denizi korumamız, temizlememiz gerekiyor.

*Yeni bir kuraklık dalgası mı?
Malum, kış… Hava soğuk. Ama uzunca süredir yağış yok… İki yıl çok büyük (bu bölgede yıllardır benzeri görülmemiş) bir yağışsız dönem geçirmiştik. Dereler, göletler kurumuş, barajların dibi görünmüştü. Sapanca Gölü, tarih boyunca görülmemiş oranda çekilmişti.
Sonra, tam tersine çok yağışlı bir kış geçirdik. Geçen kış çok kar yağdı. Kar, uzun süre toprak üzerinde kaldı. Biten, kuruyan su kaynaklarımız yeniden canlandı. İSU’nun başarılı manevraları ile kuraklık döneminde büyük susuzluk çekmedik. Kuşkusuz, bu coğrafya için daha önce benzeri yaşanmamış bu kuraklıktan dersler de çıkartmıştık.
Bu bölgede kar, ocak-şubat aylarında yağar. Henüz kaygılanmak için erken olabilir ama bütün meteoroloji uzmanları, 2016 yılının çok sıcak geçeceğini öngörüyorlar. Geçen kasım ayı, bu ay neredeyse yağışsız geçti. Ciddi bir kuraklık riski ile karşı karşıya olabiliriz. Ya da değişen meteorolojik koşullara uygun olarak, bu yağışsız günlerin ardından anormal yağışlar da gelebilir.
Meteoroloji artık uzun yıllar istatistiklerine göre gelişmiyor. Çok uçlarda kuraklık, çok uçlarda sel baskınları olabiliyor. Her türlü anormalliğe karşın hazırlıklı olmak gerekiyor.

*CHP bu değişimi yapabilir mi?
7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde umduğunu bulamayan CHP, 16-17 Ocak tarihlerinde olağan kurultayını yapacak. Aslında son yıllardaki gelişmeler, ortaya çıkan tablo, CHP için önemli olan konunun genel başkan değişikliği değil, partide genel bir hava değişikliğinin şart olduğunu göstermiştir.
CHP yozlaştı. CHP üyesi partisini ve ülkesini umursayan değil, kendisini umursayan kişi haline dönüştü. Mahalle temsilcilikleri, örgütler yozlaştı. CHP’de öne çıkan hemen herkesin kişisel bir beklentisi olduğu yolunda genel bir izlenim ortaya çıktı.
Şimdi, kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu’nu gönderip, Muharrem İnce’yi, ya da Mustafa Balbay’ı getirseniz ne olacak. CHP içindeki yapıyı komple değiştirmek, CHP’li olmayı “Erdemli olmak” haline getirmek gerekiyor. Parti genel merkezi, önümüzdeki kurultay için köklü bir tüzük değişikliğine hazırlanıyormuş. Parti üyelerinin, parti içindeki yarışlarda (ön seçim, kongreler gibi) oy kullanabilmesi için, aksatmadan üyelik aidatını ödemesi ve partinin düzenleyeceği eğitim toplantılarına katılması şartı getirilecekmiş. CHP’nin bütün üye kayıtlarını yenilemesi gerekiyor. CHP’de üye olmanın bazı kuralları ve vecibeleri olması gerekiyor. İlimizdeki örnekleri de gördük. Parti üyelerinin önemli bölümü, yerel seçimler öncesi ön seçime gelip oy kullanmadı. Mahalle delegelerinin ciddi bir kısmı, kongrelere gelip oy atmadı. AK Parti’nin örgütlenme modeli, sadece Türkiye için değil, dünya siyaseti için çok çarpıcı bir örnektir. Parti üyeleri, parti içi eğitimlere katılmaya mecburdur. Belki üye aidatları konusunda gevşeklik olabilir ama hiçbir üyenin parti disiplini dışına çıkmasına izin verilmez.
CHP’nin de önce bu örgütlenme yapısını düzeltmesi lazım. Aidat ödeme, parti içi eğitim çalışmalarına katılma zorunluluğu iyi bir başlangıç olabilir.

*Emine Tarhan boyunun ölçüsünü aldı
Türkiye siyasetinde, özellikle sosyal demokrat siyasette alışılmış tablodur. Kendi partisine kızan, gidip siyasi parti kurar.
Eski yüksek yargıç Emine Ülker Tarhan’ı, Kemal Kılıçdaroğlu elinden tutmuş, siyasete sokmuştu. Yıllarca partiye, siyasete emek vermiş insanlar varken, Emine Ülker Tarhan, paraşütle iner gibi hiç zorlanmadan, siyaseten hak etmeden milletvekili olmuştu.
Sonra, genel seçimler yaklaşırken, kendince haklı gerekçeler buldu. Partisini ağır dille suçlayıp, istifa etti. Kalktı, "Anadolu Partisi" adıyla parti kurdu. Türkiye’yi dolaştı, CHP’yi kötüledi. Tabii kurduğu partisi oy alamadı. Ama CHP içinden çıkan Tarhan, CHP’yi kötüleyerek kendisini siyasete sokan partisine zarar verdi.
Yine de Emine Hanım’ı kutlamak gerek. Çok fazla ısrar etmedi. Kurduğu Anadolu Partisi’ni kapattı. Artık onun için siyaset bitti. Köşesinde oturacak. Oysa, CHP içinde kalsa, hırslarına gem vurabilse, Türkiye için, CHP için önemli bir siyasi figür olabilirdi.
*Kurultay listesi çok zor
27 Aralık Pazar günü yapılacak CHP il kongresinin sonucu bence net olarak görülmektedir. Eğer parti içi muhalefet Av.Tamer Solakoğlu’nu il başkanlığı adaylığına ikna edebilseydi, seçim sonucu merakla beklenen bir il kongresi görebilirdik. Ama Solakoğlu aday olmadı.
Parti içi muhalefetin başını çeken Hikmet Erenkaya veya Hurşit Güneş ilçe kongreleri sonrası bir umut ışığı görebilselerdi, kendileri il başkanlığına soyunabilirdi. Böyle bir ışık da yok.  Şimdi, 27 Aralık kongresi için zorlama bir aday peşinde koşuyorlar. Cengiz Sarıbay karşısında Keramettin Gençtürk modelinin tutabileceğine en küçük ihtimal vermiyorum.
Görünen o ki, 27 Aralık sonrası, Cengiz Sarıbay CHP’nin il başkanı kalacaktır. Ama Sarıbay'ın 22 kişilik kurultay delegeliği listesine kimler girecek?.. CHP’de kadın ve gençlik kotaları var… 22 kişilik listede, kadınlara ve 30 yaş altı gençlere belli sayıda yer ayrılacak. 12 ilçe başkanı var. Genel eğilim gereği, kurultay delegeliğinde her ilçenin temsil edilmesi lazım. Bu durumda büyük olasılıkla 12 ilçe başkanı da listede yer alacak. 12 ilçe başkanı, kadın kotası, gençlik kotası. Neredeyse listenin 20 kişilik bölümü kapandı. Dışarıda hala Sefa Sirmen var, eski milletvekilleri, parti büyükleri, kongrelerde öne çıkan Selman Yıldırım var. İl Başkanı Cengiz Sarıbay’ın da kurultay delegesi olması lazım.
Çok büyük olasılıkla, CHP il yönetim kurulundan hiçbir üye, kurultay delegesi olamayacak. Hatta, çok fazla sıkıntı olursa, il başkanı Sarıbay’ın bile kurultay delegesi olmayabileceği konuşuluyor. 27 Aralık kongresi için çok heyecan kalmadı. Merak edilen sadece 22 kurultay delegesinin kimler olacağı. Bu konuda da parti içinde yeni kırılganlıklar ortaya çıkabilir.
Bu yazı toplam 545 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37