1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. YÜZÜMÜZE GÜLÜP, ARKAMIZDAN VURAN KAHPELER
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

YÜZÜMÜZE GÜLÜP, ARKAMIZDAN VURAN KAHPELER

A+A-

Birleşmiş milletler konseyinin beş daimi üyesi olan Amerika, İngiltere, Rusya, Çin ve Fransa,  münafıkça mazlum ve mağdur milletlerin yüzlerine gülüp, arkadan kahpece saldırmayı, zalimce zenginliklerini sömürmeyi, alçakça inanç ve kültürlerini bozmayı marifet bildiklerinden, vicdanlarında adalet ve merhamet yoktur.  Tüm kahpeler ve işbirlikçi hainler bilsin ki, bu devran böyle gitmez.

Ülkemiz ve İslam dünyası üzerinde hain planları olan zalimlerin ve onlarla işbirliği yapan yerli hainlerin ve teröristlerin, Bundan sonra 15-Temmuz-2016 darbe girişimine benzer kalkışmalara karşı 2 milyarlık İslam ümmetini karşılarında bulacaklardır. Ayrıca, kandırdıkları ve piyon olarak kullandıkları FETÖ, PKK, PYD ve diğer illegal terör mensupları, gün gelecek bumerang gibi kendilerini vuracaktır.
Tarih boyunca haçlı seferleriyle, günümüzde terörle, darbelerle, siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel krizlerle, kısacası vesayet savaşlarıyla, Müslüman’ı Müslüman’a kırdırarak katliamlar yaptınız ve halen yapmaktasınız.  Dünyayı ifsat eden ve insanlığın başına bela olan Irkçı Siyonizm’in emirlerini harfiyen yerine getiren kandırılmış ruhsuz robotlar olduğunuzu, dünya milletleri çok iyi biliyor.

Ülkemiz ve İslam coğrafyası üzerinde yaşayan bir avuç satılmışın haricinde iki milyara yakın Müslüman’ın beyni, ırkçı Siyonizm’in ve emrinde olan beş daimi üyenin, tarih boyunca yaptıkları vahşi zulümlerin acı hatıralarıyla doludur. Biliniz ki, her biriniz atom bombası olup patlasanız, sizlerden korkmuyoruz.    Bizler şehit olma arzusuyla ölümü beklerken, Yüce Allah’ın izniyle cenneti kazanma yolunda mücadele ederken,  sizler inkâr ve zulmünüz nedeniyle cehennemin dibini boylayacaksınız.  
 
Dünyayı ifsat etmek için çalışan ırkçı Siyonistler ve onların maşası olan tüm şer güçler ve hainler,  ülkemiz ve İslam dünyasında alçakça yaptıkları vahşiliklerin hesabını mutlaka vereceklerdir. Zalimler, hainler, münafıklar,  bu gerçeği inanmamış olsalar da, gün gelecek bu gerçekle yüzleşeceklerdir ve o gün pişmanlık fayda vermeyecektir. Tarih buna şahittir.  Zalimlerin, hainlerin, münafıkların ve güçten yana tavır alan fasık ve facirlerin fani dünya da nasıl bir inkılâpla yıkılacaklarını, ebedi âlemde nasıl bir sonuçla karşı karşıya geleceklerini, Yüce Allah (CC) ve son Resulü Hz. Muhammed (S.A.V)  haber vermektedir.  

Bu konuyla alakalı ayet ve hadisleri nakletmeden önce tarih boyunca ve yakın tarihimizde, sözde müttefik bildiğimiz sömürgeci şer güçlerin ortak özeliklerinden kısaca bahsetmek istiyorum. Zalim şer güçler, Müslümanlara karşı acıma duyguları olmayan zalim bir karaktere sahiptirler.  Merhamet duyguları körelmiş, adaletten uzak, insafsız ve vicdansızdırlar.  Dünyevilikleri kaybetme endişesini taşıdıklarından aşırı korkaktırlar. Fırsat bulduklarında acımasızca kudurmuş yılan gibi sokan bir tıynete sahiptirler. 

Karakterlerinde kahpelik olduğu için, menfaatleri gereği yüze gülen arkadan hançerlemeyi marifet bilen sahtekâr ve yalancıdırlar. Materyalist inanca sahip olduklarından hakkı değil batılı üstün tutarlar.  Beşeri kuvvet ellerine geçince yaptıkları anlaşmaları bozmaktan çekinmezler, verdikleri sözlere sadık kalmazlar. Yüzümüze karşı stratejik müttefik olduğumuzu söyledikleri halde, arkamızdan hainlik yapmaktan utanmazlar.  Bakara suresinin 100. Ayetinde şöyle buyruluyor; “ Onlarla her ne zaman bir anlaşma yapmışlarsa, içlerinden bir grup ahdi bozup atıvermedi mi? hatta az bir topluluk değil, onların çoğu anlaşma tanımayan imansızlardır.”

Yakın tarihten örnek verecek olursak 1960,1980 yılında yapılan darbelerin 1971 hükümette verilen muhtıranın,28-Şubat-1998 post modern darbenin arkasında üst akıl denilen şer gülerin olduğunu milletimiz çok iyi biliyor. 15-Temmuz- 2016 tarihinde yapılan darbe girişiminin başarısı için çalıştılar, başaramadıklarında bizim dostlarımızı dışladılar diyecek kadar içimizdeki hainlere sahip çıktılar. Arkasından bizim böyle bir darbe girişiminden haberimiz yoktur diyecek kadar, aklımızla alay etme alçaklığından utanmadılar. 1974 Kıbrıs barış harekâtında hem müttefik ve hem de birlikte NATO ülkesi olmamıza rağmen, o tarihlerde NATO ülkesi olamayan Yunanistan’a destek verdiler, Türkiye ambargo koydular.

Zalimler demokratik özgürlükler adı altında, 2013 tarihinde Arap baharı diyerek yola çıktılarında, Türkiye’den destek istediler. Türkiye’nin İslam dünyasının üzerindeki ağırlığını ve İslam ülkelerinin ülkemize karşı olan ilgi ve alakayı gördüklerinde, bu sevgi dalgasını kırmak için, karakterleri gereği hemen kıvırmaya başladılar. İkili ve uluslar arası anlaşmalara, birleşmiş milletler kararlarını uymadılar. Daha da önemlisi insan onuruna ve siyasi diplomasiye yakışmayacak şekilde küstahça sinsi dolaplar çevirerek, terör örgütlerine silah yardımı yaparak desteklediler.
 Mısır’da darbeci SİSİ’ YE açıktan destek verdiler, seçimle gelen İhvan teşkilatını tanımadılar, idamlarına ses çıkarmadılar. Suriye’de zalim Esat’ın indirilmesi gerektiğini söylediler, sonra Rusya ile anlaşarak dolaylı bir şekilde zalim Esat’a destek vererek, Suriye’yi harabeye çevirdiler.  Bir milyona yakın insanın ölümüne vesile oldular. 15-Temmuz-2016 darbe girişiminin başarılı olamayışına üzülen Hollandalı parlamenter VİLDERS ve benzerleri, “ Darbe girişimi başarılı olsaydı çok mutlu olacaktım ve Erdoğan’dan kurtulmuş olacaktık.” Küstahlığına da şahit olduk.
Şaibeli bir şekilde düşürülen Rus uçağından dolayı bozulan Türkiye Rusya ilişkileri, 9-Ağustos-2016 tarihinde Sayın Erdoğan ve Sayın Putin Rusya’nın St. Petersburg şehrinde bir araya gelerek yeniden ilişkiler düzelince ağız değiştirdiler. “Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini düzeltmesi memnuniyet vericidir. Ancak Türkiye NATO’dan çekilmemelidir. Türkiye bizim çok önemli müttefikimizdir.” Demeye başladılar. Özetleyerek yazmaya çalıştığım bu meseleleri siyasilerimiz ve aydınlarımız doğru tahlil ederek muhalefet anlayışlarını gözden geçirmelidirler.  
Başta Amerika’nın ve diğer daimi üyelerin siyasi planlarına güvenen veya boyun eğen milletler ve yerli işbirlikçiler, kendi ülkelerinde ve dünya da barış için de yaşamak istiyorlarsa,  öncelikle Siyonizm’in ifsat edici fikirlerine karşı net bir pozisyon almadırlar. İkircikli, ikiyüzlü davranışlardan vazgeçmelidirler. 

Makalemizi şu ayetleri naklederek sonlandırmaya çalışalım. [“Ey iman edenler sizden olmayanları dost tutmayın, sizi şaşırtmakta kusur etmezler. Görmüyor musunuz, öfkeleri ağızlarından taşmakta, gönüllerinde gizledikleri daha büyüktür. Sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar sizi sevmezler. Size bir iyilik dokunduğunda fenalarına gider. Öfkelerinden aleyhinize parmaklarını ısırırlar.  Müminlere yardım etmek üzerimize düşen bir görev oldu.”] (Ali İmran 118.119.120, Enfal 12)

Emperyalist şer güçlerin ve onlarla iş birliği yapan hainlerin ikiyüzlü davranışlarına defalarca şahit olduk,  karakterleri gereği göründükleri gibi olamıyorlar, basit menfaatleri için müttefiklerini ve dostlarını çok kolay satıyorlar. Müslüman bir delikten iki sefer ısırılmamalı, ona göre tedbirini almalıdır.

Bu yazı toplam 1392 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum