1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. ZARRAP DAVASI, MAN ADASI, FETO VE ABD!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

ZARRAP DAVASI, MAN ADASI, FETO VE ABD!

A+A-

Öncelikle şunu ifade etmek isterim, varsa bir rüşvet çarkı ve bu kirli çarkta rüşvet alan ve veren mel’unlar mutlaka hesabını vermeli, bağımsız mahkemelerde yargılanmalı ve hak ettikleri cezalara çarptırılmaları gerekir. Bunda hiç kimsenin itirazı olmamalıdır. Bu tarz suç ya da suçluları cezalandırmayı zamana yaymak yerine; ivedilikle yargılanmaları sağlanmalı, suçları sabit görüldüğünde de gereken cezaya çarptırılmaları temiz siyaset ve temiz toplum adına yakıcı ihtiyaçtır.
ABD ile Türkiye arasında gergin süreç yaşanırken, süregelen Zarrap davasındaki şaşırtıcı değişim, Zarrap’ın ABD’yi dolandıran bir sahtekâr sanık işadamı profilinden sıyrılıp; bir okus-pokus ile tanık sandalyesine oturtulması, itirafçı haline sokulması ve buna paralel olarak da, kimi bakanlara rüşvet olarak verdiğini iddia ettiği milyon Avrolar ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun eline tutuşturulan taşeronluğunu Feto’nun yaptığı ayan-beyan ortada olan İngiliz-Amerikan Bermuda şeytan üçgeni yapımı “Man Adası” iddialarının “Soçi” görüşmelerinin üzerinden henüz günler geçmeden patlak vermesi, ister istemez Türkiye’ye karşı 15 Temmuza benzer ayrı bir komployu gözler önüne seriyor.
Bir an için Zarrap’ın ifadesinde verdiğini iddia ettiği rüşvetleri doğru kabul edersek, bir taraftan şayet rüşvet aldığı iddia edilen adı geçen bakan ve şahıslar da paranın şehvetine kapılıp o rüşvetleri gerçekten almışlarsa, iyi bilin ki, bu paralar ABD mahreçli ve bilinçli olarak yüksek tutulan rakamlardır ve Zarrap kendisine biçilen ajanlık rolünü bihakkın yerine getirmiş; diğer taraftan da bizimkileri de fena halde faka bastırmış, oyuna getirmiş ve aldatmış demektir. 
Dikkate değer ayrı bir nokta da, geçen yılın Haziran ayında henüz Zarrap “hayır sahibi işadamı” rolünde ve o şekilde anılıyorken, MHP Lideri Sayın Bahçeli’nin alaycı bir üslup ile cumhurbaşkanı ve hükumetin dikkatini çektiği Zarrap’a dair uyarıları içeren konuşması ve ABD’nin Zarrap üzerinden Türkiye için bir komplo hazırladığında olabileceğini ima etmesi hakikaten bir önsezi miydi; yoksa konuya ilişkin olabileceklerden Sayın Bahçeli haberdardı da bu günü mü bekledi? Bu da ayrı bir soru işareti ve bir yere not edilmesi gereken önemli bir husus. 
Gerek Zarrap davasında ve gerekse, Man Adası iddialarında pis kokular yayılıyor. Türkiye’nin Rusya ve İran ile yakınlaşması ve Soçi’de görüşmeler yapması, bu çok yönlü tahrip mekanizmasının devreye girmesini tetiklemiş olması ister istemez kuşkuları uyandırıyor. Hele hele dört gün önce İsrail’in İran hava üssünü bombalaması ile de pazılın parçalarını birleştirdiğimizde, çok yönlü bilinmeyen bir denklem karşımıza çıkıyor. 
Sayın Kılıçdaroğlu’nun iddialarını inceden inceye irdelediğimizde, kuşku dolu sorular cevap bulamıyor, havada kalıyor. 
Yanlış anlaşılmasın, kimseyi aklama ya da karalama gibi bir derdim yok. Sayın Kılıçdaroğlu'nun sunduğu belgelerin arasında dikkat çeken bir kaç ayrıntı, bu işin içinde bir bit yeniğinin olduğunun ipuçlarını veriyor.
Adı sanı duyulmamış Man Adası'ndan bahsetmeyeceğim.
Sözü edilen kişilerin Sayın cumhurbaşkanıyla ilintilendirilmesinden de bahsetmeyeceğim.
Bahsedeceğim konular şu ki:
1- Adına şirket diyeceksiniz ve bu kurulan şirketin resmi kayıtlardaki sermayesi sadece 1 sterlin olacak! Olacak şey mi bu?
2- Dünyanın her yerinde şirketler en az iki kişi ile kurulur. Bir an için şirket ortaklarının asgari iki kişi olduğunu varsayalım. Dünyanın neresinde yarım lira ile şirket kurulmasına izin verilir? Böylesi bir şirkete kim güvenip de milyon dolarlar akıtır? Bu da ayrı bir garabet!
3- Sözü edilen şirket ortakları olarak dört kişiden bahsediliyor. Madem öyle, kuruluş aşamasında her biri 0.25 sterlin ile mi şirket açtılar? Komik ve aynı zamanda şaşırtıcı değil mi sizce de?
4- Bu insanlar o kadar aptallar mı ki, daha sonra milyon dolarları aktaracakları bir şirketi para bile sayılmayacak kadar küçücük bir meblağ ile açılış yapsınlar? Madem öyle, kuruluşlarını milyon dolar, ya da sterlinle yaparlardı pekâlâ, öyle değil mi?
5- O ülkenin yöneticilerinin hiç mi dikkatini çekmemiş, bir sterlin ile kurulmuş bir şirkete daha sonra neden milyon sterlin değil de; milyon dolarlar akıtılmış?
Bence tüm bunlar cevaplanmaya muhtaç sorular, içinde şeytani bir oyunu barındırıyor. Sizce de öyle değil mi?
Bu yapıt, Feto taşeronluğunda bir İngiliz-Amerikan konsorsiyumu olduğu açık!
Ne bileyim, 1 sterlin,1 dolar şifreleri falan-filan...
Bir İngiliz anahtarı göze çarpıyor da!!!
Ezcümle, 17-25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz mel’un girişimiyle elde edemediklerini, şimdi bu yol ve yöntemlerle elde etmeye çalışıyorlar.
Neyse, gerçekler eninde sonunda ortaya çıkacaktır elbet.
Bekleyelim "görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler"
 

Bu yazı toplam 799 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum