• BIST 75.929
  • Altın 129,650
  • Dolar 3,4399
  • Euro 3,6520
  • Kocaeli 6 °C

Zaten çok azaldık; birbirimizi sevmek, sarılmak zorundayız

Zaten çok azaldık; birbirimizi sevmek, sarılmak zorundayız
Geçen çarşamba gününden beri çok duygu yüklüyüm.. Aklımdan neler geçiyor size anlatamam. Ferruh Ağabey’in (Öven) vefatı bana gerçekten çok koydu.

Aslında keşke Allah hepimize öyle ölüm nasip etse. 3 gün yatak, 4’üncü gün Bağçeşme.. Akıl sağlığını yitirmeden.. Kimsenin maskarası olmadan, kimsenin diline düşmeden, herkesin arkandan hayır duası ile yad ettiği bir İzmitli olarak göçüp gitmek.. Benim de hayalim, Ferruh Ağabey gibi ölmek..

Ama Ferruh Öven’siz bir İzmit’in çok eksik, çok tatsız ve renksiz olacağını düşünüyorum. Perşembe günü O’nun cenazesi için Fevziye Camii bahçesine öğlen namazı vaktinden bir saat önce gittim. Arabamı, Cumhuriyet Caddesi üzerinde park ettim. Camiye giderken önce Kebapçı Fettah’a uğradım. Ferruh Öven’i hep, o dükkanın önünde, yakın dostları ile oturmuş, sohbet ederken hatırlayacağım. Dükkana girdim. Ferruh Ağabey’in yanında yıllarca çalışan Dilo ile sarıldık. Bir şey söyleyemedik, sadece ağlaştık.

…………….

Kebapçı Fettah’tan çıkıp, Fevziye avlusuna geçtim. Henüz cenaze gelmemiş. Bahçede ağlamaktan gözleri şişen Savaş Poyraz.. Yanında Ferruh Ağabey’in oğlu, her şeyi Emir Öven. Biraz onların yanında oturdum.. Tek tek Fevziye Bahçesi’ne geliyor İzmitliler. Hepsi gerçekten çok üzgün. Hepsinin Ferruh Öven ile anıları var. Hepimiz birbirimize başsağlığı diliyoruz. Ferruh Öven gibi, benim gibi babadan kalan, çocukluğundan beri emek verdiği dükkanını devredip köşesine çekilen Köfteci İsa geldi. Siyasetçi falan yok. Zaten günümüzde İzmit’i, gerçek İzmitlileri tanıyan, anıları olan kaç siyasetçi var bizim şehrimizde?..

Ferruh Öven’in cenazesini, son yıllarda kendisini İzmit’e adayan, hep İzmitlilerin peşinden koşan Hüseyin Erol getirdi. Omuzladık, bahçedeki taşın üzerine koyduk. Hususi olarak bekledim. Tabutun etrafı biraz tenhalaşınca, Ferruh Ağabey’in tabutunun başındaki havluyu elimle okşadım. O’nun tonton yüzünü son kez okşar gibi.

Gözyaşlarım boşaldı. Cami avlusunda kalsam, rezil olacağım. Aklımda hep Ferruh Öven’in sesi; kim arayacak beni de “İsmet, yazsana Yürüyüş Yolu zifiri karanlık”, “İsmet yazsana  bu kargalar iyice azıttı, her tarafa pisliyorlar”, “İsmet yazsana Akmeşe’ye neden gaz götürmüyorlar” diye kim telefonda bağıracak..

Cami avlusundan çıkarken, elindeki bastonuna dayanmış, ama hala dinç, hala dimdik yürüyen İzmit’in bir başka sembol-Allah başımızdan, şehrimizden eksik etmesin- Cemal Turgay’la karşılaştım. Belki beni tanımaz diye düşündüm ama yine de elini öpmeye uzandım. Tanıdı. Ferruh Ağabey için gözümden akan yaşlar durdu.

Allah aşkınıza sevgili dostlar, değerli hemşerilerim; kaç tane daha  Cemal Turgay’ımız var?.. Kaç tane daha Savaş Poyraz, kaç tane daha Behçet Karan var..

Burası çok özel bir şehir. Coğrafyası, iklimi özel bir şehir.. Biz azınlıkta kalmanın ötesinde İzmitliler olarak bu şehirden silinip gidiyoruz. Dükkanlarımızı, şirketlerimizi satıyor, kapatıyoruz. Şehrin her köşesinde birbirimizi çekiştiriyor, birbirimiz hakkında dedikodu yapıyoruz. Yıllardır bu şehrin yönetiminde gerçek manada bir İzmitli’yi, İzmitli gibi yaşayan birini seçemedik.

Bu şehirde belki de bir fırınımız, bir pazarcı tezgahımız, bir şehir içi minibüsümüz bile yok.

Belki dikkatli okurlarım farkındadır. Ben özellikle son yıllarda kimse için kırıcı olmamaya özen gösteriyorum. Bu zor şehirde çok zor bir iş yapıyorum. Bu şehirde çok yanlış işler var, çok eksik işler var. Benim işim de bunları görmek, yazmak, düzeltilmesini istemek. Ama insanları kırmamaya, insanların onurunu zedelememeye özel bir dikkat gösteriyorum.

Geçmişte meslektaşlarıma -ki onlar gerçekten hak ederdi- iyi sallardım. Emin olun, 15 Temmuz sonrası bana çok büyük haksızlıklar yapan bir meslektaşımın başına gelenlere bile, sırf o da bu şehrin insanı olduğu için yürekten üzülmüşümdür. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ama en azından O’nun bile hukukunu korumaya; O’nun hakarete uğramasını engellemeye elimden geldiğince gayret gösterdim.

…………..

Biz farklı siyasi görüşlere, farklı yaşam biçimlerine, farklı zevklere tabi olabiliriz. Bizim içimizde AK Partili de, CHP’li de, MHP’li de, hatta HDP’li de olabilir. Ama ortak paydamız İzmitliliktir. Neslimiz tükeniyor.. Fevziye avlusundan Bağçeşme’ye uğurlanırken arkasından gerçekten gözyaşı dökeceğimiz kaç kişi kaldı?..

Gerçekçi olalım.. Hala birbirimizin eteklerinden çekiştiriyoruz. Hala birbirimizin başarısı ile övünüp, sevinmek yerine, birbirimizin başına gelen musibetlerle daha yakından ilgileniyoruz. Dedikodu üretiyoruz. Ben bu kentte hayatını çok dar bir çember içinde, gerçek manada İzmitli çok dar bir dost grubu arasında son derece monoton biçimde geçiren bir adamım. Bu şehirle ilgili, bu şehrin insanları ile ilgili çok renkli anılarım var. Anılar içinde yaşarken, bu şehrin yitirdiği; kaybettiği değerleri gördükçe kahrolan biriyim.

Daha sıkı sarılmalıyız birbirimize. Daha çok birbirimizi arayıp, sormalı, birbirimizin derdi ile daha çok dertlenmeliyiz. Sahip çıkmalıyız bizden olana. Çocuklarımız birbirini tanımalı. Onlara hiç bilmedikleri Güzel İzmit’i, nezih İzmit’i, herkesin istediği gibi yaşayabildiği, herkesin fuar alanına girebildiği, herkesin sadece Kocaelispor’u tuttuğu İzmit’i anlatmalıyız.

İnanın hala çok da az değiliz. Ama çok dağınığız. Ben İzmitlilik’ten söz ederken, mutlaka bu şehirde doğmuş olanları kastetmiyorum. Bu şehri sevmiş olanların hepsini kucaklıyorum.

Bakın, siyaset bizim elimizde değil. Ticaret bizim elimizden çoktan çıkıp gitti. Biz sadece bu şehrin ulu çınarları tek tek göçüp giderken Fevziye avlusunda buluşuyor, aslında birbirimizi görünce çok mutlu oluyor ama cenaze namazının ardından bir sonraki cenazeye kadar birbirimizi unutuyoruz. Demeye çalıştığım, bu kısır döngüyü kırmak. Yazdıklarıma kim ne kadar inanır bilemem ama samimi söylüyorum. Ben hala bunun için buradayım. ÖZGÜR KOCAELİ İzmitlilerin kalesi, ihtiyaç olduğunda İzmitlilerin sesi olarak devam etsin diye hala kendimi paralıyorum. Bu şehre olan aşkımla işimi yapmaya çalışıyor, belki bazı şeyleri görmezden gelip, bazı şeylere katlanıyorum.

Ferruh Ağabey’i de gönderdik sevgili dostlar.. Bitiyoruz. Biz biterken İzmit de bitiyor.. Bu dünyanın en güzel şehri, bu dünyanın en güzel coğrafyası, en güzel iklimi, en duygusal, en nazik en Atatürkçü insanların şehri.. Avuçlarımızın içinden kayıp gidiyor. Başkalarının şehri oluyor. Bu şehir, yaya kaldırımına adım atanlara yol verenlerin, demiryolu geçidinde stop eden arabanın arkasına geçip, itenlerin şehriydi. Şimdi kırmızı ışıkta birbirinin önüne geçmeye çalışanların şehri haline geliyor.

Birbirimize sarılmalıyız. Birbirimizi kollamalı, birbirimize sahip çıkmalıyız. Hepiniz kendinize iyi bakın. Bana yitirdiğimiz İzmitlilerin ardından yazı yazmak artık çok ağır gelmeye başladı. Sağlıkla kalın, mutlu kalın.

Bu haber toplam 1481 defa okunmuştur
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Her şey kuralına uygun yürütülüyor03 Aralık 2016 Cumartesi 00:05
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz03 Aralık 2016 Cumartesi 00:03
  • Köylü Pazarı’nı beğenmedik, Sosyete Pazarı’na koşarız02 Aralık 2016 Cuma 00:00
  • Tramvay mağdurlarına yerel promosyon01 Aralık 2016 Perşembe 00:05
  • Çok karanlık, çok sıkıntılı30 Kasım 2016 Çarşamba 00:01
  • Rüzgar ve güneş enerjisini desteklememiz gerekiyor29 Kasım 2016 Salı 00:00
  • Okurunuz varsa yazarsınız 28 Kasım 2016 Pazartesi 09:54
  • Olacaksa “dar bölgeli” olmalı28 Kasım 2016 Pazartesi 00:03
  • KEV’deki muhalefetin dayanağı27 Kasım 2016 Pazar 00:32
  • İyi güzel de biz bu “b.k”u neden yedik?26 Kasım 2016 Cumartesi 09:00
  • ÖNE ÇIKANLAR
    • Lütfen bu şehri koruyun
    • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37