1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Zeki Aygün ile dünden bugüne siyaset
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Zeki Aygün ile dünden bugüne siyaset

A+A-

Bizim şehrimizde AK Parti’nin içine bir kere düşerseniz, çıkamıyorsunuz. Birkaç hafta önce, AK Parti Genel Merkezi’nden Kocaeli teşkilatına gelen bir yetkili, partililerin nabzını yoklamıştı. Bu yetkili, il yönetim kurulu üyelerine, “Velev ki İbrahim Karaosmanoğlu yeniden Büyükşehir adayı gösterilmezse, kimin aday olmasını istersiniz?” diye sormuş, cevabı beklemeden de üç isim saymıştı:
“Tahir Büyükakın, Münir Karaloğlu, Zeki Aygün”
Tabii bu araştırma kent kamuoyunda duyuldu. Bize de gazeteci olarak üç ismin peşine düşmek düştü. Önce açıklıkla belirteyim, ben şahsen, yani seçmen olarak tekrar Karaosmanoğlu’nu aday görmek isterim. Ama değişim isteyenlerin olduğu da bir gerçek ve saygı duyuyorum.
Genel Merkezin ortaya attığı üç ismin peşine düştük. Geçen hafta Bilecik’e gidip, Sayın Vali Tahir Büyükakın ile sohbet etmiştik. Bir röportaj değildi. Tamamen dostça bir sohbet. Ama daha önce size anlattığım gibi, bu sohbet kentte gündem yarattı, olay oldu. 
Bu durumda, üç isimle de görüşme kararı aldık. Çarşamba günü, yine Büyükakın’a giden tam kadro olarak Ankara’ya gittik. Zeki Aygün ile görüştük. Yine röportaj olarak algılamayın. Bir dost sohbeti. Aslında ben, Antalya Valisi Münir Karaloğlu ile de temas kurmaya çalışıyorum. Kabul ederse, Antalya’ya da gideceğiz. Elbette yine kabul ederse, Başkan Karaosmanoğlu ile de ayrıntılı bir sohbet yapmak isterim. Ne de olsa bizim işimiz bu.

AYGÜN, ANKARA’DA RAHAT 
Önce Zeki Aygün’ü size biraz tanıtayım. 1953 Derince doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği mezunu. Derince’de başarılı bir iş adamıyken ve kendi deyimi ile “Seçmen olmanın ötesinde siyasetle işi yokken” AK Parti saflarında ilk kez ticarete atılmış. Daha önce siyasetle hiç alakası olmamış. 
Zeki Bey hakkında ben ilk referansı, yıllar önce Tüpraş’ın eski Genel Müdürü Yavuz Erkut’tan almıştım. Yavuz Bey’le zaman zaman oturup, keyifli sohbetler yapardık. Nedense bir gün Zeki Aygün’den konu açıldığında, Yavuz Erkut, “Çok güvenilir, çok temiz bir adamdır. Ben uzun yıllar birlikte çalıştım. En küçük bir kusurunu görmedim, saygı duyarım” demişti. Yavuz Bey’e çok güvenen ve inanan bir insan olarak, bu anlatımdan sonra Zeki Aygün’e yönelik otomatik sempatim oldu. 2011 yılında hala dillerden düşmeyen meşhur ABD gezisinde de birlikteydik. Zeki Aygün ile birlikte New York’taki Hürriyet Anıtını gezdik. Çok anılarımız var. Aramız da iyiydi. Ama sonra bana küstü. Bu görüşmemizde bu küslüğün nedenini sordum:
“-Sen dönüşte bizim Pensilvanya’ya gidişimizi bile yazdın. Halbuki o gezinin programını biz yapmadık. Ben ve İlyas Bey, sadece hazırlanan programa uymak zorunda kalmıştık. Buna alındım” dedi.
İyi de, o ABD ziyaretinde örneğin ben, gitmeyi reddettim. Siz gitmemiş miydiniz? dedim. Bu tartışmayı kısa kesip, kapattık. 
Zeki Aygün 2007 yılı kasım ayı ile 2011 yılı temmuz ayı arasında AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı yaptı.  2011-2018 yılları arasında da Kocaeli Milletvekiliydi. Halen her hangi bir siyasi kimliği yok. Eski Milletvekili olarak hem Ankara’da, hem İzmit’te evi var. Ankara’da sabah yürüyüşlerine çıkıyormuş. Yemekte ben insülin iğnesi oldum, hap falan içtim. Zeki Aygün’de hiç yasak yok. Tatlısını da yedi. “Yeni check-up’tan çıktım. Bütün tahlillerim gayet iyi. Hayatımda bu güne kadar makinaya hiç el değmedi. Son derece iyi ve sağlıklıyım” dedi. 
Üç çocuğu var. Kızı Kimya Mühendisi, Tüpraş’ta çalışıyormuş. İki oğlu, ikiz. İkisi de üniversitede okuyormuş.

“KARAOSMANOĞLU’NUN NEFERİYİM” 
Zeki Aygün, tonton bir adam. Şaka kaldıran, sık sık espri yapan, muhabbeti son derece tatlı biri. Ama siyaset konuşmaya kalktığınızda ağzından lafları kerpetenle çekmek lazım. 
Bizi Ankara Çukurambar’da, parti genel merkezi ile Beştepe arasındaki bir yerde kurulu, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait, milletvekillerine özel çok güzel bir tesiste ağırladı.  Yemek ısmarladı, daha sonra başka bir salona geçip, sohbete koyulduk.
Tabii; ben yine lafa ortadan girdim: “Aday mısın Zeki Abi. Büyükşehir’e aday mısın?”
Hemen yüzü biraz gerildi, ciddileşti, “Beni köşeye sıkıştıracak sorular sorma” dedi. Sonra siyasetçi kimliğine büründü:
“-Biz haddimizi biliriz.  Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin başında çok başarılı; Türkiye’ye örnek bir Başkan var. Ekibi mükemmel. Kocaeli’de yapılanlar Türkiye’ye örnek gösteriliyor. Ben her zaman İbrahim Karaosmanoğlu’nun yanında, arkasında çalışmaya hazırım. Bizde adayım denilmez. Erken öten horozun, başı kesilir.”
Ben ısrar ediyorum, “Hayır, hani yani parti genel merkezi Sayın Karaosmanoğlu’na artık yeter İbrahim Ağabey der de yeni isim arayışına geçerse diyorum.”
Yine net bir yanıt vermedi. Ama “Olabilir, ben yapabilirim”e getirdi. Tahir Büyükakın ile bir hafta önce yaptığımız sohbetin ana teması da zaten bundan pek farklı değildi. Birileri neden hop oturup, hop kalktılar hala anlayamıyorum.

“SOLUN KALESİNİ ELE GEÇİRDİK”
Zeki Aygün, Kocaeli’de hep ekip olarak siyaset yaptıklarını, hep ortak akılla işleri yürüttüklerini anlattı, şunları söyledi:
“-Benim siyasette üç büyük hocam var. Biri Nihat Ergün, ikincisi İbrahim Karaosmanoğlu, üçüncüsü Fikri Işık. Ben bu ekibin bir parçasıyım. Neferiyim. Kocaeli, solun kalesi olarak görülüyordu. Biz 2004’den itibaren yerel iktidarı ele geçirdik. Benim il başkanlığım döneminde beldeler kapandı, 6 yeni ilçe kuruldu. Kolay iş değildi. Seçimde, 12-1 yaptık. Sadece Karamürsel’i çok az oy farkıyla kaybettik. 16 yılda büyük hizmetler yapıldı. Artık Kocaeli AK Parti’nin kalesi. Böyle kalmaya da devam edecek.”
Zeki Aygün, milletvekilliği döneminde de özellikle Sedaş’ı kente iyi hizmet vermesi konusunda kendisinin yola getirdiğini, bütün muhtarların taleplerini karşıladığını söyledi, şöyle devam etti:
“-Benim bir tarzım var. Vatandaşı dinlerim. Talebi, yapılacak bir şeyse, hemen yaparım. Talep yapılamayacak bir şeyse, bunun olmayacağını açıkça söyler, neden olmayacağını da anlatırım. Ben hep böyle siyaset yaptım.”

“İLK ANDA BİRAZ ÜZÜLDÜM”
Zeki Aygün’e 24 Haziran seçimleri öncesinde kendisini aday göremeyince ne hissettiğini sordum. Şöyle dedi:
“-Bütün aday adayı arkadaşlarla birlikteydik. Liste açıklandı. Tabii, nefsimiz var. İlk anda insan biraz üzülüyor. Ama bu işte bir hayır vardır diye düşündüm. Hiçbir koltuk sonsuza kadar kalıcı değil. Demek ki kısmet buraya kadarmış. Bizim milletvekilliğimiz de buraya kadarmış diye düşündüm. Aday listelerinin açıklandığı günün akşamı da parti çalışmasına katıldım. Yani en çok çalışanlardan biri bendim.”
Kocaeli eski milletvekili Zeki Aygün’e  “Son zamanlarda adınız Büyükşehir adayları arasında geçmeye başladı. Ama daha önce bir ara Derince adaylığı için adınız dolaşıyordu. Böyle bir durum olabilir mi?” diye sordum. Bu soruya da yine kendine has siyasi üslubu ile yanıt verdi:
“-Derince’de de çok başarılı, çok çalışkan bir Belediye Başkanı arkadaşımız var. Bizim görev seçmek gibi bir lüksümüz yok. Ama nasıl Büyükşehir’de İbrahim Abi’yi destekliyorsam, Derince’de da Haydar Bulut’u desteklerim.”

“13-0 YAPMAMIZ GEREKİR”
Adayları, adaylıkları bir kenara bıraktım. Zeki Aygün’e yerel seçimlerde Kocaeli’de partisinin nasıl bir sonuç alacağını sordum. Şunları söyledi:
“-Seçimlerde adayların kimliğinden çok teşkilatların performansları önemli. Elbette hedefimiz yine 13-0 olacaktır. Ama bazı bölgelerde sıkıntı olabilir. Parti teşkilatlarının, ana kademelerin, kadın kollarının, gençlik kollarının çok çalışması, her eve, her gönüle girmesi lazım. Kocaeli’de yapılanları halk çok iyi değerlendirecektir” diye düşünüyorum. 
Recep Haldız, ben ve Murat Yoldaş. Tahir Hoca’ya giden ekibin aynısı Zeki Aygün’e gittik. Ankara’ya günü birlik gidip geldik. Elbette yorucuydu. Zeki Bey’e, “Abi bu kadar yol geldik. Bana güzel bir manşet ver. Mesela, seni Büyükşehir adayı gösterirlerse, kazanırsan, ilk iş ne yaparsın?” diye sordum. 
“Beni tuzağa düşürmeye çalışma” dedi. “Mevcut yönetim ne yapıyorsa, aynı yoldan giderim. Mevcut politikaları sürdürürüm.” 
Bizi kapıya kadar uğurladı. Veda ederken, ben de son sözümü söyledim; “İbrahim Karaosmanoğlu yeniden aday olursa, O’na oy veririm. Ama siz aday olursanız, şimdiden söylüyorum, oy vermem” dedim. 
Gülüştük.. Benim açımdan en iyi olay, ABD gezisi sonrası yazdığım yazılar nedeniyle bozulan ilişkimizin tamir edilmesi oldu. Çünkü Zeki Aygün, gerçekten küsülemeyecek, ilişkileri koparılamayacak kadar iyi, temiz ve düzgün bir insan. Umarım, Münir Karaloğlu da talebimizi kabul eder, patron Recep Haldız ile birlikte bir de Antalya seyahati yaparız. Recep Haldız, elimi cebime attırmıyor. O’nunla seyahat gayet keyifli oluyor.

yorum-foto-004.jpg

TBMM SOSYAL TESİSİ ÖNÜNDE- Zeki Aygün ile görüşmek için günü birlik, Ankara’ya gittik. Bizim ekip, Bilecik gezisi ile aynı kadro. Patron Recep Haldız, ben, muhabir arkadaşımız Murat Yoldaş ve müthiş şoförümüz Neco(Necati). Biz ziyarete gittiğimizde Zeki Aygün’ün yanında İzmitli Sanayici Davut Kadayıf ve Kandıralı esnaf Cüneyt Çakır da vardı. (Fotoğraf: Murat Yoldaş)

Bu yazı toplam 2324 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
6 Yorum