1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Zihin talanına siper sözler
Zihin talanına siper sözler

Zihin talanına siper sözler

Muhafazakar Ergenekon, AK Parti'nin iktisat rejimi, boykotçu CHP'lilerin maaşı! Soru: Bir gazete AB(D) vesayetinin karargahı ise ve orada istikrarlı biçimde batı tipi modernleşme propagandas

A+A-

Muhafazakar Ergenekon, AK Parti'nin iktisat rejimi, boykotçu CHP'lilerin maaşı!

Soru: Bir gazete AB(D) vesayetinin karargahı ise ve orada istikrarlı biçimde batı tipi modernleşme propagandası yapılıyorsa "İslami" Ergenekon'un medyasıdır diyerek, çok önemli bir tespit yapmışsınız. Bunu daha geniş ele aldığınız bir yazı/makale var mı ?

Cevap: Bu konuda yazdığım “İslamî Ergenekon'a hazır mıyız?” başlıklı yazı www.camurcu.com/dışpolitika bölümünde bulunabilir. Buna ilave olarak yeni bir yazı yazıyorum: "Üç tarz-ı ergenekon" Ergenekon'un sağ, laik ve muhafazakar bedenlenmelerini konu edeceğim. 80'lere kadar sağ, 2000'lere kadar laik ve özellikle 2007'den bu yana muhafazakar ergenekonun faaliyette olduğunu görebiliyoruz. Ergenekon öncelikle bir kavramsal çerçevedir, örgüt değildir. Örgüt, bu kavramsal çerçeveye uyum sağlamış kişi ve kesimler arasından devşiriliyor. Ergenekon'u NATO'nun sivil toplum faaliyetleri kapsamında ele almak gerekir. Türkiye'de şu anda bu alanda rol alan aktörler muhafazakar kesimdendir. O nedenle Deniz Baykal çok erken bir zamanda “Ergenekon tasfiye edilmiyor, el değiştiriyor” derken tahmine değil, bilgiye dayanıyordu.

Soru: 2011'in ilk çeyreğindeki %11'lik büyüme için ne söyleyeceksiniz? Tüketim odaklı olduğu için tehlikeli deniyor.

Cevap: Büyüme hesabının sadece tüketim endeksiyle yapılamayacağını biliyoruz. Eğer bu söylenen haklı olsa başta cari açık ve dış borcun milli gelire oranı olmak üzere birçok iktisadi değişkende bunun yansımalarını ve büyük sapmaları tespit etmemiz gerekir. Bu yönde dramatik bir iktisadi yozlaşma ve bozulma gösterebilene rastlamadım.

Soru: AKP'nin ekonomi politikasına da toz kondurmaz oldunuz. Cari açık konusundaki fikirleriniz bunu da gösteriyor. Bir sene önce İslam'ın sol yorumu için birçok yazı yazarken şimdi liberal politikalara ses çıkarmıyorsunuz!

Cevap: Seçimlerden önce, hatırlarsanız, eğer bu seçimde AK Parti 48, CHP de 25 alırsa "milletin anası ağlıyor" teorisini çöpe atacağımı söylemiştim. AK Parti, 48 almak bir yana, seçmenin yarısının oyunu aldı. Yani iktidarı milletin anasını ağlatmakla suçlayan tüm rakiplerinin hepsinin toplamı kadar. Seçimden sonra yazdığım değerlendirmede verdiğim sözü tuttum ve bahsi geçen teoriyi çöpe attım. Bununla birlikte AK Parti'nin neo-liberal iktisat politikasına paradigmal olarak karşı çıktığımı söylemeye gerek yok. Ben iktisatta sosyalizasyon politikalarına inanmış biri olarak Derviş'in kurduğu iktisadi rejimin kökten reddini talep ediyorum. Buna rağmen büyüme üzerine sorulan soruyu mevcut iktisadi rejimin kendi iç tutarlılığı bakımından ele alıp bazı sorular sordum. Soru sormaktan vazgeçmemek gerek, ama soruları da sadece AK Parti aleyhine konumlandıramayız. Onun rakipleri aleyhine olabilecek sorular da sormalıyız. Neden her iki şekilde de manipule olmaya rıza gösterelim?

Soru: Yemin etmeyen milletvekili maaşı alamaz diye bir yasa önermenizi tuhaf buluyorum!

Cevap: Vekillik yapmayacaklarsa maaş almasalar iyi olur. Hani Dicle yerine mazbata alan AK Parti Diyarbakır milletvekiline bunu haketmediği için kızılıyordu ve mazbatayı reddetmesi gerektiği söyleniyordu ya, şimdi de Meclis'e gitmeyip veya milletvekili olma koşulunu yerine getirmeyip maaşı haketmeyenlerin kimsenin söylemesine gerek kalmadan gururlu davranıp maaş da almayacaklarını açıklamalarını bekliyorum. Ama asıl, halka baskı altında olduğunu anlatmak için boykot yaptıklarını söyleyen CHP'lilerin, artık bunu anlattıklarına göre halkın ne düşündüğünü öğrenmek üzere ara seçim istemeleri gerektiğini savunmalıyız. En kısa zamanda ara seçim yapılmalı ve CHP'nin boykot tavrının nasıl karşılandığı sandıkta test edilmelidir.

Soru: Resulullah'ın döneminde iktidar nasıl halka paylaştırıldı? Allah'ın resulü ne derse o oluyordu. Halifeler döneminde de böyle, saltanat döneminde de böyle. Bunun şeklinin krallık, saltanat vs. olması gerekmez ama hüküm Allah'ındır, halkın değil. Öyle değil mi?

Cevap: O dönemin yöntemi, Medinelilerin tümünün katıldığı istişarelerdi. Bu istişarenin sonucunda çoğunluğun kanaati de toplumun lideri (Peygamber) tarafından uygulanıyordu. İktidarın sosyalizasyonunda bu kadar ileriye gidebilen eşzamanlı bir örnek gösterebilir misiniz? Rasulullah'ın söylediğinin uygulanması, haram ve helaller konusundadır. Müslüman toplum, toplumsal hayatın yapılanmasında ve ahlaki ilkelerde tabii ki Allah'ın vahyi esas alacaktır. Bu, ne yönetimle, ne de otoriterlikle ilgilidir.

Soru: İran'da zorunluluktan dolayı başını kapatan kadınlar var. Suud'ta başını kapatıp, yurtdışına çıkarken uçakta açanlar misali. Bu insanların genel nüfusa oranını kestirmek mümkün mü?

Cevap: Böyle bir istatistik görmedim. Ama bu profilin çoğunlukla Tehran'da, kuzeydeki zengin semtlerde görüldüğünü biliyoruz. Nitekim Türkiye'den İran'a giden televizyon gazetecilerinin Tehran'a iner inmez soluğu aldıkları bu bölgelerde yaptıkları çekimleri izliyoruz televizyonlarda. Orta Tehran ve daha güneye hiç uğramadıklarını, çünkü oralarda yoğunlukla dindar nüfusla karşılaşacaklarını biliyorlar. Keza, Tehran dışına çıkıldığında da (İran'ın anadolusu diyelim) ağırlıklı olarak dindar nüfus vardır ve Tehran'dakinden çok farklı insan manzaraları görürsünüz. Buna rağmen İran'da sokaklarda başörtüsü takma teamülünden vazgeçilmeli ve dindarlar da bu yöndeki toplumsal baskıyı bırakmalıdır. Çünkü başını örtme gönüllü tercih edilmesi gereken bir şeydir. Genel ahlak kuralları ise bütün ülkelerde riayet edilen ortalama bir ilkedir ve İran da kendi kültürel gereklerine göre bu ilkeyi sokaklarda uygulayabilir.

Soru: Birkaç İran'lı genç ile tanıştım, “savaşta ABD'yi mi tutarız İran'ını mı bilmiyoruz” dediler. Baskılardan yılmışlar.

Cevap: Evet böyleleri heryerde var. Fakat ben, istibdadın ihaneti meşrulaştırmayacağı kanaatimi koruyorum. Türkiye'de en ağır kemalizm olsaydı da yabancı güçlerle işbirliği içinde zulme son vermeye asla olumlu bakmazdım. İhanete açılmış bir ruh, ruh olmaktan çıkmış, kuru, bayağı, kıymetsiz, solmuş, çürümüş bir cesede dönüşmüştür. Zulümle mücadeleyi kendimiz yaparız. Yabancıların sömürgeciliği gölgesinde verilmiş hiçbir mücadelenin şerefi haysiyeti olmaz. İran'da ruhunu kaybetmiş azınlıktaki birtakım çevreler ABD işgalinin rejimi değiştirmek için en doğru yol olduğunu söyledikçe onlardan nefret edenlerin de sayısı artıyor. Mevcut istibdat rejimine muhalif Yeşil Hareket'in liderleri, âlimleri, entelektüelleri ve aktivistleri istibdada itiraz ettikleri şiddette yabancı güçlerin müdahalesine de karşı çıkıyorlar. Zaten bu özelliği İran'ı "Arap baharı" projesinden ayırıyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.