1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Zihin talanına siper sözler:
Zihin talanına siper sözler:

Zihin talanına siper sözler:

Zihin talanına siper sözler: Suriye'deki katliama tepki ne olmalı, İbn Arabi müşrik mi Melekler var mı? Soru: Suriye'yi koruyorsunuz ama Baas zulmünde ölen 1500 kişiye yapılanlara hiçbir şey demi

A+A-

Zihin talanına siper sözler: Suriye'deki katliama tepki ne olmalı, İbn Arabi müşrik mi Melekler var mı?

Soru: Suriye'yi koruyorsunuz ama Baas zulmünde ölen 1500 kişiye yapılanlara hiçbir şey demiyorsunuz. Yaptığınız stratejik olarak doğru olabilir ama vicdani mi?

Cevap: Sokaklarda hayatını kaybeden, Baas tek particiliğinin zulmüne uğrayan bütün canlar için hissedilebilecek acıyı en derinden hissettiğimi her defasında söyledim. Ama sorun şu ki, sokaktaki kanı gerekçe yapıp NATO'ya asker yazılmadığımız sürece bizim acımız acıdan sayılmıyor. Bunun için üzgünüm, kimseyi mutlu edemem ve NATO'ya asker olamam. Sömürgecilerin Suriye'yi işgalinin psikolojik harekatında rol almam. Zalim, zulüm, kan, katliam laflarını zikir gibi çokça tekrarlayınca en çok üzülen olunmuyor. Hele sokaktaki kanla aklını felç edip doğru yanlış umursamadan körükörüne kırmızı gören boğa gibi davranmayı Allah emretmiyor. Allah, sıcak savaş anında, insanlar cephede ölürken, toplum ayağa kalkmışken bile toplumun bir kısmının dinde fıkıh sahibi olmak ve döndüklerinde diğerlerine öğretmek üzere geride kalmasını emrediyor mesela. (Tevbe 122) Yani böylesine seferberlik anında bile aklımızla hareket edip, toplumun geleceğini düşünmeyi asla elden bırakmamamız emrediliyor. Suriye meselesinde talep edilen tek şey aklımızı iptal etmemiz, hiçbir şey düşünmememiz, hiçbir soru sormamamız, hiçbir çelişkiyi görmememizdir. Bunu yapan yapsın, ben yapmam. Bu tavrımın öğretmeni de vahiydir. Vahiy, hiçbir şart altında aklın iptal edilmesini emretmez, aksine, her halükarda hakla batılı tefrik etmemizi, sorup soruşturmamızı emreder. Tebük savaşında ölen bir sahabe için herkes şehit olduğunu söylerken Peygamberimiz hiç çekinmeden çıktı onun şehit olmadığını, aksine ateşte olduğunu söyledi. Çünkü bir aba çalmıştı. Ne Baas zulmü, ne de sokakta can veren masumlar meseleleri incelemekten vazgeçmenin sebebi olamaz. Hiçbir gerekçe Baas zulmünü meşrulaştırmaz, ama hiçbir gerekçe de Suriye ile bağlantılı meseleleri sorgulamamıza engel olamaz.

Soru: İbn Arabi'yi övüyorsunuz ama neden İbn Teymiyye'nin onu tekfir ettiğini düşünmüyor musunuz? (el-İsrâ ila Makâmi'l-Esrâ kitabında) ''ben de Allah'ın huzuruna çıktım, miraç yaşadım, geçerken baktım dünya sabit, güneş, ay vs. dünyanın etrafında dönüyordu'' diyor. İbn Arabi'nin müşrik olduğuna dair başka deliller de sayabilirim!

Cevap: Arapça okuyamadığın, irfan bilmediğin ve dünyayı maddi dünyadan ibaret saydığın için (oysa iman, gayp ve şehadete birlikte inanmayı gerektirir!) İbn Arabi'nin kişisel tecrübesini şirk sayman, ancak bir Vahhabi veya Taliban'ın, yüzünü kapatmadığı için kadını müşrik sayması kadar anlamlı, değerli ve din nezdinde meşru olabilir. İbn Arabi'nin yaşadığı bu tecrübe kimseyi bağlamaz. Dileyen onun çıkardığı sonuca itibar eder, istemeyen etmez. Önemli olan, bu tecrübesiyle Allah'ın şeriatında değişiklik isteyip istemediğidir. Haram ve helalleri değiştirmeye çalışıp çalışmadığıdır. Bunu yapmadığı sürece İbn Arabi'nin edindiği bilgiye itibar edip etmemek kişilere kalmıştır. Muhtemelen "Allah'ın huzuru" olarak tercüme edilmiş kısım Arapça'da "mahzar/mahdar" kelimesiyle ifade edilmiştir ve kişi eğer Vahhabi/Selefi/Taliban/el-Kaide değilse "mahzar"ın -hâşâ- insan suretinde farzedilen Allah'ın dizinin dibi olmadığını bilir. Maneviyat âleminde Allah'ın mahzarına çıkmış bir ruhun ne gördüğünü biz bilemeyiz. İbn Arabi'nin iddiası budur. İrfani bilgi, tıpkı fıkıh bilgisi gibi serbest iradeyle kabul veya red edilebilir. İçtihad gibidir. Ama dini bu dünyadan ibaret sayan, maneviyatı reddeden yarım imanlılık, kendi maddi dünyasına uymayan herşeye şirk etiketini yapıştırır. Buradaki şirk, dinin tarif ettiği şirk değil, pozitivizmin dinler için yakıştırdığı gericilik, irtica falan gibi ithamdan ibarettir. Dünyanın sadece maddi dünyadan ibaret olduğunu kabul ettirmek için kullandığı politik suçlamadır yani.

Soru: Şia ehl-i bidat değil midir?

Cevap: Bidat, dinde olmayan bir şeyi icat etmek demektir. Ayrıca bir kişi veya grubun bidat ehli olabilmesi için çok sayıda ve sürekli tekrarlanan biçimde, sistematik olarak bidat icat ediyor olması gerekir. Ehl-i Beyt'i takip eden Şia hem bu tanıma uymuyor, hem de teorik olarak bunu yapmasına imkan yoktur. Çünkü dinî bilginin üretilmesinde kullandığı yöntem dini Ehl-i Beyt'ten almak olan Şia teorik olarak bidat ehli olamaz. Şia, yani Ali b. Ebi Talib'in taraftarlarının icat edeceği bidati tespit etmek çok kolaydır. Ehl-i Beyt imamlarından gelmeyen veya onlardan aktarılan rivayetlerle temellendirilemeyen hiçbir görüş Şia'da kabul görmez. Bu kadar sıkı bir yöntemden bidat nasıl sızabilir? Ama başka yöntemler bu kadar güvenilir değildir. Çünkü çok fazla kaynaktan rivayet alıyorlar ve o rivayetlerin denetlenmesi hayli güçtür. Zaten bu nedenle (daha önce de hatırlatmıştım) İmam Malik de yöntemini "Medine'nin ameli" ile sınırlıyor ve Sünnet'e sızmaları önlemeye çalışıyor. Sadece Medine'de yaşanan Sünnet'i kaynak kabul İmam Malik, bidatlerin ve uydurmaların İslam'a girmesini önleyebilmek için dinî bilgiyi sadece Medine'de dolaşımda olanla sınırlıyor. Şia'nın yöntemi de bunun aynısıdır.

Soru: Bazı yazarlar metafizik canlı anlamında cin ve meleğin olmadığını söylüyor. Mesela Cebrail Allah'ın gücüymüş, melekler Allah'ın melekeleri vs.

Cevap: Bu yorumlar bağımsız aklın ürettiği sonuçlar değildir. Pozitivist ve aydınlanmacı Müslümanın varmak zorunda kaldığı neticelerdir. Eğer cin diye bir varlık olmasaydı bunu Kur'an'da veya Peygamberimizin açıklamalarında mutlaka net biçimde bulurduk. Fakat pozitivist Müslümanlık aynı zamanda gelenekle de bağı kopuk fundamentalist olduğu için Kur'an'ın kavramlarını modern disiplinlerin yönlendirmesi aldında olmadık biçimlerde yorumlayabilir. Fundamentalizm, vahiy metnini gelenek mecrasından çıkararak kişinin kendi nüfuz ve talan edilmiş aklıyla yorumlamasıdır. Merhum Şeriati'nin dediği gibi, Peygamberimizin Kur'an'ı "reyle yorumlama"yı yasaklaması, sanıldığı gibi akılla yorumlamanın değil, İslam'ın bilgi yöntemi dışından gelen bilgi yöntemlerinin etkisi, nüfuzu ve işgali altında yorumlamak ve olmadık sonuçlar çıkarmaktır.

Soru: İHL Sözlük'ün hakkınızdaki olumsuz yorumlarına ne söylersiniz?

Cevap: 28 Şubat'ın psikolojik savaş suçlusuyla (E. Özkök) güle oynaya akşam yemeği yiyip şakalaşıp eğlenip dağılmalarını konu ettiğim için benden pek hoşlanmadıklarını görebiliyorum. Aleyhimde kullanabilecek malzeme de bulamayınca Özkök'ün sabıka sicilinden numunelerle hakkımda kara propaganda, iftira ve ithama başvurmak zorunda kalıyorlar. Aleyhimde yazdıları herşey yalan. Mesela HAS Parti'nin bana gelmediği, teklifte bulunmadıkları için onlara muhaliflik yaptığımı söyleyen yorum sahibi, mutlaka 2008'den beri yazdıklarımdan (eğer tevellüdü tutuyorsa!) haberdardır ama buna rağmen öyle beyanlarla 28 Şubat'ın psikolojik savaş suçlusundan aldığı sufle ile böyle 28 Şubat yöntemleri kullanarak itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Ama bu arada orada müspet kanaat belirten insaf sahiplerine de teşekkür etmeliyiz. En azından bin tane yalan iftira arasına öyle hakikatten bir katre damlatarak şenaati az da olsa hafifletmeye çalışıyorlar.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.