1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Zihin talanına siper sözler (6):
Zihin talanına siper sözler (6):

Zihin talanına siper sözler (6):

İslami meseleler ve dışpolitika Tesettür meselesi değerlendirilirken "cilbab" kelimesi delil gösterilerek çarşafın farz olduğu yorumu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Böyle düşünen okullar

A+A-

İslami meseleler ve dışpolitika

Tesettür meselesi değerlendirilirken "cilbab" kelimesi delil gösterilerek çarşafın farz olduğu yorumu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Böyle düşünen okullar var. Afganistan'da Taliban'ın bir tür çarşaf olan “burka”yı dayatması böyle bir anlayışın ürünü. Esas itibariyle çarşafın tercih edilmesi kadının kendi arzusuyla ilgilidir. Dinin örtünme ilkeleri ise Kur'an'da açıklıkla belirtiliyor. Önemli olan beden hatlarının görünmez hale getirilmesidir. Cilbab bu amaçla zikrediliyor zaten. Ama tüm kültürlerin ve zamanların kadınları bu tarihsel ve kültürel çözüme mecbur değiller. Tıpkı diğer tarihsel hükümlerin sureti gibi, cilbab olarak zikredilen suret de ilkeyi ifade etmek için verilmiş bir örnektir. Bu ilkeyi yerine getiren bütün örtünmeler cilbabın gerekçesini uygulamış sayılırlar.

Nazarınızda eşini aldatan biri ile (imam nikahlı) çok eşli olan arasında fark var mı?

Nikah gayri meşru olma durumunu ortadan kaldırır. Nikahın temeli de (fıkhın tarifine göre) icap ve kabuldür. Malikilere göre şahit bulunması bile gerekmez. Nikahın dinî kısmı, tıpkı hayvan keserken besmele çekilmesiyle etin murdar olmamasını sağlamak gibi Allah'ın huzurunda tarafların birbirlerine söz vermesidir. Nikahın toplumsal kısmı ise evlilik durumunun toplumca bilinmesi ve özellikle kadının erkekten kaynaklanabilecek mağduriyete karşı korunmasıdır. Kuşkusuz bu, böyle bir mağduriyetin sözkonusu olamayacağı güçlü kadın profili için geçerli bir gerekçe değil. Ama ortalama ve büyük çoğunluğu oluşturan kadınlar hakları korunmaya muhtaç profilden oluştuğu için nikahın korumaya odaklı tedbirlerinin olması gerekir. Türkiye'de devletin karışamayacağı (aksine koruyup kollaması gereken) özel hayat bulunmadığı için çok eşlilik gizli yapılıyor. Hem yasalar engel, hem resmi söylemin propagandasıyla eşler özgür bir düşünce evreni içinde durum değerlendirmesi yapamıyor. Bu mesele bireylerin ve ailenin özgür seçimine bırakılsa konuyu daha kolay tartışabilirdik. Fakat ilke olarak, gerek şartlarına uyulmuş nikahlı beraberliklerin dinî bakımdan zina sayılmayacağını söyleyebiliriz.

“Hürlerin avret yerleri el ayak ve yüz dışında heryerdir. Cariyelerin avret yerleri ise erkek gibi diz ile göbek arasıdır.” Hocam bunlar doğru mudur? Zekeriya Beyazdan alıntıdır.

Avret yeri, gündelik hayatta kişinin örtünmesinin sınırlarını değil, başkasının görmemesi gereken yerleri tarif eder. Erkeğin avret yeri dendiğinde (mezheplere göre dizle göbek veya kasıkla göbek arası) erkeğin gündelik hayatta böyle dolaşabileceği anlamına gelmez. Dönemin kadın kölelerinin bir görüşe göre avret yerleri erkeğinki gibi olduğu gerekçesiyle, gündelik hayatta toplum içinde o halde dolaşabilecekleri sonucu çıkarılamaz. Beyaz, dinî usülden bîhaber birisi olarak bu en temel kuralı bile tespit edememiştir, edemez de zaten.

Mesnevi'de felsefeye alaycı bir bakış yok muydu? İmam Gazali'nin felsefeye karşı mücadelesi yok muydu? Siz İranlı filozofların kitaplarını tercüme ettiniz. İslamiyet'in genel olarak felsefeye bakışı nedir?

İslamiyet'in felsefeye bakışı gibi bir tartışma başlığı olamaz, çünkü bunu denetleyebileceğimiz ayet veya hadis bulamayız. Bir disiplin olarak felsefe, dinin diğer beşeri ilimlerinden (fıkıh, tefsir, hadis, kelam, irfan) farklı değildir. İslam'ı anlama ve hükümleri kavrama yöntemleri olarak bütün ilimlerin yeri dinde neyse felsefeninki de odur. Gazali'nin mücadelesi akıl-nakil ilişkisiyle ilgilidir ve bu tartışma da daha önce yapılmıştı. Ebu Hanife ile İmam Malik'i karşı karşıya getiren aynı tartışma başlığıdır. Bir de o dönemde "felsefe" dendiğinde akla dinî alanın dışındaki düşünce/akıl faaliyeti geldiğinden felsefeye itiraz da bu temelde yapılıyordu. Yoksa son derece sınırlı alandaki naklin dışında kalan geniş bilgi sahasında aklın kullanımı için ihtiyaç duyacağımız felsefeye İslam'ın neden itirazı olsun? İçtihad da akıl kullanılarak yapılmıyor mu? İster muamelat alanındaki sorunları çözmek için, ister kelam alanındaki sorunları çözmek için olsun aklı kullanmak zorundayız.

Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi'nin “Ali Şeriati Allah'ı Roma'nın Janus tanrısına benzetiyor, bu nedenle kafirdir” görüşü hakkında düşünceleriniz neler?

Cahil ve husumet ehli bir adamın söylediğine cevap vermek bile ona itibar etmek anlamına gelir. Dün Amerikan emperyalizmine karşı sosyalist gençlerin üzerine cahil insanları nasıl kışkırttıysa bugün de aynı insanlardan bulabileceğini sanıyor. Şeriati'ye husumeti, dün sosyalistlere olanla aynı. Şeriati'yi seven gençlerin siyasi ve dinî hassasiyeti onu huzursuz ediyor. Kendi kişisel hamakatine dini alet etme konusunda Türkiye'deki zirve örnektir. Bir müminin itikadı hakkında yorumda bulunmak ona mı kaldı! Şeriati binlerce sayfa kitapları, makaleleri olan ve yazdıklarının bedelini hayatıyla ödemiş bir düşünür. Konferans ve yazılarının bir cümlesinde geçen ve onun kendine has üslubuyla medeniyetler tarihi, dinler tarihi, ideolojiler tarihi anlattığı sırada sarfettiği bir ifadeyi onun itikadı sanan üslup bilmez, ilimden habersiz, kapkaranlık cehalet, Şeriati'nin hayatını adadığı dini de anlamamıştır. Bu hamakat, Şeriati'nin Janus için canını verdiğini düşünecek düzeysizlik ve karanlık içinde Ehl-i Sünnet'in kesinlikle yasakladığı bir işi Ehl-i Sünnet adına yapma gafletini bile gösterebiliyor. Ehl-i Sünnet'in temel kuralı eh-i kıblenin tekfir edilmemesidir. Ayrıca bir kimsenin itikadını tespit ederken o inançtaki istikrarına bakmak gerekir. Şeriati'nin bir ifadesini, üstelik de aslından değil tercümesinden okuyarak, doğru tercüme edilip edilmediğine, orada ne söylemek istediğine bakmaksızın tekfire bu kadar kolay konu etmesi, tekfir hükmüne göre kendisine de dönebilecek bir sorumluluk taşır. Bu adamcağız, dinî düşünce bakımından ise tam bir cahil, mürteci, taassup sahibi ve atalar dini mensubu karanlık biridir. Onu, hakaret için bile muhatap almamanızı tavsiye ederim.

İbrahim Karagül'ü dış politika analisti olarak nasıl buluyorsunuz ?

Analist değil gazeteci. Ama her duyduğunu yazan, ortaya attığı bin haberden biri mecburen tuttuğunda "ben demiştim" halkla ilişkilerine abanan türden gazeteci. Bu kadar çok "ben demiştim" yazısı yazmış başka gazeteci bulunabileceğini sanmam. Bu kadar çok bu klişeyi tekrarlayan birinin güven telkin etmediğini düşünmekte yarar var.

Yıllardır "muhafazakar" kaliteli bir mizah olmadı galiba. Hasan Kaçan önderliğinde Ustura çıkmıştı ama güldüremeyen! Mizahın dindeki yeri nedir ?

Mizah sorunlu bir alan. Mesela laik/ateist mizahçıların yaptığını tersinden yapan bir mizah dindarların yapabileceği bir şey olur mu? O yüzden mizah olma koşulunu kaldırıp 'çizgi'ye odaklanmak daha yerinde olur. Müslüman dünyada bu alanın çok nitelikli örnekleri var. Ama bu iş, entelektüel pırıltıyla alakalıdır. Bizde düşüncedeki yetersizlik çizgi konusunda da başarısız olunacağının garantisidir.

İhvan-ı Müslimin hakkındaki düşünceniz?

Aslında cemaattir. Siyasi partiye dönüşmesi epey sonraki iş. Başlangıcı tebliğ cemaati idi. Sonra Nasır diktatörlüğüne karşı cihad hareketine dönüştü. Sedat döneminde silahlı mücadeleye de girdi. Fakat harekete yönelik şiddet onu muhafazakarlaştırdı, geri çekildi, değişti dönüştü. Müslüman Kardeşlerin çağa ayak uyduramadığını düşünenlerdenim. Dinin bugünkü dilini geliştiremediler. Kullandıkları politik ve dinî dil, bizdeki muhafazakarlarınkine çok benziyor. İslam düşüncesine entelektüel katkıları yok. Hatta entelektüelleri yok. Her bakımdan bizdeki muhafazakarlara çok benziyorlar, zaten bizdeki muhafazakarlığı örnek almaları da aynı dil ve düşünce evreninde bulunuyor olmalarındandır.

Obama'nın kişisel düşüncelerini bir romantik gibi, ABD devleti'nin çıkarı ile uyuşmamasına rağmen açıklayabileceğini düşünüyor musunuz?

Evet. Kennedy gibi. Obama hükümeti kurulduğunda yaptığım yorumlarda Hillary Clinton'ın Obama kabinesine monte edildiğini bu nedenle savundum. Bazı safdil muhafazakarların sandığı gibi Obama'nın gizli Müslüman veya ezilmiş halkların savunucusu olduğuna inandığımdan değil, ABD'nin politik kanatlarından uzun vadeli analizler yapabilenlerin, İngiltere olma sürecine girmiş Amerika'nın bu akıbetini önlemenin güzergah değiştirmekten geçtiğini gördüklerini tespit ettiğimdendir.

Bu haber toplam 1264 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.