1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Zırva tevil götürmez
Zırva tevil götürmez

Zırva tevil götürmez

“Zırva tevil götürmez” eski bir deyim. İfade edilmek istenilen tam anlamıyla kavramak için açılımını yapmak gerek. Zırva saçma demek. Zırvalamak ta saçmalamak demek. “Tevil” ise lafı çevirme

A+A-

“Zırva tevil götürmez” eski bir deyim. İfade edilmek istenilen tam anlamıyla kavramak için açılımını yapmak gerek.

Zırva saçma demek. Zırvalamak ta saçmalamak demek.

“Tevil” ise lafı çevirmek, lafı döndürmek remek. Bu iki sözcük biraraya getirilip söylendiğinde çıkan anlam: “lafı döndürerek saçmalık kabul ettirilemez, daha doğrusu, yutturulamaz oluyor.

Bu kısa açıklamayı neden mi yaptım?

12 Haziran seçimi sonucuyla ve özellikle CHP ile ilgili yorumlara yanıt vermek için.

12 Haziran seçimi sonucuyla ve özellikle CHP ile ilgili yorumlara yanıt vermek için.

12 Haziran seçimi CHP açısından tam anlamıyla bir yenilgidir. Dikkat ederseniz, Kemal Kılıçdaroğlu açısından demiyorum.

CHP, üyesinden genel başkanına kadar bir bütündür, yani kendisini oluşturan kişilerden ayrı tüzel kişiliği olan bir kurumdur.

Ve bu kurum, halka ancak “ikdidar” olması durumunda gerçekleştirebileceği birtakım şeyler vaat ederek seçimlere girmiştir.

Kısacası, iktidar olmayı hedefleyerek seçimlere girmiştir, yoksa anamuhalefet konumunu güçlendirmek için değil.

Oy oranını 3-4 puan artırmayı başarı olarak nitelemek hiç kuşkusuz abesle iştigaldir ama bunun tüm vebalini genel başkana yüklemek, zırvanın ta kendisidir.

Peki, neden?

Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’nin olmazsa olmaz temel ilkelerinden milliyetçilik ve laiklik kavramlarının adeta somut simgesidir.

CHP miliyetçiliğinin ırka dayalı olmadığının ve inanç özgürlüğünün güvencesi olan laikliğin canlı kanıtıdır. Ve bunun onuru da CHP’ye aittir.

Ne var ki, hiç beklenmedik bir biçimde parti içinde meydana gelen konjoktürel bir dalgalanma sonucu genel başkan olmuştur.

Oysa başkanlığa giden yolun, düşünceye dayanan ve tabandan başlayan eylemli mücadeleden geçmesi gerekir. Halbuki Kılıçdaroğlu bunu adeta kucağında bulmuştur. Bu oluşumda ona suç atmak olası mı?

Önce referandum sonra seçim, yeniden yapılanma girişimine zaman ve dolayısıyla fırsat mı vermiştir?

Seçim öncesi yaşanan süreçte ise, meflüç bir örgütü devraldığı ve o örgütle seçime gittiği açıkca belli olmuştur.

Bunu bir benzetme ile tanımlayacak olursak: Jokey ne kadar usta olursa olsun, nalları dökülmüş bir atla derbi kazanılamaycağı gibi, lastiği patlak ve motor kaynatan bir yarış otosu ile formula kazanmakta mümkün değildir.

Şu gerçek iyice belli olmuştur ki, toplumun kılcal damarlarına girmeden ve ounn içinde örgütlenmeden başarıya ulaşılamaz.

Toplum tabanına misafir gezileri yapıp sonra bunu çalışma saymak kendini aldatmaktan başka bir şey değildir. Ne yazık ki, yıllardır bu hep böyle olmaktadır.

Herşey bir yana, Kılıçdaroğlu’nu çok önemli görev ve sorumlumuk beklemektedir.

Anayasa yapımı hazırlığında CHP ekseninden sapamaz ve saptırılamaz. CHP önce kendi içinde konsessüs sağlamak zorundadır. Gerekirse bu konuda ama sadece bu konuda olağanüstü kurultaya gidebilir.

Helalleşmek (!) konusunda yapılan çağrıya Kılıçdaroğlu eski deyimle “efkarını cami, ağyarını mani” cevabı vermiştir. O cevaba ayrıca katkıda bulunmaya gerek yok.

Kışkırtmaya veya gaza gelmeye fırsat vermeden CHP öncelikle kendi iç sorununu akılla ve hasarsız çözümlemek zorundadır.

Zira bu cumhuriyet CHP’nin attığı sağlam temeler üzerinde kurulu olup CHP’de vazgeçilemez bekçisidir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.