1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Zor bir dönem daha bitti
Zor bir dönem daha bitti

Zor bir dönem daha bitti

40 yılı aşan meslek hayatımda kimbilir kaçıncı seçim veya referandum dönemini geride bırakıyorum.

A+A-

Bizim işimiz her zaman zordur da, hele bu dönemde, hele hele bu şehirde, hele hele son yıllardaki siyasi atmosfer içinde çok daha zor hale gelmiştir. Bu dönemde, en yakın dostunuzla, arkadaşınızla bile aranız açılabilir. Evde, kendi aile fertlerinizle aranızda kavga çıkabilir.

Siyasete şartlanmış okurlar, sizi eleştirmek için okurlar. “Kimin kayığına binmiş de küreğini çekiyor” gözüyle okurlar. Bir gün A görüşünün haberini manşete alsanız veya yazınızda onların teziyle ilgili övgü yazsanız, “Bak,  A Partisine yaranmak için nasıl çırpınıyor” derler. Herkes mutlaka taraf olmanızı, üstelik kendilerinden yana taraf olmanızı isterler.

Yine böyle bir dönemden geçtik. Gazete olarak da kişisel olarak da yüzümüzün akıyla çıktığımıza inanıyorum. Bu yazı, pazar gününden önce, yani sandıklar açıklanmadan, sonuçlar hakkında en küçük bir bilgi kırıntısı bile ortada yokken yazılıyor.

Bu sabah sonuçlar alınmış olacak. Çok sevinenler, çok üzülenler, kahredenler olacaktır. Bütün samimiyetimle belirtiyorum. Elbette kazanmasını istediğim, bu referandumdan ülkemizin geleceği için beklediğim bir sonuç, bir taraf var. Ama bu sabah sonuç ne olursa olsun, ben kendimi kaybetmiş kabul etmeyeceğim. Ülkem için, ülkemin geleceği için umutlarımı ve inancımı zerre kadar kaybetmeyeceğim.

Bozuk raylar üzerinde sarsıla sarsıla ilerleyen bir demokrasi treninin içindeyiz hepimiz. Bütün dünyada, bütün ülkelerde gerçek demokrasiye ulaşmak yolunda insanlar sıkıntılar çekmiş. Dönem dönem umutsuzluklar yaşamışlar.. Toplumlar mutlaka sonunda doğruya ulaşırlar. Türkiye de bu sarsıntılı yolda ilerliyor.

Biz ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesinde referandum döneminde yine her görüşe yer verdik. İlan verenin ilanı çıktı. Haber değeri taşıyan her haber bu gazetede yayınlandı.

EN KÜÇÜK BİR MÜDAHALE GÖRMEDİM

Hala bu şehirde sağda solda , “ÖZGÜR KOCAELİ satıldı, yayın çizgisi değişti. İsmet Çiğit iktidara yanaştı” diye dedikodu yapan spekülasyon yapan, bizi itibarsızlaştırmak için uğraşanlar var.

Değerli okurlar biz bu şehirde gazetecilik yaptık. Çok uzun yıllar yaptık. Kendi sermayemizle bir şehir gazetesi kurduk. Siz desteklediniz, Türkiye’nin en gözde, en popüler şehir gazetesi haline geldik. Şartlar değişti. ÖZGÜR KOCAELİ’yi yayınlayan şirket ayakta duramaz hale geldi. Bir sermaye grubuna devredilmemiş olsa, bugün bu gazete yoktu.

Biz şirketi sattık. Gazeteyi yayınlayan şirketi sattık. Kendimizi satmadık. Evet, benim içinden geçtiğim şartlarda çalışmaya ihtiyacım var. Başka bildiğim bir iş de yok. Ama illa çalışacağım, ekmek paramı kazanacağım diye kimliğimi, karakterimi, inançlarımı satacak biri olmadığımı artık şu şehrin anlamış olması lazım.

Bu zor dönemde de gazetenin yayın politikası ile ilgili en küçük bir müdahale ile karşılaşmadım. Evet,  belki AK Parti haberleri daha fazla yer almış olabilir. Ama her yere koşturan, her yerde toplantılar yapan, en çok haber malzemesi yaratanlar da AK Partiilerdi. Haber neyse, onu yayınladık.

CHP’nin toplantılarını, ziyaretlerini de yayınladık. Ben kendi kişisel görüşümü, tavrımı açık açık yazdım. Hangi oyu kullanacağımı bile yazdım.

Bu süreçte, AK Parti İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, beni evimde bile ziyaret etti. Ailemle konuştu. “EVET”i anlattı. Eşime, “İsmet Ağabeyi de ikna edin. EVET versin” dedi. AK Parti İl Başkanı açık açık, “Abi senin bu şehirde farklı bir yerin var. Bize yardımcı ol. Bir yazı yaz. EVET’in faydalarını anlat. Sana inanan insanlar var” dedi.

Bu dönemde kim bu şehirde bunlara direnebilir. Ben, bildiğim yoldan hiç çıkmadım. Artık bu gazete ile, benim adımla ilgili siyasi spekülasyonların da son bulmasını rica ediyorum. Ben siyaseten bu ülkenin, bu kentin geleceğinden yanayım, kimseye düşman, kimseye menfaate dayalı dostluk ilişkisi içinde değilim. Bu gazete de bu çizgidedir. Allah var.. Haldız ailesi de bu konuda bana güç veriyor, bırakın müdahaleyi telkinde bile bulunmuyorlar.

BAKIN OKURUM BANA NEYİ ŞİKAYET ETTİ

Bu kentte herkesle diyalog halindeyim. Bu kentte en kolay ulaşılabilen, herkesin derdini, sorununu, sevincini veya öfkesini anlatabildiği ender adamlardan biriyim. Farkındayım, son zamanlarda çok uzun yazılar yazdığım oluyor. Aslında uzun makalelere hep karşı olmuşumdur. Ama yazılarımı kısa tutmayı da beceremedim.  Bu şehirde insanlara uzun yazıyı da okutmayı sevdirdiğimi düşünüyorum. Kendimle ilgili her şeyimi yazıyorlar. Artık bu kentteki benim okurlarım, kan değerlerimi, uyku problemimi bile biliyorlar.

Herkes her konuda beni arayabiliyor. Çevresinde gördüklerini, sıkıntılarını anlatıyor. Kimi okurlarla yazılarımı tartışıyoruz. Beğenenler, bazı bölümlerini beğenmeyenler oluyor. Ama aramızda diyalog var. Görüşüyoruz. Birbirimize anlatıyoruz. Bakın geçen gün bir okurum beni telefonla aradı, neyi şikayet etti.

Her gün yaptığım onlarca telefon görüşmesinden biriydi. Santral operatörümüz, “Adını vermeyen bir okurunuz arıyormuş” dedi. Bağladı. Karşıda, belli ki 60 yaş üzerinde, bir erkek okurum vardı. Zaten artık benim okurlarımın da yaş ortalaması hayli yüksek. Bakın aynen şunları söyledi:

“-İsmet Bey, ben sizin yazılarınızı her gün okuyan biriyim. Bugün beni çok rahatsız eden bir olay yaşadım Size anlatmak istedim. Gündoğdu’dan toplu taşıma arabasına bindim. Otobüste bulunan bir kadın yolcu, cep telefonundan konuşmaya başladı. Çocuk Parkı’na geldik. Kadın yolcu hiç susmadı. Cep telefonunda karşılıklı dedikodu yaptılar.. Onlarca çeşit yemek, kurabiye tarifi verdiler. İçim daraldı. Çocuk Parkında kendimi arabadan aşağıya zor attım. Sizi dinlerler. Yazsanız da şu toplu taşıma araçlarında cep telefonu görüşmeleri yasak olsa. Bir yolcunun gereksiz muhabbeti yüzünden bütün yolcuların rahatsız olması haksızlık değil mi?”

Okuruma, bu konuda Belediye ne yapsın, Meclis ne yapsın, Başkan ne yapsın dedim. Ama “Bir şekilde söylediklerinizi yazarım” diye söz de verdim. İşte sözümü tutuyor, yazıyorum. Bu muhabbetlerden, bu kentin insanları ile aramızda böylesi bir bağ bulunmasından hiç rahatsız değilim. Aksine, buradan besleniyorum. Sizden güç alıyorum. Bu gazeteye lütfen sahip çıkın. Bu kentte, bu ortamda sahip çıkmanız gereken en değerli kurumlardan biri, kesinlikle ÖZGÜR KOCAELİ gazetesidir. Bu gazete, bu şehirde yaşayan herkesin gazetesidir.

Bu sabah referandumdan hangi sonuç çıkmış olursa olsun, lütfen kendinizi ne çok mutlu ve zafer kazanmış, ne çok mutsuz, umutsuz ve kaybetmiş olarak görmeyin. Demokrasi yolunda daha çok uzun yolumuz var. Hiç yılgınlığa düşmeden emin olun. Bu ülke, bu kent doğru yolda mutlaka ilerleyecek ve layık olduğu yerlere ulaşacaktır. Bizim nesiller göremese de, gelecek nesiller bunları görecek ve yaşayacaktır. Sağlık, mutluluk ve bereket dilerim.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.