1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Zor günde zorbanın yanında
Zor günde zorbanın yanında

Zor günde zorbanın yanında

yer almanın onursuzluğu... Yazarların, gazetecilerin, sanatçıların, kendilerini ‘aydın’ adını yakıştıranların, ülkede faşizm rüzgârları eserken, iktidarın yanında yer almaları, tek sözcükle o

A+A-

yer almanın onursuzluğu... Yazarların, gazetecilerin, sanatçıların, kendilerini ‘aydın’ adını yakıştıranların, ülkede faşizm rüzgârları eserken, iktidarın yanında yer almaları, tek sözcükle onların “onursuzluğu” olarak tanımlanabilir...

12 Mart ve 12 Eylül’de, yukarıda saydığım insanların, baskıcı, zorba bir yönetimin yanında yer aldıkları görüldü... Ne ki onlar kendilerine yakıştırılan “liboş” ve “dönek” gibi sıfatlarla toplumun gözünde küçüldüler, sonra da günahtan arınmışcasına yaşamaya başladılar...

Oysa Batı’da bu tip insanlar toplumun gözünde öyle kolayca arınamazlar. Dahası, göz göre göre yok olup giderler...

Zülfü Livaneli, “Sanatçılar da protesto edilir” başlıklı yazısında,  Emir Kusturica’ya değinmeden önce şunları yazıyor:

“Zor dönemlerde zalimin yanında yer alan sanatçılar daha sonra ağır biçimde protesto edilirler.

Mesela faşizmin yanında yer almış olan  Ezra Pound,  barıştan sonra bir kafes içinde sokaklarda dolaştırılıp teşhir edildi.

Ama en ağır protesto Norveçli büyük yazar  Knut Hamsun’un başına geldi.

Knut Hamsun Naziler ülkesini işgal ederken onlarla işbirliği içine girmişti.

Savaş bittikten sonra resmi  makamlar onunla ilgili hiçbir işlem yapmadı.

Ama Hamsun bir sabah kalkıp camdan bakınca evinin önündeki meydanda genç bir kız gördü.

Kız, Hamsun’un kitaplarını meydana bırakıp gitti.

Daha sonra yaşlı bir adam geldi. O da Hamsun kitaplarını aynı yere bıraktı.

Sonra çoğaldı bu insanlar.

Genç, yaşlı, kadın, erkek binlerce Hamsun hayranı, akın akın gelip ellerindeki kitapları bıraktılar.

Ne bir slogan, ne bir hakaret, ne bir bakış... Hiçbir şey yapmıyorlar, sadece kitapları bırakıp kibarca meydandan ayrılıyorlardı.

Bu eylem günlerce sürdü.

Hamsun evinden  hiç çıkamıyor, her gün kitaplarını bırakanları izlemek zorunda kalıyordu.

Meydandaki kitap yığını gittikçe büyüdü, o büyüdükçe Hamsun küçüldü.

Ve sonunda öldü.”

Ezra Pound ve Knut Hamsun’un başına gelenler, baskıcı düzene alkış tutan aydınlarımıza (!) ders olsun.

Bu haber toplam 629 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.