Bizim şehrimizin sağlam ve akıllı muhalefete çok ihtiyacı var

Demokrasinin bütün kurumları ile yerleşip, güçlendiği; hukuk devleti ilkelerinin tavizsiz uygulandığı ülkelerde, her kurumun görev ve sorumluluk alanları bellidir.

Yasama, yürütme, yargı kendi alanlarında faaliyet gösterir. Demokratik hukuk devletlerinde 4’üncü kuvvet olan medyanın da görev ve sorumluluk alanları bellidir. Bu tür ülkelerde medya, yazılı veya görsel basın iktidar yalakası veya körü körüne muhalif görünmek zorunda kalmaz. Medya, haberleri toplar, hiçbir baskı altında kalmadan halka aktarır. Özgürce yorum yapılır.

Bizim ülkemizde durum çok farklı. Giderek de özellikle medya kuruluşları ve gazeteciler açısından çok daha zor bir hal alıyor. Türkiye’nin durumu ortada. Hala doğru dürüst muhalefet yok. İktidar, toplum nezdinde rakibinin bulunmuyor olmasından güç alıyor. Bizim şehrimizde bu tablo daha da çarpık. Bizim şehrimizde çok sorun var, eleştirilecek, tartışılacak çok fazla konu var ama ortada muhalefet yok. Şeklen var gibi gözüküyor. Ama bu kentte siyasi muhalefet tamamen sinmiş, kendi derdine, kendi hesaplarına gömülüp kalmış durumdadır.

Bu nedenle toplum,  siyasi muhalefetten umudunu kesmiş. Sıkıntılarının anlatılması, sorunlarının gündeme getirilmesi için, sadece yerel medyadan bir şeyler bekliyor. Ben bu baskıyı çok fazla üzerimde hissetmeye başladım. Kent halkı, artık sıkıntılarının gündeme getirilmesi, yanlışların eleştirilmesi konusunda muhalefetten bir şey beklemiyor. Her gün belki yüzlerce kişi bir şekilde bana ulaşıyor. Esnaf dertli. Minibüsçü sıkıntılı. Yolcu perişan. Şehrin yolları kapalı. FETÖ soruşturması kapsamında  “At izi it izine karışmış”, “Kurunun yanında yaşlar da yanıyor” tablosu ortaya çıkmış. Haksızlığa uğradığına inanan insanlar var.

Bütün bunları haykırmak, dile getirmek,  yapılan yanlışların düzeltilmesi için mücadele etmek, aslında siyasi muhalefetin işidir. Ama bu şehirde muhalefet kurumu ortada yok. Vatandaş derdini yerel gazetesi duyursun, haykırsın istiyor.

İnsanlar gazeteleri ne yazmış hangi haberi yazmış diye alıp okumuyor. Öyle bir hale geldik ki, “Bugün gazetede kaç tane iktidarı öven haber, kaç tane iktidarı eleştiren haber va?r” diye saymak için alıyorlar. Ne kenti yönetenlere yaranabiliyorsunuz, ne sıkıntısı, sorunu olan, haksızlığa uğradığına inanan insanların yarasına merhem olabiliyorsunuz.

Ben gazeteci değil de, siyasetçi olsaydım, CHP veya MHP’nin il başkanı ya da milletvekili olsaydım, gider Yenişehir Mahallesi’nde, Otogar bölgesinde boylu boyunca yere yatar, üç gün boyunca kalkmazdım. Aylardır kapalı olan, üzerindeki esnafların batma noktasına geldiği bölgelerde, esnafın yanına oturur, açlık grevine başlardım.

Mekanları yıkılıp, işsiz bırakılan, kendilerine yer de gösterilmeyen barlar sokağı esnaflarının yanından ayrılmazdım. Yok bunları yapan muhalefet. Umurlarında da değil. Bu şehirdeki pek çok sorundan, çekilen çilelerden haberleri de yok. Yolu kapalı vatandaş beni arıyor. Mekanı yıkılmış vatandaş beni arıyor. Okulu kapanan veli, yakını haksız yere gözaltına alınan vatandaş beni arıyor. Söz verildiği halde bayram öncesinde parası ödenmeyen minibüsçü beni arıyor.

Medya, yerel basın sorun çözme makamı değildir. Bizim görevimiz halka haber vermek. Bu işi özgürce yapabiliyor olmamız lazım. Kim olursa olsun, hangi siyasi görüşten olursa olsun okuyucu yerel gazetesini önüne koyduğunda haber bulması lazım. İyi yapılan iş için “İyi”, kötü yapılan iş için “Kötü” diye yazıldığını görmesi lazım. Gazeteyi, gazeteciyi, “Bu acaba kimden yana “ diye değerlendirmemesi lazım. Çok kere yazdım. Ben istesem, Cumhuriyet’ten, Sözcü’den çok daha iyi, oturaklı muhalif gazete yapabilirim. Ama yapmam. Mesleğime ihanet etmiş olurum. Ben istesem, Sabah’tan, Yeni Şafak’tan çok daha ileri iktidar yanlısı gazete de yapabilirim. Üstelik böyle yapsam yüz defa köşeyi dönebilirim. Ama yapmam, yapamam. Fıtratıma uymaz. Öyle yaparsam, bu şehrin sokaklarına çıkıp başım dik dolaşamam. Utanırım.

………

Kentlerdeki akıllı ve yapıcı olması gerekir. Bakın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri her karşılaştığımızda bana  “Tramvay yolu Yürüyüş Yolu üzerinden geçecekti. O zaman böyle sıkıntı olmayacaktı. Başkan Karaosmanoğlu’nu sen ikna ettin. Yürüyüş Yolu güzergahını iptal ettirdi. Bu yüzden başımıza bu kadar iş çıktı.” diye sitem ediyor. Genel Sekreterin bu siteminden ben gurur duyuyorum.

Bu kentte Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun kişiliğine, insanlığına çok büyük saygım var. Emin olun ben Sayın Başkan’ı, bu tramvay işinden tamamen vazgeçmeye bile ikna etmiştim. Ama Başkan, “Muhalefet beni tefe koyar. Seçimde söz verdin, neden yapmıyorsun diye üstümle gelirler” diyerek bu işe girişti. Bu şehirde aklı başında, akıllı muhalefet olsa, bu şehrin başına bu tramvay işi gelmezdi. Kentteki muhalefet, adeta tramvay konusunda tahrik etti. Üstelik şehrin başına bu işlerin geleceğini tahmin ederek yaptılar

Bir başka örnek. Bu şehrin acilen, bir an önce yeni bir çöp yakma tesisi kurması lazım. Aksi halde, 2 yıl sonra bu şehirde kendi çöplerimiz içinde boğulur hale geleceğiz. Ama burada öyle tuhaf bir muhalefet var ki, çöp fabrikası Dilovası’nda olsun deniyor, karşı çıkıyorlar. Çöp fabrikası İlimtepe sırtlarında kurulsun deniyor, karşı çıkıyorlar. Bu nedenle bu şehirde doğru bir iş yapılmıyor.

Ben yoruldum, sıkıldım. Bir tarafta her şeyi iyi yaptıklarını yazmamı isteyen iktidar. Diğer tarafta yapılan her şeyi kötülememi bekleyen muhalefet. Kimse kendi işini doğru yapmıyor, yerel basından bekliyor. Bu iş, bu şehirde böyle gitmez. Sözümü anlayanları lisan-ı münasiple uyarmak istiyorum.

NURİ KOLAYLI HAKLI

Değerli okurlar, bugün mübarek Kurban Bayramı başlıyor. Geçmiş yıllarda biz bu mesleğe başladığımızda dini bayramlarda, Ramazan Bayramı’nda 2, Kurban Bayramında 3 gün gazeteler yayınlanmazdı. Gazeteciler tatil yapar, bayramı aileleri ile yaşardı. Zaten bayram günlerinde gazete çıkartmak, müessese için de zarardır. Gazete satacak bayi bile bulamazsınız. Sonra bu kural değişti. Bayramlarda gazeteler çıkmaya başladı. Ben yıllarca, “Bu şehirde aramızda anlaşalım. Bayramlarda çıkmayalım.” demiştim. Kabul edilmemişti.

Geçen gün Çağdaş Kocaeli gazetesinde kardeşim Nuri Kolaylı bu konuyu yazdı. Yazdıklarının hepsi doğruydu. Nuri beni aradı, “Abi siz de kabul ederseniz ben diğer arkadaşları ikna ettim. Bayramda tatil yapabiliriz.” dedi.  Eskiden bu tür konularda ben kendim karar alabilirdim. Ama şimdi öyle değil. Ben bu gazetenin yazarıyım, yöneticisi değil. Konuyu gazetenin yönetimine ilettim. “Biz Bayram’da da çıkalım” dediler. Bu kararı da Nuri’ye ilettim. Keşke bu bayram üç gün gazeteciler, bütün meslektaşlarım tatil yapabilseydi. Belki, ileriki bayramlarda.

Biz, bütün bayram tatili boyunca da buradayız. Çalışıp, en güzel gazeteleri sizler için hazırlamaya çalışacağız. Bütün okurlarımın mübarek bayramını kutluyor, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum.

12 Eyl 2016 - 08:38 - Gündem --- Okunma

Son bir ayda ozgurkocaeli.com.tr sitesinde 6.319.759 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.