Siyasete katılanların karşılaştığı gerçeklik

İktidara yakın olan veya muhalefeti gözetenler siyasi liderlerinin ve merkez kadrolarının etkin ve belirleyici olduğu siyasete mecbur görünümler ve kabul edilebilirlikler sergilediklerini biliyorlar. 

 

İktidar partisinde yer alanlar veya destek olanlar, toplumun büyük çoğunluğunu, değişime ve gelişime katamayan vesayet sistemi anlayışıyla mücadele eden ve bedeller ödeyen halkın temsilini, toplumsal büyük dönüşümü kapsayacak hale getiremedikleri ve herkesi kapsayacak demokratik hukuk devletinin inşasını başaramadıkları için, halkın kollandığını, korunduğunu, kabul ettirmeye çalışan siyasi kurgularla ve oyunlarla yetindiklerini biliyorlar.

 

Ana muhalefet partisi ve diğer muhalefet partilerinde siyasete katılanlar ise iktidar partisinin ve yakın olanların sürüklendiği konumu biliyor ancak aşılmasını sağlayacak siyaseti geliştiremedikleri için onların, yanlışlarını ve eksiklerini öne çıkararak iktidara gelmeye çalışan konumdalar.

 

Ana muhalefet siyasetine katılanlar, devletin kuralları, kurulları, kurumları ve kadrolarıyla merkezde olduğu, toplumun büyük çoğunluğunu, değişime, dönüşüme ve gelişime katamayan vesayet sisteminin anlayışını kabullenmeyen ancak değiştirilmesi için yeterince mücadele edemeyen konumda oldukları için halkın kendisi gibi olan özelliklerinin kabul edilebilirliğini sergilemekle yetinen, parti içi dengelerle sürdürülen siyasi yansımalar ve kabul edilebilirlikler üzerinden iktidara gelmeye çalışıyor.

 

DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNİN İNŞASINI BAŞARAMAYAN SİYASET

 

Vesayet sisteminin kamusal alanın dışında tuttuğu halk, mücadeleler vererek, bedeller ödeyerek sistemin çözülmesini sağladı ancak, iktidar partisi siyasetine yakın olanlar veya muhalefeti gözeten siyasetlere katılanlar, evrensel demokrasinin kurul, kurul ve kurumlarıyla sürdürülebilecek üretim toplumu sistemini, halkın iradesinin belirleyici ve yapabilir olduğu herkesi kapsayacak demokratik hukuk devletinin inşasının başarılmasına taşıyamıyor. 

 

İktidar partisinde veya yakın olan siyasetlerde yer alanlar, vesayet sisteminin çözülmesinin başarılmasını sağlayan halkın kararlılıklarını, mücadelelerini sahipleniyor ancak onlara, demokratik toplumsal büyük dönüşümün temsilini sağlayacak, evrensel demokrasinin değerleriyle sürdürülebilecek ve herkesi kapsayacak demokratik hukuk devletinin inşasını başaracak siyaset yerine, siyasi liderlerinin kabul edilebilirliği üzerinden, kendilerinin kollandığını, korunduğunu ve ayrıcalıklarının gözetildiğini hissettirmeye çalışarak, toplum mühendisliği kurgularıyla iktidarda kalmalarını sağlamaya çalışıyor.

 

Ana muhalefet partisi ve diğer muhalefet partilerinde siyasete katılanlar, iktidar partisi siyasetinin sürüklendiği konumu görüyor ancak buna rağmen kendi konumlarını, İktidar partisinin temsil edemediği ve başarmak isteyip de başaramadığı siyaset haline getirmek yerine, eski alışkanlıklarına tutunarak, iktidar partisinin kapsayamadığı ve başaramadıkları üzerinden kabul edilebilirlik sağlayarak, onun yerine iktidar olmayı, komu gücünü kendi önceliklerine göre değerlendirmeyi vaat ediyor.

 

En önemlisi, iktidara yakın olanlarda, iktidara gelmek isteyenler de, sergiledikleri siyasetlerin yetersiz olduğunu, dünya ve Türkiye gerçekliğiyle örtüşmediğini bildikleri halde, değişip, dönüştürülmemesiyle yüzleşmek yerine, kendilerine güvenmeyen, kararsızlıklar sergileyen ve yeterince destek olmayan halk suçlayabiliyorlar.

 

TÜRKİYE SİYASETİNİN DEMOKRASİ MÜCADELESİ

 

Bütün eksiklerine ve yetmezliklerine rağmen Türkiye siyaseti, dünyadaki ve ülkemizdeki değişim ve gelişim dinamiklerini gözeterek, her dönemde, halkın değişmesinin ve gelişmesinin mücadelelerini vermeye çalıştı.  

 

Cumhuriyetin kuruluşunun zorunluluk olduğu dönemde Cumhuriyetin Kurucuları, halkın var olmak, değişmek, gelişmek dinamikleriyle bütünleşen kararlılıkları sergileyip, mücadeleler vermesini temsil edebildikleri için başarılı oldular.

 

İkinci dünya savaşı sonrasında Türkiye siyasetinin çok partili döneme taşınmasında da, çok partili dönemin ilk deneyimi olan Demokrat Parti iktidarı döneminde de yine halkın değişmesi ve gelişmesi gözetildi.   

 

Demokrat Parti iktidarının askeri darbe ile sonlandırılmasından sonra, siyasetin kontrolünün darbelerle, müdahalelerle sürdürüldüğü, devletin kurallarının, kurullarının ve kadrolarının merkezde olduğu vesayet sistemi dönemi başladı ve bu dönemin aşılmasını sağlayacak siyasi mücadeleler belirleyici hale geldi.  Vesayet sistemi döneminde, halkın değişmek ve gelişmek ihtiyaçları, vesayet sistemiyle çatışmadan, sistemi değişime, gelişime ve demokratikleşmeye zorlayarak karşılanmaya çalışıldı. 

 

Demokrat partinin devamı anlayışı üzerinden sürdürülen siyasetleri özetleyen “ 7 defa gidip, 8 defa geldik “ sözü bu anlayışı yansıtmaktadır.

 

1971 Askeri müdahalesine, halka karşı yapılmıştır, “Ne ezen, ne ezilen, insanca, hakça bir düzen” anlayışıyla CHP siyasetinin öncülük yaptığı, toplumcu siyasi eğilimlerin de etkisi ve katkısıyla başarılmak istenen de halkın değişmesi ve gelişmesiydi.

 

1980 Darbesi, değişim ve gelişim dinamiklerinin demokratik kurumsal sürdürülebilirliğe taşınmasını vesayet sisteminin mutlak kontrolü altına almayı hedefleyen müdahaleydi ve bütün toplumu kapsayacak demokratik hukuk devletinin inşasının başarılmasını engelledi. 

 

1980 Darbesiyle, bütün siyasi yaklaşımlar yargılanıp, baskılanarak, kontrol altında tutulmalarını sağlayacak düzenlemelere tabi hale getirildilerse de, dünyada ve Türkiye’ de uyulması zorunlu hale gelen, serbest piyasa ekonomisine uyum ihtiyacının karşılaması gözetildi.

 

Türkiye ekonomisinin, serbest piyasa ekonomisine eklemlenmesine öncülük eden ANAP siyaseti de ekonomik/demokratik kurumsal sürdürülebilirlikle sürdürülebilecek demokratik hukuk devletinin inşasının tamamlanmasını başaramadı.

 

1989 Yerel seçimleri, sınıf egemenliğini merkeze alan otoriter yönetim sistemlerinin çöküp çözülmeye başladığı dönemde yapıldı ve CHP’den, ANAP siyasetinin başaramadığı, ekonomik/demokratik kurumsal sürdürülebilirliği sağlayacak, toplumun tamamını kapsayacak demokratik hukuk devletinin inşasının başarılması ihtiyacını karşılayacak,  siyasi temsil bekleniyordu.

 

CHP, 1989 yerel seçimlerinde baskın bir şekilde yerel iktidarları kazanmasına rağmen, demokratik toplumsal büyük dönüşümü temsil edebilecek hale gelemedi bu nedenle de iktidar olduğu yerel yönetimlerde merkezi siyasetleriyle bütünleşerek sürdürülebilecek başarılara ulaşamadı.

 

28 Şubat müdahalesi, dini değerlerimizi merkeze alan “ milli görüş “ siyasetinin etkisinin sonlandırılıp, kontrol altına tutulması için yapıldı.

 

Post modern darbe olarak tanımlanan müdahale, iktidar değişikliğinin gerçekleşmesini sağlasa bile, dünyanın ve Türkiye’nin birikimleri ve deneyimlerinin oluşturduğu dinamizmin karşı konulamaz hale geldiğini bu nedenle de vesayet sisteminin sürdürülemez hale sürüklendiğini de ortaya çıkardı.

 

AK Parti oluşumu, sürdürülemez hale gelen vesayet sisteminin aşılması mücadelesini temsil edebilecek siyasi oluşum olarak ortaya çıktı ve kabul gördü. Vesayet sistemi dönemlerinde tartışılıp, değerlendirilemeyen bütün sorunların tartışılmasını ve çözümler aranmasını sahiplenen yaklaşımlarla başarılı olsa da, eski alışkanlıklar üzerine inşa edilen siyasetini, demokratik kurumsal sürdürülebilirliğe taşıyamadığı, demokratik toplumsal büyük dönüşümü temsil edemediği, herkesi kapsayacak, demokratik, eşitlikçi, çoğulcu anlayışı içselleştiremediği için demokratik hukuk devletinin inşasını başarabilecek siyaset haline gelemedi.

 

Türkiye siyasetinde yer alan, katkı veren veya vermek isteyen herkesin yüzleşmek ve aşmak zorunda olduğu sorunlarımızı kabullenip, kendisine yakın hissettiği siyasetin, demokratik kurumsal sürdürülebilirliğe taşınarak, demokratik hukuk düzeninin inşa edilmesine katkı verilmesine yoğunlaşmasından başka seçeneği kalmadı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Okçu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


MOBİLYA USTALARI ARANIYOR

MOBİLYA USTASI Aranıyor Maaş+Sgk+ yemek+ İkramiye Eren Mobilya Tel: 0 532 671 81 36

TECRÜBELİ PERSONELLER ARANIYOR

Kocaeli Hedefsan İş Makinaları Ltd.Şti. Firmasında HİDROLİK, MEKANİK, ELEKTRİK ile ilgili TECRÜBELİ USTA PERSONEL alımı yapılacaktır. Sakarya ve Koc...

BAY ÖN MUHASEBE ELEMANI ARANIYOR

Köseköy'de bulunan bir inşaat firmasında görevlendirilmek üzere BAY ÖN MUHASEBE elemanı aranıyor.Tel: 0532 611 52 75

ELEMANLAR ALINACAKTIR

Makina imalatı yapan firmamızda çalıştırılmak üzere , KAYNAKÇI, TORNACI ve ÖN MUHASEBE ELEMANI alınacaktır. Tel: 0 262 335 15 77

VASIFSIZ ELEMANLAR ARANIYOR

RHZ İNŞAAT VASIFSIZ ELEMANLAR ARIYOR Kocaeli / Başiskele’ de bulunan şantiyemizde istihdam edilmek üzere; Tam zamanlı çalışacak, Vasıfsız eleman...

ELEMANLAR ARANIYOR

Yuvacık Başiskele bölgesinde görevlendirilmek üzere  TEKNİK/TEMİZLİK, GÜVENLİK VE DANIŞMA PERSONELİ alınacaktır.  Tel: 0262 331 22 82

TIR ŞOFÖRÜ ARANIYOR

S.S 189 nolu Alikahya Tırcılar Kooperatif bünyesinde çalıştırmak üzere evrakları tam olan 2 TIR ŞOFÖRÜ aranmaktadır. Tel: 0542 419 52 41

YATILI TEMİZLİK ELEMANI ARANIYOR

Yahyakaptan'da ki halı sahada çalışacak YATILI BAY TEMİZLİK ELEMANI aranıyor. Tel: 0 532 234 95 40 - 0262 311 49 66

ELEMANLAR ARANIYOR

MYK Belgesine sahip şirketimiz bünyesinde fabrika ortamında çalışabilecek ARGON KAYNAKÇILARI, HAVALANDIRMA İMALAT VE MONTAJ USTALARI, END.BORUCU ar...

EYİ KAROSER ELEMANLAR ARIYOR

KAROSER işinde çalışacak İMALAT USTALARI VE YARDIMCILARI, KAYNAKÇI ve DEMİR DOĞRAMA USTALARI alınacaktır. Dolgun Maaş+Yol+Yemek+SGK EYİ KAROSER A...