Siyaset Türkiye gerçekliğiyle yüzleşiyor

31 Mart 2024 Yerel seçimlerinde siyasi partilerin hangi adaylarla yarışacağı veya hangi adayları destekleyecekleri kesinleşmese de büyük oranda belli oldu.

Siyasi partiler 14/28 Mayıs 2023’te Türkiye’nin sorunlarının en yoğun yaşandığı tarihi kırılma dönemde Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Milletvekilliği seçimlerinde yarışmışlar içerisinde bulunulan dönemi nasıl anladıklarını ve neler yapmaya çalıştıklarını ortaya koymuşlardı.

Yaklaşık 10 ay sonra yapılacağı bilinen yerel seçimlerde bu defa yerel iktidarlar kapsamında Türkiye’nin tarihi kırılma dönemini nasıl anladıklarını ve neler yapabileceklerini ortaya koyacaklar.

Demokrasi, bireyin hayata tutunması ve kendisini gerçekleştirmesiyle ilgili değerleri yansıtması nedeniyle yaşamayı, gelişmeyi ve değişmeyi bünyesinde barındırabiliyor ve doğal olarak demokrasi bireyin yaşadığı ve çalıştığı yerelde daha fazla anlam kazanıyor.

Bireyin yaşamasını, gelişmesini ve değişmesini merkeze almaya çalışan sanayi devriminin sürdürülebilirliği, yaşamanın, çalışmanın, üretmenin, yarışmanın ve başarmanın gerçekleştirilmeye çalışıldığı yerel birlikteliklerle, yerel yaşama alanlarının en verimli hale getirilmesini sağlayacak merkezi yönetimlerin bileşkesiyle oluşturulmuştu.

Başka bir ifade ile sanayi toplumu düzenleri, feodal dönemlerin yerel yaşama alanlarının geliştirilerek sürdürülebilmesini, tarım toplumu döneminin İmparatorluklarının iktidar anlayışlarını kuvvetler ayırımıyla dengelere ve denetimlere taşıyarak, gelişimin ve değişimin ekonomik demokratik kurumsal sürdürülebilirliklerle gerçekleştirilmesini, sorunların çözümünün ise demokratik hukuk devleti yaklaşımlarıyla başarılmasını temel alır.

 Hangi konumda olursa olsunlar gelişmişlik düzeyleri nasıl olursa olsun bütün dünya ülkeleri belirleyici hale gelen bu temel yaklaşımlara uyum göstererek gelişimlerini ve değişimlerini sürdürebiliyor.

Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla gelişim ve değişim mücadeleleri dünya ülkeleriyle uyumlu kabul edilebilirliğe taşınabildi ve çok partili sisteme geçildikten kısa süre sonra vesayet sistemi olarak tanımlanan devletin kuralları, kurulları, kurumları ve kadrolarıyla merkezde olduğu darbelerle ve müdahalelerle şekillendirilerek gelişimin ve değişimin gerçekleştirilmeye çalışıldığı konumla gelişmiş ülkelerin düzeyine ulaşılmaya çalışıldı.

Vesayet sisteminin toplumun tamamını gelişime ve değişime taşıyamayacağı ortaya çıktıktan sonra ise sistemin kapsayamadıklarını temsil eden siyasi oluşumla vesayet sistemi çözülebildi ve daha sonra da çoğunlukçu Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi ile gelişim ve değişim gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Vesayet sisteminin alışkanlık haline getirdiği gelişim ve değişim dinamiklerinin etsiyle vesayet sisteminin yerine çoğunlukçu sistem olarak kurgulanan Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemiyle gelişim ve değişim ihtiyaçları karşılanmaya çalışılsa bile bu sistemin de toplumun tamamını kapsayamayacağı ortaya çıktı.

Çoğunlukçu yönetim sistemi ile gelişime ve değişime bütün toplumun katılamayacağı ve en verimli sürdürülebilirliğin ortaya çıkarılamayacağı belli olduğu için gelişmiş ülkelerdeki sürdürülebilirliklerle bütünleşebilecek kuvvetler ayırımı temeline dayanan denetim ve dengelerle sürdürülebilecek demokratik hukuk devletinin inşasını sahiplenebilecek siyaset ihtiyacının neden olduğu toplumsal baskı oluştu.

YEREL SEÇİMLERİN ORTAYA ÇIKARDIKLARI

Genel seçimlerden farklı olarak yaşamın sürdürülebilirliğiyle doğrudan ilişkili temsili konumlar yerel yönetim seçimlerinde belirleyici olduğu için yerel sürdürülebilirlikler gözetilmeye çalışılıyor.

Toplumsal gelişim ve değişim dinamikleri, yaşadığımız deneyimler ve birikimlerimiz çoğunlukçu sistemin aşılarak toplumun tamamını gelişime ve değişime katabilecek demokratik hukuk devletinin inşasının başarılmasını zorunlu hale getirdiğinden gelişimi ve değişimi demokratik kurumsal sürdürülebilirlikle temsil edip mücadeleler verebilecek yerel siyasi alternatifliklere ihtiyaç duyuluyor.

Çoğunlukçu sistemin aşılması için oluşan toplumsal baskının etkisiyle değişen ana muhalefet partisi üst yönetimi kurumsal sürdürülebilirliğe taşıyamadığı siyasi temsilini ve mücadelelerini 2019 yerel seçimlerinde ulaştığı yerel yönetimlerdeki kabul edilebilirlikler üzerinden başarıya taşımayı hedefliyor.

2019 Yerel seçimlerinde iktidara gelen ve başarılı bulunan yerel iktidarlar katlanılamaz hale gelen hayat şartlarına dayanılabilmesi için eşitlikçi dayanışma yaklaşımlarıyla, iktidarın engellemelerini ve baskılarını aşabilmek için ise demokratik, kapsayıcı yaklaşımları sahiplenmeye çalıştıklarından etkisizleştirilmeleri çok zor hale gelmiş durumda.

Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi toplumsal sorunların çözümünü perdelemeye çalışan ve ittifaka katılan siyasi partilere alan açmaktan kurtulamayan konuma sürüklendiğinden bütün enerjisini sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak için her şeyi araç haline getiren yaklaşımlara yönelmek zorunda kalıyor.

Vesayet sisteminin evrensel ve toplumsal bütün değerleri araç haline getirerek hayatın her alanını ve siyaseti kontrol eden yaklaşımlarının benzerleri çoğunlukçu sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak için de sergilenir hale geliyor.

İktidarın sürdürülebilirliği için iktidara eklemlenen siyasi partiler iktidardaki konumlarını kamusal güçlerden ve kaynaklardan yararlanmanın yanı sıra kendilerine siyasi alan açmak için de değerlendirdiklerinden iktidar içindeki dengeler korunamaz halde.

Çoğunlukçu sistemin kurgulanmasına katılarak veya destekleyerek ulaştığı standartlarını ve kazanımlarını korumak isteyenler ise vesayet dönemine benzer statikliğe ve edilgenliğe sürüklendiklerinden ne kendileri ne de ilişkili oldukları akademisyen ve entelektüelleri sistemin yanlışlarıyla ilgili tartışmalar yapamıyor ve öneriler geliştirmiyor.

Çoğunlukçu sistemin vesayet sisteminin yerini alarak o dönemin uygulamalarına benzerliklerle sürdürülmeye çalışılması, sisteme desteğin sürdürülebilmesi için vazgeçilmez dayanak olarak topluma sürekli tekrarlanan ana muhalefet zihniyetine karşı mücadele etmek yaklaşımlarını etkisizleştiriyor.

Sistemin sürdürülebilirliği için kamu gücünün ve kaynaklarının yerelde iktidarlara gelebilmek için baskı olarak kullanılması ise toplumsal muhalefetle bütünleşerek demokratik toplumsal dönüşümü sahiplenmeye çalışan ana muhalefetin alternatif hale gelmesine katkı sağlıyor.

Demokratik kurumsal dönüşümünü başaramamasına rağmen çoğunlukçu sistemin katlanılamaz hale getirdiği hayat şartlarını daha katlanılabilir hale getirmek ve daha demokratik hale taşıyabilmek için tartışmalara ve önerilere açık hale gelen ana muhalefet partisi tartışılabildiği ve öneriler geliştirilebildiği için demokrasiyi içselleştirmeye yakın siyaset konumuna yaklaşıyor.

Ana muhalefet partisi içerisindeki memnuniyetsizlikler ise seçkin bireylerin kendi konumları üzerinden yaptıkları eleştiriler düzeyindeki tekrarları haline geldiğinden katlanılamaz hale gelen hayat şartları nedeniyle etkisizleşiyor ve alternatif toplumsal birlikteliğin gözetilmesi öncelikli hale geliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Okçu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.