Kuldan utanmıyorsunuz, Allah’tan korkun bari!

Dün akşam televizyonda izlediğim bir haber yine canımı çok yaktı.

Özel bir bakım evinde çalışan ve insan olduklarından şüphe duyduğum mahlukların oraya sığınmış yaşlı insanlara haince davranışları, itip kakmaları, alay etmeleri gözlerimi yaşarttı.

Bu nasıl bir şey yani anlayamıyorum. Aklım almıyor. Ya, kuldan utanmıyorsunuz Allah’tan korkun bari diye haykırmak geldi içimden. Hayatı irdelemek, bu vahşetlerin nedenini bulmayı ummak, zor geliyor. 

Sonra vaz geçiyorum. Artık yaşadığımız hayatın kısacık bir imtihan dönemi olduğuna iyice inanıyorum. Yaşım ilerledikçe de bu inancım fazlasıyla artıyor. Geçirdiğim, yani ardımda bıraktığım yıllara şöyle bir göz atayım dediğimdeyse, bir an duraklıyorum her nedense. Çünkü su gibi akıp giden senelerin içine saklı anılar, sanki göz açıp kapayana dek geçen hikaye.

O günleri yaşayan ve söz  konusu olan ben miyim, bu  hikaye bana mı ait,  şaşırıyorum. Kendimi anlamaya başladığımdan  bu yana hikayemin baş  rolünü süsleyen birileri var yaşamımın sebebi, hayatımın mihenk taşı olan. Eksikliklerinin vereceği acıyı biliyor, şefkatlerini, başımı okşamalarını ve her  derdimi bölüşmelerini ömrüm bitene dek  arayacağımı hissediyor, sevgilerine eşdeğer sevgi  olabileceğine  inanmıyorum. Canını feda edecek derecede sevmek  ve sahiplenmek, başka kime  nasip olur ki?

Kim mi bunlar. Anam ve babam.

Yani kıymetli büyüklerim. Bu eşsiz değerlerin üzerine birçok ata sözü söylenmiş,  milyonlarca yazı, şiir, makale, kitap yazılmış. Adlarına günler, haftalar düzenlenmiş ve bu sayede  sevgi gösterilerine bir sürü    maskeli yüzün katılımı da  kolaylaşmış. Saygı azalmış,  sevgiyse tek taraflı kalmış. Hele de biz, dini, kültürü,  ananesi ana ve babaya hürmeti ve sadakati  emreden bir yapıya  sahipken, gördüklerimiz,  izlediklerimiz ve  hissettiklerimiz,   yüzümüzün kızarmasına en  büyük sebep. Ah, insanoğlu ah. Bu kısacık  hayatın tekerrürden ibaret  olduğunu bir türlü  anlayamadı. Dünyanın kimseye baki  kalamayacağını göremedi. Evet, hayatta bir daha asla sahip olamayacağımız değerlerin hiç ama hiç kıymetini bilemedik. İçinde bulunduğum görevim nedeniyle gördüğüm ve  esefle izlediğim büyüklere uygulanan onlarca insanlık dışı eziyetin sorumlusu olan  evlatlar veya bakım evlerindeki çalışanlar, nasıl  bir vicdana sahipler, asla  çözemiyorum. Eh, istisnalar vardır muhakkak, ancak  gerçeğe bakacak olursak,  büyük çoğunluk böyle ne yazık ki.  Ben babacığımla arkadaş gibiydim. Ve, eminim ki hayır duasını sıkça aldım. Ona rağmen içimden fışkıran “keşke” lere engel olamıyorum. Bu hislerim halen aynı tazeliği ile sürerken, bir  yaşlıya,  değerli bir büyüğe böyle davranılmasına dayanamıyorum. Onların kocaman yürekleriyle oynanması çok etkiliyor beni.

Adeta nasıl duygular içinde kıvrandıklarını gayet iyi anlayabiliyorum. Bakınız,   anne ve babaya yaklaşımın sınırı yoktur ki. Onlar biz kaç yaşında olursak olalım bizi küçük yavruları olarak  görmeyi ve bizlere kol  kanat olmayı en kutsal  vazife sayarlar. Bizim için endişelenir, bizim için uykusuz kalır ve bizim için  dualar eşliğinde ağlarlar. Allah geçinden versin ama  kimse dünyada kalıcı değil  biliyorsunuz. Yarın sizlerde aynı duruma  girdiğinizde. Bir bakım evine atılarak dövüldüğünüzde nasıl olsa  ana ve babalarınızı, size muhtaç kalanları çok daha iyi anlayacak ve o günlerde  yaptığınız  vicdansızlık, hakikatsizlik adına binlerce  kez pişmanlık duyacaksınız. İnanınız ki bir gün hepimiz kendimizle yüzleşecek,  hatta hesaplaşacağız. İşte o zaman utanacak, üzülecek, pişman olacaksınız. Ancak son pişmanlık ve utanç neye yarar ki.

Eğer bu yazımı okursanız bir gün mutlaka beni anacağınıza eminim. Ama terazi kefesinin hangi tarafı ağır basar bilemem. Mutlu ve ruh huzuru dolu tarafı mı, pişmanlıklarla dolu “KEŞKE” ler tarafı mı?  Kaçış yok. Mutlaka bir gün,  kendinizle yüzleştiğinizde, vereceksiniz bu sorunun doğru cevabını. O günse vicdan savaşının başladığı gündür.

Benden söylemesi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sevcan Tamer - Mesaj Gönder --- Okunma

# VAR, HER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Nefer - Ekonomik krizler bi şekilde aşılabilir ancak toplumda yok olma noktasına gelen Ahlak seviyesini yükseltmek için en az 2 kuşaklık zaman gerekir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Mart 22:57
02

Öktem Turan - Dünya tekerrürden ibaret Sevcan hanım. Onlar bizim en değerli varlıklarımız. Bu vicdansız insanlara yazıklar olsun. Bizde izledik. Bu sizin sesiniz hepimizin. İyikivarsınız. Sizi seviyoruz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Şubat 18:41
01

Gülden Ulaş - Canım sevcan hanım ne güzel yazmışsın. Sabah sabah ağlattın bizi. Allah bu vicdansızları islah etsin. Bir gün onlarda yaşarlar inşallah. Yürği güzel ablam.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Şubat 09:53