Bu kentten bir Karacan geçti

2018’in ilk günleri canım çok sıkkın. Ama anlatamıyorum kimseye… Abdullah Karacan 

telefon etti:    

-Adem’cim neden canın sıkkın?

-Abi onu nereden biliyorsunuz? Ben kimseye bir şey söylemedim ki…

-Yazıların değişti. Yazılarını her gün okuyorum; seçtiğin kelimeleri biliyorum. Senin canın sıkılmış, hele anlat bakalım.

Oturdu, dinledi.

Nereden bilelim aynı yılın sonuna doğru onu kaybedeceğimizi.

Bir yıl geçmiş ne çabuk…

Bu gün 12’si… Yarın tam bir yıl olacak. Bu kentte en sevdiğim isimlerden biri olan Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan’ı geçen yıl 13 Kasım’da kaybetmiştik.

***

Bir Salı günüydü…

Yapılacaklar listemdeki işlerden biri Abdullah ağabeyi aramaktı. Sabah kalkınca “Toplantı ve yazı telaşını atlattıktan sonra ararım” diye düşündüm. İşleri bitirip aramaya hazırlanırken o haber geldi:

-Abi, Abdullah Karacan’ı vurmuşlar.

İnanmadım, inanmak istemedim.

***

Kaybettiğimizi öğrendikten sonra şunları yazmıştım:

“Abdullah Karacan’ı ilk gençlik yıllarındaki günlerinden biliyorum. Biz çocukken onlar bölgenin delikanlılarıydı. Baç’ın o bıçkın delikanlısı Lastik İş’e genel başkan olduğunda sendikanın oturacak koltuğu bile icralıktı. Dün düşündüm, Lastik İş Sendikası kadar mülkü olan bir sendika var mı diye… Genel merkez, sosyal tesisler, otel…

Karacan inanılmaz işler yaptı.

Ama asıl inanılmaz işi, işçi haklarında gerçekleştirdi. Bugün lastik çalışanı Türkiye’nin en iyi koşullarına sahip işçisi ise bunu Karacan’ın gözü pekliğine, mücadelesine borçludur.

Daha da ötesinde Abdullah Başkan, 3 bine yakın evladımızın işe girmesine aracılık etmişti.

Öyle kelli felli adamların çocukları için değil, ayakkabı boyacısının oğlu, simit satıcısının yeğeni, emekli falancanın kızı için gücünü kullanmıştı.

O lastik işçisinin tam anlamıyla manevi babasıdır.”

***

Eşi Tülay Karacan, bir yıl hiç kimseye konuşmadı. 13 Kasım’da Abdullah Karacan için anma hazırlığını öğrenince Süriye’yi çağırdım, “İnsan Hikayelerine bu hafta Abdullah Başkan’ın eşini ve Lastik İş’in Genel Başkanı Alaaddin Sarı’yı konuk et”.

Süriye ne yaptı etti, Tülay hanımla konuştu.

İnsan Hikayeleri

’nde çok keyifli söyleşiler çıkıyor. Ancak en çok bu söyleşiyi sevdim.

Abdullah Ağabey özel sohbetlerimizde ailesine olan düşkünlüğünden sık sık söz ederdi. Tülay Karacan da konuşmasında ilginç notlar veriyor. Tülay Karacan, aralarında oluşan sevgi bağının çok güçlü olduğunu söylüyor: “Ben gün içinde şimdi beni Abdullah arar dediğimde bir bakardım beni arıyor. Biz birbirimizi düşünsek anında arardık” diyor.

Ve eşinin gözünden Abdullah Karacan:

“Sadece eşi ve çocuklarına değil bütün İzmit’e babalık yapan bir adamdı. Bunu fabrikayı aldığı insanlar ve etrafına sağladığı faydalardan herkes görebilir. Rüyalarımızda görüyoruz Allah’a şükür. Mutlu görüyorum. Mutlu görünce yattığı yerde rahattır diye düşünüyorum. Ölmüş olsa da manevi desteğini hala yanımda hissediyorum. Bazen çıkmazlara girdiğimde hala ona danışabiliyorum. Ya rüyamda ya da bir his olarak bana yol gösteriyor.

Çocuklarına çok düşkün bir babaydı. Kar yağdığında gece kalkar çocukları dışarı çıkartıp kartopu oynardı. Onların sevdiği şeyleri yapmak için canla başla mücadele ederdi. İşçi adına, evlatları adına canından olan bir adam. Kimse evliya değil, kimse günahsız değil. Eşimin de vardır muhakkak. Bu olay benim eşimi pirüpak cennete gönderdi.”

Dokunaklı değil mi?

***

Tabi İnsan Hikayeleri’nde Karacan’ın en yakın sendikal yol arkadaşı Alaaddin Sarı da konuştu. Onun anlattığı bir olayı ilk kez duydum. Rahmetli de anlatmamıştı. Ancak Karacan’ın sendikacılığını anlamak adına önemli.

Alaaddin Sarı şöyle anlatıyor:

“PharmaVision fabrikasında örgütlenmiştik. Bir gecede üyelerimiz istifa ettiğini duyduk. Sabah saat 06.00’da fabrikaya girip kapıyı zorla açtık. Zorla açtığımızda Abdullah abi ön taraftaydı. Biz de onun sağında ve solunda duruyorduk. Fabrikaya girdiğimizde bir güvenlik görevlisi “Gelmeyin, gelmeyin” deyip silahını çekti. Gözümüzün önünde tetiğe bastı ama silah patlamadı. Biz çok etkilendik. Hiç unutmadığım bir sahneydi. Bu olayı gören tüm işçiler, silahın üzerine yürüyen, böyle bir sendika başkanının olduğunu, işçisine sahip çıktığını görünce tekrar üye oldular. Ben bu sahneden çok etkilenmiştim.”

Etkilenmemek mümkün mü?

***

Abdullah Karacan hayat hikayesiyle bu kenti, sendikacılığı etkilemiş bir isim. Çok hizmet etmiş bir isim. Bu kentten bir Karacan geçti…

Mekanı Cennet olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adem Turgut - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.