IMF'ye değil, biz bize yeteriz...

Dün bu sütunda, korona virüs salgınının geleceğimizle ilgili yarattığı belirsizlik ve buhran üzerine ekonominin kurtuluşunu anlatan bir makale yazmışt...

Dün bu sütunda, korona virüs salgınının geleceğimizle ilgili yarattığı belirsizlik ve buhran üzerine ekonominin kurtuluşunu anlatan bir makale yazmıştım.

Dünyanın artık bundan 5 ay önceki dünya olmadığını, gelecekte yeni bir dünya düzeninin kurulacağını belirtmiş ve ekonominin kurtuluşunu analiz ederken, ülkemizin alacağı kararlar ve yapacağı üretim hamleleriyle nasıl bu sıkıntılardan kurtulacağına değinmiştim. Makaleyi uzun tuttum.

Makalenin ikinci bölümünü bugün yayınlıyorum…

Şimdi size başka bir dünya buhranından bahsedeceğim. 2008 dünya ekonomik krizinden…
Neden bu krizden bahsediyorum?
Sonuçları bakımından yardım kampanyasına benzer bir durum söz konusu da o yüzden…

Neydi 2008 ekonomik krizi?

Bir nevi bir soygun. Bankalar ve sigorta şirketleri üzerinden kurulan, kurgulanan bir titan. Bizim literatürümüze geçen ismiyle Mortgage(morgiç) krizi…
16 milyon insan evlerini kaybetti. Çadırlarda yaşamaya başladılar... On milyonlarca insan işlerini kaybetti. Dünyanın en büyük yatırım bankaları battı. Lehman brothers bunlardan biriydi...
Bankaları kurtarmak için Amerika Birleşik Devletleri 700 milyar dolar kurtarma paketi hazırladı… Kriz bütün Avrupa’ya sıçradı. Bu krizi daha iyi anlamanız için Amerikalı yapımcı Charles Ferguson çevirdiği Inside Job adlı belgeseli izlemenizi öneririm...
Belgeseli izlerken, gerçek sömürünün ne olduğu ve nasıl olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz…

2008 ekonomik krizini şöyle tanımlayabilirim… Bir takım kötü niyetli insanların inanılmaz garip yöntemlerle(türev ürünler) bankaların içini boşaltarak, bankaları batırması, ekonomik krize yol açması ve bunların sonunda cebine büyük paralar girmesi olarak tanımlayabiliriz.
Yani nevi bir dolandırıcılık!

Ekonomik balon diye adlandırabileceğimiz bu dolandırıcılık şöyle yapılıyor.

Siyasilerin ekonomi politikasını krizin çıkmasına sebep olan insanlara devretmesi ile “ev almak” için bir bankaya gidiyorsunuz, bankadan kredi alıyorsunuz.
Normalde kredi veren banka, krediyi geri ödemenizi bekler. Risk kredi veren bankanındır.
Fakat türev ürünler (menkul kıymetleşme) ile siz krediyi ödemezseniz bile krediyi veren banka sorumlu olmuyordu…
Eski sistemde bir ev sahibi, her ay evinin taksitini ödediğinde para ona krediyi veren bankaya giderdi.
Kredileri ödemek onlarca yıl sürdüğü için bankalar dikkatliydi…
Mortgage denilen yeni sistemde krediyi veren kuruluş, borcu yatırım bankasına satar.
Yatırım bankası binlerce ipoteği ve kredileri satın alıp buna araba, öğrenci kredileri ve kredi kartları da dâhildir. Teminatlı borç yükümlülüğü ya da diğer adıyla CDO adıyla karmaşık türev araçlarını yaratırdı…

Yatırım bankaları daha sonra bunları yatırımcılara (tefecilere) satarlar.
Artık ev sahipleri taksitlerini ödediklerinde para dünyanın her yerindeki yatırımcılara gider. Yatırım bankaları bu türev ürünleri değerlendirmek için kredi derecelendirme kuruluşlarına (moody fitch, standart and poors) para öderler.
Pek çoğu en iyi derece alır bir de bu türev ürünlerini sigorta şirketleri alır ve sigortalardı, onlarda para kazanırdı. Onların da bir sorumluluğu yoktu.
Patlamak üzere olan bir bomba.

Kredi veren bankalar borç alan kişinin geri ödeyip ödeyemeyeceğine aldırmıyordu.
Bu yüzden daha riskli krediler veriyorlardı. Yatırım, bankalarının da umurunda değildi.
Ne kadar türev ürün satarlarsa karları o kadar artıyordu.
Ve derecelendirme şirketleri ki, paralarını yatırım bankalarından alıyorlardı.
Türev ürünlere verdikleri puanlar yanlış çıkarsa hiçbir sorumluluk taşımıyorlardı.
Bu sistemde ne kadar risk alırsan o kadar çok kazanıyordun. Bir nevi kumar gibi.
Olan, evi satın alana oluyordu…
Bu balon, 2008 de patladı. Ortada gerçek bir gelir yoktu, sadece sistemin yarattığı bir para vardı…
Bankaların bütün nakitleri bitince bankalar iflas açıkladılar!
*
Bu düzeni kuranlar arasında biri vardır Henry Paulson…
Enteresan biridir…
Goldman Suchs yatırım bakasının başındadır. Balon sistemini yaratanlardan biridir. Ancak hiç hesapta yokken Amerika Birleşik Devletlerinin Maliye Bakanlığı’na getirilir.

Biz de bir söz vardır, “hırsız evin içindeyse kapı kilit tutmaz” derler…
Ona benzer bir şey...
Henry Paulson, batan bankaları kurtarmak için ki burada kendi bankası Goldman Sucs’da vardır. ABD’nin zengin küresel şirketlerinin sahiplerini bir toplantı odasında toplar
ve onlara şöyle der:
“Her şirket batan bankaları kurtarmak için yardım kapsamında bir meblağ taahhüt edip verecek. Buradan çıktığımızda makul bir rakamı toplamış olacağız. Eğer vermeyen olursa, bunu not ederiz…”

Her bir şirket sahibi toplantı bittiğinde hatırı sayılır bir parayı vererek kurtarma operasyonunun bir parçası olmak zorunda kalmış ve batan bankalar kurtarılmış.
Bu da bir yardım kampanyasıydı ama gönüllülük esasına dayanmıyordu.

*
Cumhurbaşkanımızın liderlik ettiği “Biz Bize Yeteriz Türkiye’m” yardım kampanyası gönüllülük esasına dayanıyor.
Bir zorlama yok.

Bu kampanyaya meclis, siyasi partiler, sendikalar, bürokrasi inanılmaz bir destek verdiler. Bürokrasi maaşlarını bağışlayarak katıldı kampanyaya…

Artık geliri olmayanlara kamu harcamaları kapsamında daha fazla maddi yardım yapılabilecek...
Valiliklerin kontrolünde sosyal yardımlaşma vakıflarının aracılığıyla yardımlar dağıtılacak.
En güzel tarafı denetime açık bir sistem...

Korona virüsün yarattığı bu salgının kısa zamanda kontrol altına alınmasını umuyorum.
Bunun kontrolü ise yine bizim kendi elimizde…
Açıklanan tedbirlere harfiyen uyarsak yaşanacak felaketin önüne geçmiş olacağız…

Açıklanan tedbirlere uymazsak, bu salgın yayılır ve bir dünya felaketi yaşanabilir.
Ekonomiler çökebilir.
Şimdiden 100 civarında ülke IMF’nin
kapısını çalarak borç alma kuyruğuna girdi…

IMF demek vesayet altına girmek demektir. 2001 Türkiye ekonomik krizinde IMF’ye gittik başımıza neler geldi…

Bize yaşattıkları ekonomik sıkıntıyı, acıyı hepimiz biliyoruz…
Bize 15 günde 15 kanun çıkartırdılar…
Şunları üretmeyeceksiniz, tarım yapmayacaksın, memurlara zam yapmayacaksın, şu fabrikaları kapatacaksınız gibi inanılmaz istekleri oldu…

İsteklerini yapmazsanız talep ettiğiniz yardımı, parayı alamazdınız…
“Denize düşen yılana sarılır” misaliydi bizin o dönemki halimiz…
Kabul etmek zorunda kaldık. Elimizi verdik kolumuzu kaptırdık…
2002 yılından sonra iktidara gelen AK Parti, IMF borçlarını kapattı ve IMF kapısını kapatmıştık… Şu işe bakın ki, sonraki yıllarda IMF Türkiye’den borç para istedi…

Korona virüs salgınından sonra şu ana kadar IMF’ye gitmeyen iki ülke var: Türkiye ve Rusya…
Aslında IMF’ye gitmediysek birkaç avantajımızın olduğu içindir…

İşte avantajlarımız…

* Bütçesi sağlam bir ülkeyiz. Ocak Şubat ve Mart sonu itibarıyla 14 milyar bütçe fazlamız var...

* Petrol fiyatları 58 dolardan 23 dolara geriledi ve enerji giderlerimiz azaldı…

* Faiz oranları 2019 yılında yüzde 24’e çıkmıştı. Başarılı bir para politikasıyla bugün yüzde 9’a indi. Bu borçlanmayı azaltacak ve yatırım ortamını iyileştiren bir başarı…

*Enflasyon yüzde 20’lerden yüzde 10’lara düştü…

* Kamunun dolar cinsinden borcu yüzde 20’lere geriledi. Özel sektörün döviz borcu ise uzun vadeli…

*Koalisyonların olmaması hızlı karar almada kolaylık getiriyor. Siyasette istikrar ve süreklilik piyasalara güven aşılıyor…

*Sanayiye verilen teşvikler ve yardımlar ekonomiyi canlı tutuyor…

*2018 yılında dolarda meydana gelen artışın sebebi yurtdışından siyasi operasyon kapsamında yapılan swap işlemleri dediğimiz “açığa döviz alım satım işlemleri” idi... Hükümet bu konuda doğru kararlar alarak swap işlemlerine sınırlama getirdi ve bunları borsa İstanbul üzerinden uygulamaya koydu. Şimdi döviz alacak kimse borsa İstanbul’a kaydoluyor.
İhtiyacını belgeliyor ve alıyor. İşlemler borsa İstanbul üzerinden olduğu için spekülasyon amaçlı döviz alım satımı yapanlar hemen tespit edilebiliyor. Bu da Hazine Bakanlığı’nın dövizi kontrol altında tutmasını sağlıyor.
Bugün dolar kurundaki yükselmenin sebebi ihracatı artırmak içindir.
Kontrollü yapılan bir işlem. Döviz aşırı yükseldiğinde merkez bankası piyasaya döviz satarak doları düşürüyor. Zaten kur 6,500 TL’ye geldiğinde dövizi olanlar bozdurup TL’ ye geçtiler. Çünkü operasyon yapılamayacağını biliyorlar.
Korona virüs salgınından sonra ekonomiye kafa yoruyorum…
Piyasayı yakından takip etmeye başladım…
Ekonomistleri dinliyorum…
Notlar alıyorum…
Gelecekte ülkemizin, birey olarak bizlerin durumu ne olacak diye düşünüyorum, okuyorum…

Şimdi size bir detaydan bahsetmek istiyorum… Yukarıda salgın dolayısıyla 100 civarı ülkenin IMF’den borç istediğini söylemiştim…
IMF’ye gitmenin ülkeleri nasıl vesayet altına aldığına dair örnekler vermek istiyorum.

IMF’ye müracaat eden 4 ülke seçtim…

VENEZÜELA: Salgın dolayısıyla IMF’den
5 milyar dolar istedi. Peki, IMF ne cevap verdi? Rusya ve Çin ile imzaladığın anlaşmayı bitir sana para vereyim dedi. Venezuela kabul etmedi… IMF başka bir teklifte bulundu. Sizde koltan madeni var, cep telefonları ve laptop üretimi için hayati öneme sahip bir madendir. Bu madenlerin işletim hakkını talep etti. Yine ülke kabul etmedi. Bir gün sonra ABD, Venezuela Başkanı Maduro hakkında tutuklama kararı çıkardı…

DEMOKRATİK KONGO CUMHURİYETİ: Salgın nedeniyle IMF’ den 2 milyar dolar istedi. Bu ülke kobalt madenlerinin yüzde 70’ine sahip bir ülke. Kobalt madenleri, elektrikli otomobillerin bataryalarının üretildiği maden. Peki, IMF ne dedi? Sana 2 milyar dolar veririm ama kobalt maden yataklarının işletme hakkının kontrolünü bize ver…

GANA: IMF’den salgın nedeniyle 2 milyar dolar istedi. Gana’da 2 yıl önce bulunan altın madeni yatakları var. IMF, bu altın yataklarının kontrolünü bizim kontrolümüze (bizim göstereceğimiz şirketlere) ver, vereyim dedi.

LESOTHO: Bu ülkeyi çoğu kimse bilmez. Afrika kıtasının güneyinde yer alan bir krallık. Ülke topraklarının tamamı Güney Afrika Cumhuriyeti topraklarıyla çevrili. Korona virüs salgını nedeniyle IMF’den 1 milyar dolar istedi. Bu ülkede yeni elmas yatakları bulundu. IMF ne cevap verdi biliyor musunuz? Bunların çıkarma haklarının kontrolünü bize ver, vereyim dedi…

IMF denilen sermaye canavarı bu işte…
90’lı yıllarda koalisyonlarla yönetildiğimiz dönemde IMF’ye çok gitmiştik…
IMF ne yaptı? Dünya’nın en zengin tarım toprağına sahip olduğumuzu bildiği için bize, tarımlar üretimleri durdurun, tarımsal ürünleri bizim istediğimiz ülkelerden satın alın demişti. O dönemin siyasi liderleri bunu kabul etti…
Bugün ülkemizde tarım bitmişse, bunun tohumları 90’lı yıllardaki hükümetlerin eseri…

2001 krizinde( Ecevit’in Başbakanlığındaki koalisyon Hükümeti) IMF bizim ekonomimizi vesayet altına almıştı. Borçtan tam 15 yılda kurtulabildik…
Bazıları IMF’ye gidin diye çığırtkanlık yapıyor ya bunun mutlaka arka planı var.

Bu halk, ekonomik özgürlüğünü hiçbir odağa vermeyecek kadar basiretli bir topluluktur…
Fakat salgının ekonomi üzerinde yarattığı baskı giderek küresel çapta artıyor.
Süre uzarsa dünyada ekonomik kriz kaçınılmaz gibi görünüyor.
Bu gibi durumlarda millet olarak birbirimize daha fazla kenetlenmeli ve yardım etmeliyiz. Çünkü biz bize fazlasıyla yeteriz.
Haydi, yardım kampanyasına destek olalım... Yardıma ihtiyacı olan kesimleri mutlu edelim…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam “Ulusa Sesleniş” konuşmasında tarımsal üretime vurgu yaptı…
Tarım Bakanlığı “Hibe Tohum” desteğini açıkladı…
Dünya öyle bir noktaya geldi ki, artık birilerinin dayatması olmayacak, her ülke üretmek zorunda ve halkını beslemek zorunda…
Bunu fırsata çevirip üretelim…
Bu vesileyle köye dönüşler artacak, köylerde tarımsal üretim yeniden başlayacak…

Kocaeli’nin tarım ovası Kandıra…
Tarımsal üretim burada şaha kalkmalı…
Kandıra Gıda OSB’nin ilimizde yapılması ne kadar isabetli olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyoruz…
Gelecekte Kocaeli gıdanın, tarımın merkezi olacak…
Birçok il, Gıda OSB projesini kendi illerinde yapılması için Ankara’da az mı siyasetçilerin kapısını çalmıştı…
Mehmet Başol, Kandıra Gıda OSB’nin ilimizde kalmasının baş mimarıdır…
Bir kez daha tebrik ediyorum…
“Biz Bize Yeteriz Türkiye’m”…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


MERT ASANSÖRLÜ EVDEN EVE NAKLİYAT

<p>TAŞINMADAN BİZİ ARAYIN<br />MERT ASANSÖRLÜ EVDEN EVE NAKLİYAT,<br />Tek Fiyat 550 TL<br /><br /></p>

Tel: 0 532 552 53 08 0 262 322 23 70

ÖN SAHA SATIŞ ELEMANI ARANIYOR

<p>AKARYAKIT LPG istasyonunda çalışacak ÖN SAHA SATIŞ ELEMANLARI aranıyor<br />Kullar-Başiskele<br /><br /></p>

Tel: 0 533 227 06 34

TECRÜBELİ DAMPERLİ TIR ŞOFÖRÜ ARANIYOR

<p><span style="color: #333333; font-family: Oxygen, 'Segoe UI', Verdana, Helvetica, sans-serif; background-color: #f0f0f0;">Hereke-İzmit arasında çal...

Tel:0 532 688 88 29

TECRÜBELİ AĞIR VASITA ŞOFÖRÜ ARANIYOR

<p>Beşeri ilişkileri kuvvetli konusunda uzman TECRÜBELİ AĞIR VASITA ŞOFÖRÜ aranmaktadır<br /><br /></p>

Tel: 0545 615 45 84

ELEKTRİK OTOMASYON PLC USTALARI ARANIYOR

<p>MH ELEKTROMEKANİK MÜHENDİSLİK Şirketimizde çalıştırılmak üzere tecrübeli ELEKTRİK OTOMASYONPLC USTALARI aranmaktadır. Tercih olarak İzmit merkez ve...

İletişim: 0262 270 00 08

GÜZDOLU BUHARLI OTO YIKAMA

<p>GÜZDOLU<br /> BUHARLI OTO YIKAMA</p> <p>-İç-Dış Yıkama</p> <p>-Koltuk Yıkama</p> <p>-Detaylı Temizlik</p> <p>-Far Parlatma</p> <p>-Dezenfekte...

Tel: 0545 442 00 41

A2 MOTOR EHLİYETLİ PAKET SERVİS ELEMANI ARANIYOR

<p>A2 MOTOR EHLİYETLİ PAKET SERVİS ELEMANI aranıyor<br />KUZİNE RESTORAN</p> <p></p>

Tel: 0533 795 78 16

ELEMAN ARANIYOR

<p><span>Kocaeli/ Hereke’de Liman işlerinde çalıştırılmak üzere gerekli belge ve ehliyetlere sahip, deneyimli EKSKAVATÖR OPERATÖRÜ, GEMİ VİNÇ OPERATÖR...

Tel: 0532 654 72 92

İÇ MİMAR ARANIYOR

<p>İÇ MİMAR ARANIYOR<br />Diksiyonu düzgün, yüzyüze iletişim yetenekleri kuvvetli, giyimine özen gösteren BAYAN ofis ve çizim programlarına hakim, mut...

Tel: 0262 325 35 32

TECRÜBELİ EMEkLİ SERVİS ŞOFÖRÜ ARANIYOR

<p><span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 8.5pt;">Bekirpaşa Yahyakaptan Yeşilova</span> bölgelerinden 16+1 minübüsle Gebze tarafına...

Tel: 0532 644 34 63 - 0543 412 30 35