Kamu bankaları sınıfı geçti, özel bankalar sınıfta kaldı!

Yıl 2001…
Türkiye’nin zor yılları.
Gazetecilik mesleğinde kariyer yapmak için öğretmenliği bıraktığım ve gazeteciliğe kendimi adadığım yıllar…
 Kendi kendimize yetmeğe çalıştığımız, âmâ enflasyonun yüzde 60 faiz oranlarının yüzde 70’ler olduğu işsizliğin tavan yaptığı yıllar…
*
Önce borsa suni bir şekilde yükseltildi. Türkiye’de herkes borsaya koşuyordu.
Kocaeli’ de yaşayan biri olarak bankaların borsa izleme salonlarının dolup taştığı sıradan insanların borsadan hisse alıp akşama kadar bir yatırımcı gibi borsanın yükselmesini beklediği yıllar emeklisinden işçisine kadar.
Demiryolu caddesinden başladığınızda bütün bankaların hınca hınç dolu olduğu umut yılları…
*

Medyanın politika belirlediği, hükümet kurduğu, mafyanın pek çok şeyi kontrol altında tuttuğu her gün televizyonlarda mafya savaşlarına ve kavgalarına şahit olduğumuz banka yöneticilerinin vurulduğu ve tehdit edildiği kör yıllar.

*

Sanayi kenti Kocaeli o yıllarda nasıldı?

Sanayi’nin başkentiydi.
Bütün Türkiye için üretiyordu. İnsanlar geleneksel yaşamlarına devam ediyorlardı.
Bir SEKA’mız kâğıt üretmeğe devam ediyordu. TÜPRAŞ’ımız, PETKİM’imiz, GÜBRE TAŞ’ımız, İGSAŞ’ımız devlet kontrolünde üretimlerine hız kesmeden devam ediyorlardı.
Kocaeli halkı üretim sürecinde işgücü olarak gereğini yapıyordu.
Bugün 50-60 yaş arasındakilere nereden emeklisin diye sorsanız; 4 şey duyarsınız.
“Seka, Tüpraş, Petkim, Gübretaş, İgsaş fabrikasında emekliyim” diye duyarsınız…
Gururla söylerler.
Bu fabrikalar annelerimiz ve babalarımızla kimlik bulmuştur...

*
Bir gazeteci olarak bugün kentte büyüklerimizle sohbet ettiğimizde kendilerini ifade ederken, gururla Seka’dan, Tüpraş’tan, Petkim’den, İgsaş’tan söz ederler…
O yıllardan bu yana bu kurumlarda çalışan veya emekli olanların kurduğu pek çok dernek, halen kentte yaşamlarına devam ediyor.
Bu fabrikalar Kocaeli’mizin simgeleriydi.
*

Kocaeli o yıllarda kentleşme ve şehirleşme açısından değişim yaşadığı yıllardı.

Yahya Kaptan Mahallesi uydu kenti yaşamımıza girmiş, yaşama biçimimize yeni bir kimlik katmıştı.
Yuvam Akarca Konutları, sosyal konut alanında yeni bir model olarak yaşamımıza girmiş, dar ve orta gelir grubunun adeta sığınağı olmuştu.
 Sportif anlamda Kocaelispor kentin sosyal zenginliğiydi. Aldığı kupalarla gururumuz oluyordu.

Çok fazla araç trafiğe girmemişti ama çok fazla yolumuzda yoktu aslında...

*

Özel sektör anlamında Sabancı ve Koç Grubu kentin lokomotifiydi…
Pek çok fabrikaları ile pek çok insana ekmek veriyorlardı, halen de veriyorlar.
Dünyanın en ünlü lastik fabrikaları, otomobil fabrikaları başka bir özel sektör zenginliğimizdi…

AVM kültürü bugün ki gibi zengin
değildi...

Fabrikaların tüketim kooperatifleri vardı.
İşçiler ihtiyaçlarını buradan karşılıyor.
Ay sonu maaşlarından kesiliyordu.
ÜPA gibi zincir market uygulamaları vardı. Sonra Real ve Carrefoursa geldi. Yıllarca hizmet verdiler ama tutunamadılar kapatmak zorunda kaldılar.

*

2001 yılına tekrar geri dönersek, hepimizin yaşamını etkileyen bir Türkiye ekonomik krizini yaşadık, 20 özel banka battı.
Dolar 300 TL’den 1.800 TL’ye çıktı.
Faizler 70’lerden yüzde
5000’e kadar yükseldi. Birden bire borsa çakıldı. Küçük borsa yatırımcısının paraları borsada battı!
Hepimiz çok şaşkındık!
Neler oluyordu anlam veremiyorduk.

Kocaeli’ deki pek çok esnafımız tüccarımız fabrika sahibi battı.
İflas etti.
Dövizle borçlanmış pek çok vatandaşımız bunalım sonucu intihar etti...
Ya da uzun yıllar borç ödemek zorunda kaldılar.
Kocaeli’ de pek çok fabrika işçi çıkarmak zorunda kaldı. Pek çok tanıdığım işsiz kaldığına şahit oldum…
Türkiye öyle bir döneme girmişti ki devlet gelirleri giderlerini karşılamıyordu.
Kamu Bankaları zarar ettiği için piyasayı fonlayamıyorlardı.
Sonuçta IMF’ye gitmek kaçınılmaz olmuştu. Çünkü 20 özel banka fona devredilmiş devlete zararları 60 milyar doları bulmuştu.
Devlet işçi-memur maaşlarını ödeyemez haldeydi…

IMF, Türkiye’ye 15 günde 15 yasa çıkarması halinde yardım edebileceğini taahhüt etti.   Bunlardan biri de kamu bankalarının süratle özelleştirilmesiydi…
*
Bunun için devlete 2003 yılına kadar süre veriliyordu...
Yani Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank özelleştirilerek özel sektöre devredilsin isteniyordu. Çünkü kamu bankaları zor durumdaydı…
Bunun sebebi kendileri değildi, basiretsiz siyasetçiler ve yöneticilerdi…
Bunu en çok dillendirenler başta IMF olmak üzere TÜSİAD, MÜSİAD gibi derecelendirme kuruluşları idi…   

*
Peki Kamu Bankalarımız hangileri?
İsimlerini, faaliyet alanlarını ve ne zaman kurulduklarına bakalım…
 
Ziraat Bankası, 1888’li yıllarda kuruldu. Faaliyet alanı tarımsal kredi sağlamak dışında her türlü her türlü bankacılık faaliyetlerinde bulunmak ve Merkez Bankası’nın şubelerinin bulunmadığı yerlerde bazı fonksiyonlarını yerine getirmek, yurt çapında devlet adına ödeme yapmak, vergi toplamak amacıyla kurulmuştu. 23 Mart 1916 tarihinde çıkartılan bir kanunla devlet bankası statüsüne kavuşturuldu…

*

Halk Bankası, 1938 yılında kuruldu…
Ülkenin küçük sanayi ve ticaret kredisi ihtiyacını karşılamak için kurulmuştu…
Türkiye Vakıflar Bankası, 1954 yılında kuruldu. Taşınır ve taşınmaz mal ve değerleri karşılığında kredi açmak, ortaklıklar kurmak veya kurulmuş olanlara iştirak etmek, gayrimenkul alıp satmak, her türlü bankacılık işlem ve hizmetler yapmak amacıyla kurulmuştu.

*
1980 askeri darbeden bir süre sonra sivil hükümet kurulması için seçim yapıldı. Turgut Özal, başbakan seçildi…
O tarihe kadar ülkenin gündeminde olmayan özelleştirme kavramı hayatımıza Özallı yıllardı girmişti…
Dünya Bankası’nda çalışmıştı. Dünya ekonomisine ve piyasasına hâkimdi…
Özal, özelleştirme yanlısıydı...
 TRT’de Necdet Calp ile yaptığı “köprüyü satarım, satamazsın’ tartışması” bugün hala hafızalarımızda…
Özelleştirme konusunda 2001 yılına kadar çok fazla mesafe katledilemedi…
Ecevit Başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin iktidarda olduğu 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz, Türkiye’nin yönünü değiştirmişti…

*
Kocaeli özelinde kriz yılları olmasına rağmen iki önemli fabrika kurulmuştu…
Birincisi, Gölcük’te kurulan Ford…
İkincisi, Başiskele bölgesinde Hayat Kimya’nın kurduğu Bingo fabrikası ve aynı dönemde Körfez ilçe sahilinde yapılan Evyap limanını sayabiliriz…
Bu yatırımlar, yerelde bize nefes aldırmıştı…
Ayrıca Real ve Carrefoursa Alışveriş Merkezleri işgücü istihdamı açısından başka bir zenginlikti…

*
2002 yılında yapılan genel seçimlerden sonra özelleştirmeler yaşamımıza fırtına gibi girdi…
Önce TELEKOM, sonra TÜPRAŞ, PETKİM,
İGSAŞ özelleştirildi…
SEKA kapatıldı.
Sonra Türkiye ekonomisinin güvenceleri olan kamu bankalarının özelleştirilmesi devreye alındı…
2002-2008 yılları bu tartışmalarla geçti… Sadece özelleştirilme yöntemi konusunda belirsizlik vardı. Hisse devri mi olsun halka arz mı olsun konu buydu…
Bu tartışmalar sürerken her yıl kamu bankaları kar açıklıyordu…
Verimlilikleri doğru yöntemlerle artmıştı…

2008’de dünya ekonomik krizi patladı...

İşte o zaman kamu bankalarının özelleştirilmelerinin nasıl yanlış bir politika olduğu anlaşıldı…
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “kriz teğet geçecek” demişti…
Evet, teğet geçmişti…
Ama Başbakana bu özgüveni veren güç, krizde kamu bankalarının sergilediği müthiş performans olmuştu…
Esnafa, tüccara, girişimciye, sanayiciye kamu bankaları ilaç olmuştu. İnanılmaz fonlar aktarılmış tıpkı bugünkü gibi herkesin dualarını ve takdirini almıştı…

Hükümet dersini almış, bu deneyimle kamu bankalarının özelleştirmesinden vazgeçmişti.

*
Peki, 2008 ekonomik krizinde ÖZEL BANKALAR nasıl sınav vermişti?

Resmen sınıfta kalmışlardı.
Tıpkı bugünkü gibi…
Krize hiç omuz vermediler. Hükümet özel bankalara kriz dönemlerinde güvenilmeyeceği gerçeğinden hareket etmiş, doğru karar almıştı…

2008 krizinden tam 12 yıl sonra bugün yine dünya krizi yaşıyor. 
Bugünkü krizin adı: KORONA VİRÜS…

Özelleştirmelere karşı değilim ama stratejik kurumların özelleştirilmesine karşıyım.
Kamu Bankaları derken, Kocaeli’ de yaşayan bir gazeteci olarak Merkez Bankası binamızı unutamam. Belki ihtiyaçtan çok daha büyük yapıldı, mevcut binanın yarısı yapıldığı tarihten bu yana boş ve atıl duruyor fakat ne zaman önünden geçsem göğsüm kabarıyor.
Dıştan baktığınızda belki beton yığını gibi görünüyor fakat farklı mimarisi var. İçine girdiğinizde tarihi tasarım ve devlet ciddiyetini görebiliyorsunuz.

Türkiye’ de bağımsız bir MERKEZ BANKA’MIZ var. Bir şubesi de ilimizde var.
İlimizdeki bu bina bana hep bağımsızlığımızı simgeliyor…

Amerika’nın da bir Merkez Bankası var.
Adı FED. Ancak bu bankası Amerika’nın 10 zengin ailesi yönetiyor…
Sistem FED’ in vesayeti altında…  

Virüsle başlayan süreç bütün dünyayı 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük ekonomik felakete doğru sürüklüyor…

Bu süreçte kamu bankalarımız yine başrollerde…
Ülkemizde korona virüsten ekonomik olarak etkilenen tüm piyasaya Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank, ellerinden gelenin fazlasını yaptılar…
Çok güçlü yapı sergilediler.
Esnafa, tüccara, fakir fukaraya 200 milyarlık fon aktardılar.

O yüzden İMF belasına gitmedik…
Korona virüs krizi nedeniyle Kocaeli’ de pek çok fabrika işçisini ücretsiz izine çıkardı veya üretimi durdurdu.
Ama kamu bankaları ücretsiz izne çıkanlara bile karşılıksız para aktarıyor…
İşte KEYNES(durgunluk dönemlerinde, üretime kaynak yaratma modeli) iktisat modelinin zaferi…
Üç Kamu Bankası, evinde ekmeği olmayanlara kredi imkânı sağlıyor.

Üç Kamu Bankası korona virüs salgınından işini, aşını kaybeden müşterilerine ilk günde yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Temel ihtiyaçlarını uygun şartlarda finanse edebilmeleri amacıyla Bireysel Müşterilerimiz 10 bin TL’ye kadar, 6 ayı ödemesiz dönemli, 36 aya kadar vadeli, aylık eşit taksitli kredi kullanabilecektir. Müşteriler, Ziraat Bankası, Halkbank ya da Vakıf Bankası’na müracaat edebilir…” 
İşte sosyal devlet olmanın önemi…
İşte Biz Bize Yeteriz ’in sonuçları…

*
Peki,  korona virüsten kaynaklanan
krizde ÖZEL BANKALAR nasıl sınav verdiler?

Bana göre tamamı sınıfta kaldılar…
Onların davranışlarını ibretle izliyoruz…
Evet, özel bankaların kar amaçlı kurulduklarını bir kez daha öğrendik…
Krizin en ağır sürecinde bile borçlu müşterilerini köşeye sıkıştırmaktan asla geri kalmadılar…
Kredi taksitini geciktiren müşterisini yangından mal kaçırır gibi icra bile gönderdiler…
 
Sormak gerdek; ülkemiz bir ekonomik kurtuluş savaşı verirken onlarca dar gelirli zor durumdayken, sizler sorumluluk almayacaksanız kim alacak?
Para ile vicdan arasına sıkışmış olmanızı ve parayı ve karı tercih ediyor oluşunuzu ibretle karşılandı.
Bu yaklaşımlarıyla da zaten Cumhurbaşkanından gereken uyarıyı da aldılar…
Tüm özel bankalar, kara listeye isimleri yazıldı…

Bir özel bankanın en karlı olduğu durum nedir biliyor musunuz?
Faiz oranlarının en yüksek olduğu durumdur. Toplumda faiz oranları düşerse kredi tabana yayılır algısı yanlış bir algıdır…
İhtiyatlı duruşu sergileyen özel bankalar faiz oranlarını düşürme konusunda nasıl cimri davrandıklarını biliyoruz, virüs salgının da ekonomik aktörlerin taleplerini karşılama da milim hareket etmediklerine şahidiz…

2019 yılında Türkiye’ de politika faiz oranları yüzde 24’tü, özel bankalar müthiş paralar kazandı.
Çünkü binlerce müşterisi olacaklarına bir tek müşteri olan devlet onlara yetiyordu…
Yüksek faizlerden devlet hazine bonosu ve tahvili alıyorlar…
Devlete para satıyorlardı. Özel bankaların geçen yılkı bilançolarına bakın en karlı yılları olduğunu göreceksiniz.
 
Bu yazıyı yazmadan bir gün önce piyasa faizi yüzde 9,64’ e gerilemişti.
Bu ülke vatandaşımız için iyi bir şey çünkü her bir puanlık faiz artışının devlete maliyeti
1 milyar doların üzerinde…
Peki, bu paralar nereye gidiyor?
Devlete para satan özel bankalara gidiyor…
*
Herkesin bir ölçme değerlendirme sistemi var…

Halkımız çok fazla feraset sahibidir…
Bu halka bedel ödetenlere halkımız mutlaka bedel ödetecektir.
Artık tasarruflarını hangi bankalarda değerlendireceklerine dair bir vicdan muhasebesi yapacaklardır…

Emekli maaşımı da zaten Ziraat Bankası’ndan alıyorum…
Kamu Bankaları iyi ki varlar…
Yaşadığımız kriz süreçlerinde kamu bankalarımız olmasaydı bu ülkenin ekonomisi çökerdi…
Hep garibanın fukaranın yanında sağlam bir dost olarak hatırlanacaksınız…
Tarih yazıyorsunuz…
Makalemi bitirirken politikacılarımıza seslenmek istiyorum.
Stratejik kurumlarımızı özelleştirmeden önce 10 defa düşünün…
Düşünmeden hareket ederseniz, ülkenin bağımsızlığını ipotek altına almış olursunuz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


TEKNİK RESSAM ARANIYOR

Üniversite ve yüksekokul  ilgili bölümlerinden mezun imalatta deneyimli TEKNİK RESSAM 25/45 yaş arası, B sınıfı ehliyetli aktif araç kullanabilen,...

GARSON VE KOMİLER ARANIYOR

Gölkay Doğa Park'ta çalışmak üzere GARSON VE KOMİLER aranmaktadır. Tel: 0541 923 53 37

AY KÖŞE UNLU MAMÜLLERİNE ELEMANLAR ALINACAK

HAMURKARLAR, HAMURKAR YARDIMCILARI, PİŞRİCİLER, GARSONLAR ve KOMİLER alınacaktır. Ayköşe Unlu Mamulleri  Tel.:0532 252 30 55

KAMYON ŞOFÖRÜ VE JCB OPERATÖRÜ ARANIYOR

MUNZUROĞLU HARFİYAT İzmit’te alt yapıda çalışacak KAMYON ŞOFÖRÜ ve JCB OPERATÖRÜ Alınacaktır. Emeklide olabilir. Tel: 0 532 280 24 09-0 536 51 56...

ELEMANLAR ALINACAKTIR

ELEMANLAR ARANIYOR Askerlik ile ilişiği olmayan;18-40 yaş arası, emekli olmayan ,*FORKLİFT OPERATÖRÜ(Kamyon ehliyetli tercihli) *ÜRETİM ELEMANI  ...

REYON SORUMLUSU VE KASİYERLER ARANIYOR

AZKAR LTD.ŞTİ.'ne BAY REYON SOTUMLUSU ve KASİYERLER alınacaktır. Tel: Yusuf Bey-0530 396 06 41

MOTO KURYE ARANIYOR

İzmit Little Caesars franchise şubemizde çalıştırılmak üzere,A2 motor ehliyeti olan MOTO KURYE arıyoruz.Maaş+SSK+Yemek+Paket başı primTel: 0541 305 80...

KOCAELİ KAYA ELEKTROMEKANİK PERSONELLER ARIYOR

KOCAELİ KAYA ELEKTROMEKANİK Bünyemizde çalışmak üzere CNC (ABKANT)BÜKÜM OPERATÖRÜ CNC PUNCH OPERATÖRÜ OTOMOTİV MEKANİK TEKNİSYENİ MOTOSİKLET BAKI...

HİDROLİK PNOMATİK, MEKANİK BAKIM, HAVALANDIRMACILAR ARANMAKTADIR

Firmamızda çalıştırılmak üzereHİDROLİK PNOMATİK, MEKANİK BAKIM, HAVALANDIRMACILAR, aranmaktadırTel: 0541 686 21 96

ÇİFTLİKTE ÇALIŞACAK AİLE ARANIYOR

Kandıra çiftlikte çalışabilecek, yatılı evli çift eleman aranmaktayız. Şartlar yüz yüze konuşulacaktır. Aşağıdaki iletişim bilgilerinden bize ulaşabil...