65 yaşındaki büyüklerimiz kişisel mücadelesini veriyor…

50’li yaşın başında biri olarak bu yıllara neler sığdırdık. Yaşam denilen ödülde ömrümüz sınavlarla dolu geçti…
1968- 80 arasında 10-12 yaşında biri
olarak terör olayları içinde geçen bir ergenlik yılları…
1980 darbesini yaşadım…
1999 yılında yaşanan Gölcük Depremi yaşamımdan sanki yıllarımı alıp götürdü. Büyük dramlara şahitlik etti bu gözler…
15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe kalkışması girişimine tanık oldum. 250 şehit verdik.
2020 yılı korona virüs salgını. Bir ayda binden fazla vatandaşımızı kaybettik.
Dünya ülkeleri salgını kontrol altına alabilmek için uğraşıyorlar…
Şimdilik 100 bin kişi dünyamızdan uçup gitti. Bu sayı daha da yükselecek…
Her zaman söylerim, “insan yaşamı pamuk ipliğine tutuşturulmuş bir hediye” diye

Yaşamımıza teknolojinin girmesiyle cep telefonları ve internet yoluyla bağımlılık denilen hastalığa yakalandık…
 
Bizleri fazlasıyla yalnızlaştıran, sevdiklerimizle iletişimimizi sınırlayan, aileleri bireyleştiren salgın kadar önemli bir hastalık, salgından en çok etkilenen kesim daha çok 65 yaş üstü insanlar.
Yani bizim geçmişimiz, hafızamız canlarımız.

Bir nesil yok oluyor.

Bizleri büyüten kimlik veren analarımız babalarımız. Bizleri büyütmek eğitmek iyi bir insan markası haline getirmek için az mı çaba harcadılar.
Bir virüsle yaşamlarını kaybetmelerini hak etmiyorlar…
Çünkü biraz daha yaşama ödülünü fazlasıyla hak etmişlerdi. Bizler için ne zorluklara katlanmış. Acılar çekmişlerdi.

65 yaş ve üstü vatandaşlarımızı virüsün tehlikelerinden korumak için sokağa çıkma yasağı getirildi.

Doğru bir karardı…
Artık onları kaybetmek istemiyoruz.
Herkesin annesi babası benim de annem babam, hepsinin ellerinden öpüyorum. Biliyorum sokağa çıkamamak sizleri üzüyor. Ancak biraz sabır.
Bu günler de geçecek.
Hem sizler bu duruma alışık güçlü delikanlılar ve hanımefendilersiniz.
Çünkü siz 40 yıl önce yani 1980 darbesinde 25 yaş veya biraz üzerinde gençlerdiniz…
Darbe sonrası çok fazla sokağa çıkma yasağı uygulandı...
Gençliğinizin en güzel yıllarında kişisel özgürlükleriniz kısıtlandı. Zaman şartlar daha zordu, bugünkü gibi iletişim araçları yoktu, ulaşım araçları çok değildi, aile dediğimiz ve birebirimizi sarmaladığımız güvenli bir bölgede yaşıyorduk ve yüz yüze iletişim içindeydik…

Amacım, bu günlerde sizleri biraz geriye götürmek ve hatıraları tazeleyerek evde kapalı kaldığınız zamana biraz renk katmak…

Peki, dostlarım şöyle bir yıl öncesine doğru gidip bir zaman tüneline girelim…
Kafamızı teknolojiye bilgisayarlara cep telefonlarına gömmediğimiz yıllara…

Daha mı sıkıcıydı o yıllar?
Daha mı renksizdi hayatımız ceplerimize renkli ekranlar girmeden önce…

Tam tersiydi aslında…
Hiç sıkılmazdık o yıllarda.
Çünkü çok kitap okurduk. Birbirimizle dertleşir şakalaşır, komşuluk eder, yalnız kalmazdık. Eğlencemiz evimizde televizyonun, bilgisayarın karşısında masamızın başında değil, sokaklardaydı.
Maçlara gider veya sokak aralarında maçlar yapardık. Bahçe sinemalarımız birbirinden duygusal, birbirinden eğlenceli filmlerimiz, eleştiren güldüren, dünyamızı aydınlatan tiyatro oyunlarımız, kabarelerimiz vardı.

İnternetimiz hatta doğru dürüst telefonumuz bile yoktu.
Haberleşemezdik şimdiki kadar, herkesle merhabalaşamazdık. Daha az insan tanır. Ama tanıdıklarımızın kıymetini daha çok bilirdik.
Aşklar, sevgi bir başkaydı...
Şiirler okur kasetler doldurturduk sevdiklerimize...
Çabalardık, mutluluk için sonuna kadar giderdik. Ve zaman ayırırdık ailemize ve sevdiklerimize. Çünkü zamanımızı bölük pörçük eden teknoloji henüz yoktu hayatımızda.
Tek kanallı televizyonumuz bütün gün açık değildi mesela.
Birlikte uyur, birlikte uyanırdık, cep telefonlarımız değil, sevdiklerimizin elleri vardı avuçlarımızda.
Yüzümüze vuran ışık teknolojinin ışığı değil, hayallerimizin ışığıydı en fazla.
Hiç sıkılmazdık. Zamanımız çoktu ama sizler ve bizler o zamanı şimdiki gibi yüzeysel değil derinlemesine yaşardık.
Hayatı severek ve hissederek. Belki de bu yüzden daha çok ve renkli anılar var dimağımızda o yıllardan kalan…

*
Salgın dolayısıyla evlerinize hapsoldunuz.

Biliyorum sıkılıyorsunuz. Aslında bunu fırsata çevirebilirsiniz. Eşinizle sevdiklerinizle o yıllara yüzünüzü dönüp daha güzel zaman geçirebilirsiniz.
65 yaş üstü ilk defa bu kadar uzun zaman birbirleriyle zaman geçiriyorlar.

Vakit bulamadığınız ertelediğiniz şeyleri yapmaya ne dersiniz…
 
Mesela birbirinizle daha fazla sohbet etmeye ne dersiniz.
Hatırlıyormuşsunuz eskiden evlerimizde sobalarımızın başına toplanır, sohbet ederdik. Hatırlayacaksınız her gece sıcak sobanın üzerine kestaneler, palamutlar koyar pişirirdik, sobanın alt tarafına közlerin üzerine patatesler koyar onları kumpir haline getirir yerdik. Sobaların üzerinde sıcak ıhlamur demlikleri eksik olmazdı.
Geç saatlere kadar koyu sohbetlerinizi hatırlamaya ne dersiniz?

Mesela akrabalar birbirlerini özlediklerinde ziyaretler yaparlardı.
Ailemiz kalabalıklaşır zenginleşirdi. Kuzenlerimizle özlem giderir. Oyunlar oynardık. Teyzeler halalar çok kıymetliydi. Onlara sevgimizi sunardık. Sık sık elektriklerimiz kesilse de mum ışığında ya da fitilli gaz lambalarının aydınlığında iletişimimizi sürdürür sizler büyüklerinizin gölgesinde hikâyeler dinler halk türküleri söylerdiniz. Hatırladınız mı o yılları? O yıllara dönün hatıralarınızı tazeleyin…

 Âşık olduğunuz ve sevdiğinizle beraber etrafı kolaçan ederek gittiğiniz pastaneyi hatırlayın. Kilim pastanesini, saray pastanesini aslı pastanesini hatırladınız mı?
Birbirinizin elini ilk tutuğunuz anı...
Bu günkü gibi içecekler yoktu ama sevdiğinize bir limonata ikram ettiğiniz, bir keşkül yediğiniz yerleri. Evlenmek için birlikte yaptığınız planları…
Yıllara dönün, bugün yine birbirinizin elini sıkıca tutun ve sevginizi sunun. O günleri birbirinize anlatın...  

Evde mutlaka o yıllara ait bir fotoğraf albümü vardır. Onlara bakın. Ne kadar güzel bir kız olduğunuzu ya da ne kadar yakışıklı bir delikanlı olduğunuzu görün.
İspanyol paça pantolon ve İtalyan yaka gömlek omuzunuza kadar uzamış saçlarınızla bir delikanlı olarak çektirdiğiniz fotoğraflarınıza odaklanın…
Teyzelerim o günlerde topuz saçlarıyla, bohem elbiselerinizle, apartman topuk ayakkabılarınızla çektirdiğiniz fotoğraflarınıza birlikte bakın. Zamanın nasıl geçtiğinizi anlamayacaksınız.
İlk gelinlik giydiğiniz anı hatırlayın hatta gelinliğiniz gardırobunuzdaysa onu giyin ve eşinizle hatıra fotoğrafı çekin…

Hatırlıyor musunuz eskiden her evde bir pikap vardı…
Sevdiğiniz sanatçılarınızın plaklarını koyar dinlerdik kimler yoktu ki Zeki Müren’ler Emel Sayın’lar, Nuri Sesigüzel’ler, Neşet Ertaş’lar, İlhan İrem’ler İskender Doğan’lar, Safiye Ayla’lar…
İnternetten onları bulun, sevdiklerinizle dinleyin, hiç pişman olmayacaksınız…
Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile… Beklemenin sizler için bir nimet olduğunu anlayacaksınız. Ve bolca okuyun…

*

Okul yıllarınıza dönün…
Okul arkadaşlarınızı hatırlamaya çalışın. Beslenme çantalarınız yoktu…
Ama annelerinizin yarım ekmeğin içine koyduğu zeytin ve peynirlerle dünyanın en güzel menülerinden daha güzel menüye sahip olduğunuzu hissettiğiniz o anlara…
Yamalı lastik pantolonlarınızla, siyah önlüklerinizle yaşadığınız pek çok anıya geri dönün…
Yeteri kadar kitap ve kırtasiyenin olmadığı
ama başarmak için çok fazla azmin olduğu o yılları…  

Çocuklarınızı büyüttüğünüz yılları hatırlayın…

Okumaları için verdiğiniz çabalar, yemeyip içmeyip varınızı yoğunuzu çocuklarınız için harcadığınız o yıllara…
Sadece topluma faydalı insanlar olmaları için verdiğiniz mücadeleleri hatırlayın…

Bugün hayatta kalmak, salgına yakalanmamak için kişisel kurtuluş savaşınızı veriyorsunuz.

Zor zamanlardan geçiyoruz…

Bu virüsü ortaya çıkaranların amacı toplumların hafızası olan yaşlı nüfusu yok ederek dijital bağımlı ve tüketici bir nesil ortaya çıkararak modern köleler oluşturmak…

Amaçları kötülükleriyle tanrıyı kıyamete zorlamak olan kendilerini tanrıdan üstün gören bir takım servet sahibi sapkınların stratejilerine kurban olmayacağız. Hesabı olanların hesabının üstünde Allah’ın da bir hesabı var… 

*

Sizlere bir örnek vereyim…

David Rockfeller adını duymayan veya bilmeyen yoktur…
Amerikalı ünlü işadamı…
Dünyanın en zengin adamı olarak biliyoruz…
1915 yılında Amerika’da doğdu.
Amerika İç Savaşında ismini savaş gelirleriyle duyurdu. Zenginliği hızla büyüdü.
Petrol gelirleriyle elde ettiği mirasla büyüdü. Şirketler, Bankalar kurdu.
Sahibi olduğu şirketler, yönettiği ve yardım ettiği fonlar, sivil organizasyonlar dernekler dünyanın dört bir tarafına yayıldı.
Halen Amerika’nın en zengin ailesi olarak biliniyor. 
David Rockfeller bir gün doktorunu çağırdı, ona sordu…
Ben ne kadar yaşarım doktor analizleri sonucu 128 yaşına kadar yasayabileceğini söyledi. David Rocfeller, Özgürlük Heykelinin bulunduğu yerde denizin altına yaptırdığı büyük tünellerle çevrili çok geniş ve lüks bir alanda yaşıyordu.
Üç kalp, iki akciğer ve sayısız başka ameliyatlar geçirmişti. Dünyanın en varlıklı, zengin işadamıydı.
20 Mart 2017 yılında kronik kalp yetmezliğinden denizin altındaki sarayında 101 yaşında hayatını kaybetti…
Bu hayat kimseye kalmıyor. Önemli olan insan gibi yaşayıp adam gibi ölebilmek…

*

Korona virüs salgınıyla birlikte 60 ve 65 yaşında bulunan dedelerimize, amcalarımızı eve kapattık…
İlk önce salgının sorumlusu olarak görüldüler…
Böyle bir algı yaratıldı…
Onları hor gören, dalga geçen, onursuzca davranan bazı kendini bilmez sözde gençlerin davranışlarına tanık olduk…
Yaşlılarımıza gösterilen bu saygısızlık karşısında utandık…

Salgının yayıcıları değil, salgından etkilenmesinler diye sokağa çıkma yasağı önce yaşlılarımız için alındı…
Aslında doğru bir karar…
Büyüklerimize seslenmek istiyorum…
Sokağa çıkma yasağından dolayı evde çaresiz oturuyorsunuz.
Sağlığınızı korumak için bunu yapıyorsunuz. Çok tehlikeli bir korona virüs salgınıyla karşı karşıyayız.
Sizin yaşınızda birine virüs bulaşınca hücre yoluyla akciğerlerinize girip sizi nefessiz ve çaresiz bırakabiliyor ve öldürüyor…

Sizden sabır dilemenizi bekliyoruz.
Bu günlerde geçecek ve çaresizliğiniz yerini mutluğa bırakacak.
Hasret kaldığınız çocuklarınızla, torunlarınıza yeniden kavuşacak, sarılacak, koklayacak ve doyasıya öpeceksiniz…
 
Size çaresizliği başarıya ve mutluluğa dönüştüren bir adamın gerçek yaşam hikâyesini anlatarak makalemi sonlandırmak istiyorum…
Hayatı çaresizliklerle dolu bir adamın öyküsü bu…
7 yaşındayken babasını kaybetti. Yetim kaldı.  Zaten içine kapanık biri olarak yaşamaya ve oradan oraya sürüklenmeye başladı.
8 yaşında okuldan alınıp köyde yaşamaya başladı. Zamanını tarlalarda geçirdi.10 yaşında, yüzü kanlar içinde kalacak şekilde yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. Sinirden ve korkudan 3 gün evinden çıkamadı. 17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı…
24 yaşında tutuklandı. Günlerce sorguya çekildi. İki ay bir hücrede tek başına hapis yattı. 25 yaşında sürgüne gönderildi. 27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı, kendisinin üyesi bulunduğu derneğin kahraman ilan edilirken, kendisi önemsenmiyordu.
Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken o kalabalıklar arasında yalnız başına olanları izliyordu.
30 yaşında amiri onu kendinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı.
Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı.
Aylarca boş kaldı. 37 yaşında böbrek hastalığından Viyana’da iki ay hasta ve yalnız yattı. 38 yaşında savunma bakanı tarafından görevinden atıldı.
38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek elbisesi yoktu. Başkasından ödünç aldığı bir redingot takım elbise aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı.
38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı. 38 yaşında en yakın 5 arkadaşından üçü onu kongrede üye olmaması için oy kullandı. 39 yaşında idam cezasına çarptırıldı. Sonra ne mi oldu?
42 yaşında Türkiye cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı oldu.
Dinlediğiniz öykü büyük lider MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’E ait…
Şimdi düşünün…
Sizin başarılı olmanızı engelleyen ama Mustafa Kemal Atatürk’ün karşısına çıkmamış bir engel var mı?
*
Biraz sabırla, salgınla ilgili sorunlarımızı çözecek ve başarılı olacağız. Artık evlerinizde oturmak zorunda kalmayacaksınız. Biraz sabır...
Gençlik ve sağlık bize verilmiş en büyük hediye…
Onu korumak için Mustafa Kemal Atatürk gibi mücadele edelim...
Siz bu güzel toplumun ve gelecekteki toplumumuzun DNA’sısınız…
Sizinle bu toplum, bu topraklar anlam kazanıyor…
Yakın zamanda yine parklarda oturacak sohbetler edeceksiniz…
Sağlığınız için şimdilik evde kalalım…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


DEVREN SATILIK BÜFE

DEVREN SATILIK BÜFE Merkez'de cirosu ve lokasyonu güzel Şehir değişikliği sebebiyle devren satılıktır Ciddi alacak olanlar arasın

Tel: 0542 474 18 15

TIR VE KAMYON ŞOFÖRLERİ ARANIYOR

Körfez, Derince, İzmit çevresinde ikamet eden SRC5 sahibi tecrübeli TIR VE KAMYON ŞOFÖRLERİ alınacaktır. Görüşmeler derince garajımızda yapılacaktır...

İrtibat: 0532 131 30 10TI

DOĞALGAZ KAYNAK USTASI ARANIYOR

Barış-er Doğalgaz bünyesinde çalışacak DOĞALGAZ KAYNAK USTASI alınacaktır.

Tlf: 05376009953 05551870187

ELEMANLAR ARANIYOR

ELEMANLAR ARANIYOR Askerlik ile işiği olmayan *ÜRETİM PERSONELİ (Bay) (ilkokul-ortaokul-Lise-EML Lisesi mezunu) *TEMİZLİK-HİZMET PERSONELİ (Bay)...

Tel: 325 09 99

MOTORLU KURYE ARANIYOR

Derince KİPA Burger King ve Outlet Center Burger King'de çalışacak A2 ehliyetli motorlu kuryeler aranmaktadır

Tel: 0533 262 00 00 0541 649 84 71

EMİRHAN NAKLİYAT

EMİRHAN EVDEN EVE NAKLİYAT ŞOK KAMPANYA 200 TL 'den başlayan fiyatlarla Merkez-Derince

Tel: 0533 261 45 90 0 262 223 41 90

GAZ ALTI KAYNAKÇILAR ARANIYOR

Şirketimizin bünyesinde çalıştırılmak üzere profil kaynağı yapabilecek 2. SINIF GAZ ALTI KAYNAKÇILARINA İHTİYAÇ vadır. Servis: Körfez Eşme arasında...

Bu şart da uygun elemanların ayrıntılı bilgi için şirket hattımız olan 0532 382 99 49 veya 0262 527 75 17 nolu telefon numaralarından bilgi edinebilirsiniz.

BORÇEL MÜHENDİSLİK ELEMAN ARIYOR

BORÇEL MÜHENDİSLİK LTD.ŞTİ. Taahhüt ve Bakım işleri yapan firmamız için, -MALİ MÜŞAVİR -MAKİNE MÜHENDİSİ -Teknik Meslek Yüksek Okulu tecrü...

Tel: 05419307753

DEVREN SATILIK BAY-BAYAN KUAFÖR SALONU

Yahyakaptan ALİGÜR Bay-Bayan kuaför salonumu yurtdışına çıkacağım için devir ediyorum. Devren Satılıktır

Tel.0538 288 11 68

MATEMATİK, GEOMETRİ VE FİZİK DERSLERİ VERİLİR

ÖZEL DERS HER SEVİYEDE LİSELERE HAZIRLIK ÜNİVERSİTE HAZIRLIK MATEMATİK GEOMETRİ FİZİK DERSLERİ VERİLİR

0 549 748 75 29