Çarpık başarı kültürü ve Davutoğlu’nun yüzde 49 iddiası…

Geçen gün bu sütunda; korona virüs salgını ortaya çıktıktan sonra hayatımızın değiştiğini, yeni hayatlara alıştırıldığımızı yazmıştı…
Öyle ki bu süreç bizlere bol zaman da yarattı…
Alınan önlemler ve tedbirler kapsamında çalışma hayatımız kısıtlandı…
Haftanın bir bölümünde çalışıyor diğer bölümünde ise izole olmak için evden çıkmıyoruz…

Evde kaldığım süreçler bana daha farklı bir ‘zamanı değerlendirme’ alanı yarattı…
Daha çok okuma, daha çok araştırma yapma ve daha çok muhakeme yapma gibi…

Dikkatli okuyucularım fark edecektir…
Evde kaldığım süreçlerde yazdığım makalenin tadının çok daha farklı olduğunu anlayacaktır…

Yereldeki kısır çekişmelerden sıyrılıp daha genel bir bakış açısı ortaya koyarak; araştırarak öğrendiklerimi, kendim muhakeme ettiklerimden çıkardıklarımı okurlarımla paylaşıyorum…

Bugünkü makalem de onlardan biri…

Gecelerin sessiz geç vakitlerinde ben ve bilgisayarım, bir de evin içine yankı yapan tuş sesi. Öte yandan aklımda saklı tuttuğum en değerli varlığım ve düşüncelerim…
Bir insanın üretebildiği en
dingin anlarıdır…
 
Kurnazlığın, metotlu çalışmaktan, itaatin, mesleki kabiliyetten üstün tutulduğu toplumlarda, insanlar da buna göre davranacaklardır.
Bir toplumda işinizi ne kadar yaptığınız değil, kimleri tanıdığınız başarınızı belirliyorsa, o toplumda insanların elinden gelenin en iyisini yapmalarını beklemek mantıklı olmayacaktır.
Önce insanlar sistemi bozar, sonra sistem, insanları.
O yüzden başkalarının aciliyetleri, sizin önceliğiniz haline gelmeyebilir.

Örneklendirelim;

*Adalet ve güven duygusunun kaybolması…

*Başkalarının arkasına saklanarak başarıyı elde etme duygusu…

*Rekabetin ve liyakatın geri plana atılması…

*Yerel yöneticilerin çok zeki insanlarla çalışma isteğinde zayıflık çünkü kendilerine rakip olma korkuları…

*Akrabalık ve arkadaşlık bağlarının adama göre iş modelini doğurması

*Zenginlik ve nüfuzun gücü karşısında erime…
*Kendini ispat etme şartının yerini yönetene sadakat duygusunun alması, yönetene istediğini verme ve en değerli bürokrat olma stratejisi genellikle bürokraside görülür…

*İdeolojik körlük üretim çelişkisi…


Karşı ideolojiden olan insanları dolaylı yoldan ikna ederek itaat etmelerini sağlayarak onlara sorumluluk ve makam vermek (şube müdürü daire başkanı, şef) onları yönetme kolaylığını sağlamak diğer taraftan kendi ideolojik görüşünde olduğu ve rekabet edemeyeceği insanları sistemin dışında tutarak kendini güvenli bölgesinde tutma alışkanlığı...
Bu gibi durumlar genellikle bürokraside daha çok yaşanır…

Başarıya giden yollar kolay aşılmaz.

Çok fazla zorluk yaşamak zorunda kalırsınız, her an bir kazık yiyerek ciddi bir yıkım yaşama tehlikeniz vardır.
Ama başınıza her ne gelirse gelsin, içinizde hayallerinizi takip etme gücünü bulmalısınız…

İşte size ilham olacak bir örnek;
 
Kimsenin torpil yapmadığı, tek başına başarıyı elde eden ünlü İngiliz yazar Joanne Rowling…
İşsizlik maaşıyla geçiniyordu, ‘Harry Potter’ filmi serisiyle üne kavuşan yazar Joanne Rowling zor bir çocukluk geçirdi. Annesi hastaydı, babasıyla arası hiçbir zaman iyi olmadı.
 Üniversiteden mezun olduktan sonra hiçbir işte tutunamadı.
1990 yılında İngiltere’nin Manchester kentinden Londra’ya giden bir trendeyken, ‘sihirbazlık okulu’ fikri geldi aklına ve bu konuda kurmaca bir kitap yazmaya karar verdi…
Tek geçim kaynağı işsizlik maaşı olan Rowling, ilk kitabını bir Çin lokantası olan Nicolson’s Cafe’de yazmaya başladı...
Yazdı, olmadı, bir daha yazdı, yine olmadı… Yıllarca vazgeçmeden yazmaya devam etti! Nihayet 5 yıl sonra kitabı bitirebildi.
‘Harry Potter’ kitabı ilk kez 1997 yılında basıldı. Yıllar içinde altı Harry Potter kitabı daha yazdı Rowling…
Serinin dünya çapında elde ettiği başarı ve yakaladığı satış rakamlarıyla çığır açmayı başararak edebiyat tarihine geçti.
Seri tüm dünyada 400 milyon kopya satarak hem kitabı hem de yazarını büyük bir üne kavuşturdu.
Rowling kitap yazarak dolar milyarderi olan ilk yazar ve İngiltere’nin en zengin kadını unvanlarını elde etti.


İnsan tanıdıkları kadardır!

Gerçekten bu kadar kısa ve net bir şekilde özetlenebilir mi çarpık başarı kültürü?
Hayatımızdan ve kariyerimizden beklentilerimiz? Her şey eş, dost, akraba, tanıdıklar üzerinden mi yürümektedir?
Hem de sadece ülkemizde değil tüm dünyada!

‘Torpil’ umutları veya söylentileri iş hayatına girince de son bulmaz...


Bu sefer, torpille iş alma, torpille ihale kazanma gibi kavramlarla karşılaşılır…
Torpilin direkt olmayan iletişim örnekleri de günlük hayatta karşımıza çıkar.
‘‘Dayımın oğlu… , amcamın kızı…’’ ile başlayan cümlelere dikkat ederseniz mutlaka bir yerinde bir ayrıcalık kazandırmaktan bahsedildiğini görürsünüz.

Toplum içerisinde çarpık başarı ağı öyle bir genişlemiştir ki, takip edilemez bir hâl almıştır.
İşte bu tür durumlar hiçbir torpili olmayan azınlık için ideal fırsatlardır: ‘‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’’, ‘‘Sen kimle konuştuğunu sanıyorsun?’’, ‘‘Sen, ben kimim biliyor musun?’’ gibi bir dayanağı olması gerektiğini düşündüren cümlelerle torpilin sahteciliği de yapılmaktadır...

“Çarpık başarı kültürü” artık gündelik hayatımızın o kadar büyük bir parçası olmuştur ki; eksikliğinde onu suçlamaya başlarız.
‘‘Torpilsiz nasıl iş bulayım hayatım?’’, ‘‘Torpil yaptırsaydım daha kolay geçerdim tabii!’’, ‘‘Ön sıraları sadece torpillilere veriyorlarmış şekerim…’’ gibi yakınmalarımızın hepsi torpilsiz bir hayatın ne kadar zorlu olduğunu dile getirmektedir!

Artık ‘çarpık başarı kültürü’ dışında yaşanmaz olmuştur.
Tanıdıklarımız torpillerimiz olmuştur. Torpil sahte ya da gerçek bir parçamız haline gelmiştir.
Biz sahte ya da gerçek torpillerimiz veya başka bir deyişle tanıdıklarımız kadar olmuşuzdur!

Şimdi pek çok alandan seçtiğim örnekler yardımıyla çarpık başarı kültürünü topluma verdiği zararları anlatmak istiyorum…

Siyaset alanındaki çarpık başarı kültürünü anlatarak başlamak istiyorum…

Örneğin Ahmet Davutoğlu…
Biliyorsunuz Davutoğlu partisinden ayrılarak yeni bir parti kurdu.
Gelecek Partisi…
Hayırlı olmasını diliyorum.
Herkese başarı dilemek tarafsızlığımızın bir sonucudur.
Matematik ve İstatistik bilimini çok severim. Çünkü ölçme değerlendirme yaparım…
Ve çoğu zaman matematik yanılmaz.
2 kere 2 hiçbir zaman 4’ten farklı bir sonucu çıkarmaz…
4’ten farklı olduğunu söyleyen varsa da bir psikoloğa gitmesini öneririm…

Geçenlerde Ahmet Davutoğlu
şöyle bir tez ortaya attı…

“Ben, 3 Kasım 2015 seçimlerinde halkın yüzde 49 desteğini almış, seçim kazandırmış bir başbakanım. Ama benim elimden haksız bir şekilde başbakanlığım alındı. Ayrıca ben başkanlık sistemini başarısız buluyor ve parlamenter sisteme geçişi istiyorum...” dedi.

Bu kafama takıldı. Kendi ölçme değerlendirme sistemime göre analiz yapmaya karar verdim. Çünkü iddia matematik bir temele dayanıyor yüzde 49 oyun kendine verildiğini
ölçtüğünü ve doğruluğunu tespit ettiğini iddia ediyor. Çok fazla öz güveni yüksek iddia…

Şimdi sizinle birlikte bir zaman tüneline girelim ve sizi 2015 yılına götüreyim…

Zaman tünelinde sakın arkamdan ayrılmayın, çünkü çok zevkli bir yolculuk olduğundan emin olunuz...

Biliyorsunuz RECEP TAYYİP ERDOĞAN yüzde 52 oy oranıyla Ağustos 2014 yılında Cumhurbaşkanı seçildiğinde Başbakanlığı Davutoğlu’na vermişti.

Bu tercih onundu. Başkasını isteseydi kimse hayır demezdi. Hepimiz bu dünyada yaptığımız seçimler ve kararlarımızın bir sonucuyuz.
7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimde hiçbir parti iktidar olma çoğunluğunu elde edemedi.
Koalisyon kurma seçeneği doğdu.
Koalisyon kurma görüşmeleri başladı…
AK Parti yüzde 43 almasına rağmen hükümet kurma çoğunluğu sağlayamamıştı…
Oysa AK Parti 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde yüzde 35 oy oranıyla tek başına iktidar olmuştu.
Sonuçta terör olaylarının gölgesinde yapılan çalışmalar sonuç vermeyince Cumhurbaşkanı Erdoğan yetkisini kullanarak ülkeyi tekrar erken seçime götürdü.

Genel seçimden tam 5 ay sonra 1 Kasım 2015’de yapılan erken genel seçimde Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığında AK Parti yüzde 49 oy olarak tek başına iktidar oldu…
Bir zaman sonra Davutoğlu, Başbakanlığı bıraktı…
Başbakanlığı neden bıraktı, niye bıraktı sebep nedir diye konuyu açmak istemiyorum.
Bu konuda çok iddialar ortaya atıldı çünkü…

Bana garip gelen Davutoğlu’nun yüzde 49 oyun kendi liderliğine verilen bir güven olduğunu iddia etmesi…

Geçmiş yazılarımda belirtiğim bir şey var.
Bir yapıyı ölçmek için benzer yapılarla karşılaştırmak gerektiğini söylerim. Bunlarda anketler ve araştırma sonuçlarına dayanır…

Şimdi gelelim Davutoğlu’nun iddiasına…

Yeni kurulan partiler ilk kurulduklarında liderlerinin karizması ve toplumdaki kabulleri oranında hızlı bir şekilde oylarını yükseltir…
AK Parti buna en iyi örnek…

Bugüne gelelim…

Yüzde 49 oyun kendi liderliğinde aldığını iddia eden Davutoğlu, kurduğu partisinin bugünkü oyu yapılan anket ve araştırmalara göre yüzde 1’lerde seyrediyor.
İyi bir başlangıç yapamadı…

Peki, size bir matematik sorusu…

Bir lider kendi liderlik gücüyle yüzde 49 aldığını tez olarak sürüyorsa ve parti kurduğunda oy oranı birden yüzde 1’lere düşmüşse aradaki yüzde 48’lik fark nereden kaynaklanıyordur?
Bu soruyu nasıl çözersiniz?

Ben cevabını söyleyeyim…
Aradaki fark RECEP TAYYİP ERDOĞAN farkıdır. Halk yüzde 48 oyu liderine duyduğu sadakatle partisine oy vermiştir…

Ahmet Davutoğlu’nun başarısının kaynağı kendi liderlik karizması değil, kimi tanıdığı kimin güvenini aldığıdır.
O referans aldığı liderde Tayyip Erdoğan’dır.
Bu çarpık başarı kültürünü apaçık anlatan bir ölçme değerlendirme matematiğidir.

Deva Partisi ve dolayısıyla Ali Babacan’ın da bugünkü durumu Ahmet Davutoğlu’na çok benzemektedir. Çünkü onun da oy oranları Davutoğlu’na yakındır.
Demek ki bakanlık yaptıkları dönemdeki performanslarının kaynağı arkalarına saklandıkları liderleri Tayyip Erdoğan’mış…
İstatistik bunu söylüyor…
İleri de ne olur bugün bunun emarelerini görüyoruz.

Demek ki lider olmak özel yetenekler istiyormuş...

Devamı yarın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


Emekli Şoförler Aranıyor

Derice Orduevi Bekirdere bölgelerinde oturan 16+1 minibüsle Gebze tarafına sabah-akşam  servis çekebilecek EMEKLİ ve TECRÜBELİ ŞOFÖRLER aranmaktadır. ...

Tel: 0532 644 34 63 0543 412 30 35 

MOBİLYA USTALARI ARANIYOR

Deneyimli MOBİLYA USTALARI aranıyor. HÜSEYİN EREN MOBİLYA 

Tel: 0532 671 81 36

NESİL OTO RENT A CAR

NESİL OTO RENT A CARARAÇLARINIZ DEĞERİNDE KİRALANIR Derince/KOCAELİ 

Tel: 0532 200 85 41 0262 527 74 94

DEVREN SATILIK BÖREK POĞAÇA DÜKKANI

DEVREN SATILIK BÖREK POĞAÇA DÜKKANIMüşteri potansiyeli yüksek, trafiği yoğun ana cadde üzerinde, 3 tane okul yolunda, açık oto pazarına yakın,

Tel: 0537 888 72 88

Şoför aranmaktadır

AÇIK KASA TIR KULLANABİLECEK E SINIFI EHLİYETE SAHİP ŞOFÖRE İHTİYACIMIZ VARDIR Adres: ARDEN NAKLİYE LTD.ŞTİ KARADENİZLİLER MAH ALİ İSLAM CAD NO 90...

0262 349 56 43

Vasıflı- Vasıfsız Elemanlar Alınacaktır

  Palet imalatı yapan fabrikamızda BAY-BAYAN vardiyalı çalışabilecek vasıflı vasıfsız elemana ihtiyacımız vardır Adres: ARDEN NAKLİYE LTD.ŞTİ KARAD...

0262 349 56 43

TEKNİK SERVİS ELEMANI ARANIYOR

KOCAELİ JENERATÖRE - Jeneratör konusunda deneyim sahibi - Elektrik veya Motor Tecrübesi olan - En az Meslek Lisesi mezunu- B sınıfı ehliyetli aktif...

Müracaat Tel: 0 541 321 93 41 / 0 262 321 93 93

ELEKTRİK USTASI VE KALFALAR ARANIYOR

YUSAY ELEKTRİK ELEKTRİK USTA ve KALFALARI ARANIYORSerdar Mh. Pasinler Cad. No: 14 /C Başiskele

Tel: 0 536 566 66 38

VASIFSIZ ELEMAN ARANIYOR

Vasıfsız eleman aranıyor Maaş+ sgk+ servis+ yemek     Servisimiz Bekirdere-Yeşilova-Kandıra sapağı güzergahından geçmektedir. Fabrikamızda palet, s...

Tel:0262 373 47 08 

ELEMAN ARANIYOR

ACELEYurtiçi Yurtdışı Gemilerimizde YÜKSEK MAAŞLA ÇALIŞMAYA NE DERSİNİZ?Arizona Denizcilik

Tel: 0216 345 48 08 0546 853 68 52