Böyle fikirlere ihtiyaç var

Korona vakalarında düşüş az da olsa devam ediyor.

Psikolojik eşik olan bin sayısının altındaki rakamları yeni vakalarda görmeye başladık.

Memnuniyet verici…

Dün gazetemizde Süriye Çatak Tek’in geçen hafta ile ilgili vaka sayıları üzerinden bir Kocaeli analizi de vardı.

 

VAKALARDA DÜŞÜŞ VAR

14 Haziran’dan bu yana en düşük günlük vaka sayısına ulaşılmış. 12 ilçede vaka sayılarında azalma olurken, Dilovası’nda ise 4 gün hiç vaka görülmemiş.

Vaka sayıları en fazla olan ilçeler sırasıyla Gebze, Darıca ve Körfez. Ama oralarda da toparlanma var. Kontrol altına alınmış gibi görünüyor.

Gebze’de vaka sayılarında toparlanma olduğu belirlenirken, Darıca’da düğünde çıkan vakalar birden artışa neden oldu. Körfez’de ise son apartman ve park karantinası ile birlikte vaka sayısının kontrol altına alındığı söyleniyor.

Başiskele, Kandıra ve Kartepe’de günlük 1 ya da 2 vakaya çıkıyor…

Karamürsel’de Yalova’da bulunan tersanelerde çalışan işçiler kaynaklı vakaya rastlanıyor. Gölcük’te de yine tersanelerdeki hareketlilik nedeniyle vakalar buralarda yoğunlaşıyor. Derince şu an vaka sayısı az olan ilçelerden birisi. İzmit’te de vaka sayısı azalıyor.

Uzatmayalım, durum kötü değil.

 

KALICI ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ

Durum kötü değil ama bu işin kontrol altında kalması için TMM: Temizlik, Maske, Mesafe önlemleri uygulanmaya devam edilmeli.

Ama bunlar da nihai çözüm değil.

Nihai çözüm yöntemleri belli.

Bir- Aşı bulunacak…

Uzmanlar neredeyse bir yıla bulacak diyorlar

İki- Kitle bağışıklığı kazanılacak…

Rakamlara bakınca yüzde 2- 3 ile kitle bağışıklığı olmaz. Hele de antikor üretme süresi kısa ise hiç işe yaramaz.

Üç- Kesin tedavinin bulunması…

Bu da mümkün görünmüyor.

 

SENSÖRLÜ KAPILAR

Tabi bir umut her gün bu üç konuda önemli gelişme olsun diye bekliyoruz. Birkaç gün önce Twitter’da Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Güner Sönmez bir flood yayınladı.

İlginçti.

Önemsedim.

Buraya alıyorum:

“#Coronavirus ‘ün, vücuda girebilmek için hücre yüzeyinde bulunan #ACE reseptörlerini kullandığını biliyoruz. Bu reseptörleri, uygun noktasına dokununca açılan sensörlü kapılar gibi düşünün. Virüsün yüzeyindeki bir çıkıntı ( Spike proteini) bu reseptöre dokunup kiliti açıyor.

 

EVE GİREN YABANCIYI ABİNİZ VE ARKADAŞLARI DÖVERKEN…

Virüs içeri girince, hücre içindeki enerjiyi, üretim mekanizmalarını kendi adına kullanıp kendini çoğaltmaya başlıyor. Böylece enfeksiyon oluşuyor. Yani kalenin kapılarından, surlarından geçtikten sonra, iç kaleyi tahrip ediyor. Bu tahribatı sadece kendisi yapmıyor

Sitokin fırtınası diye, dengesiz ve abartılı bağışıklık yanıtına neden olduğu için de yapıyor. Sitokin fırtınasını daha önce anlatmıştım; eve giren yabancıyı abinize haber veriyorsunuz, o da ne kadar bıçkın Arkadaşı varsa toplayıp geliyor. Dost- düşman demeden kafa-kol giriyorlar. Camı çerçeveyi indiriyorlar. Yani buraya gelen bağışıklık hücreleri, organlara da zarar veriyor.

 

NASIL PÜSKÜRTÜRÜZ?

O halde bizim hastalık oluşmadan, giriş kapısında püskürtmemiz gerekir. Yani #ACE reseptörlerinde virüsün girişini engellemek. Bunu nasıl yaparız? #Covid-19 dan hayatını kaybedenler üzerinde yapılan bir otopsi çalışmasının sonuçlarını daha önce paylaşmıştım, haber de olmuştu. #ACE reseptörleri en çok burun mukozasında bulunuyor, nefes borusu ve akciğere indikçe azalıyor En çok burundan yayılıyor: Maskeyi sadece ağzına takanlar dikkat

Çocuklarda da ACE reseptörleri daha yoğun üst solunum yolunda bulunduğu için, enfekte çocuklar zatürre olmuyor genelde, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi geçiriyorlar.

Yaşlandıkça akciğerlerdeki reseptörlerin sayıları artıyor.

O halde bizim kale kapısını sağlam tutmamız, virüse geçit vermememiz gerekiyor. Giriş yerinde düşmanı yok etmemiz hastalığı tamamen önler mi?

 

BURUN MUKOZASINDA BARİYER OLUŞTURMAK

Mesela bazı virüslerin neden olduğu göz enfeksiyonunda, göze damlatılan interferon çok etkili oluyor. Kaldı ki interferon #COVID19 tedavisinde seçili vakalarda kullanılıyor. Veya burun mukozasında bariyer oluşturan bir ilaç etkili olur mu? Bunları düşünürken bir haberle karşılaştım; özetle şöyle deniyor:

Enfeksiyonlara karşı aşıların çoğunluğu kas içine yapılıyor. Bu aşı antikor ( IgG) cevabı oluşturarak koruma sağlıyor. Ancak mukoza dediğimiz; ağız- burun yüzeylerinden virüs girişini engellemiyor. Yani virüsle karşılaşınca yine enfekte oluyorsunuz.

Ama ağır hastalık geçirmiyorsunuz.

İNSANLAR HAYRET ETMEYİ SEVER

Ağız veya buruna uygulanabilecek bir aşı üretilirse; mukozalarda virüsün girişini de engeller. Sadece IgG antikoru değil, IgA antikoru oluşumuna ve T hücresi hafızasına neden olur. T hücreleri de, virüsü giriş yapmaya çalıştığı yerde yok eder. Mesela çocuk felci aşısı böyle… Kanada ve Amerika ‘da bu form üzerinde çalışılıyor. Bence; buruna püskürtülen antiviral ajanlar veya bariyer oluşturan ajanlar üzerinde de çalışılmalı. Emerson’un sözüyle bitirelim;

İnsanlar hayret etmeyi severler, ilmin tohumu budur.”

İşte böyle…

Her yeni fikre ihtiyaç var.

Vakalar azalıyor ama bu beladan en kısa zamanda kurtulmak için önemli gelişme- buluşlara ihtiyacımız var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adem Turgut - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

İbrahim kahraman - Covit19 konusunu iyi okumuş ve anlaşılabilir şekilde yazmışsınız.Birbenfeksiyon uzmanı olarak bu anlaşılabilir yazınız için tebrik ederim.Bulaş zinciri olmamak ver zinciri kırmak hala en önemli yo...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Temmuz 08:14