Sana bayram da ya başkasına

Bugünkü yazıma yaşanmış bir hayat hikayesiyle başlamak istiyorum. Evet dostlar bugün kurban bayramı durumları müsait olan herkes kurbanını kesecek. ...

Bugünkü yazıma yaşanmış bir hayat hikayesiyle başlamak istiyorum. Evet dostlar bugün kurban bayramı durumları müsait olan herkes kurbanını kesecek.  Belki de yaşamları boyunca hiç kurban kesemeyen insanları düşünmeyi unutmayalım. Acaba bir yavrunun babasına “babacığım biz ne zaman kurban keseceğiz?” Dediğinde o babanın halini hayal edebiliyormuyuz ne dersiniz. Bu yaşanmış olan hayat hikayesini okuduktan sonra belki hayal ederiz diye düşünüyorum.

Evin oğlu Ahmet:
“–Anneciğim, Emre bize gelecek. Bu gece bizde kalacak” dedi. Emre’nin sevdiğini bildiğim türden bir kaç çeşit yemek yaptım. Görüşmeyeli bayağı bir boy atmış, kocaman delikanlı olmuştu. Biraz oturup hal hatır sorduktan sonra yemeğe geçtik. Emre, özene bezene hazırladığım yemeklere el sürmeyince, bozulduğumu belli etmemeye çalışarak Emre niye yemiyorsun oğlum diye sordum.

Emre ; 
“–Teyzeciğim et var ya, ondan yemiyorum” dedi.

Bu söz beni daha da şaşırtmıştı. Çünkü ete olan düşkünlüğünü iyi biliyordum. Emre, bu davranışının altında bir şey aramamdan rahatsızlık duyarak,

"-Anlatayım teyzeciğim” dedi.

İlköğretim beşinci sınıfa gidiyordum o zamanlar. Biliyorsunuz Ayşe ablam da benden iki yaş büyük. İkimiz de çok başarılı sayılmayız, fakat hiç olmazsa liseyi bitirelim diye gayret ediyoruz. Bir işe girebilmek için bunun şart olduğuna inanıyoruz. Büyük hayallerimiz yok. Daha kötü günler gelmesin deyip halimize şükredenlerdeniz.

    Depremden önce babam, inşaat kalfasıydı. Kimseye muhtaç değildik. Hatta babam yaptığı, kooperatif evlerinden bir de daireye girmişti. “Altı, yedi aya kalmaz, evimize taşınırız” diye hayaller kuruyorduk. Kaba inşaatı çoktan bitmiş, evin şekli ortaya çıkmıştı. Ben odamın duvarına asacağım süsler yaptım. Annem dantel masa örtüleri… Kaç kere bakmaya gitmiş, hayalimizde aldığımız eşyaların yerini kaç kere değiştirip durmuştuk. Derken 17 Ağustos’ta korkunç bir sallantıyla uyandık. Çok şükür ne bizde ne de yakın çevremizde bir şey yoktu. Boş arsaya tüm mahalle toplandık. Biraz korku kalmıştı yüreğimizde ama güle oynaya sabahladık. Elektriklerin gelmesi ile radyo ve televizyonlardaki korkunç gerçek, yüreklerimize çığ gibi düştü. Tüm ülkem gibi bu korkunç felaketin getirdiği yıkım ve kıyımla, harap olduk. Naklen izlediğimiz kurtarma çalışmalarında yaralılarla yaralandık, ölenlerle defalarca öldük. Elimizden gelen bir şey yoktu. Devlet baba, harıl harıl yaraları sarmaya çalışıyordu.

    Bizim evimiz yıkılmadı. Kimseye de bir zarar gelmedi. Farklı yaralandığımızın farkına, yaralarımız derinleştikçe vardık. Depremle birlikte inşaatlar durmuş, babam işsiz kalmıştı. Ekonomik krizle de ikiye katlandı yokluklarımız. Televizyonlarda gördüğüm kadarıyla, bazı insanlar hiç etkilenmemişti. Bar ve pavyonlarda zil zurna sarhoş oluncaya kadar içiyor, milyarlarca lira  harcıyorlardı.

    Biz ev kirası elektrik, su ne kadar kısmaya, azaltmaya çalışsak olmuyor babamın arada bir bulduğu, tadilat işlerinden kazandığı, evi geçindirmeye yetmiyordu. Devir hesap devri deyip, telefonu kapattırdık. Ampulleri daha küçük taktık. Annem bir evde 120 milyona iş bulmuştu. Babamın da eline yaklaşık o kadar geçiyordu. Fakat Kasım ayından sonra babam bir tek işe gidemedi. Kış boyunca hiç iş çıkmadı. Ümitlenerek gidiyor, üzülerek geri dönüyordu. “Çoluk çocuğum gözümün önünde aç açık kalıyor, elimden bir şey gelmiyor, keşke ölsem” gibi kötü kötü laflar edip duruyordu. İş için çalmadığı kapı kalmamıştı.

    Ramazan bayramına bir kaç gün kalmıştı. Şubat ayının bir Pazartesi günü babam, eve sevinçle geldi. Bir iş bulmuştu. Üstelik sigortalı. “Evraklarını tamamla gel” demişler. Sevinçle haber verip uçar gibi çıktı. “Bugün yetiştirmeliyim” diyordu.

    Bir kaç saat sonra karşı komşumuz telaşla içeri girdi. Yüzünde ürküten bir ifade vardı.

“–Korkmayın ama babanız küçük bir kaza geçirmiş” dedi.

    Hastaneye gittiğimde babamın yüzü sapsarıydı. Kol ve bacağı alçıya alınmıştı. Kırmızı ışıkta süratle gelen bir araç çarpmıştı. Biz sağ oluşuna dua ederken babam, gözlerinden akan yaştan utanıyor gizlemeye çalışarak:

“–Neden ölmedim, yükünüzü arttırdım” diyordu.

    Bir müddet sonra babam eve çıktı. Sobamız yanmıyordu, evimiz soğuktu. Babamın dişlerinin birbirini dövüşünü üzülerek seyrediyordum. Bir kaç komşu belediyeye telefon ederek bize kömür istemişler. Yok denilmiş. Önceden kayıt olmak gerekirmiş. Okulda da yardım dağıtılıyordu. Anneme:

“–Ben de isteyeyim mi?” diye sordum. Annem:

“–Sakın ha oğlum! Durumumuz belli; verirlerse kabul ederiz, sakın kimseden bir şey istemeyin” dedi.

    Başka zaman ben de gurur meselesi ederdim. Ama şimdi çok farklıydı. Yakıp etrafında toplanacağımız sobaya ihtiyacımız vardı. Babam buz gibi evde nasıl hasta yatardı?

     ‘Şekersiz’ şeker bayramımız gelip de geçmişti bile. Şekere olan düşkünlüğüme rağmen, pek üzülmedim. Böyle küçük şeylerin üstesinden gelmeliydik. Üstelik ben erkektim. İşte tüm zorluklara rağmen hava biraz daha ısınmış, babamın kolundaki, alçı alınmıştı. Bacağı hala alçıdaydı. İşte kurban bayramı da gelmişti. İçimden oniki daire var bizim apartmanda, birçoğu da kurban kesecek. Nasılsa bize de verirler; Annem sevdiğim et yemeklerinden pişirir, diyordum. Ben pencereden seyrederken, karşıdaki boş arsada, kurbanlar kesildi, yüzüldü, leğenler dolusu evlere taşındı. Her kapı çalışında, ‘kurban payı’ diye koştum. Her kapı açılışında, evlerde kavrulan etlerin mis kokuları evimizin içine kadar davetsiz yayıldı. Bir tek pay gelmedi.

    Babaannem köyden telefon açmıştı. Komşu evinden konuşurken, sesim ona iyi gitmemişti. Israr ve telaşla sordu: ‘Baban mı kötüleşti?’ diye.
“–Yok” dedim. “Bize kurban payı vermediler.”

    Yaz aylarında babaanneme giderdik. Adına ‘Güccük’ dediği bir kara ineği, beş altı da tavuğu vardı.  ‘Güccük-müccük ama sütü iyi” derdi. Sağarken ona türküler söylerdi. “Bu sene kısır, inşallah seneye yavrulayacak” diye ümit ederdi.

“–Deden, ihtiyar nasıl dursun katıksız” derdi. Bir tas ayran içti mi başka bir şey istemezmiş.
    Bayramın üçüncü günüydü. Sabah erkenden kapı çalındı. Babaannemdi! Koşup karşıladık. Ağlayarak sarıldı bizlere. “Kuzularım, kuzularım” diyordu. Size çok et getirdim. Evinde ne varsa hemen hepsini kapıp gelmişti. Buzdolabını tıka basa etle doldurduk. Ablam acele acele doğradı. Etlerin pişerken çıkardığı cızırtılardan saldığı mis gibi kokular, iki gündür kabaran iştahımı daha da körüklüyordu. Ağzım sulanarak dolanıp durdum ocağın etrafında. Sofra beklemeye tahammülüm kalmamıştı. Çatalı alıp batırdım. Üfürerek ağzıma alıyordum ki, babamın, babaanneme:
“–Ah anam ahh! Neden kestin güccük ineği? Ağzınız kuruya kaldı” diyen sözleri çalındı kulağıma.

    Midemin kalkıp, başımın döndüğünü hissettim. Elimdeki çatalı bırakıp koşarak dışarı çıktım. Dedemin katığı, babaannemin umudu, türküler yakarak sağdığı Güccük inek, benim canım et istedi diye mi kesilmişti? Sofra kurulduğunda kolumdan çekip ısrarla oturttular. Yine batırdım çatalı isteksiz ve utanarak. Boğazıma bir şeyler tıkanıyordu. Gözümden yaşlar boşaldı. Ne oldu neyin var diye sorduklarında ise:

“–Dişim çok ağrıyor, dişimmm…!” diye karşılık verdim.

Herkese iyi bayramlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Elgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


DEVREN KİRALIK İŞYERİ

DEVREN KİRALIK İŞYERİ Fethiye Cad. Dar Sok. English Home yanı 20 m2 Kira: 3.000 TL+ devir ücreti

Tel: 0542 214 23 52

DEVREN KİRALIK İŞYERİ

DEVREN KİRALIK İŞYERİ Fethiye Cad. Dar Sok. English Home yanı 120 m2 Kira: 8.000 TL+ devir ücreti

Tel: 0542 214 23 52

PVC İMALAT MONTAJ USTALARI VE YARDIMCILARI ARANIYOR

PVC İMALAT MONTAJ USTALARI ve YARDIMCILARI aranıyor

Tel: 0532 261 52 54 0262 349 29 15

SAHİBİNDEN SATILIK KIYMETLİ MÜLK

SAHİBİNDEN SATILIK KIYMETLİ MÜLK 1.300m2 700m2 kapalı alan, Büro katları mevcuttur 4.200.000TL Başiskele’de

Tel: 0532 261 52 54

TORNA USTASI ARANIYOR

TORNA USTASI ve İmalatta yetiştirilmek üzere ELEMANLAR alınacaktır. Sözer Makina Karadenizliler Mh. Hacı İdris Sk. Başiskele

Tel:0542 316 58 96

DEVREN SATILIK BÜFE

DEVREN SATILIK BÜFE Merkez'de cirosu ve lokasyonu güzel Şehir değişikliği sebebiyle devren satılıktır Ciddi alacak olanlar arasın

Tel: 0542 474 18 15

TIR VE KAMYON ŞOFÖRLERİ ARANIYOR

Körfez, Derince, İzmit çevresinde ikamet eden SRC5 sahibi tecrübeli TIR VE KAMYON ŞOFÖRLERİ alınacaktır. Görüşmeler derince garajımızda yapılacaktır...

İrtibat: 0532 131 30 10TI

DOĞALGAZ KAYNAK USTASI ARANIYOR

Barış-er Doğalgaz bünyesinde çalışacak DOĞALGAZ KAYNAK USTASI alınacaktır.

Tlf: 05376009953 05551870187

ELEMANLAR ARANIYOR

ELEMANLAR ARANIYOR Askerlik ile işiği olmayan *ÜRETİM PERSONELİ (Bay) (ilkokul-ortaokul-Lise-EML Lisesi mezunu) *TEMİZLİK-HİZMET PERSONELİ (Bay)...

Tel: 325 09 99

MOTORLU KURYE ARANIYOR

Derince KİPA Burger King ve Outlet Center Burger King'de çalışacak A2 ehliyetli motorlu kuryeler aranmaktadır

Tel: 0533 262 00 00 0541 649 84 71