“Deprem toplanma alanlarımız” boş duruyor mu?

2020 yılı Türkiye ve dünya için büyük bir kâbustu.
Çok zor günler yaşadık ve yaşıyoruz. Görünen o ki yaşayacağız da...
 
2020 yılının başında Çin’de ortaya çıkan korona virüs salgını tüm dünyayı etkisi altına aldı.
Ülkemize vakalar ve ilk ölüm mart ayında belirmeye başladı.
Virüsün ortaya çıkmasından sonra salgınla mücadele sürecini çok zor geçiriyoruz ülke olarak.

Salgın yayılmasın, insanlarımızın sağlıkları bozulmasın diye devlet olağanüstü bir çaba içerisinde.
Tedbirler yeterli midir değil midir tartışılır.
Ancak ortada çok ciddi bir mücadele var.

Aslında burada en büyük iş yine insanlarımıza, yani bizlere düşüyor.
Tedbirlere harfiyen uyduk mu aslında ortada bir sıkıntı da olmayacak.
Maske takacağız, mesafeyi koruyacağız, temizliğimize özen göstereceğiz...
Ne yazık ki buna bile özen gösteremiyoruz.

Hep deriz ya;  “her şeyi devletten beklemeyelim, üzerimize düşen sorumlulukları biz de yerine getirelim” diye...

İşte asıl sıkıntılı olan bu zor süreçte bizler üzerimize düşeni yapmıyoruz.
Salgının yayılması budan kaynaklanıyor.

İstiyoruz ki her şeyi devlet yapsın...
Bu doğru değil...

Devletin tek işi sadece virüsle mücadele etmek değil elbet. 
Burada bir ülkenin tümüyle yönetilmesi söz konusu...
Devlet bir işi yok, sayısız sorumlulukları var...

Misal, deprem konusu...

Zaten salgınla mücadele ederken ekonomik ve sosyal olarak ciddi sorunlar yaşıyoruz.
Bunun dışında bir de deprem korkusu sardı bizi...

Şubat 2020’de İstanbul Silivri’de meydana gelen 5,6 şiddetindeki deprem çok büyük bir panik yaşattı. Korktuk...
İstanbul depreminde yaşadığımız panik, bizi 21 yıl öncesine, 17 Ağustos 1999 depremine götürdü.
Yüzyılın en korkunç depremiydi.
Büyük acılar, yıkımlar yaşamıştık.

17 Ağustos 1999 deprem şiddetini aratmayan ikinci büyük deprem, 31 Ekim tarihinde İzmir Seferihisar’da yaşadık.
Her ne kadar ölçümler 6,6 olarak gösterse de güvenlik kameralarındaki sallantının görüntüleri televizyon ekranlarına yansıyınca, şiddetin ne kadar yüksek olduğunu gözlerimizle gördük.

İzmir depremi bize bir şeyi daha hatırlattı.
Çok konuşulan İstanbul depremini...

Deprem uzmanları, 17 Ağustos 1999 yılından bu yana sıkça beklenen İstanbul depreminden söz edip duruyor. Elbette ki depremin meydana geleceği an ve tarih belli olmuyor fakat depreme her an hazırlıklı olmamız konusunda ciddi uyarılar yapılıyor!
İstanbul’da meydana gelebilecek deprem en çok Kocaeli’ni etkiler...  

 

Peki, Kocaeli olarak depreme hazırlıklı mıyız?

Kendi kişisel görüşümü olarak söylemeliyim ki hiçbir hazırlığımız yok.

21 yıl önce hasar alan yamuk yumuk binalar hala ayakta ve insanlar içinde yaşıyor.
İzmit’i gezin gözünüze şakulü bozulmuş, eğri büğrü çok sayıda binayla karşılaşırsınız...
Depremde ağır hasar raporu verilen çok sayıda bina hala yıkılmadı.

Misal, Kocaeli Vergi Dairesi Binası...

Bu binada hala 500 personelden fazla insan çalışıyor...
Yarın ansızın yaşanan korkunç bir depremde bu bina yakılıp bu insanlar enkaz altında hayatlarını kaybederse bunun vebalini kim ödeyecek!
 Ve hala bir önlem alınmadı ve alınmıyor...

Deprem hazırlık sürecinde birinci derece sorumlu olan AFAD Kocaeli Müdürlüğü ne yapıyor?

Sadece depremin yıldönümünde AFAD’ ın varlığından haberdar oluyoruz.
 O gün birim müdürüyle ya söyleşi yapıyoruz ya da yapılan ve yapılacak çalışmalar hakkında bilgi alıyoruz.

Müdür Bey ne diyor? “deprem anında insanlarımızın nasıl davranacakları konusunda şu kadar kişiye eğitim verdik...”

Verilen eğitimler nedir?
“Deprem olduğunda masaların altına girin” demekten öte başka ne veriliyor bilemiyoruz:
Koca bina üzerinize çöktüğünde altına gireceğiniz masa mı kalır!
Burada asıl verilmesi gereken şey, yapılan binaların depreme dayanıklı yapılmasıdır.
Bunu yapıyor muyuz?
Hayır.

 

Biz bunu başaramıyoruz.
Her yıl binlerce konut yapılıyor. Bu konutlar depreme dayanıklı mı değil mi denetleniyor mu?
Hayır.

Bir diğer sorumuz, deprem anında binaların içenden dışarı çıktığımızda nerelerde toplanacağız.

“Deprem Toplanma Alanları” diye bir gerçek vardır.

Deprem riskli olan ülkelerde bu alanlar hayati yerler...
Bu alanlar özenle korunuyor...

Biz, 17 Ağustos 1999 depreminden sonra bu alanları öğrendik.
Öncesinde böyle bir çalışma hiç yoktu.

Devlet de bu gibi alanları yaratmamıştı...
Çünkü o tarihe kadar deprem gündemimizde hiç olmamıştı.  


1999 depremi hayati bir gerçeği bize hazırlattı.
“Deprem Toplanma Alanı”...

Bu tarihten sonra birçok ilde bu alanlar yapıldı. Ancak geçen sürelerde bu alanlar talan edildi. Binalar dikildi, alışveriş merkezleri yapıldı...


Peki, Kocaeli’ de durum nedir?

AFAD Kocaeli Müdürlüğü, 2019 depremin yıldönümünde ilimizdeki  ‘deprem toplanma alanlarını açıkladı...
Misal, sadece İzmit’te 66 alan belirlenmişti.

Peki, belirlenen ve tespit edilen bu alanlar halen boş olarak duruyor mu?

Bilmiyoruz...
Haberimiz yok...
Peki, AFAD bu yerleri korumak için denetliyor mu?
Onu da bilmiyoruz...

Beklerdim ki, İzmir depreminden sonra Kocaeli AFAD İl Müdürlüğü, ne kadar hazırlıklı olduklarını, olası bir depremde insanların toplanacağı alanları bir kez daha kamuoyuna açıklasaydı. “Toplanma alanlarımız şuralar” deseydi...
Allah aşkına çıkın sokağa, önünüze çıkan üç vatandaşa, deprem toplanma alanını sorun.
Kaç kişi bilecek!
Bileceklerini sanmıyorum.

Deprem, salgından da daha önemli bir gerçeğimiz. Her an o korkunç anı yaşayabiliriz.
Bundan dolayıdır ki ilgili kurumlar ve sorumlular bu gerçeği sıkça kamuoyuna hatırlatmalı...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

06

Özgür - afadın başında imam kökenli biri var afad yönetimi başka bir mesleki deneyimi olan bu alanda yetişmiş bir yönetici tarafından yönrtilmelidir siyaset ve torpil maalesef profosyönel yönetici yetiştirmemizin önündeki en büyük engel depremle ilgili bir birimin başına imam kökenli birini getirmek depreme verdiğinizi önemin bir sonucu olsa gerekir .adamada yazık bu değerli kişi ya krız yönetimiyle karşılaştığınıda süreci yönetemezse biz kocaeliler olarak kimden hesap soracağız onu oraya atayandan siyasetçidenmi kimden. bir zamanlar büyükşehir sağlık daire başkanlığına mesleği arkeolog olan biri getirilmişti tahir hoca gelince bu yanlışı düzeltti doktor getirdi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 17:44
05

Yeşil Işık - Yapıların denetimi çok önemli, deprem yönetmeliğine uygun yapılan binaların ağır hasar almış olsa bile ayakta kaldığını, insan hayatını kurtardığını depremde gördük, binalarımızı yaparken herkese sorumluluk düşüyor, kimse kendini sıyırmasın. Kocaeli gibi deprem bölgesinde yapılan inşaatlarda paranın önünde deprem düşünülmelidir

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 17:22
03

İzmitli - Gazeteci olarak işinizi doğru yaparak alanların boş olup olmadığı bilgisini halka ulaştırabilirsiniz. AFAD'ın sitesinde 66 alanın da adı ve nerde olduğu yazıyor

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 12:54
04

Kartal41 - @İzmitli 03 nolu yoruma cevabı: izmitte toplanma alanları ya okul bahcesi yada cocuk parkları daha evvel acıklanan boş araziler cadır alanlarıda toplanma merkezleriydi şimdi toplanmama merkezi oldu evet kagıt üzerinde 66 alan var bir mahalleye bir okulun bahcesi veya cocuk parkı yetiyormu

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 17:13
02

Ali - Ahlaklı olmadıkça, ahlaklı insanlar yetiştirmedikçe-yetiştiremedikçe- havanda su dövmeye devam edeceğiz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 09:23
01

İsmail - Toplanma alan ilanı ile halkın fakirleşmesini bastıracaklar aklı ters teper bunlar veya bu gibi çalışmalar rutindir bunlar bizlerle dalgamı geçiyor reklamamı ihtiyaçları var halk bunları neiçin seçti kendilerine hiçmi sormazlar bayanlar,beyler birde karşıdan bakalım atanınca seçilince işler neden değişiyor verilen sözün değeri kalmıyor

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 02:46