Sivil anayasa ve Boğaziçi eylemleri partilerin sınavı olacaktır

Sayısal çoğunluğa sahip bir parti sivil bir anayasa yapmış olsa, muhalefetteki partiler, yapılan bu anayasa sivil bir anayasa değil, dayatma anayasası olduğunu söyleyecekler. Bugünkü şartlarda hiçbir parti sayısal çoğunlukları olmadığı için yeni bir sivil anayasa yapma yetkisine sahip değiller. Siyasi partiler bu fırsatı çok iyi değerlendirmelidirler.

Milletimizin büyük ekseriyeti, siyasi partilerden her kesimi kucaklayacak yeni bir sivil anayasa yapmalarını bekliyor.  Sivil bir anayasa yapma teklifi Sayın Erdoğan’dan geldiği için, millet ittifakı olarak, Cumhur ittifakının yapacağı anayasayı desteklemeyeceğiz açıklamaları ipe un sermektir. Muhalefet partilerin bu şekildeki tutumuna, milletimiz sandıkta çok ağır bir şekilde cevap vereceklerini düşünerek hareket etmelidirler. 

Sivil bir anayasa yapma milletin talebidir, Sayın Erdoğan milletin bu isteğini seslendirmiştir.  Hiçbir partiye, sivil toplum örgütüne darbe dönemlerdeki gibi bir dayatma yapılmıyor, dileyen milletin bu talebine uyar dileyen uymaz. Yeni bir sivil anayasa yapılması hususunda, olumlu/olumsuz yönde kim ne söylerse söylesin, kim ne yaparsa yapsın, milletimiz yapılanları ve konuşunalar not etmektedir. Siyasi partiler sandıkta,  sivil toplu örgütleri de milletin sağduyulu vicdanında karşılığını alacaklardır. 

Hiçbir parti ve sivil toplum örgütü biz AK partisinin veya cumhur ittifakının, sivil bir anayasa yapmasına destek vermeyiz söylemi, milletin aklıyla alay etmektir. Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri sivil bir anayasa yapma taraftarı iseler, her bir parti ve sivil toplum örgütü, bir anayasa taslağı hazırlayarak kamuoyu ile paylaşmalıdırlar. Oluşturulan anayasa taslakları bir komisyon tarafından ele alınarak ortak bir sivil anayasa taslağı haline getirilerek, meclise sunmalıdırlar. TBMM ittifakla bu sivil anayasayı kabul ederek milletin talebine cevap vermelidirler.  İpe un serenler, milletten destek alamayacaklarını bilmelidirler.

Gezi parkı olaylarından, 15-Temmuz-2016 darbe girişimden istedikleri neticeyi alamayan bazı mahfiller, Boğaziçi üniversitesinde yapılan sözde öğrenci eylemlerinden de netice alamayacaklardır. Gayrı milli olan bu ahlaksız eylemlere doğrudan veya dolaylı destek verenlerde,  milletimizden okkalı bir Osmanlı şamarı yiyeceklerini düşünmelidirler.

Boğaziçi üniversitesinde atanan rektörü istemiyoruz, rektör görevinden alınmalı veya istifa etmelidir demek,  öğrenci hakkı değildir. Atanan rektör öğrenciye haksızlık ederse, hakkında yüz kızartıcı bir suçu varsa, öğrenciler medenice taleplerini dile getirme hususunda eylem yapma hakları vardır.   

Milli ve yerli düşünen hiçbir genç mankurtlaşmayı kabul ederek, aklını kiraya vermez, ideolojilerinin esiri olmaz. Birileri tarafından kullanılıp kirli mendil gibi çöpe atılmasını asla kabul etmez. Vatanın ve milletin aleyhine olacak hiçbir eyleme katılmaz. Terör örgütleriyle doğrudan ve dolaylı bir şekilde ilişkide bulunmaz. Devletin aklı, milletin aklı olduğunu düşünerek hareket eder.

Milletin büyük çoğunluğu,  aklını zalimlerin emrine değil,  Yüce Allah’ın emrine teslim ettiğinden şer güçlerin hain emmelerine müsaade etmez. Zalimlerle pazarlık yapan korkaklara,  onların güdümünde hareket eden işbirlikçilere sıcak bakmaz. Her şeyi yaratan ve takdir eden Yüce Allah’tan (CC) başkasına kulluk yapmaz. Dini, vatanı, milleti, namusu, şerefi ve onuru için ölümden çekinmez.

Şerefli ve onurlu insanlar, basit menfaatleri için yalan konuşmazlar,  başkalarının özgürlük sınırlarına tecavüz etmezler. Fiili ve sözlü şiddette başvurmazlar, insanların inançlarına hakaret etmezler. İslam düşmanı Charlie Hebdo’nun yaptığını yapmazlar. İki milyara yakın müslümanların kutsalı olan Beydullah’ın resmini yere sererek, üzerine çirkin sembolleri koymazlar. 

Zalim şer güçler, tarih boyunca bu aziz milletti yıkmaya çalıştılar. Yüce Allah müsaade etmediği için yıkamadılar ve yıkamayacaklar. Milli ve yerli kalkınmamızı önlemek için, siyasi ve ekonomik krizler çıkardılar. Birliğimizi beraberliğimizi bozmak için kendi evlatlarımızdan bazılarını mankurtlaştırarak dinimize mukaddes değerlerimize saldırtmak suretiyle sosyal dokumuzu bozmaya çalıştılar.  

Ermeni ASALA terör örgütüyle büyükelçilerimizi öldürdüler. PKK, FETÖ örgütleriyle ülkemizi parçalamaya ve işgal etmeye kalkıştılar.  Rahmetli Adnan Menderes’ idam ettiler,  Turgut Özal’ı zehirlediler, Erbakan hocayı iktidardan indirdiler,  Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve Orgeneral eşref bitlisi şehit ettiler, daha birçok faili meçhul cinayetler işlediler.  Zalimlere karşı dik duran Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı, 15-Temmuz-2016 dış destekli, FETÖ darbesiyle öldürmek ve ülkemizi işgal etmek istediler. Alçaklıkta sınır tanımayan zalimler ve iş birlikçiler başaramadılar, bundan sonrada başaramayacaklardır. 

 Devletin ve milletin sabrını istismar ederek sesleri yüksek çıkan, akıllarını emperyalistlere kiraya vermiş olan bir avuç sözde bazı aydın, sanatçı, siyasetçi ve öğrencileri, ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarını bozulmasını isteyen hainleri ve zalimleri, hayatı boyunca uyarmak ve ikaz etmek için Rahmetli Erbakan Hocamızın söylediklerini özetleyerek hatırlatmak istiyorum.  

[“Boşuna uğraşmayın, ne yaparsanız yapınız, bu milletin ve ümmetin büyük bir ekseriyetinin davası İslam’dır. Gayesi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Arzusu tüm insanlığın mutluluğudur. İslam, Allah’ın yapısıdır, eksiklik ve fazlalık kabul etmez, bu dava için çalışmak herkese nasip olmaz. Bu hak davanın takdir edilen başarısını hiçbir güç engelleyemez. Yüce Allah (CC) bir kulunu severse onu davasına hizmet ettirir. Allah’ın yardımı geldi mi,  zalimler birleşseler mü’minlere galip gelemezler.

Vakit geldi mi, bu milletin imanı yeniden şahlanarak Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Hüseyin, Halit bin Velit, Tarik bin Ziyad gibi ayağa kalkar.  Sultan Alparslan gibi hak dava için kefenlerini giyerler, Selahattin Eyyubi gibi Kudüs ‘ün fatihi olurlar, Sultan Fatih gibi atlarını denize sürerler, Ulubatlı hasan, Seyit Çavuş gibi öne atılırlar.  Sultan Yavuz gibi haremi şeriflerin hizmetçisi olur. Kanuni sultan Süleyman gibi viyana kapılarına dayanırlar. Sultan Abdülhamit gibi ferasetli ve cesur olurlar. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları gibi ya ölüm ya istiklal diyerek yola koyulurlar.”]

Alaettin KÖKSAL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Alaettin KÖKSAL - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.