Aranızda ölümcül bir hastalığı olan var mı?

        Aile içi seminer düzenleyen değerli bir Prof. Hocam seminere başlarken katılımcılara şöyle bir soru sorar. “Arkadaşlar aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?” katılımcılar hep bir ağızdan “Allah’a şükür hocam bildiğimiz kadarıyla hiçbirimizin ölümcül bir hastalığı yok.” “Ne güzel! Peki bana istisnasız tüm insanların, yani sekiz milyar insanında başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?” Herkesin ağzından bir anda aynı cevap çıkar: Ölüm

        Peki madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?” Katılımcılar hocanın dediğini sessizce başlarıyla onaylarlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Hoca “peki arkadaşlar ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?” Katılımcılar hep bir ağızdan “hayır” der. “Bir saniye içinde olma olasılığı var mı?” Katılımcılar “evet” der. “Yarın ya da 30 yıl sonra da olabilir mi?” Katılımcılar yine “evet” der.

      Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam evinize sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?” Sınıf sessizce dinlemeye devam eder, çünkü hayata şimdiye kadar hiç böyle bakmamışlardır. Hoca konuşmasına devam edip “peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?” katılımcılar “yoktur hocam” der. “Peki nereden biliyoruz biraz sonra telefonumuzun çalıp da evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?” Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar. “hocam konuyu değiştirsek” derler.

     Hoca “Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence.” der ve konuşmasına devam eder "peki acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu gibi mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?” katılımcılardan biri “kesinlikle çok farklı geçirirdik hocam” der. 

     Peki şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular tartışma yada gerginlik yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, onu bu son görüşünüz olduğunu bilseydiniz ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, yoksa aynanın karşısında durmaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir sesle (seni gerçekten çok seviyorum) demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz?

      Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?” Burada bazı katılımcılar duygulanarak ağlamaya başlarlar. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir. Hoca “şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşantımızda karşımızdakinin varlığından daha önemli. Yaşadığımız şeylerde şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim diye kendi kabuğumuz çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Acaba buna zamanımız kaldı mı?” Ne dersiniz? Bakın değerli dostlar anlaşıldı ki bu korona denen illet mikrobun kimi nerede nasıl yakalayacağı artık belli değil. Bir gün evvel samimi bir şekilde sohbet ettiğiniz bir dostunuzun ertesi gün koronadan dolayı hastaneye yatırıldığını bir gün sonrada yoğun bakıma alındığını ve birkaç gün sonrada vefat ettiğini duyduğunuzda bir anda yıkılıyorsunuz. Aynen bu şekilde Kocaeli ve İzmit sınırları içerisinde birçok sevdiğimiz dostumuzu maalesef kaybettik. Onun için derim ki hiç kimse bana bir şey olamaz demesin ve şu mübarek ramazan ayının da manevi havasından istifade ederek hiç olmazsa bundan sonra ölümün hayatta tek gerçek olduğunu aklımızdan çıkarmadan aile efradımız ve dostlarımızla olan ilişkilerimizde daha hassas davranarak birbirimizi kırıp dökmeden sürdürmeyi denemeye gayret edelim. Ha ayrıca şunu da hatırlatmak isterim ki içimizden bazıları ben daha gencim bana bir şey olmaz demesin sakın çünkü bu korona denen illet bizlere herkesin ölecek yaşta olduğunu da göstermiştir diyerek hayatta bazen sürahiler dururken bardaklarda kırılabiliyor unutmayın derim.

Herkese hayırlı ramazanlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Elgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Kocaelili - sayın elgin yazılarınız güzelik dolu teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Nisan 11:13