Yeter ki yüreğimiz engelli olmasın

Gelin isterseniz bugün kendimize şöyle bir soru sorarak yazımıza başlayalım. Bir ama, bir sağır ya da tekerlekli sandalyeye bağımlı bir engelliyi gördüğümüzde içimizden hemen bir vah vah çeker zavallının haline acıklı gözlerle bakarak içimizden mırıldanırız. Halbuki yapmamız gereken şey onlara acımak değil onları anlamaktır. Çünkü bizim de engelli olmamamız için bir dakika sonrasına garantimiz yok. Biliyorsunuz 3 Aralık Dünya Engelliler Günü gelin engellilerimizi sadece bugün değil, her gün hatırlayarak onların ve onlara bakan ailelerin yaşam koşullarını kolaylaştıracak şartları hep birlikte oluşturalım. Bilhassa onlarla aynı hayatı paylaşan anne ve babaların ne zorlukla dolu olduğunu iyi anlayalım. Fakat gelin görün ki kendini anlamayan başkasını nasıl anlasın. Biz ne kendimizi anlıyoruz ne birbirimizi bu yüzden hayatımızı kavga ve gürültülerle git gide anlamsızlaştırıyoruz. Bu kadar olumsuzluklar içinde de tabii ki kalplerimiz katılaşmaya yani anlaşılan birazda yüreğimiz engelli olmaya başlıyor.

              Çünkü neden derseniz bazen bakıyorum da hayatın sadece zorluklarını ve olumsuzluklarını görüyor ve diğer güzelliklerini gözden kaçırıyoruz. Elimizde ki güzelliklerle zenginlikleri fark etmediğimiz için mutluluğu uzaklarda arıyoruz. Oysa hayatta bir sürü güzelliklerde var mesela güller açıyor, insanlar gülümsüyor, güneş doğuyor, mevsimlerin kışı ayrı yazı ayrı güzel, ancak bu güzellikleri fark edebilmek için görebilmek lazım. Şayet görmüyorsak, bir anlamda görme engelli sayılmaz mıyız? Ne yazık ki çoğumuz kuş seslerini duymuyoruz. Kuşları duymadığımız gibi eşimizi ve çocuklarımızı da dinlemiyor ve duymuyoruz. Bir anlamda biraz işitme engelli sayılmaz mıyız?

             Annemiz, babamız, eşimiz ve çocuklarımız onları ne kadar sevdiğimizi bilmiyorlar çünkü birbirimize sevgimizi söylemeyi zaaf sayıyoruz. Bir anlamda sevgi engelli sayılmaz mıyız?  Sevgilerimizle birlikte kızgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi de saklıyoruz. Yani duygularımızı kendi içimizde yaşıyor bunun adına da kol kırılır yen içinde kalır diyoruz. Kol kırılıp yen içinde kaldıkça da kemikler hep yanlış kaynıyor.  

             Farklı inanan farklı düşünen farklı giyinen farklı yaşayan insanları kabullenemiyor sosyal hayattan dışlamaya kalkıyoruz. Bir anlamda saygı engelli sayılmaz mıyız? Ve hep yakınıyor sadece şikayet ediyoruz, yani birazda şükür engelli değil miyiz ne dersiniz dostlar. Bakın Prof. Üstün Dökmen hocamız hayvan dergisinde yayınlanan bir röportajında yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düşen insanı tekmeleyen çok kimse gördüm diyor.

            Birbirimize saygılı olma konusunda üç tip temel hatamız var. Avrupa da yaşayan bir vatandaşımız orada yerlere çöp atmıyor ama Kapıkuleden girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya başlıyor. Niye burada böyle yapıyorsun diye sorulduğunda herkes böyle yapıyor bende öyle yaptım diyor. Bu durum kendi fikri olmayan insanın duruma göre hareket etmesidir. İkinci hatamız adama göre davranmamız. Karşımızda ki adam iri yarıysa buyur abi diyoruz fakat ufak tefekse ne var lan diyoruz. Oysaki insanların onuru birbirine eşittir.

             Üçüncü hatamız keyfimize göre davranmak, keyfimiz yerindeyse evimize girerken merhaba millet diyoruz değilse surat asıyoruz. Oysaki keyfimiz yerinde olsun olmasın insanlara saygılı davranmak zorundayız. Sonuç olarak diyorum ki yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var kimse yerde gördüğü ekmeğin üzerine basmaz ve ayağıyla dürtüklemez, yerden alır öper ve bir kenara koyar. Kabul arkadaşta peki insan nimet değil mi? Zenginse itibar eder önünde eğiliriz garibansa ağız büker çoğu zaman selamı bile esirgeriz. Bunun neresi adalet bunun neresi saygı ve sevgi. Sevgi için kollarını kapalı tutma, sonra kendinden başka tutacak bir şey bulamazsın.

            Ekmeği yerden kaldırdığımız gibi ne olur düşen insanları da elinden tutup kaldırıversek. Her insan sizin gibi düşünmeye bilir, düşünmeye de mecbur değil zaten.

             Bütün yapacağınız şey insanların sizinkinden farklı davranışlara sahip olduğu gerçeğine saygı duymak ve diğer insanlarla birlikte kendi yolunuzda yürümektir. Herkesi dost edinemeyeceğinize göre düşmanlarınızla bile ona göre tedbirini alarak yaşamayı öğrenmeliyiz.

           Çünkü yüce Allah hikmeti ve bizleri birbirimizle imtihanı gereği herkesi farklı farklı fıtratlarda yaratmış bizlerin bunu değiştirme şansı yok . Onun için gelin bu farklılıklarımızı bir zenginlik sayarak birbirimizi anlamaya çalışalım. Birbirimizden hiç olmasa merhabamızı esirgemeyelim. Büyüklerimiz insanlar birbirleriyle kan grubu tutmakla değil can grubu tutmakla anlaşır derler. Gelin şu kısacık ömrümüzü kavgalarla gereksiz küslüklerle geçireceğimize birbirimizle can gruplarımızı tutturmaya çalışalım. Büyüklerden biri de der ki. İnsanlar aynı dili konuşmakla değil aynı duyguları paylaşmakla anlaşırlar. Hepimiz bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz. Başka çaresi yok. Onun için öyle yaşayalım derim ki hoca efendinin” Musalladaki mevtayı nasıl bilirdiniz?” sorusuna karşı, tüm cemaatin “İyi bilirdik” biz kendisinden razıydık Allah’ta razı olsun sözünün hakkını verelim olmaz mı..

           Herkese iyi pazarlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Elgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


DENEYİMLİ-DENEYİMSİZ MASÖZ ARANIYOR

EseR Masaj SalonuYenilenen, güleryüzlü, profesyonel kadromuzla hizmetinizdeyiz.DENEYİMLİ-DENEYİMSİZ MASÖZ ARANIYOR10:00-24:00Tel: 0536 272 39 99- 0262...

TIR ŞOFÖRÜ ARANIYOR

Gölcük-Gebze depolar arası çalıştırılmak üzere TIR ŞOFÖRÜ aranıyor. Tel: 0532 318 42 65

HAMURKÂR, PİŞİRİCİ, TEZGÂHTAR ARANIYOR

Ekmek ve unlu mamulleri üretimi faaliyetinde bulunan firmamızın Başiskele  şubesinde çalışmak üzere  deneyimli  HAMURKÂR, PİŞİRİCİ, TEZGÂHTAR  ara...

MAKİNE ELEKTRİKÇİSİ ARANIYOR

MAKİNE ELEKTRİKÇİSİ Alınacaktır. Başiskele Tel: 0532 541 24 29

MAKİNE MÜHENDİSİ ARANIYOR

MAKİNE MÜHENDİSİ ALINACAKTIR Firmamız bünyesinde çalışmak üzere; Üniversitelerin 'Makine Mühendisliği' bölümlerinden mezun, 30 yaşını geçmemiş Ms...

KARAMÜRSEL’DE KİRALIK DÜKKÂNLAR

KARAMÜRSEL’DE Mehmet Akif Ersoy Bulvarı’nda, çeşitli büyüklüklerde, tadilatı yeni yapılmış, KİRALIK DÜKKÂNLAR Tel: 0532 382 20 19

AJAN PLAZMA OPERATÖRÜ ARANIYOR

Bünyemizde çalıştırılmak üzere tam zamanlı AJAN PLAZMA OPERATÖRÜ aranmaktadır. Bzm Çelik A.Ş Serkan Yıldırım  Tel:0542 211 78 89 

MERMER USTASI VE YARDIMCI ALINACAKTIR

Köseköy’de mermer atölyesinde çalışacak MERMER USTASI VE YARDIMCI ELEMAN aranıyor. Tel:0 532 296 02 54

TECRÜBELİ MOTORLU KURYE ARANIYOR

Balık Market'imizde paket servisi için, kendi motoru olan, TECRÜBELİ MOTORLU KURYE arıyoruz Yelken Balık Tel: 0506 187 34 33

İNSAN KAYNAKLARI SORUMLUSU ARANIYOR

Yapısoy Beton Şirketimiz bünyesinde İNSAN KAYNAKLARI SORUMLUSU olarak çalışacak eleman aranıyor. Tel: 0533 015 85 41