Bir ayaz hikayesi

Gazneli Mahmud bir gün, maiyeti ile beraber ava çıkmıştı. Avda bir ceylanın peşine takılıp  saatlerce ardından koşarken maiyetindekilerden tamamen koptu ve  yorgun argın bir köye vardı. Çok hararetlendiği için köylülerden birine misafir oldu ve o evde "Ayaz" isminde genç bir delikanlı vardı. Padişah genç Ayaza kendini tanıttı ve kendisine dedi ki oğlum “Çok susadım, bana soğuk bir su verir misin?” Ayaz, "Hemen efendim derhal deyip dışarı çıktı ve ardından içeri girip padişahla koyu bir sohbete başladı.

      Padişah sohbet sırasında, "Su ne zaman gelecek" diye hatırlattığında, Ayaz çok kibar bir şekilde şöyle cevap veriyordu: ” Merak etmeyin efendim birazdan geliyor deyip Padişahı konuşturmaya devam ediyordu. Nihayet aradan 15 dakika kadar vakit geçince, padişaha soğuk bir su getirdi. Fakat Sultan, onun su getirmeyi kasten geciktirdiğini anladı. Suyu içip, kendisine teşekkür ettikten sonra sordu: “Ayaz oğlum ben bu kadar susamış olduğum hâlde, niçin suyu geciktirdin. Sebebini çok merak ettim dedi. Ayaz, mahcup bir hâlde “Sultanım, geldiğinizde çok terliydiniz. O hâlinizle su içseydiniz hasta olabilirdiniz. Terinizin soğumasını bekledim. Onun için geciktirdim, özür dilerim dedi

      Sultan, Ayaz’ın bu hâl ve hareketlerinden çok memnun oldu. Anlaşılan Ayaz sıradan bir gence benzemiyordu. Ne yapıp yapıp bu genci beraberinde götürmeye karar verdi., Ayaz'ın Anne ve babasından, onu sarayına götürmek için müsaade istedi. Böyle zeki ve akıllı gençlere sarayda ihtiyacı olduğunu söyledi. Müsaade edilince, maiyetiyle beraber Ayaz’ı da yanlarına alıp yola koyuldular. Saraya vardığında, kendisine kıymetli kumaşlardan yapılmış elbiseler giydirildi. Ama Ayaz, köyden getirdiği çarığını ve koyun postundan yapılmış kepeneğini sarayın bahçesinin kuytu bir yerinde, küçük bir kulübe yaptırıp, oraya astı. Tabii ki seneler geçtikçe Ayaz zeki ve akıllılığıyla saraydaki herkesin dikkatini çekmeye başladı. 

      Öyle ki konuşmaları, tavrı ve görüşleri ile Sultanın sohbet arkadaşı bile oldu. Böyle olunca da tabii ki birçok rütbelere kavuştu. Üçüncü vezir, ikinci vezir derken birinci vezirliğe kadar yükseldi. Ayaz'ın böyle kısa bir zamanda birinci vezirlik rütbesine kavuşmasını Saraydaki hasetçiler çekemediler. Sultanın huzuruna çıkarak dediler ki: Sultanım Ayaz her gün bahçede bir kulübeye girip çıkıyor. Kapısını da iyice kilitliyor. Biz biliyoruz ki buraya kıymetli mücevherler, altınlar dolduruyor. Devletin malını orada kendisi için biriktiriyor. Sultan Mahmud, bu habere çok şaşırdı. Sonra hasetçilere dönüp dedi ki: “Bir yanlışlık olmasın. Ayaz böyle bir şey yapacak biri değil. Olur mu efendim, o kulübeye kendinden başka kimseyi sokmuyor. Sultan bunun üzerine,  Tamam ben bir araştırayım deyip onları başından savdı.

      Fakat birkaç gün sonra aynı adamlar yine geldi: Sultanım bu gidişle hazinede para ve altın kalmayacak, Ayaz her gün birkaç defa o kulübeye gizlice girip çıkmaya devam ediyor. Kulübesini altınlarla dolduruyor. Bizden söylemesi bu delikanlı bir gece altınları alıp ansızın kaçacak. Sultan tabii ki Ayaz’a çok güvendiği için baktı ki, bunları ikna edemeyecek.  Hasetçileri çağırıp. Bakın bu gece, Ayaz’ın kulübesinin kapısını kırıp, içeri girin! Içeride ne kadar altın, mücevher para bulursanız hepsini bana getirin yarısını da size vereceğim dedi. Çünkü Sultan, Ayaz'ın böyle bir şey yapmayacağından o kadar emindi ki fakat, hasetçileri susturmak, ve onlara bir ders vermek için böyle bir emir verdi. Altınların yarısını almayı hayal eden , otuz kadar hasetçi, gece yarısı ellerine meşaleler alarak, kulübenin önüne geldiler. Hemen kulübenin kilidi kırıp içeri girdiklerinde ortalıkta hiçbir şey görünmüyordu. İçeride sadece, duvarda koyun postundan bir kepenek ile bir çarık asılıydı. Sabah olunca Sultanın huzuruna üzgün ve mahcup vardıklarında, Sultan onlara dedi ki söyleyin bakalım kulübedeki bulduğunuz altınlar nerede . Yoksa bir yere mi sakladınız. İnsan hem altınları alıp, hem de bu kadar üzülür mü. Bakıyorum suratınızdan düşen bin parça.

       Hasetçiler, Sultanın kinayeli konuştuğunu hemen anladılar. Sultan bu arada Ayaz’ı da yanına çağırttı. Hasetçiler Sultana dediler ki: Efendim biz kabahatimizi biliyoruz. Yaptıklarımızın hepsinden utanıyoruz. Artık bize ne ceza verseniz yeridir. Çünkü biz bunu hak ettik. Sonra Sultan Ayaza dönerek. Söyle bakalım Ayaz bahçedeki o kulübeye her gün girip çıkmanın sebebi neydi. Sultanım! Benim o kulübeye sık sık girip çıkmamın sebebi şu idi: Biliyorsunuz ben bu sarayda doğup büyümedim. Benim aslım bellidir. Sayenizde rüyamda bile göremeyeceğim birçok rütbelere, nimetlere kavuştum. Bunlara dalıp, aslımı unuturum diye, köyden geldiğimde üzerimde bulunan, koyun postundan elbisem ile ayaklarımdaki çarıkları duvara asmıştım. Her girişimde, onlara bakıp, kendi kendime diyorum ki: "Ey Ayaz! Senin aslın budur. Kavuştuğun nimetler, dünyalıklar, makamlar aslını unutmana sebep olmasın. Bu nimetlerin sebebiyle, ananı babanı, geçmişini sakın unutma!

        Böylece, gaflete düşmemek için kendimce gayret sarf ediyordum. Evet Ayaz söyle bakalım bu hasetçilere şimdi ne ceza verelim. Sultanım! Sultanlara yakışan, affetmektir. Madem ki bunlar hatalarını anlayıp özür diliyorlar. Büyüklere de affetmek düşer.  Sizin de bunları affetmenizi talep ediyorum deyince Sultan da hasetçileri affetti. Hasetçiler de, Ayaz'ın, bu kadar kısa zamanda yükselmesinin sebebini ve ayrıca Ayaz'ın kendilerinden neden farkı olduklarını böylece anlamış oldular.

         Şimdi bu hikayeyi neden kaleme aldım derseniz o zamanlar hasetçiler vardı da şimdi yok mu hiç merak etmeyin bugünde aynı şekilde devam ediyor. Maalesef başarıyı çekememezlik meselesi bence bugünde ülkemizin en önemli meselelerinden biri. Gerçi bu mesele her alanda var ama günümüzde en belirgin olarak gözlenen alan siyaset alanı bence. Neden derseniz çünkü yaptığınız veya yapamadığınız her şey ortada halkımızda özellikle seçtiği insanların neler yapıp neler yapmadığını çok yakından takip ediyor. Öyle olunca da işin içine siyasi rekabet giriyor ve açıkçası başlıyor eleştiriler.

          Şimdi eleştiri derken yanlış anlaşılmasın tabii ki doğruyu bulmak için birbirimizi eleştireceğiz ama sadece eleştirmekle kalmayıp bunun yanında doğru yapılan şeyleri de alkışlamak lazım diye düşünüyorum. Ama maalesef bugün bakıyoruz muhalefet partileri Ak Parti ve Cumhurbaşkanımızın yaptığı bütün işlerini eleştiriyorlar. Yahu arkadaş bu ekibin  hiç mi yaptığı doğru işler yok vicdanı olan herkes görüyor ki dünya kadar var. Ama ne hikmetse muhalefete göre yirmi yıldır ortada yapılan bir şey yok. Yahu arkadaş benim bildiğim bir muhalefet partisi iktidar partisinin yaptığı bütün hizmetleri eleştirir mi bence eleştirmez aksine eksik bıraktığı hizmetler ve yapmadıklarından dolayı eleştirir yaptıklarından dolayı değil.. İşte bizdeki bu muhalefet partilerinin yapılan tüm güzel hizmetleri çekemediklerinden dolayı acımazca eleştirmeleri ve yapılanları yok saymalarından dolayı kadirşinas milletimiz bu garip ittifaka iktidar yüzü göstermiyor.

         Allah aşkına sizler hala Türk milletinin sağduyusunu ve ferasetini anlayamamışsınız. Hele birde hala terör örgütleriyle irtibatlı bir partiyle ortaklık yapıp ardından kafanızın içindeki ortaçağ zihniyetini dışa vurarak her zaman yaptığınız gibi Milletimizin milli ve manevi değerlerine saldırarak onlardan oy almaya çalışıyorsunuz ya inanın kendinizi gülünç  duruma düşürdüğünüzden dolayı bende kendimi gülmemek için zor tutuyorum.

        Herkese iyi pazarlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Elgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Özgür Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Özgür Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Özgür Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Özgür Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


AĞIR VASITA ŞOFÖRÜ ARANIYOR

Başiskele Kullar bölgesinde bulunan şantiyemize 12 ADET AĞIR VASITA (kırkayak) ŞOFÖRÜ alınacaktır. Yemek ve servis vardır. Yatılı kalmak isteyen perso...

ÖN MUHASEBE PERSONELİ ARANIYOR

Firmamız Bünyesinde Çalışacak Mikro Programına hakim Deneyimli Bayan ÖN MUHASEBE ELEMANI aranmaktadır. Başvuruların [email protected]

YÖNETİCİ ASİSTANI ARANIYOR

YÖNETİCİ ASİSTANI *Lisans mezunu, *En az 5 yıl Yönetici Asistanlığı veya sekreter pozisyonunda deneyimli, *MS Office Programlarına hakim, *Yazılı...

DİKİŞ BİLENLER ARANIYOR

DİKİŞ BİLEN BAY-BAYAN ELEMANLAR aranıyorTel: 0 555 541 52 85

MİNİKÖŞK ELEMANLAR ARIYOR

Mini Köşk Köfte ve Izgara Salonunda dolgun ücretle çalışacak  KASAP, KASİYER, DENEYİMLİ GARSON, MOTORLU/MOTORSUZ KURYE VE ŞOFÖR arıyoruz.  Yemek ve...

USTA KALFA ALINACAKTIR

Kocaeli deki mobilya fabrikamıza USTA -KALFA alınacaktır servis vardır Tel: 0532 133 19 08

PERSONEL ALINACAKTIR

İzmit’ teki Metal Fabrikamıza GAZALTI VE ARGON KAYNAK USTASI ile TAŞLAMA YARDIMCI PERSONEL Alınacaktır Tel: 0532 133 19 08

BAY ELEMANLAR ARANIYOR

Tıbbi atık tesisimizde beden işçisi olarak görev alacak BAY ELEMANLAR alınacaktır. Orta yaş grubu ve emekliler tercih sebebidir Tel: 0262 325 65 65

ŞOFÖR ARANIYOR

Firmamıza tıbbi atık toplama- taşıma görevinde çalışacak ŞOFÖR alımı yapılacaktır. SRC 4 veya 5 belgesi tercih sebebidir. Tel: 0262 325 65 65

LOJİSTİK ŞOFÖR ALIMI YAPILACAKTIR

Aşuroğulları Endüstriyel Atık Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nde çalıştırılmak üzere SRC-5 BELGELİ ŞEHİR İÇİ VE ŞEHİR DIŞI LOJİSTİK ŞOFÖR alımı yap...